Skip to content
Get App

semistan voor youtube

Şemistan Solmaz, 1980'de Hollanda'ya göçünü, kültür şoklarını, bireysellik-topluluk farklarını ve Türkçe öğretmeni olarak yaşadığı ayrımcılıkları anlatıyor.

Key Takeaways

  • Farklı kültürleri anlamak ve yargılamamak, insanları zenginleştirir.
  • Dil ve kültür farklarına rağmen iyi niyet, saygı ve iletişim mesafeleri kolayca azaltabilir.
  • Ana dilin korunması çocuğun kimliği ve aile bağı için önemlidir.
  • Göçmenler çoğu zaman iki kültür arasında kalmış hissedebilir.

What the video covers

  • Emekli öğretmen Şemistan Solmaz, 1980'de ailesinin daveti üzerine Ardahan'ın Posof ilçesinden Hollanda'ya göç etmiş.
  • Hollandalıların dakikliği, açık sözlülüğü ve bisiklet kültürü ilk kültür şokları arasında yer alıyor.
  • Hollanda'daki misafirlik anlayışı ve kişisel alana verilen saygı, Türkiye'deki sıcak misafirperverlikle karşılaştırılıyor.
  • Hollanda'da bireysellik, Türkiye'de ise aile ve komşuluk odaklı topluluk kültürü öne çıkarılıyor.
  • Bir Hollandalının resmi işlemde gösterdiği sabır, kültürler arası mesafeyi azaltan küçük bir iyilik örneği olarak anlatılıyor.
  • Türkiye tatilinde yaşanan 'artık yabancı olmuşsunuz' şakası, iki kültür arasında kalma duygusunu anlatmak için kullanılıyor.
  • Hollanda'da Türkçe öğretmenleri, Türkçe derslerinin gereksiz görüldüğü ve ana dile karşı önyargılarla karşılaştıklarını dile getiriyor.
  • Ana dilin çocuğun kimliği ve aile bağı için önemi vurgulanıyor; iki dil bilmenin zenginlik olduğu savunuluyor.
  • Anlatıcı, yaşadığı ayrımcılığa rağmen öğretmenlik sevgisini korduğunu ve çocuklara köklerini tanıtmaya çalıştığını söylüyor.
  • Video, farklılıklara saygı ve yeni bir başlangıç üzerine bir değerlendirmeyle sona eriyor.

Answers

Questions about this video

Konuşmacı Hollanda'ya ne zaman ve neden geldi?

Şemistan Solmaz, 1980 yılında ailesinin daveti üzerine Hollanda'ya gelmiştir. Bu göçü, yeni bir hayata ve farklı bir kültüre adım atmak olarak tanımlamaktadır.

Konuşmacı Hollanda'da hangi kültür şoklarını yaşadı?

Hollandalıların dakikliğini, açık ve doğrudan konuşmalarını ve yaygın bisiklet kullanımını ilk şaşırtıcı bulgular olarak anlatmaktadır. Ayrıca misafirlik geleneklerindeki farklılıkları da paylaşmaktadır.

Konuşmacı Türkçe öğretmeni olarak hangi zorluklarla karşılaştı?

Bazı Hollandalı meslektaşların Türkçe derslerini gereksiz gördüğünü ve veli toplantılarında Türkçe derslerinin öğrenci başarısını olumsuz etkilediği yönünde ifadeler kullanıldığını belirtmektedir. Bu tutumu ayrımcılık olarak değerlendirmektedir.

Full Transcript — Download SRT & Markdown

00:00
Speaker A
Hayat bazen insanı hiç beklemediği yerlere götürür. Ama insan nereye giderse gitsin geçmişini, kültürünü ve anılarını da beraberinde taşır. Merhabalar.
00:16
Speaker A
Ben Şemistan Solmaz. Ardağan'ın Posof ilçesinde doğdum. Emekli öğretmenim. 1980 yılında ailemin daveti üzerine Hollanda'ya geldim.
00:31
Speaker A
Bu benim için sadece bir ülke değişikliği değil. Aynı zamanda yeni bir hayata, yeni bir kültüre ve farklı bir dünyaya adım atmak demekti.
00:45
Speaker A
Berkopson'da birkaç ilkokulda görev aldım. Türk çocuklarına Türkçe dersler vermeye başladım. Bugün sizlerle Türkiye'den Hollanda'ya geldiğimde yaşadığım bazı kültür şoklarını paylaşmak istiyorum.
01:05
Speaker A
Bunların bazıları bana çok garip geldi. Bazıları komikti. Bazıları ise gerçekten şaşırtıcıydı. Zamanla alıştım ama ilk günlerde birçok şeyi anlamakta zorlandım.
01:22
Speaker A
İlk kültür şokum Hollandalıların takik olmasıydı. Eğer biryle saat 14'te buluşacaksanız gerçekten saat 14'te orada olmanız bekleniyor.
01:37
Speaker A
İkinci olarak beni şaşırtan şey Hollandalıların çok açık ve doğrudan konuşmalarıyla eğer bir şeyi beğenmiyorlarsa bunu çekinmeden söylüyorlar.
01:54
Speaker A
İlk zamanlar bunu kabalık olarak düşündüm. Sonra bunun onların dürüstlük anlayışı olduğunu öğrendim. Onlar için açık konuşmak saygısızlık değil.
02:14
Speaker A
Tam tersine karşıdaki kişiye karşı dürüst olmaktır. Bir başka ilginç kültür şoku ise bisikletlerden. Hollanda Hollanda'da bisiklet adeta bir hayatın merkezinde. Sabah işe giden de, okula giden de, alışveriş yapan da hatta yağmur altında bile herkes bisiklet kullanıyordu.
02:45
Speaker A
Hava durumu da benim için ayrı bir sürpriz oldu. Aynı gün içinde güneş açabiliyor, yağmur yağabiliyor ve rüzgar çıkabiliyor.
02:59
Speaker A
Misafirlik kültürü de farklı. Türkiye'de misafir gelince sofralar hazırlanır çaylar kahveler tatlılar ikram edilir. Hollanda'da ise bazen sadece bir kahve ve bir kurabiye ikram edilebilir.
03:24
Speaker A
Hollanda'da insanların özel hayata ve kişisel alana büyük saygı göstermesi de dikkatimi çekti. Kimse gereksiz yere özel sorular sormuyor.
03:41
Speaker A
Siyasi parti ve etnik köken gibi konular da kolay kolay tartışılmıyor. Bu da insanların kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlıyor.
04:00
Speaker A
Elbette her ülkenin kendine özgü gelenekleri ve işte yaşantı tarzı vardır. Başlangıçta yaşadığımız kültür şokları bizi şaşırtabilir.
04:17
Speaker A
Ancak zamanla bu farklılıkları anlamaya ve hatta sevmeye başlıyoruz. Bugün geriye dönüp baktığımda yaşadığım bu kültür şoklarının bana yeni bakış açıları kazandırdığını düşünüyorum.
04:40
Speaker A
Demek istediğim farklı kültürleri tanımak insanları zenginleştirir. Önemli olan farklılıkları yargılamak değil, onları anlamaya çalışmaktır.
04:57
Speaker A
Diğer bir konu Hollanda ve Türkiye'de yaşam anlayış anlayışı bireysellik ve topluluk kültürü. Hollanda ve Türkiye'deki yaşam anlayışları arasındaki önemli bir farktan bahsetmek istiyorum.
05:19
Speaker A
Hollanda'da insanlar daha çok bireysel bir yaşantı anlayışına sahiptir. Yani herkes kendi kararlarını vermeye, kendi sorumluluğunu almaya ve başkalarının özel hayatına saygı göstermeye önem verir.
05:42
Speaker A
Türkiye'de ise topluluk odaklı bir yaşam daha yaygındır. Aile, akrabalar ve komşular günlük hayatın önemli bir parçasıdır.
05:56
Speaker A
İnsanlar birbirleriyle daha sık görüşür, yardımlaşır ve birbirlerinin hayatıyla daha yakından ilgilenir. Bu farkı gösteren bir somut bir örnek verebilirim.
06:17
Speaker A
Örneğin Türkiye'de yeni taşınan bir komşuya hoş geldin demek, evine tatlı götürmek ve yardıma ihtiyacı olup olmadığını sormak oldukça normaldir.
06:32
Speaker A
Hollanda'da ise komşular nazik davranırlar. Ancak birbirlerinin özel alanına daha fazla saygı gösterirler. Yeni taşınan bir komşuyla tanışmak bazen günler hatta haftalar sürebilir.
06:54
Speaker A
Kimse bunu kabalık olarak görmez. Çünkü kişisel alanın korunması önemli kabul edilir. Sonuç olarak her iki kültürün de güçlü yönleri vardır.
07:16
Speaker A
Türkiye'de sıcak ilişkiler ve dayanışma ön plandır. Hollanda'da ise bireysel özgürlük bağımsızlık ve açık iletişim önemlidir.
07:30
Speaker A
Farklı kültüreleri anlamak birlikte daha rahat yaşamamıza ve daha iyi iletişim kurmamıza yardımcı olur. Üçüncü bir konu Hollanda'da farklı kültürler arasındaki mesafeyi, anlayışı Hollanda'da geçirdiğim süre boyunca beni çok en çok etkileyen şeylerden biri.
08:00
Speaker A
farklı kültürlerden insanların birbirlerine saygıla yaklaşması oldu. Özellikle unutamadığım bir olay var. İlk zamanlarda Hollanda'da bazı konurlarda zorlanıyordum.
08:22
Speaker A
Dili tam olarak bilmiyordum ve günlük hayatta kendimi ifade etmekte güçlük çekiyordum. Bir gün resmi bir işlem için gittiğim yerde bir Hollandalı bana sabırla yardımcı oldu.
08:42
Speaker A
Acele etmeden beni dinledi. Anlamadığım yerleri tek açıkladı ve işimi kolaylaştırdı. Bu küçük ama anlamlı davranış beni çok etkiledi.
08:57
Speaker A
O gün insanların birbirlerini anlamaya çalışmasının dil ve kültür farkından daha önemli olduğunu düşündüm. Bu deneyim sayasında farklı kültürler arasında ki mesafenin aslında iyi niyet, saygı ve iletişimle kolayca azalabileceğini gördüm.
09:29
Speaker A
O kişiyi bugün hala hatırlıyorum. bana sadece yardım etmedi. Aynı zamanda kendimi bu topluma daha yakın hissetmemi sağladı.
09:43
Speaker A
Bu yüzden Hollanda'da edindiğim en değerli kazanımlardan biri farklı kültürlerden insanların insanlarla kurduğum dostluklar ve karşılıklı anlayış oldu.
09:58
Speaker A
Bu deneyim bana insanların birbirinden öğrenebileceği ve küçük bir iyiliğin bile kalıcı bir iz bırakabileceğini gösterdim.
10:12
Speaker A
4.üncü bir madde, Türkiye'ye tatile gittiğimde artık orada da tam anlamıyla ait olmadığımı hissettiğim bir anı hiç unutmuyorum.
10:27
Speaker A
Bir gün ailemle birlikte Türkiye'de bir çay bahçesine gitmiştik. Çevremde herkes çok doğal bir şekilde konuşuyor, şakalaşıyor ve gündelik hayattan bahsediyordu.
10:42
Speaker A
Biz ise bazı kelimeler anlamakta zorlanıyorduk. Hollanda'da uzun yıllar yaşadığımız için konuşma tarzımız biraz değişmişti.
10:55
Speaker A
Bazen Türkçe konuşurken Hollandaca kelimeler kullanıyorduk ya da doğru ifadeyi bulmakta zorlanıyorduk. Bunun üzerine bazı kişiler sizler artık yabancı olmuşsunuz diye şaka yaptılar.
11:20
Speaker A
Aslında kötü bir niyetleri yoktu. Ama o an kendimi farklı hissettim. Hollanda'da bana bazen Türk gözüyle bakılıyor.
11:34
Speaker A
Türkiye'de ise yurt dışından gelmiş biri olarak yülüyoruz. Bu yüzden iki ülkeye de ait olduğumu hissediyorum ama aynı zamanda hiçbirine tam anlamıyla ait değilmişim gibi geliyor.
11:59
Speaker A
Bu deneyim bana göçmel olarak yaşayan birçok insanın benzer duygular yaşayabileceğini düşündüm. Düşündürdü. İnsan iki kültürde seviyor.
12:16
Speaker A
İkisinden de bir parça taşıyor. Ancak bazen durum kendini iki dünya arasında kalmış gibi hissetmene neden olabiliyor.
12:34
Speaker A
Evet. Hollanda'da Türkçe olarak Türkçe öğretmen olarak yaşadığım ayrımcılıklar. Hollanda'da yıllarca Türk çocuklarına Türkçe öğretmeni olarak görev yaptığım dönemde yaşadığım bazı olayları paylaşmak istiyorum.
12:57
Speaker A
Bunlar sadece benim şahsi hatıralarım değildir. Aynı zamanda farklı bir kültür içinde kimliğini, dilini ve değerini korumaya çalışan birçok insanın ortak yaşanmışlıklarından da izler taşımaktadır.
13:26
Speaker A
Görev yaptığım yıllar boyunca birçok kez ayrıcı tutumlarla karşı karşıya kaldım. Bu ayrımcılık bazen açık sözlerle bazen de sessiz ama derin izler bırakan davranışlarla kendini gösteriyordu.
13:50
Speaker A
Hollandalı meslektaşlarına sık sık şu sözleri duyardım. Türk çocukları artık Hollanda'da yaşıyor. Onlara Türkçe öğretmenin hiçbir anlamı yok.
14:08
Speaker A
Bu cümle yalnız bir düşünce açıklaması değildi. Aynı zamanda Türk çocuklarının kendi ana dillerini öğrenmelerine karşı oluşmuş bir bakış açısının göstergesiydi.
14:26
Speaker A
Oysa ben ana dilinin bir çocuk için ne kadar önemli olduğunu biliyordum. Ana dili insanın kimliğinin, kültürünün ve ailesiyle kurduğu bağın temelidir.
14:44
Speaker A
Bir çocuğun iki dil bilmesi bir eksiklik değil. Aksine büyük bir zenginliktir. Ancak bu anlayışı kabul etmek istemeyen çevreler de vardı.
15:06
Speaker A
Özellikle veli toplantılarına yaşanan bazı olaylar bu konudaki düşünceleri açıkça ortaya koyuyordu. Okullarda düzenlenen veli akşamlarında Türk velilerle karşılaşan bazı Hollandalı öğretmenler velilere şu şekilde ifadeler kullanırlardı.
15:35
Speaker A
Sizin çocuğunuz Türkçe derslerine katılıyor. Bu nedenle onun dersleri zayıf oluyor. Bu sözler aslında bilimsel bir gerçekliğe dayanmayabilir.
15:53
Speaker A
Dayanmayan bir ön yargının yansımasıydı. Türkçe dersleri gereksiz gösterilmeye çalışılıyordu. Velilerin ve öğrencilerin zihninde Türkçe öğrenen, öğrenmenin bir engel olduğu düşüncesi oluşturuluyordu.
16:16
Speaker A
Oysa bir çocuğun kendi ana dilini öğrenmesi onun diğer dilleri öğrenmesine engel değildir. Ne yazık ki zaman içinde bu tür olumsuz yaklaşımlar etkisini gösterdi.
16:35
Speaker A
Sonunda 1 Ağustos 2004 tarihinde Hollanda'da okullarda verilen Türkçe dersleri yasal olarak kaldırıldı. Bu kararın oluşmasına yıllarca Türkçe derslerine karşı olumsuz görüş bildiren bazı eğitimcilerin ve öğretmenlerin etkisi olduğunu kanaatindeyim.
17:07
Speaker A
Bu süreci yakından yaşayan bir öğretmen olarak bunun üzüntüsünü derinden hissettim. Ayrımcılığı sadece eğitim politikalarında değil, günlük okul hayatında da yaşadım.
17:30
Speaker A
Okulun düzenlediği sosyal etkinliklere çoğu zaman isteyerek değil görev gereği katılırdım. Hocam günlük iş hayatı için yeterliydi.
17:47
Speaker A
Ancak kalabalık ortamlardaki hızlı konuşmaları, esprileri ve uzun sohbetleri takip etmekte zorlanıyordum. Okul eğlencelerinde çevremde herkes konuşuyor, gülüyor. Birlikte güzel vakit geçiriyordu.
18:10
Speaker A
Ben ise çoğu zaman sessiz oluyor. Oturuyor konuşmaları anlamaya çalışıyordum. Kalabalığın içinde yalnız olmanın ne demek olduğunu o yıllarda çok iyi öğrendim.
18:32
Speaker A
Bazen okuldan gelen resmi mektupları ve yazıları tam olarak anlayamazdım. Bir meslektaşından rüc ederek bunu bana anlatabileceğin şekilde anlatabilir misiniz? Derdim.
18:57
Speaker A
Fakat çoğu zaman aldığım cevap vaktim yok olurdu. Birkaç dakikalık bir yardım benim için büyük bir kolaylık sağlayabilirdi.
19:12
Speaker A
Ancak bu küçük destek bile çoğu zaman çok görülürdü. Beni en fazla üzen konulardan biri de yemekli organizasyonlardı.
19:31
Speaker A
Yaşadıklarımda yabancı öğretmenlerin, özellikle de Müslüman öğretmenlerinin yemek tercihleri çoğu zaman dikkate alınmazdı. Ben dini inancım gereği domuz ve at eti yemiyordum.
19:52
Speaker A
Buna rağmen bana uygun bir yemek hazırlanması için gerekli hassasiyet gösterilmezdi. Oysa mesele sadece bir yemek değildi.
20:08
Speaker A
Mesele bir insanın inancına, kültürüne ve yaşam biçimine saygı duyulmasıydı. yıllar boyunca buna benzer daha birçok olay yaşadım.
20:27
Speaker A
Bazen sözlerle küçümsendim. Bazen görmezden gelindim. Bazen de sessizce dışlandım. Ayrımcılık her zaman açık bir şekilde ortaya çıkmaz.
20:44
Speaker A
Bazen küçük davranışlarda söylenen birkaç cümle cümle de ve gösterilmeyen bir anlayış da kendisini belli eder.
21:02
Speaker A
Bütün bunlara rağmen mesleğime olan sevgimi hiçbir zaman kaybetmedim. Çünkü ben sadece Türkçe öğretmiyordum. Çocuklara kendi köklerini tanımayı, aileleriyle daha güçlü bağ kurmayı, kültürlerini korumayı ve kendilerine güven duymayı, güven duymayı da öğretmeye çalışıyordum.
21:43
Speaker A
Bugün geriye dönüp baktığında yaşadığım zorlukları unutmuş değilim. Ancak içimde en güçlü kalan duygu görevimi vicdanımla ve inancımla yerine getirmiş olmanın huzurudur.
22:05
Speaker A
İnanıyorum ki hiçbir çocuk dili, kültürü ve kökeni nedeniyle kendi değerlerinden uzaklaştırılmamalıdır. Eğitim farklıları yok etmek için değil, farklılıklarla birlikte yaşamayı öğretmek için vardır.
22:29
Speaker A
Benim yaşadığım, yaşadıklarım geçmişte kaldı. Ancak bu hatıraların gelecek nesiller için daha adil, daha saygıl saygıyla ve daha kapsayıcı bir eğitim anlayışının oluşması oluşmasına katkı sağlamasını diliyorum.
22:57
Speaker A
Son olarak bugün sizlerle sadece bir ülkeye geliş h şikayemi değil aslında birçok insanın ortak duygusu olan yeni bir başlangıç hikayesini paylaşmak istiyorum.
23:13
Speaker A
Hollanda'ya ilk geldiğim günü hala hatırlıyorum. İçimde büyük bir heyecan vardı ama aynı zamanda bilinmezliğin verdiği bir merak da vardı.
23:28
Speaker A
Bir bavulum, birkaç hayalim ve geleceğe dair büyük umutlarım vardı. Yeni bir ülkeye gelmek kolay değildir.
23:39
Speaker A
Çünkü insan sadece evinden, ailesinden ve alıştığı çevreden ayrılmaz. Aynı zamanda bildiği birçok şeyden de uzaklaşır.
23:53
Speaker A
Yeni bir dil, yeni insanlar, yeni kurallar ve bambaşka bir yaşam tarzıyla karşılaşırsınız. Hollanda'ya geldiğim ilk günlerde beni en çok şaşırtan şey insanların yaşam biçimi oldu.
24:15
Speaker A
Sokaklarda herkesin bisikletle hareket ettiğini gördüm de çok şaşırmıştım. Küçük çocuklardan büyüklere kadar herkes bisiklet kullanıyordu.
24:29
Speaker A
O an kendi kendime gerçekten burası bizim alıştığımız yerlerden ne kadar farklı diye düşündüm. Ama zaman içinde gördüm ki bu farklılıklar aslında çok değerliydi.
24:54
Speaker A
İnsanların birbirine saygısı zaman önemsemeleri, doaya verdikleri değer ve sakin yaşam anlayışı beni çok etkiledi.
25:12
Speaker A
Her gün yeni bir şey öğrendim. Bazen komşumu küçük bir yardım, bazen bir yabancı, yabancının samimi bir gülümsemesi bana bu ülkede yalnız olmadığımı hissettirdi.
25:33
Speaker A
Tabii ki her şey her zaman kolay olmadı. özlediğim insanlar oldu. Alışmakta zorlandığım zamanlar oldu. Bazen kendimizi konuşmaya, kendi kültürümüzü yaşamayı çok aradık.
25:53
Speaker A
Ama zamanla şunu öğrendim. insan kalbinde taşıdığı değerleri kaybetmeden yeni bir hayata uyum sağlayabilir. Bugün geriye baktığımda Hollanda'ya geldiğim günlerdeki o şaşkın halimi sevgiyle hatırlıyorum.
26:17
Speaker A
Yeni bir ülke sadece yeni sokaklar değildir. Yeni insanlar, yeni dostluklar ve yeni fırsatlar demektir.
26:33
Speaker A
Hollanda bana sadece bir yaşam alanı vermedi. bana sabretmeyi, mücadele etmeyi, farklılıklara saygı göstermeyi ve her başlangıcın içinde bir fırsat olduğunu öğrettim.
26:54
Speaker A
Bugün bu ülkeye baktığımda artık sadece farklılıkları görmüyorum. Burada kurduğum anıları, verdiğim emekleri ve büyüttüğüm umutları görüyorum.
27:14
Speaker A
Çünkü bazen insan bir ülkeye gelir. Aynı zamanda o ülke insanın hayatında özel bir yere dönüşür.
27:25
Speaker A
Benim için Hollanda ilk günlerde yabancı bir ülkeydi. Bugün ise hikayemin önemli bir parçasıdır. Tamam. onu ekle nasıl
Topics:Hollandagöçkültür şokuTürkçe öğretmeniana dilgöçmenlikHollanda Türklerikültürler arası iletişimayrımcılıkbireysellik ve topluluk kültürü

Get More with the SozAI App

Transcribe recordings, audio files, and YouTube videos — with AI summaries and speaker detection. 30 minutes free.

Or transcribe another YouTube video here →