Hüseyin Nihâl Atsız'ın hayatı, Turancılık düşüncesi ve 1940'larda yaşadığı zorluklar anlatılıyor.
Ask about this video. Answers come from its transcript only — with the timestamp, so you can check them.
Generated from the transcript and can be wrong — check the timestamp.
Key Takeaways
- Hüseyin Nihâl Atsız, Turancılık düşüncesinin önemli temsilcilerindendir.
- Devlet politikaları ve ideolojik çatışmalar Atsız'ın akademik ve öğretmenlik kariyerini olumsuz etkilemiştir.
- Tarih ve edebiyat alanındaki çalışmaları Türk milliyetçiliği ve tarih anlayışına katkı sağlamıştır.
- Atsız, fikirleri nedeniyle sık sık hedef alınmış ve sürgün yaşamıştır.
- 1940'lar Türkiye'sinde ideolojik mücadeleler eğitim ve kültür alanında da yoğun yaşanmıştır.
What the video covers
- Turancılık, tüm Türk devletlerini ortak çatı altında toplama fikridir ve 1944 yılı Turancılar için zor bir dönemdir.
- Hüseyin Nihâl Atsız, asker kökenli bir ailede doğmuş ve genç yaşta askeri disiplinle yetişmiştir.
- Askerlikten atılması sonrası öğretmenlik ve edebiyat fakültesinde eğitim hayatına devam etmiştir.
- Tarih alanında önemli çalışmalar yapmış, Fuat Köprülü'nün asistanı olmuştur.
- Türk Tarih Kurumu ve devlet politikalarına karşı eleştirilerde bulunmuş, bu yüzden kariyerinde zorluklar yaşamıştır.
- Orhun Dergisi'ni çıkararak devletin tarih kitaplarındaki yanlışları eleştirmiştir.
- Milliyetçi ve ırkçı görüşleri nedeniyle devlet okullarında öğretmenlik yapma hakkı elinden alınmıştır.
- Nazım Hikmet ile fikir çatışması yaşamış ve sert yazılar yazmıştır.
- 1940'larda Boğaziçi Lisesi'nde öğretmenlik yapmış, öğrencilerinden Attila İlhan ile ilgili anekdotlar paylaşılmıştır.
- Atsız'ın hayatı, Turancılık, milliyetçilik ve dönemin siyasi atmosferi bağlamında ele alınmaktadır.
Full Transcript — Download SRT & Markdown
Speaker A
Turancılık dünyadaki bütün Türk devletlerini ortak çatı altında toplama fikridir.
Speaker A
1944 yılı ise Turancı düşüncede olanlar için kabus senesiydi.
Speaker A
Devlet Turancıları kadrolarından tasfiye etmekle kalmıyor, gazetelerde Turancıları hedef gösteriyordu.
Speaker A
Ancak işin daha da kötü kısmı zindanların soğuk zeminlerinde yaşanıyordu.
Speaker A
Dönemin popüler Turancıları altından lağım geçen zindanlarda büyük işkencelere maruz kalıyordu.
Speaker A
İçlerinde profesörler,
Speaker A
bilim ve fikir adamları vardı.
Speaker A
Bir insanın güçlükle sığabileceği 40-50 cm genişliğindeki odalara kapatıldılar.
Speaker A
Kafalarının tepesine beşer yüz mumluk üç ampul koyuldu, demir zincir ve prangalarla günlerce aç ve susuz şekilde kilitli kaldılar.
Speaker A
Tabutluklarda bu muameleye maruz kalanlardan Ordinaryus Profesör Reha Oğuz Türkkan'ın bir gözü görme yetisini büyük ölçüde kaybetti.
Speaker A
Bu insanların lideri ise ünlü fikir adamı Hüseyin Nihal Atsız olarak görülüyordu.
Speaker A
Gazeteler ve yazarlar devamlı olarak onu hedef göstermişti.
Speaker A
Peki Turancılar ne yapmıştı da bu duruma itilmişti?
Speaker B
Bilsin Cihan ki,
Speaker B
ben bu cihanın nesindeyim?
Speaker B
Bir ülkünün mehabetinin zirvesindeyim.
Speaker B
Dünya dönen mezellete dalsın her isteyen.
Speaker B
Ben ırkımın şeref taşıyan efsanesindeyim.
Speaker A
Hüseyin Nihal 1905 yılında asker kökenli bir ailede hayata gözlerini açtı.
Speaker A
Hüseyin Nihal'in babası da dedesi de Osmanlı donanmasında görev yapan askerlerdi.
Speaker A
Ayrıca annesinin babası ve dedesi de askerdi.
Speaker A
Anlaşılan o ki genç Nihal askeri disipline sahip bir ailenin üyesiydi.
Speaker A
1911 yılında birçok ülke gibi İtalyanlar da Osmanlı topraklarına inmişti.
Speaker A
Osmanlı ordusu İtalyanlara karşı elindeki toprakları korumaya çalışırken deniz savaşları patlak verdi.
Speaker A
Bu savaşta Hüseyin Nihal'in babası Mehmet Nail Bey de görevliydi ancak bu deniz savaşı ağır bir yenilgiyle sonuçlandı.
Speaker A
Yani Hüseyin Nihal mağlubiyeti, ihanetleri ve savaşları henüz çocuk yaşındayken gözlemledi.
Speaker A
Atsız 17 yaşındayken aile geleneğini yerine getirerek askeri tıbbiyeye girdi.
Speaker A
Bu yıllarda Türkçü düşünürlerden epey etkilenmeye başladı.
Speaker A
Bunların başında gelen kişi Ziya Gökalp'ti.
Speaker A
Onun fikirleri Atsız'da derin bir his uyandırıyordu.
Speaker A
Ziya Gökalp'in hayatını kaybetmesinden sonra bu ölümle alay eden bir grup ve Atsız'ın da içinde bulunduğu grup kavgaya tutuştu.
Speaker A
Okul yönetimi Atsız'a son uyarısını bu kavgadan sonra yaptı.
Speaker A
Bir olaya dahi karışması halinde okuldan atılacağı söylendi.
Speaker A
Ancak uyarılara kulak asmıyordu.
Speaker A
Üçüncü sınıftayken Mesut Süreyya adında Bağdatlı bir Arap subay Atsız'dan selam isteyince Atsız ona selam vermedi.
Speaker A
Bunun üzerine emir komuta zincirine uymayan Atsız,
Speaker A
hayatına adamaktan geri durmayacağı askerlik görevinden atıldı.
Speaker A
Asker olma hayalleri suya düşmüştü.
Speaker A
Ve bu olay onu derinden yaralamıştı.
Speaker A
Yıllar sonra yazacağı Ruh Adam romanındaki Selim Pusat, askerlikten atıldıktan sonra buhranlar yaşayan bir adamı konu ediniyordu.
Speaker A
Atsız askerlikten atıldıktan sonra geçimini sağlamak için Kabataş Lisesi'nde vekil öğretmenlik ve bir gemide katiplik yaptı.
Speaker A
Ancak bu işler geçiciydi.
Speaker A
Kısa bir zaman sonra Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu.
Speaker A
Öğrencilik yıllarında tarihle iç içe geçen Atsız, arkadaşlarıyla birlikte Anadolu'da Türklere ait yer isimleri adlı bir makale yayınladı.
Speaker A
Türkiyat Dergisi'nde yayınlanan makale Türkiye'nin en iyi tarihçilerinden biri olan Fuat Köprülü'nün dikkatini çekti.
Speaker A
Ve 1931 yılında Atsız Köprülü'nün asistanı oldu.
Speaker A
Atsız hayatı boyunca tarihten hiç kopmadı ve tarihe hizmet eden birçok eser yayınladı.
Speaker A
Fakat Aşıkpaşazade Tarihi'ni yayınlayarak Osmanlı'nın kuruluş zamanlarına ışık tutmuştur.
Speaker A
Bunun yanında asistanlık döneminde Atsız Mecmuayı çıkarmaya başladı.
Speaker A
Bu dergi uzun soluklu olmasa da yazar kadrosunda Fuat Köprülü ve Zeki Velidi Togan gibi usta tarihçiler yer alıyordu.
Speaker A
Ayrıca o dönem Türkçü çizgide olan Sabahattin Ali de bu dergide şiirlerini yayınlıyordu.
Speaker A
O dönemler Türk Tarih Kurumu Türklerin kökeni konusunda çalışmalar yapmaktaydı.
Speaker A
Ve 1932'de gerçekleşen ilk Türk Tarih Kongresi'nde Hititlerin ataları Türktür.
Speaker A
Ve Anadolu'nun en eski kavmi Türklerdir tezi Atsız'ın hocası Zeki Velidi Togan tarafından reddedildi.
Speaker A
Bunun üzerine Türk Tarih Cemiyeti Genel Sekreteri Reşit Galip, Zeki Velidi Bey'in kürsüsü önünde talebe bulunmadığına şükrediyorum.
Speaker A
Diyerek Zeki Velidi'yi hafife alan konuşmalar yaptı.
Speaker A
Bu durumu haber alan Nihal Atsız, arkadaşlarıyla birlikte Reşit Galip'e protesto telgrafı çekti.
Speaker A
Telgrafta şu yazıyordu:
Speaker B
Zeki Velidi Togan'ın öğrencisi olmakla
Speaker B
iftihar ederiz.
Speaker A
Bu protesto telgrafı sonucu Atsız artık devlet nezdinde kara listedeydi.
Speaker A
Reşit Galip kısa bir süre sonra Maarif Vekaleti'ne atandı.
Speaker A
Ve Atsız için kara günler başladı.
Speaker A
Önce Velidi Togan dekanlıktan ayrıldı.
Speaker A
Bunun üzerine Atsız kendi dergisinde Darülfünun'un Kara, daha doğru bir tabirle Yüz Kızartacak Listesi adında bir makale yayınladı.
Speaker A
Bu makalede bilime katkı sunmayan, kitabı olmayan ve yıllardır yerinde sayan profesörleri ifşa ederek Türkiye'nin eğitim sistemini ağır bir şekilde eleştirdi.
Speaker A
Derginin diğer sayfalarındaysa bu eleştirisinden dolayı üniversitedeki asistanlık görevinden atılacağını belirterek Yolların Sonu isminde bir şiir yayınladı.
Speaker B
Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden,
Speaker B
belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
Speaker B
Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden itler bile gülecek kimsesizliğimize.
Speaker A
Tahmini doğru çıktı.
Speaker A
Dergisi kapatıldı ve kısa bir süre sonra üniversitedeki asistanlık görevinden de ihraç edildi.
Speaker A
Atsız orduda yaşadığını kariyerinde de yaşıyordu.
Speaker A
Tabiri caizse bir sürgün hayatı başladı.
Speaker A
Atsız önce Malatya'daki bir ortaokulda Türkçe öğretmenliğine, ardından Edirne Lisesi'nde Edebiyat öğretmenliğine atandı.
Speaker A
Bu sıralarda okuldaki öğretmen arkadaşlarıyla Atsız Mecmua'nın devamı niteliğindeki Orhun Dergisi'ni çıkarmaya başladı.
Speaker A
Atsız bu dergide devletin liseler için hazırladığı tarih kitaplarındaki yanlışları ispatlarıyla gösterdi ve Türk Tarih Kurumu'nu eleştirdi.
Speaker A
Bu eleştiriler sebebiyle öğretmen arkadaşları korkarak dergiden çekildi.
Speaker A
Atsız'ın tavrı ise belliydi.
Speaker A
Gerekirse tek başıma bu dergiyi çıkarmaya devam ederim dedi.
Speaker A
Atsız'ın makus talihi bu yüzden yeniden devreye girdi.
Speaker A
Ve bu eleştiri yüzünden Bakanlar Kurulu kararıyla Orhun Dergisi kapatıldı.
Speaker A
Ve öğretmenlik görevinden uzaklaştırıldı.
Speaker A
Atsız 9 ay aranın ardından affedildi.
Speaker A
Ve öğretmenlik görevine geri döndü.
Speaker A
Ancak bu sıralarda Nazım Hikmet tarafından bir yazı yayınlandı.
Speaker A
Nazım Hikmet yazısında komünizm propagandası yapıyor ve Namık Kemal, Mehmet Emin Yurdakul gibi milliyetçi şahsiyetleri ağır bir dille eleştiriyordu.
Speaker A
Hatta Namık Kemal'e takma yeleli aslan, yıkılması gereken put yakıştırması yapan Nazım Hikmet Atsız'ı bir hayli kızdırmıştı.
Speaker A
Atsız bunun üzerine kalemini iyice sivriltti.
Speaker A
Ve Komünist Don Kişot'u Proleter Burjuva Nazım Hikmetof Yoldaş'a adında bir yazı yayınladı.
Speaker A
Nazım Hikmetof Yoldaş!
Speaker A
Sarı suratlı afyonkeş Çinlilerle kara suratlı yamyam Habeşlerin davasını güdüyorsan haydi oraya!
Speaker A
Yolun açık olsun.
Speaker A
Şimdiye kadarki suskunluğumuzu sakın güçsüzlüğümüze ve çekindiğimize verme.
Speaker A
Deli Petro gibi bayrak açıp gelseniz bile karşınızda baltacılardan bir mürekkep ordu halinde bulursunuz bizi.
Speaker A
Hem bu sefer her biriniz için Katerin gelse de elimizden kurtulamazsınız.
Speaker A
Kader ağlarını Atsız için örmeye devam ediyordu.
Speaker A
Öğretmenlik görevine devam ettiği sırada fazla milliyetçi ve ırkçı bulunduğu için okuldan atıldı.
Speaker A
Ve devlet okullarında öğretmenlik yapma hakkı elinden tamamen alındı.
Speaker A
Kariyerine özel okullarda devam etmek zorunda kalsa da işsizlik yakasına yapışmıştı.
Speaker A
1940 yılında Boğaziçi Lisesi'nde öğretmenliğe başladı.
Speaker A
Bu lisede komünistlikten dolayı devlet lisesinden atılan ve gelecekte ünlü bir şair olacak olan Attila İlhan da bulunuyordu.
Speaker A
Ben eyvah dedim, bu adam beni perişan edecek.
Speaker A
Ne bekliyorum biliyor musunuz?
Speaker A
Bir Hitler bekliyordum ben.
Speaker A
Hiç de öyle bir adam görmedim.
Speaker A
Derli toplu, aklı başında, işini çok ciddiye alan bir adamdı.
Speaker A
Her çocuğun İstiklal Marşı'nı baştan aşağı ezbere bilmesini isterdi.
Speaker A
Onu yapmadın mı sıfırı alıp oturuyordun.
Speaker A
Derslerinde hiç politik telkinde bulunduğunu hatırlamıyorum.
Speaker A
Sadece İslam öncesi Türk tarihinden daha çok bahsederdi.
Speaker A
1940'lı yıllar.
Speaker A
İkinci Dünya Savaşı ile ortalığın karmakarışık olduğu dönemlerdi.
Speaker A
Almanya saldırgan bir tavır sergileyerek pek çok ülkeyi işgal etmişti.
Speaker A
Hitler'in Türkiye'ye saldırıp saldırmayacağıysa büyük bir gizemdi.
Speaker A
İnönü olası bir Alman işgalini engelleyebilmek için ülkede milliyetçi bir politika sergiliyordu.
Speaker A
Almanlar adım adım Sovyet topraklarına yürümekteyken ülkemizdeki Turancılık da gitgide güçlenmeye başladı.
Speaker A
Hatta dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu Sovyetler teslim olduktan sonra oradaki Türklerin akıbeti hakkında konuşmalar bile yapmıştı.
Speaker A
Hatta mecliste hükümet programını okumuş ve şöyle demişti:
Speaker A
Biz Türküz, Türkçüyüz.
Speaker A
Ve daima Türkçü kalacağız.
Speaker A
Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar,
Speaker A
bir vicdan ve kültür meselesidir.
Speaker A
Biz azalan ve azaltan Türkçü değil,
Speaker A
çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz ve her vakit bu istikamette çalışacağız.
Speaker A
Ancak dünyada beklenmeyen bir gelişme oldu.
Speaker A
Bütün dengeler değişti.
Speaker A
Sovyetler Almanları geri püskürtmeye başlamış ve Almanya geri düşmüştü.
Speaker A
Artık bütün ivme Sovyetler'deydi.
Speaker A
Ve bu yüzden ülkede yeni bir konjektör oluştu.
Speaker A
Komünizmin yükselmesiyle artık Turancı ve Türkçü politikalar bir bir rafa kaldırıldı.
Speaker A
1943'te Turancılığın en büyük suç olduğuna dair broşürler dağıtılmaya başlandı.
Speaker A
Bunun yanında Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu Pantürkizm kabul edilemez diyerek açıklamalarda bulundu.
Speaker A
Bu yeni konjektörle birlikte komünist eylemler de iyice artmıştı.
Speaker A
Atsız Orhun Dergisi'nde Başbakan Şükrü Saraçoğlu'na iki tane açık mektup yazdı.
Speaker A
Türkçü olduğunuz için size bunları yazıyorum diye başlayan cümleler bir ihbar niteliği taşıyordu.
Speaker A
Son dönemlerde ülkede illegal komünist faaliyetlerin arttığını,
Speaker A
ve gerekirse bunları ispat edeceğini söylüyordu.
Speaker A
İkinci açık mektubundaysa Sabahattin Ali, Cevat Emre, Pertev Boratav gibi bazı komünistlerin devlet kadrolarına alındığını söylüyordu.
Speaker A
Bu kişilere vatan haini yakıştırması yapan Atsız, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'i de istifaya çağırdı.
Speaker A
Aslında Atsız'ın Sabahattin Ali ile geçmişte iyi bir dostluğu bulunuyordu.
Speaker A
Ama bu samimiyet Sabahattin Ali'nin Türkçü çizgiden komünist çizgiye geçmesiyle bozuldu.
Speaker A
Ancak Sabahattin Ali komünist faaliyetlerden dolayı hapse girdiğinde Atsız ona bir mektup yazarak,
Speaker A
bu komünizm işini bırak tavsiyelerinde bulunmuştu.
Speaker A
Buna ek olarak Nazım Hikmet gibi bir iki satılık herife inanıp da kendi memleketinin aleyhinde neticeler verecek fikirlere iştirakını senin zekana yakıştırmıyorum.
Speaker A
Diyecekti.
Speaker A
Ancak Sabahattin Ali'den sert bir tepki gelince ikilinin arası iyice bozulmuş,
Speaker A
ve Atsız bir makalesinde Sabahattin Ali'yi teke tek bir düelloya davet etmişti.
Speaker A
Sabahattin Ali ilerleyen yıllarda devletle de sorun yaşayacak,
Speaker A
ve Türkiye'den kaçarken kendine rehberlik eden Ali Ertekin tarafından öldürülecekti.
Speaker A
Konumuza geri dönelim.
Speaker A
Milli Eğitim Bakanlığı Atsız'ın mektuplarından sonra onu Boğaziçi Lisesi'ndeki görevinden ihraç etti.
Speaker A
Ve dergisi kapatıldı.
Speaker A
Ancak bu mektuplar ve Atsız'ın ihraç edilmesi Türkiye'de büyük bir ses getirdi.
Speaker A
Türkçü gençler birçok şehirde protestolara ve sokak yürüyüşlerine başladı.
Speaker A
Yurdun her yerinden Atsız'a tebrik mesajları yağıyordu.
Speaker A
Türkiye kıpırdanıyordu.
Speaker A
Ama en çok Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'i ve Falih Rıfkı Atay'ı rahatsız etmeye başladı.
Speaker A
Atsız'ı ve hırçın Turancı grupları susturmak ve sindirmek için bir şeyler yapmalıydılar.
Speaker A
Hasan Ali Yücel Sabahattin Ali ile yakın dosttu.
Speaker A
Hasan Ali Yücel Sabahattin Ali'ye Atsız'a dava açmasını önerdi.
Speaker A
Sabahattin Ali başta bunu reddetse de Hasan Ali Yücel ve Falih Rıfkı Atay'ın yüksek baskısıyla ikna oldu.
Speaker A
Ve kısa bir süre sonra Atsız aleyhinde dava açıldı.
Speaker A
Ve mahkeme günü.
Speaker A
Atsız mahkemeye katılmak için Ankara'ya geldiğinde onu binlerce Türkçü karşıladı.
Speaker A
Türkçü gençler Atsız'ı öven, Sabahattin Ali'yi yeren sloganlar atıyordu.
Speaker A
Mahkeme binasının önü o kadar kalabalıktı ki mahkeme heyeti binaya pencereden girmek zorunda kaldı.
Speaker A
İzdiham ve kargaşadan dolayı duruşma
Speaker A
öğleden sonraya ertelendi.
Speaker A
Mahkeme başladığında Sabahattin Ali söz aldı ve Atsız'ın kendisine vatan haini dediğini,
Speaker A
bunun kariyerine ve duruşuna zarar verdiğini dile getirdi.
Speaker A
Tarafların kendini savunmasının ardından ikinci duruşma için gün belirlendi.
Speaker A
3 Mayıs 1944.
Speaker A
3 Mayıs gününde coşku neredeyse iki katına çıkmıştı.
Speaker A
Ve Atsız'ın mahkeme öncesi kalabalığa konuşması sık sık sloganlarla kesiliyordu.
Speaker A
Adliye önünde Sabahattin Ali'nin kitapları yakıldı.
Speaker A
Kalabalık Başbakan Şükrü Saraçoğlu ile görüşmek istese de bu reddedildi.
Speaker A
Ardından jandarmalar Türkçülere karşı daha sert bir tavra büründü.
Speaker A
Bu coşkun kalabalığa müdahalede bulunarak tutuklamalar gerçekleşti.
Speaker A
Falih Rıfkı Atay Ulus Gazetesi'nde,
Speaker A
Nizam Düşmanlığı Yaptırmayız başlıklı yazısında,
Speaker A
Atsız'ı destekleyen eylemleri ciddiye almayarak Atsız'ı tahrikçi, eylemlere katılanları ise kandırılmış gençler olarak yorumlamıştı.
Speaker A
Cumhuriyet, Türkiye'de hür kafalar ve hür vicdanlar rejimi kurmuştur.
Speaker A
Bu rejim ithal malı cebir anarşi cereyanlarına karşı korunmakla devam edebilir.
Speaker A
Hemen söylemeliyim ki memleket birkaç tahrikçinin şamatası yüzünden herhangi bir anarşi tehdidine ne uğramıştır,
Speaker A
ne de uğrayacaktır.
Speaker A
Duruşmaların sonuncusu ise 9 Mayıs'ta gerçekleşti.
Speaker A
O gün beklenmeyen gelişmeler yaşandı.
Speaker A
Falih Rıfkı Atay gazetedeki yazısında Atsız'ın avukatı Hamit İnce'nin mahkemeden çekildiğini duyurdu.
Speaker A
Avukat Atsız'ın Dalkavuklar Gecesi kitabını okuyunca irkildim ve Atsız'ı savunmaktan vazgeçtim demişti.
Speaker A
Peki Atsız'ın Dalkavuklar Gecesi kitabı ne anlatıyordu?
Speaker A
Olay hayali bir şehir olan Hattuşaş'ta geçer.
Speaker A
Bir de buralara hükmeden bir kral vardır.
Speaker A
Ve bu kralın etrafı dalkavuklar ve yalakalarla sarılmıştır.
Speaker A
Dalkavuklar kralı uyutup arkadan iş çeviren insanlardır.
Speaker A
Tut aşılığında kahraman bir askerse bu dalkavuklarla mücadele eder.
Speaker A
Atsız'ın öyküsündeki her karakter,
Speaker A
Türkiye yönetiminden kişileri temsil ediyordu.
Speaker A
Bilhassa eserde tek parti döneminde devlete sızan dönme ve devşirme yöneticileri eleştirir.
Speaker A
Kimileri kralın İsmet İnönü olduğunu düşünse de,
Speaker A
kral karakterinin Atatürk olduğuna dair daha çok görüş bulunmaktadır.
Speaker A
Bu yüzden Atsız hakkında Atatürk düşmanı algısı oluşturulmuştu.
Speaker A
Atsız gençlik yıllarında Atatürk'e muhalefet etmiyor da değildi.
Speaker A
Cumhuriyet düzenine ve Atatürk'e karşı birçok eleştirisi bulunsa da o dönemlerde bile eserlerinde Atatürk'e saygısını sunmuştur.
Speaker A
Ancak yaşı ilerledikçe Atatürk'e karşı sempatisi artmış,
Speaker A
ve hatta bu yazılarına ve şiirlerine yansımıştır.
Speaker A
Bu gidişte korkarım Türkiye'de Atatürk'ü savunan bir ben kalacağım.
Speaker A
Çok aşırı ve haksız bir Atatürk düşmanlığı propagandası yapılıyor.
Speaker A
Arkasında olmasaydı şanlı bir mazi bu milletten çıkar mıydı bir büyük Gazi?
Speaker A
Asırlar bize yaştır.
Speaker A
Kemal ülküye baştır.
Speaker A
Bize yol göster Kemal!
Speaker A
Anayurda ulaştır.
Speaker A
Günümüzde sık sık Atsız'a Rıza Nur'un manevi evladı olması dolayısıyla Atatürk düşmanı yaftası yapıştırılsa da,
Speaker A
Rıza Nur bilindiği üzere psikolojik sorunlarla boğuşmuştur.
Speaker A
Rıza Nur'un hatıratları yayınlanana kadar onu sık sık öven Atsız bu hatıratlardan sonra adını bir daha zikretmemiştir.
Speaker A
Biz mahkemeye geri dönelim.
Speaker A
Atsız son olarak mahkeme heyetine şunları söyledi:
Speaker A
Hapislerden ve ilerisinden korkan biri değilim.
Speaker A
Bu dava göründüğü gibi iki şahsın davası değil, Türkçülük ile komünizmin davasıdır.
Speaker A
Gerek mazisiyle gerekse haliyle vatanı yıkmak istediği besbelli olan birisine vatan haini dediğim için suçlu olarak karşınızda bulunuyorum.
Speaker A
Söze başlarken hiçbir kaçamak yolu aramadığıma inanmanızı rica ederim.
Speaker A
Sizden beraat istemiyorum.
Speaker A
Aile ocağıma bir an önce dönmek için çabuk karar vermenizi istiyorum.
Speaker A
Nihal Atsız 4 ay hapse ve 100 lira tazminata mahkum oldu, cezası tecil edildi.
Speaker A
Atsız oteline geçti ve İstanbul'a dönme hazırlıklarına başladı.
Speaker A
Ancak polisler oteli basarak Atsız'ı tutukladılar.
Speaker A
O sıralarda Atsız'la bağlantıda olan ve eylemlere karışan birçok kişinin evi aranmaya başladı.
Speaker A
Aramalar İsmet İnönü'nün resmi tebliğiyle gerçekleşmişti.
Speaker A
Bu aramalarda bulunduğu iddia edilen delillere göre Turancıların ülkeyi ele geçirmeyi hedeflediği öne sürüldü.
Speaker A
İsmet İnönü 1944'ün 19 Mayıs'ında Turancıları hedef alan bir konuşma gerçekleştirdi.
Speaker A
Türk milliyetçisiyiz, fakat memleketimizde ırkçılığın düşmanıyız.
Speaker A
Turancılık fikri, son zamanların zararlı ve hastalıklı gösterisidir.
Speaker A
Biz Milli Kurtuluş sona erdiği gün,
Speaker A
yalnız Sovyetlerle dosttuk.
Speaker A
Irkçılar ve Turancılar gizli tertipler ve teşkillere başvurmuşlardır.
Speaker A
Bugünkü durumda Türkiye'nin ırkçı ve Turancı olmasının lazım geldiğini iddia edenler,
Speaker A
hangi millete faydalı,
Speaker A
kimlerin maksadına yararlıdırlar?
Speaker A
Emin olabilirsiniz ki vatanımızı bu yeni fesatlara karşı kudretle müdafaa edeceğiz.
Speaker A
19 Mayıs'taki nutku bazı mercilere bir emir niteliği taşıyordu.
Speaker A
Ve ırkçı Turancılar bir bir tutuklanıp ırkçılık Turancılık davasına dahil edildi.
Speaker A
Tutuklanan Turancıları kara ve işkenceli günler bekliyordu.
Speaker A
Sorgudan önce 40-50 cm genişliğinde, 2,5 metre yüksekliğinde tabutluk adı verilen hücrelerde prangalara vurulmuş vaziyette 24 saate,
Speaker A
ve hatta bazen 48 saate kadar tutuldular.
Speaker A
Tabutluğa konulduğum zaman,
Speaker A
tepemde yakılan 1500 mumluk ampullere baktığımda 20. yüzyıl Türkiye'sinde değil,
Speaker A
14. asır evvelinde kızgın çöllere sokulan mazlum insanları gördüm.
Speaker A
Dava 29 Mart 1945 tarihinde sona erdi.
Speaker A
Ve Atsız 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Speaker A
Ancak 7 ay sonra Askeri Yargıtay mahkemenin bu kararını bozdu.
Speaker A
Ve davadaki herkes masum görüldüğü için serbest bırakıldı.
Speaker A
Ancak gördükleri işkence havada kalamazdı.
Speaker A
İşkencecilerin cezalandırılması için başvuru yapılsa da,
Speaker A
delil yetersizliğinden bu talep reddedildi.
Speaker A
21 Nisan 1975.
Speaker A
Bostancı'da Nihal Atsız'ın evindeki konuşmamız.
Speaker A
Bakın çünkü sizin yattığınız 18 numara en son numaradır.
Speaker A
19 ve 20 tabutluklardır.
Speaker A
Bakın Oğuz Bey.
Speaker A
Kapıdan girdikten sonra,
Speaker A
sağlı sollu dörder oda vardı orada.
Speaker A
Koridor o kadar dardı ki kapı açıldığı zaman neredeyse ötekine değecek kadar yaklaşıyordu.
Speaker A
O hücrelerin sonunda da bir alafranga hela vardı.
Speaker A
Ama Allah alafranga eylesin.
Speaker A
Ne suyu var ne bir şeyi var.
Speaker A
Tuvaleti yoktu tamamen.
Speaker A
Davalar ve işkenceler Atsız'ı yıpratmıştı.
Speaker A
Ancak onu sindirememişti.
Speaker A
2,5 yıl kadar işsiz kaldı bu süreçte hayatını idame ettirmek için kütüphanesindeki kitapları sattı.
Speaker A
Sonra bir yayınevinde çalışmaya başladı.
Speaker A
Burada bilimsel araştırmalar yazıp çeviriler yaptı.
Speaker A
Ancak bu çalışmalara takma isimli imza atıyordu.
Speaker A
Yayınevleri 1944 davaları sebebiyle onun adıyla yan yana gelmekten çekiniyordu.
Speaker A
Sururi Ermete adıyla Türkiye asla boyun eğmeyecektir kitabını yayınladı.
Speaker A
Ardından ise Süleymaniye Kütüphanesi'ne atandı.
Speaker A
Ve Türk edebiyatına birçok eser verdi.
Speaker A
Bu eserlerden en mühimi Bozkurtların Ölümü romanıdır.
Speaker A
Bu kitap çıktığı andan itibaren en çok satanlarda olmuş ve birçok nesle tarihi sevdirmiştir.
Speaker A
Süleymaniye Kütüphanesi'nde çalışmalarına devam ederken Türkçü hareketin fikri önderiydi.
Speaker A
Türkiye'nin çeşitli yerlerinden birçok insan Atsız'ı ziyaret ediyor, ona mektuplar gönderiyordu.
Speaker A
Atsız 1962 yılında ise Türkçüler Derneği'ni kurarak buraya başkanlık etti.
Speaker A
İlerleyen yıllarda Atsız'ı siyaset sahnesine çekmeye çalıştılar.
Speaker A
Adalet Partisi Atsız'a birinci sıradan milletvekilliği teklifinde bulundu.
Speaker A
Ancak Atsız bu teklifi reddetti.
Speaker A
Çünkü o siyasetin bir taviz verme sanatı olduğuna,
Speaker A
tavizin ise kendine ve Türkçülüğe göre olmadığına inanırdı.
Speaker A
Siyasette muhabbet,
Speaker A
hepsi yalan palavra!
Speaker A
Doğru sözü,
Speaker A
Kültegin kitabesinde ara!
Speaker A
Peki o dönem kurulan MHP ile Atsız'ın bir bağı var mıydı?
Speaker A
1944 davalarında tutuklanan 23 kişiden bir tanesi de Alparslan Türkeş'ti.
Speaker A
Alparslan Türkeş Kuleli Askeri Lisesi'nde öğrenciyken bir arkadaşı vesilesiyle Atsız'la tanışmıştı.
Speaker A
Bu tanışıklık zamanla samimiyete dönmüş ve Atsız'ı sık sık ziyaret edip ona mektuplar yazmaya başlamıştı.
Speaker A
44 davasında Atsız ve Türkçüler hedef haline gelince Atsız'ın evinde Türkeş'in mektupları bulunmuştu.
Speaker A
Türkeş Atsız'a mektuplarından birinde Türk olmayanların ordudan elenmesi lazım.
Speaker A
Kaleminiz kılıcımızdan keskindir gibi yazılar yazmıştı.
Speaker A
Ve bu mektup yüzünden Türkeş de davaya dahil edilmişti.
Speaker A
Yıllar geçmiş ve Alparslan Türkeş Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin başkanı olmuştu.
Speaker A
Ve 1969 yılında Adana'da partinin adını ve ismini değiştirmek istediği bir kongre yaptı.
Speaker A
Ve bu kongrede Milliyetçi Hareket Partisi kuruldu.
Speaker A
Atsız'ın mektuplarına göre Türkeş partiyi kurmadan önce Atsız'ı ziyaret edip siyasi emellerinden bahsetmişti.
Speaker A
Atsız'sa kendisinin siyasete girmeyeceğine ama siyasette taviz verilmeyeceği şartıyla kendisini dışarıdan destekleyebileceğini söylemişti.
Speaker A
Ancak zamanla anlaşıldı ki MHP ve Atsız'ın fikirleri arasında dağlar kadar fark vardı.
Speaker A
Bu yüzden araları günden güne soğudu.
Speaker A
Hatta bu soğumanın sonucu olarak Atsız'ın dergisi Ötüken Ülkü Ocakları'nda Türkeş tarafından yasaklandı.
Speaker A
Bu yasaklanışla birlikte Atsız ve Türkeş arasındaki atışmalar başladı.
Speaker A
Bu atışmalar elbette milliyetçi gençler arasında da vuku buluyordu.
Speaker A
1973 yılında Ankara'da Ziraat Fakültesi öğrencisi Ali Balseven adında ocaklara giden bir genç vardı.
Speaker A
Atsız'ın fikirlerine daha yakındı.
Speaker A
Ve bu yüzden ocaktaki arkadaşlarıyla tartıştıktan sonra ocaktan ayrıldı.
Speaker A
Ancak ocaktan çıktıktan sonra bir farklı kısılılarak 7 kişi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Speaker A
Bu cinayet sonrası Atsız kalemini iyice sivriltti.
Speaker A
Ve MHP'ye yönelik dergisinde ağır göndermelerde bulundu.
Speaker A
Atsız 1973 yılında Ötüken Dergisi'nde Kürt ve Kürtçülük aleyhine yazdığı yazılar sebebiyle hakkında yine suç duyurusunda bulunuldu.
Speaker A
Ardından Atsız ve Ötüken Dergisi Sorumlu Müdürü Mustafa Kayabek hakkında soruşturma başlatıldı.
Speaker A
Ve Atsız soruşturma sonucunda 15 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Speaker A
Ancak Atsız 68 yaşındaydı.
Speaker A
Enfarktüs, romatizma, hipertansiyon gibi hastalıklarla mücadele ediyordu.
Speaker A
Sağlık sorunları sebebiyle hapishanede 4 aydan fazla yatamaz raporuna rağmen reviri olan bir hapishanede kalabilir gerekçesiyle cezaevine götürüldü.
Speaker A
Ancak mahkumluğunun üzerinden 2,5 ay geçtikten sonra öğrencilerin ve profesörlerin hükümete yoğun baskısından,
Speaker A
ve Atsız'ın beraati için kampanyalarından dolayı dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından bizzat affedildi.
Speaker A
Hapisten çıktıktan sonraki yıllarını evinde yazı yazarak geçirirken,
Speaker A
sağlığı gitgide bozuluyordu.
Speaker A
Karısı ve çocukları o sırada Almanya'daydı.
Speaker A
Bu sıralarda Ötüken Dergisi'nde yazılar yazmaya devam ediyordu.
Speaker A
Ancak yalnızdı.
Speaker A
En yakın dava arkadaşı ve öz kardeşi Necdet Sançar da hayatını kaybedince hayatının en büyük üzüntüsünü yaşadı.
Speaker A
Bu belki de Atsız için tabutluk işkencelerinden daha ağırdı.
Speaker A
Necdet Sançar öldü demek,
Speaker A
Türkçülük cephesi en iyi savaşan tümenini kaybetti demektir.
Speaker A
Belki kimsenin bilmediği acılar içinde yaşayan,
Speaker A
yoksulluk devirleri geçiren Necdet Sançar'ın kaybı,
Speaker A
benim için bir kardeş kaybından daha ileri.
Speaker A
Bir ülküdaşı kaybetmenin ızdırabıdır.
Speaker A
En büyük kanun ölüm.
Speaker A
Sıra diye bir şey dinlemiyor.
Speaker A
Artık yalnız kaldığımız zamanlardaki bazen ciddi ve kederli, bazen şakayla karışık konuşmalar bitti.
Speaker A
Şimdi ben ona ara sıra içimden hitap ediyor,
Speaker A
fakat cevabını alamıyorum.
Speaker A
Kısa bir süre sonra eşi Bedri Atsız tarafından Hüseyin Nihal Atsız'a boşanma davası açıldı.
Speaker A
Ve Atsız 70 yaşındayken resmi olarak ayrılık yaşadı.
Speaker A
Atsız hayatı boyunca kendini Türkçü, Turancı ve ırkçı olarak tanımlamıştı.
Speaker A
Bundan hiçbir şekilde geri adım atmamıştı.
Speaker A
Hatta oğluna bıraktığı vasiyette 30 milleti düşman olarak göstermişti.
Speaker A
Ve 11 Aralık 1975 yılında birçok hastalığının üzerine kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yumdu.
Speaker A
Fikirleri kimilerine göre çok uçlarda olsa da herkes tarafından bilinen bir şey var ki,
Speaker A
Atsız her zaman davasında samimi ve dik başlı olmuştur.
Speaker A
Hatta Atsız'ın cenazesinde imam helallik istemek için nasıl bilirdiniz diye sorunca,
Speaker A
şair Fethi Gemuhluoğlu şu cevabı vermişti:
Speaker A
İmam Efendi, o musalla taşı musalla taşı olalı böyle bir er kişi görmedi.
Speaker A
İzlediğiniz için teşekkürler.
Speaker A
Video hoşunuza gittiyse bir beğeni bırakır mısınız?
Topics:Hüseyin Nihâl AtsızTurancılıkTürk milliyetçiliğiTürk Tarih KurumuOrhun DergisiFuat KöprülüNazım Hikmet1940'lar TürkiyeTürk tarihiBoğaziçi Lisesi











