Enis Arıkan ile Boş Ders programında Ata ve Helin'in oyunculuk serüveni, sosyal medya deneyimleri ve kişisel hayatları üzerine samimi sohbet.
Ask about this video. Answers come from its transcript only — with the timestamp, so you can check them.
Generated from the transcript and can be wrong — check the timestamp.
Key Takeaways
- Oyunculukta başarı için yoğun çalışma ve motivasyon önemli.
- Sosyal medyada karakterleri canlandırmak oyuncular için yeni bir deneyim alanı.
- Konuklar, samimi ve doğal halleriyle izleyiciye yakınlık kuruyor.
- Ankara ve Bodrum gibi farklı şehirlerde büyümenin kişisel gelişime etkisi var.
- Tablet çocukları ve sokak çocukları arasındaki farklar mizahi şekilde ele alınıyor.
What the video covers
- Enis Arıkan'ın sunduğu Boş Ders programında Ata ve Helin konuk oluyor.
- Konuklar, oyunculuk kariyerleri ve audition süreçlerini anlatıyor.
- Dizideki karakterlerini sosyal medyada nasıl taşıdıklarından bahsediliyor.
- Ata ve Helin'in Ankara ve Bodrum yaşamları, aile ilişkileri ve çocukluk anıları paylaşılıyor.
- Tablet çocukları ve sokakta oynadıkları oyunlar üzerine esprili sohbetler yapılıyor.
- Helin ve Ata'nın burçları ve kişilik özellikleri konuşuluyor.
- Programda samimi ve eğlenceli bir atmosfer hakim.
- Konukların birbirleriyle ve Enis Arıkan ile olan uyumu dikkat çekiyor.
- Dizideki karakterlerin sosyal medya etkileşimleri ve ailelerin tepkileri ele alınıyor.
- Program boyunca kahkahalar ve müziklerle desteklenen keyifli diyaloglar yer alıyor.
Full Transcript — Download SRT & Markdown
Speaker A
Tablet çocuklarısınız. [Müzik] Aslında biraz. Hayır, tablet çocuk sensin. Evet, gerçekten. Amin canım. [Kahkaha] Allah belanı versin.
Speaker A
Yiğidin boynunu yine aşk, sevda büktü. [Kahkaha] Kız sen çok arabesk dinliyormuşsun. [Müzik] [Kahkaha] Ne biliyorsun be? Evet.
Speaker A
Yalanı görür. Allah Allah. [Çığlık] Allah Allah. Görür inşallah. İnşallah. O babanı da bulurum ha. Hakan Akkaya modacı.
Speaker A
[Kahkaha] Büyük pot kırıyormuşum değil mi? Bu programa katılmak gibi dememiş. [Kahkaha] Bravo. [Müzik] [Müzik] Kafa TV'de Boşlarsa hepiniz hoş geldiniz. Biliyorsunuz bu programda disiplin yok, sınav yok, öğretmen yok.
Speaker A
Sadece ben ve muhteşem iki konuğum var. Benim için Bodrum'dan geldi. Dünya güzelleri. Karşınızda Ata ve Helin.
Speaker A
[Coşkulu tezahürat] [Alkış] Yani normalde stüdyoda iki kişi oluyor. Siz gelince stüdyomuz doldu. Havanız batsın. Hoş [Kahkaha] geldiniz.
Speaker A
Nasılsınız? İyiyiz. Siz nasılsınız? Gergin misin hala? Yook. Oturuşundan anlıyorum. Hiç gergin görünmüyorsun. [Kahkaha] Ne yapıyorsunuz?
Speaker A
İyiyiz ya. Bol bol çekiyoruz. Bodrum'dan benim için geldiniz değil mi? Gerçekten mi? Birazdan da uçağa binip gideceksiniz. Yordum sizi. Özür dilerim ama çok güzel bir program olacak. Bana güvenin. Çok hazırlandım. Dizinizi izledim. E sizlere bayıldım. Geldiğiniz için çok mutluyum. Nasıl gidiyor Bodrum?
Speaker A
İyi gidiyor. [Kahkaha] Karar ver. Helin. [Boğazını temizler] Bodrum nasıl gidiyor? İyi gidiyor. E güzel geçiyor. Her şey çok keyifli.
Speaker A
Biz de çok keyif alıyoruz. Biraz yoruluyoruz ama güzel bir yorgunluk. E Helin ne diyorsa katılıyorum.
Speaker A
Aa bu program böyle geçme zaman. Bu program sadece bu sorunun. [Kahkaha] Ezdinde önceden başka bir dizide oynamış mıydınız? İlk diziniz mi bu?
Speaker A
Ben daha önce Sadakatsiz'de oynamıştım. E ondan önce de TRT'de günlük dizide oynamıştım ama çocuk oyuncuydum.
Speaker A
Ben de çocuk oyuncuyum. A tabii. Ben 20 yıldır bu sektördeyim işte. Çocuk oyuncu sayılırım bence. O kategoriye girer. Sen? Ben Çarpıntı'da oynadım geçen senelerde.
Speaker A
Evet. Bu ikinci işin mi? Peki nasıl seçildin bu işe? Audition verdim. [Kahkaha] Sizi yiyeceğim. [Boğazını temizler] Evet. Audition verdim ve audition verdim. E yönetmen görüşmelerine katıldım. Çok çalıştım. Manifest yaptım.
Speaker A
Sonrasında seçildim. Manifestini nasıl yaptın? Tavanıma Deniz karakterinin ismini astım. Böyle sabah uyandığımda böyle Deniz'le göz göze geliyordum.
Speaker A
Kaç gün boyunca yaptın bunu? Ben de yapacağım ona göre. Seçilene kadar. O mesaj gelene kadar onu hep yaptım.
Speaker A
Peki kaç gün sürdü seçilmen? İki. İki. [Kahkaha] İki günde manifest oluyor mu ya?
Speaker A
Olur olur. Sen diziye nasıl seçildin? Ben de audition vererek yani bu süreç bence tüm oyuncular için de aynıdır.
Speaker A
Audition veriyorsun ve bekliyorsun. Umutlanıyorsun. Heyecanlandım. Heyecanlandım. Çok heyecanlandım ya. Çok heyecanlandım ya. Düşünüyordum sürekli, düşünüyordum ama işte günlük hayatına da devam etmek zorundasın ya. Onu bir yere atman lazım ama bir yandan da devam etmek zorundasın hayatına. O yüzden
Speaker A
sürekli bir kafamın yanında böyle The Teoman. Teoman manifest yaptın mı? Ya manifest galiba istemeden yapmışım. O sıralar çok fazla Teoman dinliyordum yani. O da var.
Speaker A
Peki bir şey çok dikkatimi çekti. [Boğazını temizler] Siz dizideki karakterlerinizi sosyal medyaya da taşıyorsunuz. İşte yorumlar yapılıyor fotoğrafların altına. Mesela baban sana hiç yorum yapmıyor.
Speaker A
Yapmıyor. Yapmaz. Yapmaz. Neden bu? Kendisi bir metot oyuncusu. E bazen çıkmıyor rolünden maalesef. Evet. Ondan dolayı yani eve de Hakan Akkaya olarak mı gidiyor beyefendi?
Speaker A
E, yok ama bazen karavana öyle geldiği oluyor. O yüzden ısınıyor. Peki neden Hakan Akkaya? Oğlum niye modacımızın ismini senin baban ya? Ne başka? Mehmet Akkaya değil, Fatih Akkaya değil de niye ya? Bence Teoman çok güzel geliyor. O yüzden olabilir.
Speaker A
Ha. Peki bana Celalettin Çalılık'ı anlatın. Celalettin Çalılık kim? [İç çeker] Bir tanısanız ne? Bayılırsınız yani. Müthiş bir insan.
Speaker A
Evet. Bana dünyanın en komik insanı, dünyanın en tatlı insanı. Onu çok seviyoruz. Kimdir peki bu kişi?
Speaker A
Tep'te çalışan bir iş arkadaşımızdı. Evet. Ama sağ olsun gönlümüzde bir yer edindi. Yani düşünün Londra'da yeğenim var. O sordu. Ne olur Celalettin neydi? Celalettin Çalılık kimdi?
Speaker A
Celalettin Çalılık. Helinciğim seninle başlıyorum. Ankaralısın. Orada doğdun, büyüdün değil mi? Evet. Nasıl bir yerde doğdun, büyüdün? Anlat bize.
Speaker A
Ankara'yı çok seviyorum. Öncelikle onu söylemek istiyorum. Aslında sevmiyordum Ankara'yı. Niye? Çok şey geliyordu bana ya. Bilmiyorum.
Speaker A
Çok gri geliyordu. Hı hı. E ama sonrasında İstanbul'a taşınınca Ankara'yı aşırı özledim. Gerçekten hala çok özlüyorum ve bir boşluğumda yani günü birlik bile olsa gideceğim Ankara'ya. Batık'ta doğdum. E orada büyüdüm. Orada okudum yani liseye kadar.
Speaker A
Sonrasında da İstanbul'u çok istiyordum gitmeyi. Hatta hep şey diyordum. Benim manifestlerim meşhur. Biliyorsunuz ki ben 18 yaşımı geçtikten sonra nasıl olacak bilmiyorum ama bir şekilde İstanbul'da yaşayacağım falan diye hep böyle annemlere söylüyordum. Onlar da aynen tamam falan modundalardı.
Speaker A
Ama sonrasında 19 yaşına geldim ve İstanbul'da Beşiktaş'a taşındım. Gerçekten mi? Bravo canım. Tek başına mı yaşıyorsun?
Speaker A
Annemle yaşıyorum. Ha onlar da geldi seninle yani. Evet. Babam Ankara'da. Baba Ankara'da anne seninle geldi. Mutlu musun şu an? Buranın karmaşası seni yoruyor mu?
Speaker A
İstanbul'da değilim şu an. İstanbul'da olmamaktan mutluyum yani. Hayalimdi İstanbul ama sonrasında benim için biraz şeye dönüştü. Gerçekten çok kaos.
Speaker A
Güzel de değilmiş yani. Bodrum daha güzel ve Ankara tabii ki daha güzel. Şu an Bodrum'da mutluyum ama.
Speaker A
Oh ne güzel. Sen de Ankaralısın ama birbirinizi tanımıyordunuz değil mi? Yok tanımıyorduk. Burada tanıştık ya.
Speaker A
Bodrum'da tanıştık. Sen nerede doğdun di? Bu programda tanıştık değil [Kahkaha] mi? Şimdi görüyorum kendisine.
Speaker A
Sen nerede doğdun, büyüdün? Ben de Ankara'da doğdum, büyüdüm. Dikmen'de doğdum, büyüdüm. Ya Ankara romantikiyim ben biraz. Çok fazla Ankara'yı romantize ediyorum ve yani özlüyorum da. Ankara'da doğduğum, büyüdüğüm için herhalde. Çünkü Ankara'nın dışından gelenler genelde öyle düşünmüyor.
Speaker A
Bağlı olanlar da çok bağlı. Yani Aybüke Pussat konuğumdu. Aman Allah'ım. Ankara'yı bir anlatıyor ya. İnanılmaz gerçekten. Siz de öylesiniz belki.
Speaker A
Evet. Evet. Yani her köşesinde bir ayrı anımız olduğu içindir. Belki de romantize ediyoruz işte. [Kahkaha] Seviyoruz.
Speaker A
Senin anılarına kurban olum. Sen 2006 doğumlusun. Sen de 2002 doğumlusun değil mi? Peki siz tablet çocuklarısınız aslında biraz değil mi?
Speaker A
Evet. Sokak çocuğu musun sen? Sokak [Kahkaha] çocuğuyuz. Sokakta oyun oynuyor muydun? Ne oynuyordun? Su balonu falan oynuyorduk işte. Yak su balonu kim?
Speaker A
Tablet çocuk sensin. Evet. Gerçekten. [Kahkaha] Öyle. Ama yavrum ben sokak çocuğu olmam gerekirken ben ünlü olacağım deyip hiç sokağa çıkmayan o tayfadaydım. Bacağım kanamasın. O yara açılırsa işte meşhur olamam falan gibi düşünüyordum. Sonra obez oldu. Peki ne yapıyordun sokakta?
Speaker A
Millet su atıyordun. Evet. Su balonu atıyordum. Hatta bir kere şey, balkondan sitedeki bir arkadaşımıza atmıştım. Onun annesi falan gelmiş şikayet etmeye. Senin kızın işte benim oğlumun kafasına su balonu atmış falan diye.
Speaker A
Yaramaz bir çocuk muydun? Yaramazdım. Gerçekten mi? Ne yapardın? Milleti şimdikler miydin? Ne yapardın? Eee, yani yok cimciklemezdim de tartışırdım insanlarla. Gerçekten kavgacıydın o zaman.
Speaker A
Küçükken öyleydim. Hangi burçsun? Koç. Ha. Oy. Dünyanın en zor burcudur Koç. Hayır. Sen hangi burçsun?
Speaker A
Ben Başak. Oysa kurban olurum. [Kahkaha] Sen oyun oynar mıydın sokakta? Ben oynardım. Ben genelde eve girmezdim hatta yani.
Speaker A
Hı hı. Futbol falan oynardık işte. Evet. Voleybol çok oynardım. Şimdi Bodrum'da yapıyor musunuz? Ya plaj voleybol oynadık geçen gün. Yine oynuyoruz yani. Ama çok vaktimiz olmuyor tabii. İster istemez.
Speaker A
Oh ne güzel gencecik oralarda. Ah ben de gençtim biliyorum. Sen ailenin en küçüğüsün. Ablan mı var? Onun aran nasıldı?
Speaker A
Evet. Onlarla küçükken çok iyi değildi. Hep kavga ederdik, tartışırdık ama şu an çok iyi. Yani o benim en yakın arkadaşım.
Speaker A
Y o gelmedi mi seninle buraya? Yok. Nasıl gelsin? O Ankara'da mı? E
Speaker A
Var var. E 5 yaş fark var aramızda. O benden küçük. Küçük. Evet. Hatta belki onu şimdi Almanya'ya göndereceğiz. O yüzden içim biraz buruk.
Speaker A
Nasıldı aranız peki çocuklukta? Aramız iyiydi ya. Genelde biz birbirimize çok şaka yapardık. Çok birbirimizle uğraşırdık ama yani ben bütün kavgalarımı neredeyse Tugay için verdim. Ben kendim için hiç kavga etmedim. Nerede Tugay'ya sataşan var hemen giderdim onu şey yapardım.
Speaker A
Köşe sıkıştırırdım. Aferin sana. Ben de öyleyim di. Çok köşe sıkıştırmışlığım var. Evet. Onu hep korur muydun?
Speaker A
Evet. Yani bazen işte mesela çocuklar ben basketbol oynuyorum. Tugay futbol oynuyordu. Çok da iyi de oynuyordu.
Speaker A
Ondan sonra Tugay'ı mesela küçük diye bazen kaleye geç bir kere kaleye geçirmişlerdi. Tugay küçük olduğu için kalede tabii golü yedi falan. Ondan sonra çocukların üzerine gelmişti. Ben de Tugay'ı kaleden çıkıp çıkarıp ileri atmıştım. Sonra bilerek gol yemiştim.
Speaker A
Hadi bana da diklenin falan filan diye çocuklara diklenmiştim ben de. Ha sert bir abimizsin ya. Tugayı. Tugay'ı çok koruma iç güdüm vardı. Kardeşim çok koruma iç güdüm vardı.
Speaker A
Ne güzel. Şimdi o orayı okumaya gidecek ama sen de yanına gidersin bence. Yani eğlenceli de olabilir aslında.
Speaker A
Olabilir tabii ya. Daha seten arta kalan zamanlarda inşallah. Sizde yeni nesil ebeveynler var büyük ihtimal. Ne bileyim uçan tekme değil uçan.
Speaker A
Uçan tekme. [kahkaha] Bir terlik yediğiniz oluyor muydu? E herhalde. Herhalde mi? Evet. [boğazını temizler] Bir gün şöyle bir şey oldu. Yerde kalem düşürmüşüm.
Speaker A
Onu da unutmuşum. Orada koltukta da yatıyorum. Elim böyle aldı. Kalemi bir fırlattı. Elimin ortasına girmişti. Kal saplandı böyle.
Speaker A
Ya çok öyle durmadı da böyle girdi düştü. Acıdı [kahkaha] ya biraz. Acıdı. Bunu bu kadar dramatik bir hikaye gibi anlatamazsın.
Speaker A
Bir de eskiden şöyle şeyler vardı sizde var mıydı? Mesela bu buraya girerdi sonra bu kalbe yürür falan derlerdi.
Speaker A
Sizde de var mı o bilgi? Yok. Yok. Şu an öğrendim. Aa ben çocukluğumda elime ne bastı?
Speaker A
Kalbime mi yürüyecek? Kalb sizde yok muydu arkadaşlar? Bak yaşlılar konuşuyor. Yaşlı menajerlerinize bakın. [kahkaha] Bakın işte. Peki sünnet oldun.
Speaker A
Şaka şaka. [kahkaha] Böyle bir program söylenmemişti. Hayır hayır. Sadece ben yaşlı bir sunucu olduğum için aklım karıştı. Kardeşinle aynı anda mı sünnet oldunuz? [kahkaha] Birlikte mi oldu sadece? [kahkaha] Yok.
Speaker A
Ben bu soruya cevap vermeni ben istemiyorum güzel kardeşim. Konu ne? Günlük tutuyordun. [kahkaha] Konu değiştirmek istedim. Özür dilerim.
Speaker A
Ben hiç yapamam. Neden ya? Öyle bir istikrarım yok. Aa unuturum. Sabrın yok. Evet. Bir kere denemiştim ama küçük bir defterim vardı böyle yazmışım birkaç şey. O duruyor Ankara'da. Eee onu okudum. Şey başta böyle uzun uzun yazmışım. Sonra şey işte okuldan geldim.
Speaker A
Bu kadar evdeyim işte. Bitti falan filan. Dizide deniz karakterini canlandırıyorsun. Asi bir kız. Senin ergenliğine benziyor mu sence?
Speaker A
Benziyor. Benim ergenliğim daha şeydi. Sertti. Sert miydi? Ha dizide yumuşaksın bile. Deniz bence sert bile değil. Genel olarak mizaç olarak da biraz sert bir insan olduğum için şey genel olarak işte soğuk duruyorum. Biraz insanlar şey falan yapıyorlar. Hani seninle konuşmaya
Speaker A
çekiniyoruz ya soru sormaya. Ama onun sebebi biraz alışmaya ihtiyacım varmış gibi. Buraya geldiğinde ben de tanıştığımda öyle bir enerjim var ama hani bir 5 10 dakikaya bakıyor bence.
Speaker A
Bence de. Evet. Hemen yumuşuyorsun gibi. Evet. [kahkaha] Peki hani dizide karakterim asi değil falan dedin ama mesela şu replik sana ait değil mi? Bana bak sen hırt. Evet [kahkaha] mesela.
Speaker A
Ya asi değil demedim. Çok da sert değil ya. Hırt mırtı. Okey ya. Ne olacak?
Speaker A
Normal şeyler mi? Sen lisede sert miydin? Herkesle iyi anlaşırdım lisede de. Ha? Sevilen biri miydin? Öğrenci miydin?
Speaker A
Yani ben herkesi severdim. Onlar da nacizane severdi galiba. Bilmiyorum yani. Ben en arkada oturuyordum herkesi kontrol edeyim diye. Böyle kaynatmaya çalışıyordum dersi de ama çok da kızmazlardı bana.
Speaker A
Notların iyi miydi? Matematiğim hep 40'ın üstünde hiç gelmedi. Son sene. Son sene iyi bir kendime göre iyi bir sıralama yapmıştım.
Speaker A
O yüzden herhalde bana güveniyorlardı da çok şey yapmıyorlardı, kızmıyorlardı bana. Arka sırada oturan kimseye de güvenilmez aslında.
Speaker A
Evet. Ya ne oluyordu sınavlarda mesela ben arka sırada oturuyordum öne alıyorlardı. Öne oturuyordum öğretmen masasını alıyorlardı.
Speaker A
E demek ki iyiydin sen. Yok beni kimse öğretmen masasına almadı. Aptaldım çünkü kim benden kopya çekecek?
Speaker A
Anladın mı? Beni ortada bırakıyorlardı. Sen? [kahkaha] Ben de en arkada oturuyordum cam kenarında. Kötü öğdin o zaman. Kabul et.
Speaker A
Biraz öyleydi. Ha dersin kötü müydü? Bayılırım söyle. [kahkaha] Yani çok da iyi değildi. Sen böyle tam bir şey enerjisi veriyorsun şu anda. En arka sırada oturan, zil çaldığında tuvalette o kızları köşeye sıkıştıran hırt diye.
Speaker A
Hayır. Yok değil mi? Hayır. Ben okul hayatım boyunca bir kızla bile kavga etmedim. Ben hep erkek döverdim.
Speaker A
Aa gerçekten işte basın açıklaması kardeşim. İşte bu. Gerçekten hep erkekleri döverdim yani. Neden? Ama inşallah adam olmuşlardır. [kahkaha] Gerçekten saldırır mıydın üzerine?
Speaker A
Evet. Yani beni sinirlendirdikleri zaman Evet. kavga ediyorduk. Tekvando yaptım ben. [kahkaha] Eee, bir süre yani çok uzun bir süre değil de bir süre tekvando yaptım. Eee, sonra sokak dövüşü de yaptım. O da kısa sürdü.
Speaker A
E seviyorum ama onu sadece spor olarak insanların üzerinde değil [kahkaha] sadece spor olarak. Ama onun bir özgüveni vardı güzel kardeşim herhalde değil.
Speaker A
Tabii biraz vardı. Hatta şey eee bir gün bir çocukla kavga etmiştim sınıfta. Bana ağır bir küfür etmişti.
Speaker A
Sonra annem bizim spor kulübüne gelip beni hocaya şikayet etmişti. Okulda çocukları dövüyor falan diye. Sonra hoca da bana demişti. Bir daha böyle yaparsan lisansını yakarım diye. Öyle duruldun mu peki ya? O kadar şey değildim ya. Sadece [kahkaha] beni sinirlendirdikleri zaman yapıyordum
Speaker A
ve bu kadar. Bu Kuzey Tekinoğlu'nu çok izliyor musun? Evet. Evet. Oradan sonra mı spora başladın?
Speaker A
Ondan çok etkilenip spora başlamıştım. Evet. Yani bazen hareketlerim de çok fazla benzemeye başlamıştı. Hoş değil tabii. İster istemez yani.
Speaker A
Tabii kendim olmalıyım tabii [kahkaha] ama yani spora başlamamı sağlayan o karakterdi. O yüzden bende yeri ayrıdır.
Speaker A
Hala açar izlerim arada sırada. Yani peki bu yüzden okulun o yakışıklı kaslı ne bileyim öncelikle estağfirullah okulun yakışıklı çocuğu muydun? Ha eee ya lisede kaslı değildim ya. Kaslı da o ne demek ya? [kahkaha] Lisede spor yapmıyordum. Voleybol oynuyordum çok. E lise sonunda
Speaker A
başlamıştım zaten ama yani o diğer dedikleriniz yani insanlarla aram iyidir diyeyim. [kahkaha] Hep artı puan al tamam mı kardeşim?
Speaker A
Peki lakabınız var mıydı okulda? Vardı. Basketbol koçum bana aşil diyordu. Aşil tendon gibi mi?
Speaker A
Aman [kahkaha] buraya atsın. Aş bradit mi diyeyim? Daha komik. Dur. [kahkaha] Bir dakika gülmeyin. Lakabınız var mıydı?
Speaker A
E evet Enis abi vardı. [kahkaha] Enis abin sana kurban neydi? Aşildi. Aşil diyor hocam. Evet. Evet.
Speaker A
Senin var mıydı ya? Heloş diyorlardı. Helloş. Heloş. Helin. Heloş. Hım. Hello. Bu duğum en kötü şey ama gerek var mı Helloş'a?
Speaker A
Bence de gerek yok. Hala devam mı? [boğazını temizler] Oy bunu takan senin kesin düşmanındı.
Speaker A
Olabilir. Sana bir şey diyeim. Şu an hırsla seni evde izliyordur. Ah meşhur oldun ya. [kahkaha] Peki sizin döneminizde çıkma teklifi var mıydı?
Speaker A
[kahkaha] Eee ortaokuldayken vardı. Lisede yoktu. Yani ben ana sınıfında bir kıza çıkma teklif etmiştim. [kahkaha] Onun harici etmedim yani.
Speaker A
Ana sınıfında 3 yaşında nasıl ettin yavrum? Ya öyle oldu [kahkaha] yani. Nedenini hatırlamıyorum. Nereye çıkmayı planladın yaşında?
Speaker A
Ya işte teneffüslerde falan [kahkaha] evcilik oynuyorduk. Öyle de teneffüste birbirinizi kesiyordunuz hımsıyordunuz. O da ne güzeldir biliyor musun?
Speaker A
E oyuncaklarımızı paylaşıyorduk. [kahkaha] Evet. Demek öyle [kahkaha] ya. Platoyik aşk yaşadınız mı hiç? Ben yaşadım ya. Ne kadar sürdü?
Speaker A
Bir ay falan sürdü herhalde. Ya beni hayattan soğutma gözüyü söyle. Ama şöyle bir şey var. Ben eee şiir defteri yazmıştım ona. Böyle o zamanlar şiir kitabı falan okuyup ondan böyle güzel şiirleri alıp deftere yazıyordum.
Speaker A
Sonra oraya resim falan çiziyordum. Sonra o çocuk da gözümün önünde eski sevgilisiyle tekrar barıştı. Ben de böyle parçaladım çöpe attım. Bir daha da yüzünü bile görmek istemiyorum diye attım onu.
Speaker A
Şu an şu an seni izliyor mudur sence? [kahkaha] Hala da hırsızsın ha. Aferin sana işte.
Speaker A
Koç burcu [kahkaha] mı? Oanıza poster asar mıydınız? Ama sizde poster yoktur herhalde. Var mıydı var mıydı size? Denk geliyor mu o ya?
Speaker A
Bütün Joker posterleri vardı bende. Hitleder'dan işte Joakim Phonix'in falan hepsinin vardı. Evink posterleri asıyordum ben. Black Pink konserine gittim.
Speaker A
Gördün iki kere. Gördün mü? A [kahkaha] şaka yapıyorsun. Beni tanıyorsun o zaman önceden. Ha tamam.
Speaker A
Evet. Bun bias kim en sevdiğin üye? E tabii ki şey ya Jenny değil. Lisa.
Speaker A
Lisa değil. Lisa. Lisa tabii ki en güzeli o. Diğerleri kıyamam. [kahkaha] Diğerleri de çok Sakın bana düşman olmayın. Black Pink fanları Pink. Black [kahkaha] Pink.
Speaker A
Bir flarını istemiyorum hayatım. Bir de hemen düşman oluyorlar biliyorsun. [boğazını temizler] Ben çok fazla şey dövüş izliyorum. MMA izliyorum.
Speaker A
Ay en sevdiğim şey. A of [kahkaha] bak en sevdiğiniz dövüşçü kim? Eee Gregor. Benim de ne diyorsun?
Speaker A
Ne diyorsun? Ama en son ağzını burnunu gene kırdılar. Gregor kırdılar. Hiç kendine gelemedi. Asıl bir tane İspanyol mudur ne? Bu kadar bıdık bir oğlan vardı. Kimseden dayak değil mi? Herkesten nasıl en [kahkaha] son eşinden ayrıldı diye dayak yedi ya.
Speaker A
Atamadı kafasından işte. Yedi bak bu bir yin boynunu yine. Eee aşk sevda büktü. [kahkaha] Çok mu seviyorsun? Ben bir de ne seviyorum biliyor musun? Tövbe ya Rabbi.
Speaker A
Ne olur izlemeyin [boğazını temizler] çocuklarınıza izletmeyin. Tokat yarışı. Millet birbirini [kahkaha] tokatlıyor. Bendeki mutluluğu görmeyin de böyle izliyorum. Oğlum çok güzel bir şey.
Speaker A
Onlar da şalter kapanıyor direkt ama direkt gidiyorlar. Direkt gidiyor. Millet yüz yumruğa düşmüyor da bir tokatta düşüyor. Ona çok şü. Sen hiç izledin mi?
Speaker A
Bana sert diyorsun. Hayatımda en korktuğum şeydi. Şaka yapmıyorum. Rahmetli babam hep boks izlerdi, dövüş izlerdi. Artık ne izlerse hep nasıl izler insanlar bunu derken abi bir gün yatakta ben çok bayılırım Reals izlemeye. Oradan bir tokata sardım. Ulan bir tokat hoşuma gitti. Sonra bir
Speaker A
kaydırdım dövüşe girdim. Oradan ben büyük usta oldum. Ve şöyle bir his var içimde. Sanki şu an kavgaya girsem bak yemin ederim bir döverim ya. Sanki taktik öyle [kahkaha] hani bir şey. Anladın mı? Yemin ederim içimde böyle bir şey var ama
Speaker A
[boğazını temizler] dayak yer miyim bilmiyorum ama sanki bir iki taktik öğrendim. Sen iyi misin dövüşte?
Speaker A
Ya ben de işte jij su yapıyordum. Hüte bul beni. [kahkaha] Güreşe benzer bir spor o da ya. Gerçekten keyifliydi o da. Bence harbiden erkeğe özgüven veriyor.
Speaker A
Veriyordu yani. Sana sormuyorum zaten büyük usta zaten dövüşmüş. [kahkaha] Peki sen çok arabeskor musun?
Speaker A
Ne biliyorsun be? [ani nefes alır] Evet. Evet. Hayır ya. Hakan Taşıan. Muazzez Ersoy ne tarz?
Speaker A
Bergen. Hı hı. E Bülent Ersoy. Bülent Ersoy çok severim. Sen Arabesk dinler misin? Yok yani beni kötü etkiliyor arabesk.
Speaker A
Neden? E bilmiyorum. Bence dinlediğimiz şeyler etkiliyor ya. Bence ya ben daha pozitif şeyler dinliyorum da rap dinliyorum yani. Pozitif dediğim yani rap dinliyorum ben ya. Sporda güzel gidiyor.
Speaker A
Hım. Peki kopya çeker miydiniz? Çekerdik ya. Bence hepimiz çekmişizdir. Biz sınıfça böyle şey oluyorduk ama işte masaya vurmak falan filan. Aynen.
Speaker A
Organize oluyordu. Kaf yakalanır mıydın? Yok. Okuldan kaçar mıydın? Bizim okul çok küçüktü. Yani çok küçüktü. Biraz da yüksek puanlıydı. O yüzden çıktığımız anda belli oluyordu.
Speaker A
Kim gitti, kim gitmedi belli oluyordu. O yüzden genelde öğretmenlerden izin alarak çıkıyorduk biz. Hocalar da zaten çok şey yapmıyordu ya. Güvenirlerdi bana.
Speaker A
Senin bu hayatta, bu koca hayatta, şu 20 yıla sığdırdığın hayatında hiç hatan oldu mu? Hiç kusurun oldu mu? oldu.
Speaker A
Ne söyler misin onu bana? Katars büyük pot kırıyormuşum değil mi? Bu programa katılmak [kahkaha] gibi diyormuşum.
Speaker A
Bravo. İşte ağzımın payını veren o konuk. Bravo sana kötü kalpli. [kahkaha] Ben sana o kadar ittifat edim. Sen gel bu programa katılmak. Lisede hiç zorbalığa uğradınız mı? O akran zorbalığı bunları yaşadınız mı?
Speaker A
Evet. Ben biraz içine kapanık bir insandım aslında. Yani böyle çok şey 34 tane falan arkadaşım vardı. Çok da sevilen bir insan değildim. Yani gelip yüzüme karşı böyle şey yapmıyorlardı ama ben onu hissediyordum. Ya zorbalık değil ama öyle oluyordu.
Speaker A
Mesafeliydin herkese büyük ihtimal değil mi? Evet. Evet. Hala öyle misin? Evet. Bu iyi bir şey biliyor musun?
Speaker A
Valla zaman içinde çok büyük artılarını göreceksin inan bana. Yani benim gibi herkesi seven bir e telatabi olmaktansa senin gibi olmayı tercih ederim. İnan bana daha az zarar görüyorsun ve daha mutlu bir hayat geçiriyorsun. Büyük usta konuştu. Sen?
Speaker A
Ben yok akran Zorbalına uğramadım. Ben 9. sınıfa girer girmez gittim 12. sınıfların abilerle kankalı kankası oldum. Beni zaten yeğeni olarak belediler.
Speaker A
O yüzden hiç öyle uğramadım. Belki eee öğretmen bir öğretmenim yapmıştır. 9. sınıfta da çok küçük gösteriyordum ben.
Speaker A
İşte ilk gün hoca geldi işte herkese bakarken sınıfta beni böyle parmakla gösterdi. Senin burada ne işin var?
Speaker A
Bizim okulda da yanında ana sınıfı vardı. Sen git oraya bakayım falan filan demişti. O biraz kalbimi kırmıştı. Sonra hiç zorbalığa uğramadım.
Speaker A
Bir şey diyeceğim. Çok acayip. Bak ne kadar küçük aslında anlattığında hikaye ama garip bir şekilde bunlar yer ediyor ve gitmiyor beyinden yani.
Speaker A
Sonra teoman çıkıyor ortaya. [kahkaha] Ya [kahkaha] şimdi onlar nerede? Siz neredesiniz? Bunu sakın unutmayın. Şaka yapıyorum.
Speaker A
Gerçek 17 yaşındaki Helen Deniz ve Teoman'la aynı okulda arkadaş olur muydu? Denizle olabilirdi. Yani çok yakın arkadaş olmazdı da olurdu ama Teoman'la olmazdı ya. Mümkün değil.
Speaker A
Döverdi [boğazını temizler] muhtemelen. [kahkaha] Ha Tekvando'yu orada gösterirdin ha. Şovunu yapardın. Sen onunla arkadaş olur muydun?
Speaker A
Denizli olurdum ben. Denizli olurdum da Teoman'la olmazdım ya. Teoman'la herhangi yol yürümezdim ya. Teaman gerçekten sizin ergen kalbinizi kocaman öpüyorum. Bir sonraki parkta görüşmek üzere.
Speaker A
[müzik] İkinci parta hoş geldiniz. Bodrum nasıl gidiyor? Eğleniyor musunuz? Evet. Bütün ekip çok mu iyi anlaşıyor? Çok iyi.
Speaker A
Ya bir tane fesat yok mu? Ne olur dedikodu verin ya. Yok. Ne diyorsun ya?
Speaker A
Vallahi yok. Çok eğleniyor musunuz peki? Kendi aramızda eğleniyoruz. Evet. Yani bütün rol arkadaşlarımız çok eğlenceli zaten. Bence bu da sosyal medyaya yansıyor. O yüzden birbirinizi çok zorbalıyorsunuz değil mi? Sosyal tatlı zorbalık.
Speaker A
Çünkü biz birbirimizden [boğazını temizler] alınmıyoruz. Yani iyi niyetle yaptığını biliyoruz. Müthiş bir şey. İnşallah yolunuz hep böyle açık olsun. Evet ikinci parta hoş geldiniz. Şimdi bu partta size bazı sorular soracağım. ortak karar vermenizi istiyorum. Hangi sınıfın başkanı olduğunuzu öğreneceğim. Tane de
Speaker A
sınıfımız var. Tamam mı? Bir tanesi başa bela sınıfı. İkincisi hassas kalpler sınıfı. Üçüncüsü kronik krinçler sınıfı.
Speaker A
Şimdi birinci sorumla başlıyorum. Bahçede kafana top geldi. İlk tepkin topu kafasına geri atar. Kırılsın o kafan diye bağırırım. Hemen onaylayamazsın. [kahkaha] İyiyim der. Tuvalete kendimi kitleyip ağlarım.
Speaker A
C. Bayılma numarası yapıp ambulans çağırmalarını beklerim. [kahkaha] Karar verin yani. Al. [kahkaha] Ben demedim.
Speaker A
Kafasına geri atar. Kırılsın o kafan. Güzel. Senin taktik bu. Evet. Evet. İkinci soru. Hoşlandığın kişi sana çıkma teklifi etti. Tepkin.
Speaker A
A. Allah belanı versin. [kahkaha] [boğazını temizler] Der tatlı tatlı göz süzerim. O da amin canım der. B.
Speaker A
Yanağına bir Buse kondurup koşarak uzaklaşırım. Ah C. Ah C. Arkadaşlar sessiz olun. Burada bir şey konuşuyoruz diye etraftakilerin dikkatini çekerim.
Speaker A
Amin canım. [kahkaha] Allah belanı versin. Allah belanı [homurdanır] versin. Selamın kavlen der. Tatlı tatlı göz sszerim. O da amin canım der.
Speaker A
Tatlı tatlı göz ssüzmek. Evet. [kahkaha] Sen de bir tatlı gözsüzersin ki. 3. Derse öğretmenden sonra girdin. Ona ne söylersin? Bu senin işin. İlk bölümünü izledim.
Speaker A
Çok. He. [boğazını temizler] Ne oldu? Söyle. Söyle. Çok gömüyorsun beni diyecek. Özür dilerim. 10 yemen atar. [kahkaha] A yeter hocam. Özür diledim ya işte ne oluyor yani? B Hocam ben kardeşimi okula bıraktım da o yüzden geç kaldım diyerek
Speaker A
ağlamaya başlarım. C. Dersinize girebilmek için ne yapmam gerekiyor hocam? Yani a bence a neydi?
Speaker A
Yeter hocam özür diledim ya. Ne oluyor ya? Sen olsun değil sen o zaman kızıyor [kahkaha] ve eee ve hocam ben kardeşimi okula bıraktım.
Speaker A
Evet. Evet. Tamam. Hadi bakalım. Çıkçı tapisti. Kimin aşkısı bu? Notayı duydum. [kahkaha] Bu benim aşkım diye yanına koştu tepkin. Suratına iğrenerek bakarım. Bu ne ya derim. Hemen sarılarım. Ne tatlış ya?
Speaker A
Sesini kaydederim. O arayınca telefonumu öyle çalar. Ben ya yani. A a suratına iğrenerek bakmak mı?
Speaker A
Suratına iğrenerek bakma kısmı değil. Bu ne ya? 5. Okulda kostümlü balo var. Nefret ettiğin kişiye bakıp nasıl laf sokarsın?
Speaker A
Kendin kadar iğrenç birini rol model almışsın. Aferin. Aferin sana. [kahkaha] Allah Allah. Sizin replikler mi bunlar yoksa?
Speaker A
Çok kötü olmuş der. Sonra şaka ya deyip gönlünü alırım. O sensin. Ben mi? Ha ben. Evet doğru. Aferin. Sen de bana laf. [boğazını temizler] [kahkaha] Aramız bayağı iyi. C. Dur. Kim olduğunu tahmin edeyim. Zevksizlik derim.
Speaker A
Ah yapıp aı. [kahkaha] Evet. Şimdi sonuçlar açıklanıyor. Bakalım bu kötü kalpli ikili hangi sınıfın başkanı? Başabela sınıfı.
Speaker A
[alkış][coşkulu tezahürat] Sen nasıl başa belaya düştün? Ben senden umut şey du şey başa belaya sürüklenen ben melek [kahkaha] ya.
Speaker A
Ha kızımız seni oraya sürükledi. [kahkaha] Ben bunu asla kabul etmiyorum. Beraber karar verdik sonuçta. Aynen. [kahkaha] Aynen. Aynen.
Speaker A
Ne kadar tatlı bir insan olduğumdan bahseder misiniz? Gerçekten çok tatlısın. Sana laf sokağım gelir beni bulur. Gerçekten çok tatlısın. Enerjin muazzam. İkinizin de öyle. O yüzden 3ünc partta görüşürüz. Ne alaka?
Speaker A
Regl gecelerimi. Çirkin pijamaları unut. Havlular sermeyi de. [müzik] Ç pet kullanmayı zaten geç. Rahat bir gece için orkidin korumasına güven.
Speaker A
O kadar ince ki varlığını bile hissetmezsin. 12 saate kadar sızıntı koruması sağlar. Orkit [müzik] 3. parta hoş geldiniz. Şimdi atain Bodrum'da bir çekimden çıktınız. Tamam mı? Bir sap yapalım dediniz. Denizin üzerinde gidiyorsunuz. Açıldınız, açıldınız, açıldınız. Yanlışlıkla Allah esirgesin sınırı geçtiniz.
Speaker A
Pasaportlarınız yok. Hiçbir şey yok. Aldılar sizi misafir ediyorlar. Bir telefon hakkınız var. Kimi ararsınız?
Speaker A
Gel abi al bizi. Gel kanka al bizi. Diyeceğiniz o kişi kim? Bu kişi kalsın mı gitsin mi sizi kurtarsın mı kurtarmasın mı? O asla bir löf yapmaz.
Speaker A
Ağzından çıkan her şeyi yapar. Kalsın mı gitsin mi? Kalsın. Kalsın yani. Güzel laf. Okey. İkinci. Replikleri rap yapmasıyla meşhur. Bu rol arkadaşınızın [kahkaha] replikleri rap yapmasıyla meşhur. Kalsın mı gitsin mi [kahkaha] abi? Bilmiyorum ya.
Speaker A
Gitsin ya. Gitsin. Hiç güven vermiyor ya o. O bizi kurtarmaz ki. Kurtarmaz. Şanfe. [kahkaha] Kurtarmaz mı sizi?
Speaker A
Kurtarmaz o bizi. Ha haftaya bir konuk gelsin bana. [kahkaha] Onunla konuşacaklarım var. Evet. sete fermente yeşil çayını getiren clean girl'ümüz. Kalsın mı gitsin?
Speaker A
Kalsın ya. O bizle beraber mahsur kalır. O da bir şey yapamaz. [kahkaha] Tamam tamam tamam. Bu sefer de sen seç o zaman.
Speaker A
Tamam kalsın. [kahkaha] [ani nefes alır] Bak ayağınızı denk alın şu an. Onu dizide ağırlayacak olsanız öyle kumsalda şarkı söyletemezsiniz.
Speaker A
tahtıyla gelmesi gerekir. Kalsın mı gitsin mi bu şey? Kalsın. [kahkaha] Senin ayağını denk alışına kurban.
Speaker A
Daha 17 dizisinin en büyük fanlarından biri kalsın mı gitsin mi? Kalsın. Kalsın kalsın. Deniz kızı ile Theo'yu görse uzatmadan evlenin kız der. [kahkaha] Biz galiba insan eleyemeyeceğiz ya.
Speaker A
Gitsin mi? Yani iyi kalpli insanlarız. Yapamıyoruz. Şey gitsin onu yormayalım. Seda Sayan nasıl ya?
Speaker A
Ama şimdi göreceğiz sen şimdi [kahkaha] piyasadan nasıl silineceğini kameraya. Seda ablacığım. [kahkaha] Seda ablacığım. Ben daha farklı birisini düşünmüştüm. Gerçekten özür dilerim.
Speaker A
İnandı. Ay bacım hemen benim saf bacığım. Aşkım benim. Sedabı Sayan çok severim. Kaşlarını kalınlaştırırsak neredeyse ataya benziyor. Bebek surat reis gitsin.
Speaker A
Leonardo DiCaprio ya. Titanic battı. Titanic. Üzüldün mü? Üzüldüm tabii. Beğeniyor musun? Evet. Çok severim.
Speaker A
A selamı var. [kahkaha] Evet. Hem yakışıklı, best model olmuş hem istatistik okumuş zeki biri. Böyle babayı mumla ararsan bulamazsın. Cool kalsın.
Speaker A
Kenan Emirzolu oldu bence. [kahkaha] Değil biliyorum. Kim olduğunu biliyor Kenan. Aynen biliyorum biliyorum. Arman abi.
Speaker A
Aynen. Abi abi abi kalsın kalsın. Bu hanımefendi oğluşa hariç kimse herkese mesafe koyar. Kalsın mı gitsin mi sizi kurtaracak mı? Bakın dağlarda denizlerdesiniz. Los oğluş herkese mesafe koyar.
Speaker A
Kalsın ya. Ben senin için menemen yaptırdım. Domatesin kabuklarını ellerimle soydum diye [boğazını temizler] ortalıkta söylenip duruyor bu kızımız. Kalsın mı gitsin mi sizi kurtarır mı?
Speaker A
Helin hadi bakma bana. Hadi söyle. Hadi hadi ya. Kurtaramaz gibi ya. [kahkaha] Gitsin Ceren Ceren de gitti.
Speaker A
Kıyamam. Sizin diziye fevkaladein fevkinde diye yükselerek cevabını verir gür sesiyle. Kalsın. [kahkaha] İşte bu. Şimdi bu hanımefendi kalbinizin tek sahibi olmaya aday.
Speaker A
Kalsın. Kalsın. Kalsın. Bu beyefendi Keloğlan'daki kötülükler hizmetkarına [kahkaha] ben kalsın mı gitsin mi? E sen bir şey ama söyle.
Speaker A
E şey Armağan abiyi yormayalım ya. Gitsin. Niye yoruluyor ki? Ne yapıyor burada? Duruyor. [kahkaha] Abi adamın bir gün tatili var. Gitti Hakan Akkaya.
Speaker A
Evet. Ay modacı. Evet. Şimdi Yunancasını bilmem ama çok iyi Rusça konuşuyor. Kalsın mı? Gitsin mi?
Speaker A
Söyle. 1 2 3 kalsın ama benim için kimin kurtaracağı belli. Ben de Evet. Ben de gittiği Hindistan tatilinde [kahkaha] bu da sanılan bir olmaz.
Speaker A
O o kalacak. O kalacak o [kahkaha] kalacak. Evet. Bu kişi daha 17'de 5 dakikalık rol istedi. Bu ünlümüz Hakan Akkay'yı bir dövüp çıkacakmış. Kalsın kalsın ama.
Speaker A
Ama şimdi ilk hafta bir program güzel kız. O da onu seçerdi. Tamam biz direkt kalacak kişiyi söyleyelim.
Speaker A
Bu kalsın mı? Gidecek. Git gitsin. Bu kalsın. Kalsın kalsın bu. Gidecek. O da kalsın ya.
Speaker A
Maalesef gidecek. Ben kalsam yalanı görür. Allah Allah görür inşallah. İnşallah. Bülent Erso kocaman [alkış] 4.ta görüşmek üzere.
Speaker A
[müzik] Evet 4. parti hoş geldiniz. Şimdi Ata Vehilim bana bazı sorular soracak. Ben de onların gerçek mi yalan mı olduğunu tahmin edeceğim. Ona göre birbirimizi cezalandıracağız. Başlayın. Efim.
Speaker A
İlkokuldaki hocam o kadar çok kulağımı çekerdi ki kulağımın şekli değişti. [kahkaha] Çok üzücüyor ama değişir. Çok çek.
Speaker A
Gerçek. Gerçek mi? Gerçek. Burası daha basık. Burası daha normal bir kulak. Vah yavrum benim. Hocam selam olsun.
Speaker A
Bir şey diyeceğim. Yaşlılarım da kulağı büyüyor biliyor musun? Geçen annemin kulağına baktım. 76 yaşında beni yutacak gibiydi kulağı. Yemin ederim bu kadar olmuş. Tövbe estağfurullah. Demek yaşlanınca o kulak ne olacak? Cezayı dur ben niye ceza geldi ki?
Speaker A
Çıktı. E doğru bildim. Ha ben tamam [kahkaha] ama sen bir deniz kızısın. O yüzden deniz kızı çıktı.
Speaker A
Şimdi hostes kızımız geliyor. [kahkaha] Çok inanıyor formata bu kız. Bak böyle şeyler hazı. Oha çok güzelmiş lan. Seda Sayan da Elsa oldu.
Speaker A
Gerçekten [kahkaha] bir yakıştı. İkinci soru gelsin. Küçükken çok utangaç olduğum için kalabalık misafir geldiğinde kendimi dolaba kitlemiştim.
Speaker A
Dolap deme bana. Kas hafızası olmuş olabilir. Kas hafızası. [kahkaha] Evet. Seni seni yılan. Yalan.
Speaker A
Yalan bu. Evet. [kahkaha] Buranın kralı benim. Yakıştı ha. Elin so. Küçükken sabahları sırf makyaj yapmak ve etrafı karıştırmak için hava aydınlanmadan kalkıp karşı komşumuza gidip odalarına yatardım.
Speaker A
Yalan. Doğru. Doğru mu? Sen de daldın. Ben mi aldım? Ne alıyorum? Dolap zamanı. Ha hayır [kahkaha] hayır bu o çocuğa denk gelmeliydi. Hayır hayır ya abi.
Speaker A
[kahkaha] Arkadaşlar bakın daha ucuz bir ceza az geli. [kahkaha] Yine seni Allah kurtardı biliyor musun?
Speaker A
O babanı da bulurum ha. Hakan Akkaya modacı yaşayan. [kahkaha] Lisede first date'eyken köpek sürüsü kovaladı ve ben de üzerlerine doğru havlayarak onları kovaladım.
Speaker A
Döndüğümde first date last date ya. Aynen şöyle. Köpeklere [kahkaha] köpeklere hav mu yaptın? Evet. Çünkü çok fazla köpek üzerimize doğru koşuyordu.
Speaker A
Demek ki gerçek. [kahkaha] Evet. Daha söylemedi ki. Sen çok iyi niyetli bir çocuksun. [kahkaha] Dur cezanı vereyim güzel çocuğum. Dur.
Speaker A
Sözlü var. Ben şimdi size bazı sorular soracağım. Bir [kahkaha] birbirinize bakmadan bu sorulara cevap vereceksiniz.
Speaker A
Tamam. Kimin ekran süresi fazladır? O surat ifadesi ata. Tabii ki de yani sorun. Çevirelim.
Speaker A
Helen. Bravo. Hanginiz daha insan sarrafıdır? Hayır. Elin. Hayır. Tabii ki de ben. Hayır. Set olay olunca ilk kim duyar? [kahkaha] Ben tabii ki de hemen beni ararlar. Öyle şey felaketen ata. He aferin sana. Dizinin en green flag karakteri kimdir? Ezgi ile Ali. Ay
Speaker A
küçücük çocuk ya. Küçücük çocuğa green flag mi dedin gerçekten ya? E ne olacak işte? Flagi bile yok [kahkaha] ya. Onun daha flagi bile yok ya.
Speaker A
Kaç yaşında bu? 2 yaşında. 3 kaç? 5 yaşındaki çocuk. 6 yaşında. O kocamanmış. [kahkaha] Ben demiştim cümlesini. En çok hanginiz söyler? Bakma Helin.
Speaker A
Efendim? Helin. Ne olur lisedeki kopya günlerini hatır ata canım benim. Kim birine gıcık olduğunu daha iyi saklar zaten. Ben yazarım bunu.
Speaker A
A El saklar mı gıcık olduğunu? E ben mimiklerimi kontrol edemiyorum. O yüzden ama sen herkes seviyor gibisin.
Speaker A
E mimiklerimi seviyorum ama sevmediğimde de gerçekten nefret ediyorum. Kim günlük hayatta daha çok argo konuşur? Argo konuşun. [kahkaha] Hadi kimse yazmış.
Speaker A
Ben de ata dedim o. Ah! Kimin tarzı daha cooldur? Ah! Kaş kalktı. Taş kalkt.
Speaker A
[boğazını temizler] Aferin be. Yiyin birbirinizi. Evet. Hadi son soruya geldik. Annem küçükken ablamla odamız çok dağınık diye sinirlenip bütün kıyafetlerimizi camdan aşağı atmıştı.
Speaker A
Yalan. Gerçek. Aa ben mi aldım cezayı? Evet. Ucuzla bana düşer şimdi. Aradı lan aramadı. Not bırakan adam aradı. Müdür yüzü açamadım.
Speaker A
[kahkaha] Ne yapacağız bunu? Üzgün, şaşkın, sinirli birlikte yapalım. Çok zor. Üzgün. Sen başla. Aradı lan. Aradı. Not bırakan adam aradı. Müdür yüzünden açamadım telefonu.
Speaker A
Aradı lan aradı. Not bırakan adam aradı. Müdür yüzünden açamadım. [nefes nefese kalma] Aradı lan. Aradı. Notu bırakan adam aradı. Müdür yüzünden açamadım o telefonu.
Speaker A
Şaşkın. Hı. Aradı lan aradı. Notu bırakan adam aradı da müdür yüzünden açamadım telefonu. Aradı lan aradı. Not sen [kahkaha] özür dilerim. Ay bu dizi beni asla almaz. Pastel film miydi? Beni ömür boyu almayacak ya. Mütür yüzünden açamadım.
Speaker A
Aradı lan aradı. Notu bırakan adam aradı. Müdür yüzünden açamadım o telefonu. aradı lan. Aradı. Notu bırakan adam aradı. Müdürüzden açamadım. Per aradı lan aradı. [kahkaha] Not bırakan adam aradı. Müdür yüzden açamadım.
Speaker A
Aradı aradı. Notu bırakan adam aradı müdür yüzünden açamadım o telefonu. Sinirli. Aradı lan. Aradı. Not bırakan adam aradı. Müdür yüzünden açamadım telefonu.
Speaker A
Aradı lan. [kahkaha] Aradı. Not bırak. [çığlık] Müdürü aradı lan. Aradı. Not bırakan adam aradı. Ödür yüzünden açamadım o telefonu.
Speaker A
Benim önüme sakın [çığlık] geçme. Bravo arkadaşlarım. [kahkaha] Niye güldünüz? Çok emek verdik. Eyay değil. Ellerimle çizdim. Küçük ataya, Heline ne söylemek istersiniz?
Speaker A
Seni çok seviyorum. Hep mutlu ol ya. Aa inşallah olursunuz. Bir şey diyeceğim. Başak burcu olduğuna göre doğum günün 30 Ağustos. Doğum günü.
Speaker A
Evet. Hatta kardeşimin doğum günü de 30 Ağustos. İkimiz de aynı gün doğduk ama yıllard aynı gün oldu.
Speaker A
Sünnet farklı. [kahkaha] Doğum gününü aynı güne denk getirdiler. Sağ olsunlar. Kardeşini de kutlamak isterdim ama ben bugün senin doğum gününü kutlamak istiyorum iznin olursa. İyi ki doğdun.
Speaker A
İyi ki doğdun Ata. İyi ki doğdun Ata. İyi ki doğdun. İyi ki doğdun. Mutlu yıllar sana.
Speaker A
[coşkulu tezahürat] [çığlık] 10 dakika öğrendik. O yüzden sana küçük bir pasta üfletmek istedim. Gel gel otur. Güzel dilekler dile.
Speaker A
Teşekür. Manifestler manifestler yap. Bravo. [çığlık] İyi ki doğdun. Kaç yaşına girdin? Çok teşeküred. 24. Ah kurban olurum.
Speaker A
Benimle aynı yaştasın. [kahkaha] Allah uzun ömürler versin. Çok güzel yaşa. Çok sağlıklı, mutlu yaşa inşallah.
Speaker A
Helinciğim sen de öyle. Programı kapatacağım da şu Celalettin Çalılık amca bir gelse mi yanımıza? Gelir mi?
Speaker A
Kapıda mı? Üç kere seslenirsek gelir belki. Şaka yapıyorsun. Ne diyeceğiz? Celalettin Çalılık. Celalettin Çalılık.
Speaker A
Celalettin Çalılık. [coşkulu tezahürat] Otur oraya. Gel gel. Irma saçtım. Gel. [kahkaha] Protez saç var aslında.
Speaker A
Bir şey diyeceğim. Sen nasıl bu kadar meşhur olabilirsin? Atab ve Helin sayesinde ve çağın sayesinde.
Speaker A
Peki mutlu musun bu durumda? Kesinlikle. Ama benden meşhur olmam benim sinirlerimi çok bozuyor. Bilgin olsun.
Speaker A
Yok estağfurullah. Buraya geldiğin için, bu güzel ekibi getirdiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Hepinize sizlere de bayıldım arkadaşlar. Doyamadım. Bir 3 saat daha program çekerdim size. Teşekkür ederim geldiğiniz için.
Speaker A
Sizi kocaman öpüyorum. Sağ olun. Teşekür ed. [alkış] Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Bay bay.
Speaker A
[müzik] [müzik] [müzik]
Topics:Enis ArıkanBoş DersAtaHelinoyunculuksosyal medyadiziTürkiyeAnkaraBodrum











