Kırmızı Oda'nın 2. bölümünde, psikiyatri kliniğine gelen öfkeli bir kadın ile doktorunun gergin ve çatışmalı bir görüşmesi konu alınıyor. Bölüm, sahne tiyatrosu tarzında ilerliyor.
Key Takeaways
- Bölüm, bir doktor-hasta çatışmasını dramatik bir kurgu içinde ele alıyor.
- Hastanın öfke, reddedilme korkusu ve kendini kanıtlama çabası merkezi temalar.
- Doktorun kendi statüsünü vurgulaması ile hastanın sert tepkileri arasındaki gerilim izleyiciyi yönlendiriyor.
- Kriz sahnesi, izleyicide duygusal yoğunluk yaratmak için kullanılan dramatik bir öğe.
What the video covers
- Bölüm, kliniğin bekleme salonunda başlayan ve doktor ile hasta arasında gerilimli bir diyaloğa dönüşen bir görüşmeyi gösteriyor.
- Hasta, bekleme salonundaki kirlilik ve ayakkabılardaki çamur gibi küçük meselelerden hareketle doktora ve kliniğe karşı öfke ve alaycılık dolu tavırlar sergiliyor.
- Doktor, hastanın sert tepkilerine karşılık kendi üstünlüğünü ve zenginliğini vurgulayan, zaman zaman küçümseyici bir dil kullanıyor.
- Görüşme, hastanın yere kapanıp nefes alamadığını taklit ettiği bir kriz sahnesine dönüşüyor ve doktor onu oturtmaya çalışıyor.
- Hasta, daha önce diğer doktorlar tarafından reddedildiğini ve bu kez doktoru kasıtlı olarak reddettirmeye çalıştığını ima ediyor.
- Diyalog, bağımlılık, reddedilme korkusu ve kişilik sorunları gibi temalara dokunuyor; hasta 'rüzgar gülü' metaforuyla boşuna çaba gösterdiğini anlatıyor.
- Sahne, izleyicide gerilim ve merak uyandıran, kurgusal bir drama formatında kurgulanmış görünüyor.
- Bölüm, dramatik etkileşim ve karakter çatışması üzerine kurulu; gerçek bir klinik kayıt olmaktan çok senaryolaştırılmış bir anlatı izlenimi veriyor.
Full Transcript — Download SRT & Markdown
Speaker A
Merhaba, beni bekliyorsunuz galiba. Buyurun, odama geçelim.
Speaker A
Ne yaptığımı zannediyor bu kız? Buraya benimle görüşmek için gelmişsiniz ve sizi davet ediyor olmama rağmen odama gelmiyorsunuz.
Speaker A
Hadi buyurun, gidelim. Bakın, burası bekleme salonu. Birazdan başkaları gelir, rahat konuşamayız. Odama gidip orada rahat rahat konuşsak daha iyi olmaz mı?
Speaker A
Girmeyeceğim ben o odaya. Ama burada konuşamayız. Konuşuyorum. Siz buraya benimle konuşmak için gelmediniz mi?
Speaker A
Keşke gelmeseydim. Bıktım artık hepinizden. Psikiyatri kliniğinde bile böyle davranıyorlarsa ben derdimi kime anlatacağım? Daha girişte başladılar benimle uğraşmaya.
Speaker A
Ne yaptılar size girişte? Ne yapacaklar?
Speaker A
Şurada oturan kadın, azıcık yerler kirlendi diye kızdı bana. Bağırdı.
Speaker A
Ben de Tuna'ya kızdım ama kadın cağızın öfkelendiği kadar varmış.
Speaker A
Bakın küçük hanım. Ben küçük hanım değilim.
Speaker A
Adınızı bilmediğime göre size nasıl hitap etmemi istersiniz?
Speaker A
Siz bana en iyisi hitap etmeyin. Bu ne biçim kız? Şeytan diyor ki bırak git ne hali varsa görsün.
Speaker A
Siz bugün çok mu öfkelisiniz, yoksa bana mı öyle geliyor?
Speaker A
Öfkeliyim evet, ama buraya gelmeden önce değildim.
Speaker A
Siz delirtiyorsunuz insanı. Anlaşıldı, bu kız buraya hadise çıkarmaya gelmiş. Kim aldı bu randevuyu size?
Speaker A
Ne demek kim aldı? Benim sizin gibi azı belinde hizmetçilerim yok. Tabii ki ben aldım.
Speaker A
Azı belinde mi? Bu kız bu yaşta böyle lafları nereden biliyor? Nereden biliyorsunuz benim hizmetçilerim olduğunu?
Speaker A
Siz buranın sahibi değil misiniz?
Speaker A
Her şeyi bilirim. Bu rahatsız mı etti sizi? Neden rahatsız edecekmiş? Siz neyseniz ben de oyum. Ne farkımız var?
Speaker A
Bakın, size ayırdığım zaman dolmak üzere. Ben sizin yerinizde olsam bir an önce odaya girer verdiğim paranın hakkını alırdım.
Speaker A
Bana yalnızca para olarak bakıyorsunuz, yazık. Size ödediğim vizite ücretinden başka bir şey değilim sizin için.
Speaker A
Merak etmeyin. Benim çok param var. İstersem sizi de bütün bu kliniği de satın alırım. O girişe de kocaman kocaman harflerle kendi adımı yazdırırım.
Speaker A
Anladım. Yalnız ben ayakta durmaktan yoruldum. İsterseniz gelin odamda devam edelim.
Speaker A
Ben bu pis şeylerle hiçbir yere gelmiyorum.
Speaker A
Bütün mesele ayağınızdaki galoşlar mı?
Speaker A
Evet. Galoşlar. Ama onlar değil, sizin ayakkabılarınız pis. Üstelik hava pırıl pırıl, yağmur da yok. Bu kadar çamuru nereden buldunuz, merak ediyorum doğrusu. Çıkaracağım ben bunu.
Speaker A
Pis şeyleri. Yalnız onları çıkarırsanız her yer çamur olacak.
Speaker A
Bana ne? Mecbur muyum ben sizin her dediğinizi yapmaya?
Speaker A
Buraya kendi isteğinizle geldiniz ve buranın kurallarına uymak zorundasınız.
Speaker A
Yok, değilim. Hocam. Bu lekeleri her gördüğümde kulaklarınızı çınlatacağım.
Speaker A
Biri nasıl kızdıracağını biliyor. Bağırıp çağırsam bu kadar çileden çıkaramazdı. Bravo. Kondisyonunuz çok iyi. Şimdiye kadar pek çok dans gösterisi izledim, ama bunun gibisi hiç denk gelmemişti.
Speaker A
Lütfen devam edin, dur bakayım. Bu kadar oyun yeter. Hadi bakalım, odaya çıkıyoruz. Otur hemen şuraya.
Speaker A
İyi misin, bir şey oldu mu?
Speaker A
İyiyim ki ben. Numaradan attı kendini yerlere. Ne yapıyor bu kız?
Speaker A
Kalkacak mısınız yerden? Şimdi de benim odayı dağıtmaya kalkmasın bu. Tam da dişine göre burası. Bir dağıtmaya başlasa sonu gelmez.
Speaker A
Ay, neden kapatmadım ki ben bu kapıyı? Ya fırlayıp kendimi atmaya kalksa.
Speaker A
Tamam, sakin ol.
Speaker A
Topla kendini. Belki de ona kızmam için özellikle yapıyor bütün bunları. Belki de söz dinlemek için azarlanmaya alışık.
Speaker A
Kalk ayağa. Kalk dedim. Kalk, şu karşımdaki koltuğa otur. Sallanma. Zaten yeteri kadar oyaladın beni.
Speaker A
Başına darbe almamaya çalışıyor. Refleks olarak yapıyor bunu.
Speaker A
Ah ah, ne yaptılar sana böyle? Kalk hadi.
Speaker A
Kendini de kesiyor. Evet, anlat bakalım, nedir senin derdin? Kıpırdanıp durma. Kıpırdanıp durma. Kıpırdamak, hatta nefes almak bile yok.
Speaker A
Daha fazlasına tahammül edebileceğimi sanmıyorum. Anladın mı?
Speaker A
Saçının, başının halinden uzun zamandır yıkanmadığı belli. Her taraf battı zaten.
Speaker A
Bir de bitlenmesek bari.
Speaker A
Ne oldu? İyi misin? Kızım, iyi misin? Nefes alsana. Ne oldu? Boğazına bir şey mi takıldı?
Speaker A
Kızım, cevap versene. Ne oldu?
Speaker A
Siz dediniz ya.
Speaker A
Ne dedim?
Speaker A
Nefes bile alma dediniz. Sen de almadın öyle mi?
Speaker A
Almadım.
Speaker A
İçeri girdiğimizde de hemen otur dediğim için mi attın kendini yere?
Speaker A
Evet. Hemen dediniz çünkü.
Speaker A
Ya sen deli misin?
Speaker A
Ben deli değilim, tamam mı? Bana deli muamelesi yapmayın. Ay, ne diyorum ben?
Speaker A
Deli falan değil, tam tersi çok akıllı. Ama bir o kadar da edepsiz. Ben mi deli muamelesi yapıyorum?
Speaker A
Ortalıkta zıp zıp zıplayan sen, kendini yerden yere atan sen, ben mi deli muamelesi yapıyorum?
Speaker A
Ben onların hepsini bilerek yaptım.
Speaker A
Ha, demek öyle. Burada da ne yapacağını önceden planladın demek.
Speaker A
İyi de neden? Niye yapıyorsun bunu?
Speaker A
Sizi kızdırmak istedim.
Speaker A
Ya ben sana ne yaptım? Daha tanışmadık bile.
Speaker A
Nasıl olsa siz de ötekiler gibi yapacaksınız.
Speaker A
Ne yapacağım?
Speaker A
Mesele ne değil, ne yapmayacağınız. Vallahi ne dediğini hiç anlamadım.
Speaker A
Yani diyorum ki bu sefer baştan yapmaya karar verdim. Ötekilerde sonunda yapardım.
Speaker A
Ötekiler kim?
Speaker A
Öteki doktorlar.
Speaker A
Demek şimdi sıra bende.
Speaker A
Aynen. Sizde.
Speaker A
Reddedilmek için elinden geleni yapıyor. Daha ilişkinin başında istenmediğini kendi kendine ispat etmeye çalışıyor sanki.
Speaker A
Neden böyle davranıyorsun bütün doktorlara?
Speaker A
Çünkü hepiniz kötüsünüz.
Speaker A
Nereden biliyorsun benim kötü olduğumu?
Speaker A
Oho! Ben çok gördüm. Sizin gibilerini.
Speaker A
Niye geldin o zaman buraya? Parasıyla değil mi?
Speaker A
İster gelirim, ister gelmem. Geldim işte.
Speaker A
Rüzgar gülünü bilir misiniz? Rüzgar gülü üflersiniz döner. Hiçbir işe yaramaz. Hiçbir yere gitmez. Kanatlanıp uçmaz.
Speaker A
Ne etrafında fır fır döner. Ben de öyle üfleyip duruyorum işte. Boşa kürek sallıyorum. Ama en azından deniyorum, değil mi?
Speaker A
Demek şimdi de beni denemeye karar verdin ha? Nasıl beğendin mi bari?
Speaker A
Sizde onlar gibi yapacaksınız.
Speaker A
Onlar ne yaptı sana?
Speaker A
Yani diğer meslektaşlarım. Başta iyi davrandılar. Tekrar randevu verdiler. Gittim. İlgilenir gibi yaptılar.
Speaker A
Ama sonra sevmediler beni. Hoşlanmadılar benden.
Speaker A
Çok haklılar. Ben de hoşlanmadım senden. Bu kadar açık konuşmasan belki daha doğru konuşacaktım.
Speaker A
Ama başka türlüsü onu kandırmak olacak.
Speaker A
Ya. Hoşlanmadınız demek.
Speaker A
Evet. Açık açık söylüyorsunuz yani.
Speaker A
Sana bir sır veriyormuşum gibi davranma lütfen. Geldin, ortalığı birbirine kattın, Tuna'ya bağırdın, bana bağırdın, yerlerde süründün. Senden nasıl hoşlanabilirim sence? Ben de hoşlanmazdım.
Speaker A
Herkesle böyle açık açık mı konuşuyorsunuz siz?
Topics:Kırmızı OdaDoktor Hanımpsikiyatridramagerilimhasta doktor çatışmasıTürkçe dizikurguAlyasahne











