Erzurum'un Korucuk köyünden Edirne, Kırklareli ve İzmir'e uzanan, tahta bavulla başlayan bir hizmet ve gurbet hayatının hikayesi.
Key Takeaways
- Hizmet ve ilim, zorluklara rağmen sürdürülen bir yaşam gayesi olarak sunulmaktadır.
- Sadelik, fedakarlık ve başkalarını gözetme değerleri öne çıkarılmaktadır.
- Gurbet ve çileler, kişisel olgunlaşmanın önemli bir parçası olarak çerçevelenmektedir.
What the video covers
- Video, 1938'de Erzurum Korucuk köyünde doğan ve ilme adanmış bir hayat süren genç bir hocanın yolculuğunu anlatır.
- Gençliğinde medreseleri dolaşan, sadelik ve samimiyet arayan genç, Regaip gecesi hizmete adanma duası yapar.
- 1959'da tahta bavuluyla Erzurum'dan ayrılıp Edirne'ye gelir ve müftülükte Arapça okuma yeteneğiyle dikkat çeker.
- 6 Ağustos 1959'da Edirne Üç Şerefeli Camii'nde ikinci imam olarak göreve başlar ve bir süre caminin penceresinde yaşar.
- Edirne yıllarında sohbetler, ilmi çalışmalar ve insanlarla kurulan bağlarla bir hizmet hayatının temelleri atılır.
- Askerlik döneminde tasavvuf, Doğu klasikleri ve Batı düşüncesini okuma arzusu gelişir.
- 1964'te Edirne'ye dönen hoca, artan baskı ve takiplere rağmen görevini makam değil hizmet olarak sürdürür.
- 23 Temmuz 1965'te Kırklareli'ne, 11 Mart 1966'da İzmir'e tayin edilir.
- İzmir'de Kestane Pazarı'nda yurt sorumluluğu üstlenir, öğrencilerle yakından ilgilenir ve zorlu koşullarda yaşar.
- Anlatı, sadelik, fedakarlık ve hizmet ruhunu merkeze alan bir biyografik yaklaşım sunar.
Chapters
- 00:00Erzurum'da Başlangıç ve İlim Arayışı
- 02:00Hizmete Adanma ve Edirne'ye Yolculuk
- 08:00Edirne'de İmamlık ve Caminin Penceresi
- 14:00Edirne Yılları ve Hizmetin Derinleşmesi
- 18:30Askerlik Dönemi ve Kitaplar Dünyası
- 20:30Edirne'ye Dönüş ve Artan İmtihanlar
- 22:00Kırklareli Tayini ve İzmir'e Yolculuk
- 23:00İzmir'de Yurt Sorumluluğu ve Zorlu Yaşam
Full Transcript — Download SRT & Markdown
Speaker A
Bir kış gecesi Erzurum'un Korucuk köyünde kesişen yollar geleceğin tohumlarına attı.
Speaker A
O gün sahabe aşkıyla tutuşan bir babanın evinde 1938'de dünyaya bir çocuk gözlerini açtı.
Speaker A
Annesinin gece yarıları gizlice öğrettiği Kur'an sesleriyle büyüyen bu genç için ilim bir yaşam gayesiydi.
Speaker A
Klasik kalıplara sığmayan, Gazali'yi okurken bilimi ve felsefeyi de merak eden genç zihin medrese medrese dolaştı.
Speaker A
Aradığı ruhu ve sadeliği, kulübesinden taşlar dökülen yıkık bir medresede, ardından tanıştığı dava adamlarının sahabeleri andıran mütevazı yaşantısında buldu.
Speaker A
Bir Regaip gecesi Lalapaşa Camii'nde sabaha kadar süren gözyaşı dolu bir dua yükseldi göklere.
Speaker A
Allah'ım, beni de bu hizmete kat. Kendimi adayayım.
Speaker A
Artık kalbindeki ateş durdurulamaz bir adanışa dönüşmüştü.
Speaker A
1959 yılının sonlarında dünyasını tahta bir bavula sığdıran 20 yaşında bir genç, Erzurum'dan ayrılan trene bindi.
Speaker A
Önünde uzun gurbetler, çileler ve yalnızlıklar vardı.
Speaker A
Ama ruhunda insanlığın gönlünde yeşerecek ümit baharları taşıyordu.
Speaker A
Gelecek adına ümitlerimiz ne kadar enfes!
Speaker A
Gelecek ne kadar rengarenk, büyüleyici renklerle tümleniyor.
Speaker A
1959 yılında 20 yaşındaki genç bir hoca, elindeki tahta bavulla Erzurum'dan uzun bir yolculuğa çıktı.
Speaker A
Gece yarısı Edirne'ye ulaştığında onu bekleyen şey büyük imkânlar değil, mütevazı bir han odası, bilinmeyen bir şehir ve yeni bir hayatın kapısıydı.
Speaker A
Sabah olduğunda müftülüğe gitti.
Speaker A
Hafızdı, Arapça biliyordu.
Speaker A
Önüne Kuduri açıldı.
Speaker A
Genç hoca, kendisinden istenen Arapça metni hiç takılmadan okudu.
Speaker A
Ardından tercümesine başladı.
Speaker A
Müftü daha fazla soru sormadan kitabı kapattı.
Speaker A
Karar verilmişti: Bu genç hoca köylere gönderilmeyecek, Edirne'nin içinde vazife yapacaktı.
Speaker A
Siz onu severseniz o sizi sever, Eyyüp gibi ağlarsanız yaralarınızı sarar.
Speaker A
Ramazan için geldiği Edirne'den artık ayrılması istenmiyordu.
Speaker A
6 Ağustos 1959'da Üç Şerefeli Camii'nde ikinci imam olarak göreve başladı.
Speaker A
Fakat onun için makamdan önce başka bir şey vardı.
Speaker A
Vazife kiraladığı evde ancak birkaç saat kalabiliyordu.
Speaker A
Geceleri camiye dönüyordu.
Speaker A
Sonunda eşyalarını koltuğunun altına aldı ve karar verdi: Bundan sonra caminin penceresinde kalacaktı.
Speaker A
Gerçekten de yıllarca o pencere onun evi oldu.
Speaker A
Taşların üzerinde, sobası ve yatağı olmadan, fakat kitaplarla, ibadetle ve insanlara hizmet etme gayesiyle dolu bir hayat başladı.
Speaker A
Edirne'de geçen bu yıllar yalnızca bir vazife dönemi değildi.
Speaker A
İlimle, sohbetle ve insanlarla kurulan bağlarla şekillenen bir hayatın temelleri burada atılıyordu.
Speaker A
Sahabeleri ve İslam tarihini anlatırken onları yaşamışçasına heyecanlanıyordu.
Speaker A
Kubbe-i Hadra'ya yakın o binayı her görüşte hâlâ hatırlarız: Ebu Eyyub el-Ensari Hazretleri'nin evine Nebiler Nebisi'nin teşrif ettiği o gün.
Speaker A
Risaleleri ve Kur'an'ı derinlemesine okuyarak sorulara cevap veriyordu.
Speaker A
Fakat bütün bu teveccühe rağmen hayatını değiştirmedi.
Speaker A
Sade yaşadı, haramdan ve şüpheli olandan kaçındı.
Speaker A
Kendisi zorlanırken başkalarını gözetti.
Speaker A
Bu zor hayatın içinde ona bir annenin şefkatiyle yaklaşan yaşlı Hayriye Hanım da vardı.
Speaker A
Küçük bir iyiliğin yıllar sonra bile unutulmayacak kadar büyük bir anlam taşıyabileceğini o günlerde bir kez daha gördü.
Speaker A
1961 yılının Kasım ayında askerlik için Edirne'den ayrılırken onu uğurlamaya 40'tan fazla insan gelmişti.
Speaker A
Talebeleri, esnaf, dostları.
Speaker A
Edirne artık onun için yalnızca bir şehir değil, gönül bağı kurduğu bir yurt olmuştu.
Speaker A
Askerlik yılları da onun için başka bir öğrenme dönemine dönüştü.
Speaker A
İskenderun'da karşılaştığı bir komutan onu tasavvuf ve Doğu klasiklerinin yanında Batı düşüncesini de okumaya teşvik etti.
Speaker A
Böylece kitaplar dünyası daha da genişledi.
Speaker A
Doğu ile Batı'yı tanıma arzusu, ilerleyen yıllarda taşıyacağı düşünce dünyasının önemli parçalarından biri oldu.
Speaker A
1964 yazında Edirne'ye yeniden döndü.
Speaker A
Kur'an kursunda görev yaptı, vaazlarına devam etti.
Speaker A
"Allah Resulü bize bir şeyi gösterecektir."
Speaker A
Her sözün bir hakikati vardır.
Speaker A
Fakat bu defa karşısında başka bir imtihan vardı.
Speaker A
Takipler, baskılar ve görevini zorlaştıran engeller giderek arttı.
Speaker A
Buna rağmen geri çekilmedi, çünkü onun için mesele bir makam değil, bir hizmetti.
Speaker A
Nihayet 23 Temmuz 1965'te Kırklareli'ne tayini çıktı.
Speaker A
Edirne'den ayrılırken geride yıllarca sürecek hatıralar, dostluklar ve çilelerle yoğrulmuş bir hayat bırakıyordu.
Speaker A
Kırklareli'nde yaklaşık 8,5 ay görev yaptı.
Speaker A
Ardından 11 Mart 1966'da İzmir'e uzanan yeni bir yol açıldı.
Speaker A
Erzurum'dan tahta bir bavulla başlayan yolculuk artık başka şehirlerde, başka gönüllere doğru devam ediyordu.
Speaker A
İzmir'e geldiğinde henüz 27 yaşlarındaydı.
Speaker A
Kestane Pazarı'nda onu bekleyen şey rahat bir makam değil, ağır bir sorumluluktu.
Speaker A
Geceleri öğrencilerinin başında bekliyor, yatakhaneleri dolaşıyor, gündüzleri ders veriyordu.
Speaker A
Bazen müdür, bazen öğretmen, bazen aşçı, bazen de işçi oluyordu.
Speaker A
İlk aylarını müdürlükle geçirdi.
Speaker A
Sonra kendisine 2 metre x 2 metre küçücük bir tahta kulübe yaptılar.
Speaker A
Ne lavabosu vardı ne de rahatlığı.
Topics:Fethullah GülenbiyografiErzurumEdirneKırklareliİzmirhizmetilimgurbethayat hikayesi











