Beykent Akademi | Yapay Zekâ 101 | Bölüm 4 | Makine Öğr… — Transcript

Beykent Akademi Yapay Zekâ 101 serisinin 4. bölümünde makine öğrenmesi, derin öğrenme ve yapay zekâ kavramları detaylıca açıklanıyor.

Key Takeaways

  • Yapay zekâ, makine öğrenmesi ve derin öğrenme hiyerarşik ve birbirine bağlı kavramlardır.
  • Makine öğrenmesi veriden öğrenir ve verinin miktarı ve çeşitliliği başarısını etkiler.
  • Derin öğrenme, yapay sinir ağları kullanarak daha karmaşık ve anlamlı modeller oluşturur.
  • Makine öğrenmesi farklı öğrenme türleriyle (gözetimli, gözetimsiz, kendi kendine denetimli) uygulanabilir.
  • Günümüzde pek çok yapay zekâ uygulaması derin öğrenme teknikleriyle desteklenmektedir.

Summary

  • Yapay zekânın içinde makine öğrenmesi ve derin öğrenmenin yer aldığı hiyerarşik yapı anlatılıyor.
  • Yapay zekâ, zeki davranış sergileyen canlıların bilgisayar programlarıyla taklit edilmesi olarak tanımlanıyor.
  • Makine öğrenmesi, veriden öğrenen sistemler olarak açıklanıyor ve verinin önemi vurgulanıyor.
  • Derin öğrenme, makine öğrenmesinin gelişmiş versiyonu olup yapay sinir ağlarıyla çalışıyor.
  • Makine öğrenmesinin gerçek hayattaki örnekleri olarak spam mail filtreleme ve görüntü tanıma veriliyor.
  • Makine öğrenmesi modelleri gözetimli, gözetimsiz, kendi kendine denetimli ve pekiştirmeli öğrenme olarak sınıflandırılıyor.
  • Gözetimli öğrenmede model, etiketli verilerle çıktı arasındaki ilişkiyi öğreniyor.
  • Gözetimsiz öğrenmede model, etiketsiz verilerde benzerlikleri bularak gruplandırma yapıyor.
  • Kendi kendine denetimli öğrenmede model, etiketsiz veriden otomatik etiketleme yaparak öğreniyor.
  • Derin öğrenmenin günümüzde görüntü tanıma, yüz tanıma ve dil algılama gibi uygulamalarda kullanıldığı belirtiliyor.

Full Transcript — Download SRT & Markdown

00:17
Speaker A
Beykent Akademi Yapay Zeka 101 dersinin 4. bölümüne hoş geldiniz. Bugünkü derste makine öğrenmesi, derin öğrenme ve yapay zeka kavramlarını tartışacağız. Yapay zeka dediğimiz zaman aslında içerisinde makine öğrenmesi, derin öğrenme de barındırıyor. Birbirlerinden farklı ya da aynı anlama gelerek kullanılsalar dahi aslında tamamen bir hiyerarşik yapının içerisinde var olan terimlerden bahsediyoruz. Yapay zeka dediğimiz kavram daha önce de belirttiğimiz gibi zeki davranış sergileyen canlıların bilgisayar programlarıyla bu davranışlarını gerçekleştirebilmesiydi. Oldukça geniş bir çalışma alanı. Yani içerisinde var olan sistemlerin hepsini kapsıyor. Bu hiyerarşik yapının içerisinde çatı olarak düşünebiliriz. Makine öğrenmesi dediğimiz zaman da sistemlerin aslında bu yapay zeka kavramının içerisinde veriden öğrenmesi ortaya çıkıyor. Yani elimizde var olan bu büyük veri ekosisteminin içerisinde eğer veriden öğrenen bir davranış sergiletebiliyorsak biz makine öğrenmesi kavramının içerisindeyiz. Bu makine öğrenmesi veriyor? Veriyi verdikten sonra o verinin içerisindeki örüntüleri, benzer yanları, örtüşük bilgileri keşfediyor ve bunun üzerinden tahmin mekanizması oluşturuyor. Makine öğrenmesinin gelişmiş versiyonu ise derin öğrenme olarak karşımıza çıkıyor. Derin öğrenme bir makine öğrenmesidir. Makine öğrenmesi de bir yapay zekadır. Yani bu hiyerarşik yapının içerisinde bu terimler birbirleriyle eş güdümlü. Bazen aynı anlama gelmiş gibi kullanılabiliyor ama arka planda küçük nüanslarla farklılıkları var. Derin öğrenme dediğimiz zaman da bu makine öğrenmesinin içerisinde yine veriden öğrenen bir sistemden bahsediyoruz. Bu veriden öğrenen sistemin içerisinde yapay sinir ağları dediğimiz katmanlı bir yapıyla öğreniyor. Bundan anlamlı modeller çıkarabiliyor. Bu anlamlı modeller üzerinde tahminler yapabiliyor. Genellikle günümüz teknolojilerinin içerisinde işte görüntü tanıma, yüz tanıma, dil algılama gibi sistemlerde de kullanılan metot aslında derin öğrenme olarak karşımıza geçiyor. Baktığımızda bu hiyerarşik yapının içerisinde hepsi yapay zeka ama içerisindeki sistemlerle farklılıklar var. Şimdi birazcık bu farklılıklara bakacağız. Makine öğrenmesi dediğimiz kavram ne demek? Evet, yapay zekanın içerisinde var olan bir terim ama bu terimin içerisinde neler var? Makine öğrenmesi temelde veriden öğreniyordu. Bu verinin şekli, her boyutu farklı farklı alanlarda olabilir. Bir görüntü, bir ses ya da var olan bir metin verisi üzerinde çalışılıyor olabilir. Nedir bu makine öğrenmesi? Geleneksel bilgisayar programlama verilerinin verilerden öğrenmesi üzerine kurulu bir sistem. Yani veriden öğrenmesini sağlayan algoritmalar ve teknikler bütünü. Geçmişte nasıldı? İlk uzman sistemler çıktığında eldeki verilerden öğrenmektense verilerin içerisine giren programlar üzerinde tahminler yapılabiliyordu. Örneğin sisteme kırmızı bir elma resmi verdiğimizde, yeşil bir elma resmi verdiğimizde bunların işte şekil, boyutlarıyla, görselleriyle bu meyvenin bir elma olduğunu algılayabiliyor ya da bu meyvenin bir elma olmadığını algılayabiliyordu. Ama bunun hepsini bir program akışıyla, algoritma akışıyla tamamlıyordu. Makine öğrenmesi ise tamamen bu sistemi verdiğimiz veriler üzerinden kendi öğrenmesiyle gerçekleştiriyor. Bu öğrenmeyi de kurguladığı modeller ve sistemler üzerinde yapıyor. Buradaki en önemli nokta ne kadar büyük miktarda veri verebilirsek o kadar doğru bir şekilde öğrenmesi sağlanabiliyor. Ve meyve örneğinden gidecek olursak ne kadar farklı, ne kadar fazla meyve verirsek sonunda hangi meyvenin hangi isimle adlandırılacağını, hangi meyvenin hangi meyve grubuna ait olduğunun çıkarımının tahmini yapacağı bir sistemden bahsedebiliyoruz. Makine öğrenmesi dediğimiz terimin de gerçek hayattaki en çarpıcı örneği de spam postalarında görüyoruz. Bir sisteme binlerce e-posta geliyor ve e-postanın içerisindeki en sık görülen kelimelerle birlikte bunun bir spam dosyası, spam maili olduğu algılanabiliyor. Bunu aslında tamamen geçmiş verilere dayanarak tahmin ediyor ve sınıflandırıyor. Yaptığı işlem tamamen bu. Örneğin elimizde kaldırım taşı resimleri var. Binlerce kaldırım taşının farklı farklı kaldırım taşları şeklinde farklı görsellerle, farklı verilerle biz sistemi öğrettiğimizde gelen verinin aslında bir kaldırım taşı mı yoksa yol üzerinde farklı bir alan mı olduğunu tahmin eden bir sistem yaratabiliriz. Bunun üzerine eğer bir basamaksa, eğer bir kaldırımsa yapması gereken işlemi öğretebiliriz. Bunun tamamen verdiğimiz fotoğraf verilerinden öğrenmesi aslında bizim makine öğrenmesi kavramının içerisinde olduğumuzu gösteriyor. Makine öğrenmesi veriyi nasıl kullandıklarına ve bunlardan nasıl sonuçlar elde ettiklerine göre farklı şekillerde öğrenme süreci gerçekleştirebiliyorlar. Gözetimli öğrenme, gözetimsiz öğrenme, kendi kendine denetimli öğrenme ve pekiştirmeli öğrenme olarak sınıflandırılabiliyor. Temelde gözetimli öğrenmede model girdi verileriyle çıktı arasındaki ilişkiyi tespit ediyor. Örneğin bir görüntü probleminde verdiğimiz binlerce hayvan resminin içerisinde etiketli olarak verdiğimiz köpek resmi, kedi resmi ve kuş resmi üzerinden yorumlarsak bunların hepsinin içerisinde bir örüntü tespit ediyor ve bu görsellerin birbirleriyle etkileşimiyle hangi hayvan sınıfına ait olduğunu anlıyor. Ama verdiğimiz bu toplu veri seti içerisinde olmayan bambaşka bir fotoğrafı verdiğimizde de öğrenen, gözetimli öğrenen bu sistem bize hangi hayvan sınıfına dahil olup olmadığını kontrol ediyor. Bunun çıktısında da eğer yeni gelen resim bir köpeğe ait ya da yeni gelen resim yeni gelen görsel bir kuşa aitse bunun hangi sınıftan olduğunu söyleyebiliyor. Bir diğer makine öğrenmesi modelimiz denetimsiz öğrenme. Denetimsiz öğrenme modeli aslında aynı zamanda gözetimsiz öğrenme olarak da adlandırılabiliyor. Denetimli öğrenme modeli de denetimli, denetimsiz, gözetimli, gözetimsiz olarak literatürde karşımıza çıkabiliyor. Denetimsiz öğrenmede sistem verinin içerisindeki benzer noktaları alıyor. Bu benzer noktalara göre verinin aslında gruplandırılmasını sağlıyor. Genelde yaptığı işlemi şöyle söyleyebiliriz. Yani kümeleme, bir anomali tespiti ya da bir boyut indirgemede kullanılabilen yöntemlerden biri. Nasıl sağlıyor? Bunu da sistemin içerisinde verdiğimiz etiketsiz veriler üzerinden bu etiketsiz verilerin benzer noktalarını buluyor. Bu benzer noktaların aynı olmadığı durumlarda da bunun farklı bir küme, farklı bir sınıf içerisinde var olan bir veri olduğunu söylüyor. Yeni gelen hiç veri setinin içerisinde var olmayan veri üzerinden de hangi kümenin içerisinde var olacağını tahmin eden bir sistem tasarlıyor. Örneğin e-ticaret platformlarında aslında müşterilerin verileri analiz edilerek hangi gruba ait olduğu söyleniyor. Yani e-ticaret platformunda alışveriş yapan bir kullanıcı için girilen veri etiketli bir veri değil. Yapılan kullanıcının alışveriş tarzı, alışveriş stili bir etiketlenmiş veri değil. Ama bu veriler içerisinde hangi gruba ait olduğunu sistem kendi tanımlıyorsa burada arka planda var olan çalışmaya denetimsiz öğrenme, gözetimsiz öğrenme olarak adlandırıyoruz. Bir diğer makine öğrenmesi modelimiz de kendi kendine denetimli öğrenme modeli. Kendi kendine denetimli öğrenmede makinemiz yine etiketsiz veriden öğreniyor. Ama makine etiketsiz veriden öğrenme sürecinin içerisinde kendisi veriden etiketleme işlemini otomatik olarak gerçekleştiriyor. Bu yaklaşım genellikle büyük dil modellerinde kullanılıyor. Nasıl kullanılıyor? Token dediğimiz bir kavram var. Daha önce duymuşsunuzdur. Token dediğimiz kavram büyük dil modelleri için metinlerdeki en küçük birime kullanıyoruz. Bir token, bir metin içerisindeki sözlük olabilir, sözcük olabilir, kelime parçası olabilir ya da herhangi sadece bir işaret olabilir. Bu cümleyi genel bütün bu cümleyi kelimelerine yani tokenlarına ayırarak işlem gerçekleştirebiliyoruz. Gelen metin cümlesinin etiketsiz olduğu varsayıldığında metnin içerisindeki tokenlar üzerinden artık yavaş yavaş etiketleme işlemini sistem otomatik yapıyor. Yani kendi kendine denetimli öğrenme modeli.
00:36
Speaker A
dahi aslında tamamen bir hiyerarşik yapının içerisinde var olan terimlerden bahsediyoruz. Yapay zeka dediğimiz kavram daha önce de belirttiğimiz gibi zeki davranış sergileyen canlıların bilgisayar programlarıyla bu davranışlarını gerçekleştirebilmesiydi.
00:53
Speaker A
Oldukça geniş bir çalışma alanı. Yani içerisinde var olan sistemlerin hepsini kapsıyor. Bu hiyerarşik yapının içerisinde çatı olarak düşünebiliriz.
01:02
Speaker A
Makine öğrenmesi dediğimiz zaman da sistemlerin aslında bu yapay zeka kavramının içerisinde veriden öğrenmesi ortaya çıkıyor. Yani elimizde var olan bu büyük veri ekosisteminin içerisinde eğer veriden öğrenen bir davranış sergiletebiliyorsak biz makine öğrenmesi kavramının içerisindeyiz. Bu makine öğrenmesi veriyor?
01:22
Speaker A
veriyi verdikten sonra o verinin içerisindeki örüntüleri, benzer yanları, örtüşük bilgileri keşfediyor ve bunun üzerinden tahmin mekanizması oluşturuyor. Makine öğrenmesinin gelişmiş versiyonu ise derin öğrenme olarak karşımıza çıkıyor. Derin öğrenme bir makine öğrenmesidir. Makine öğrenmesi de bir yapay zekadır. Yani bu
01:44
Speaker A
hiyerarşik yapının içerisinde bu terinler birbirleriyle eş güdümlü. bazen aynı anlama gelmiş gibi kullanılabiliyor ama arka planda küçük nüanslarla farklılıkları var. Derin öğrenme dediğimiz zaman da bu makine öğrenmesinin içerisinde yine veriden öğrenen bir sistemden bahsediyoruz. Bu veriden öğrenen sistemin içerisinde
02:02
Speaker A
yapay sinir ağları dediğimiz katmanlı bir yapıyla öğreniyor. Bundan anlamlı modeller çıkarabiliyor. Bu anlamlı modeller üzerinde tahminler yapabiliyor.
02:13
Speaker A
Genellikle günümüz teknolojilerin içerisinde işte görüntü tanıma, yüz tanıma, dil algılama gibi sistemlerde de kullanılan metot aslında derin öğrenme olarak karşımıza geçiyor. Baktığımızda bu hiyerarşik yapının içerisinde hepsi yapay zeka ama içerisindeki sistemlerle farklılıklar var. Şimdi birazcık bu farklılıklara bakacağız. Makine
02:33
Speaker A
öğrenmesi dediğimiz kavram ne demek? Evet, yapay zekanın içerisinde var olan bir terim ama bu terimin içerisinde neler var? makine öğrenmesi temelde veriden öğreniyordu. Bu verinin şekli, her boyutu farklı farklı alanlarda olabilir. Bir görüntü, bir ses ya da var
02:51
Speaker A
olan bir metin verisi üzerinde çalışılıyor olabilir. Nedir bu makine öğrenmesi? Geleneksel bilgisayar programlama verilerinin verilerden öğrenmesi üzerine kurulu bir sistem.
03:01
Speaker A
Yani veriden öğrenmesini sağlayan algoritmalar ve teknikler bütünü. Geçmişte nasıldı? İlk uzman sistemler çıktığında eldeki verilerden öğrenmektense verilerin içerisine giren programlar üzerinde tahminler yapılabiliyordu. Örneğin sisteme kırmızı bir elma resmi verdiğimizde, yeşil bir elma resmi verdiğimizde bunların işte şekil boyutlarıyla, görselleriyle bu
03:25
Speaker A
meyvenin bir elma olduğunu algılayabiliyor ya da bu meyvenin bir elma olmadığını algılayabiliyordu. Ama bunun hepsini bir program akışıyla, algoritma akışıyla tamamlıyordu. Makine öğrenmesi ise tamamen bu sistemi verdiğimiz veriler üzerinden kendi öğrenmesiyle gerçekleştiriyor. Bu öğrenmeyi de kurguladığı modeller ve
03:43
Speaker A
sistemler üzerinde yapıyor. Buradaki en önemli nokta ne kadar büyük miktarda veri verebilirsek o kadar doğru bir şekilde öğrenmesi sağlanabiliyor. Ve meyve örneğinden gidecek olursak ne kadar farklı, ne kadar fazla meyve verirsek sonunda hangi meyvenin hangi isimle adlandırılacağını, hangi meyvenin
04:03
Speaker A
hangi meyve grubuna ait olduğunun çıkarımının tahmini yapacağı bir sistemden bahsedebiliyoruz. Makine öğrenmesi dediğimiz terimin de gerçek hayattaki en çarpıcı örneği de spam postalarında görüyoruz. Bir sisteme binlerce e-posta geliyor ve e-postanın içerisindeki en sık görülen kelimelerle birlikte bunun bir spam dosyası, spam
04:23
Speaker A
maili olduğu algılanabiliyor. Bunu aslında tamamen geçmiş verilere dayanarak tahmin ediyor ve sınıflandırıyor. Yaptığı işlem tamamen bu. Örneğin elimizde kaldırım taşı resimleri var. binlerce kaldırım taşının farklı farklı kaldırım taşları şeklinde farklı görsellerle, farklı verilerle biz sistemi öğrettiğimizde gelen verinin
04:44
Speaker A
aslında bir kaldırım taşı mı yoksa yol üzerinde farklı bir alan mı olduğunu tahmin eden bir sistem yaratabiliriz.
04:49
Speaker A
Bunun üzerine eğer bir basamaksa, eğer bir kaldırımsa yapması gereken işlemi öğretebiliriz. Bunun tamamen verdiğimiz fotoğraf verilerinden öğrenmesi aslında bizim makine öğrenmesi kavramının içerisinde olduğumuzu gösteriyor. Makine öğrenmesi veriyi nasıl kullandıklarını ve bunlardan nasıl sonuçlar elde ettiklerine göre farklı şekillerde
05:09
Speaker A
öğrenme süreci gerçekleştirebiliyorlar. Gözetimli öğrenme, gözetimsiz öğrenme, kendi kendine denetimli öğrenme ve pekiştirmeli öğrenme olarak sınıflandırılabiliyor temelde gözetimli öğrenmede model girdi verileriyle çıktı arasındaki ilişkiyi tespit ediyor.
05:25
Speaker A
Örneğin bir görüntü probleminde verdiğimiz binlerce hayvan resminin içerisinde etiketli olarak verdiğimiz köpek resmi, kedi resmi ve kuş resmi üzerinden yorumlarsak bunların hepsinin içerisinde bir örüntü tespit ediyor ve bu görsellerin birbirleriyle etkileşimiyle hangi hayvan sınıfına ait olduğunu anlıyor. Ama verdiğimiz bu
05:47
Speaker A
toplu veri seti içerisinde olmayan bambaşka bir fotoğrafı verdiğimizde de öğrenen, gözetimli öğrenen bu sistem bize hangi hayvan sınıfına dahil olup olmadığını kontrol ediyor. Bunun çıktısında da eğer yeni gelen resim bir köpeğe ait ya da yeni gelen resim yeni
06:04
Speaker A
gelen görsel bir kuşa aitse bunun hangi sınıftan olduğunu söyleyebiliyor. Bir diğer makine öğrenmesi modelimiz denetimsiz öğrenme. Denetimsiz öğrenme modeli aslında aynı zamanda gözetimsiz öğrenme olarak da adlandırılabiliyor.
06:17
Speaker A
Denetimli öğrenme modeli de denetimli denetimsiz, gözetimli gözetimsiz olarak literatürde karşımıza çıkabiliyor. Denetimsiz öğrenmede sistem verinin içerisindeki benzer noktaları alıyor. Bu benzer noktalara göre verinin aslında gruplandırılmasını sağlıyor. Genelde yaptığı işlemi şöyle söyleyebiliriz.
06:36
Speaker A
Yani kümeleme, bir anomali tespiti ya da bir boyut indirgemede kullanılabilen yöntemlerden biri. Nasıl sağlıyor? Bunu da sistemin içerisinde verdiğimiz etiketsiz veriler üzerinden bu etiketsiz verilerin benzer noktalarını buluyor. Bu benzer noktaların aynı olmadığı durumlarda da bunun farklı bir küme,
06:55
Speaker A
farklı bir sınıf içerisinde var olan bir veri olduğunu söylüyor. Yeni gelen hiç veri setinin içerisinde var olmayan veri üzerinden de hangi kümenin içerisinde var olacağını tahmin eden bir sistem tasarlıyor. Örneğin e-ticaret platformlarında aslında müşterilerin verileri analiz edilerek hangi gruba ait
07:14
Speaker A
olduğu söyleniyor. Yani e-ticaret platformunda alışveriş yapan bir kullanıcı için girilen veri etiketli bir veri değil. Yapılan kullanıcının alışveriş tarzı, alışveriş stili bir etiketlenmiş veri değil. Ama bu veriler içerisinde hangi gruba ait olduğunu sistem kendi tanımlıyorsa burada arka planda var olan çalışmaya denetimsiz
07:34
Speaker A
öğrenme, gözetimsiz öğrenme olarak adlandırıyoruz. Bir diğer makine öğrenmesi modelimiz de kendi kendine denetimli öğrenme modeli. Kendi kendine denetimli öğrenmede makinemiz yine etkesiz veriden öğreniyor. Ama makine etkesiz veriden öğrenme sürecin içerisinde kendisi veriden etiketleme işlemini otomatik olarak gerçekleştiriyor.
07:54
Speaker A
Bu yaklaşım genellikle büyük dil modellerinde kullanılıyor. Nasıl kullanılıyor? Token dediğimiz bir kavram var. Daha önce duymuşsunuzdur. Token dediğimiz kavram büyük dil modelleri için metinlerdeki en küçük birime kullanıyoruz. Bir token, bir metin içerisindeki sözlük olabilir, sözcük olabilir, kelime parçası olabilir ya da
08:15
Speaker A
herhangi sadece bir işaret olabilir. Bu cümleyi genel bütün bu cümleyi kelimelerine yani tokenlarına ayırarak işlem gerçekleştirebiliyoruz. Gelen metin cümlesinin etiketsiz olduğu varsayıldığında metinin içerisindeki tokenlar üzerinden artık yavaş yavaş etiketleme işlemini sistem otomatik yapıyor. Yani kendi kendine denetimli öğrenme modelinin içerisinde oluyoruz.
08:37
Speaker A
Nasıl gerçekleştiriliyor bu işlem? Örneğin makine öğrenmesi veri ile çalışır cümlesini ele alırsak öncelikle bunu tokenlarına ayırmamız gerekiyor. Bu tokenlar makine öğrenmesi veri ile çalışır kısımları olarak düşünebiliriz.
08:52
Speaker A
Burada sistem artık bu tokenlar üzerinde tahmin gerçekleştirmeye başlıyor. Bu sistemin içerisinde bazı tokenları eksik olarak veriyoruz ve bu eksik verinin, eksik tokenın doldurulması işlemini modelin gerçekleştirmesini sağlıyoruz.
09:07
Speaker A
Örneğin makine öğrenmesi veri dedikten sonra, veri ile dedikten sonraki kısmı maskeliyoruz ve maskelediğimiz kısmı makine kendisi kendi etiketlediği veriyle öğrenir kısmını tamamladığı zaman aslında ben bir kendi kendine denetimli öğrenme içerisinde var olduğumu görüyorum. Kendi kendine denetimli öğrenme modelini aslında biz
09:28
Speaker A
akıllı telefonlarımızda oldukça sık karşılaşıyoruz. Bu modelin eğittiği yapay zekalarla. Eğer bir cümle tamamlama, eğer bir sistem tamamlama, kelime tamamlama kullanıyorsak telefonlarımızda, bunun arka planında var olan sistemin kendi kendine denetimli öğrenme sistemi olarak düşünebilirsiniz. Çünkü cümlenin gelişine göre, kelimenin gelişine göre
09:50
Speaker A
hangi sözcükle, hangi kelimeyle tamamlayacağına sistem otomatik olarak karar vermektedir. Bir diğer makine öğrenmesi modelimiz ise pekiştirmeli öğrenme modeli. Pekiştirmeli öğrenme modelinin içerisinde model bir ajan gibi çalışıyor. Bir ajan olarak düşünülüyor ve bir ortamın içerisinde hareket ediyor ve belirli görevleri gerçekleştiriliyor.
10:09
Speaker A
bu görevleri gerçekleştirdiği sürece, doğru şekilde gerçekleştirdiği sürece aslında arka planında bir ceza ve ödül sistemi çalışıyor pekiştirmeli öğrenmede. Bunu labirent içerisindeki bir fare olarak düşünürsek fare labirentten dışarı çıkma eylemini gerçekleştirmeye çalışır. Bu eylemin sonunda da aslında bir ödül, bir peynir
10:27
Speaker A
ödülü vardır. Bunun içerisinde labirente öğrenme süreci gerçekleşir. Gerçek hayatta var olan sistemlerden özellikle otonom araç sistemleri bu şekilde çalışır. yol durumunu gözlemler ve bu yol durumunun gözlemlenmesine göre yeni yol tercihleri, yeni yol sistemleri, yeni yol önerilerinde bulunur. Bunun
10:45
Speaker A
arka planında pekiştirmeyle öğrenme sistemi çalışır. Bu sistemde, bu modelde amaç tamamen toplanacak ödülü maksimize etmek, cezayı minimize etmektir. Bu şekilde öğrenme sistemlerine biz pekiştirmeli öğrenme modeli olarak yapay zeka makine öğrenmesi ekosisteminde tanımlıyoruz. Derin öğrenmeye gelecek olursak makine öğrenmesinin bir alt dalı
11:07
Speaker A
demiştik. Çok katmanlı yapay sinir ağlarına dayanan bir modelden söz ediyoruz burada. Derin kavramı aslında içerisinde katman sayısının çok fazla olduğunu, işlem katmanının yüksek miktarda ve çok sayıda olduğunu söz edebiliriz. Bu katmanlar veriy ardışık olarak işliyor. Her bir katmanda veri
11:26
Speaker A
tekrar tekrar işleniyor. Tamamen insan beyni karmaşıklığı üzerinde düşünebiliriz. giren verinin çıktıya dönüşmesi için arka planda işlenen katman ne kadar fazlaysa o kadar iyi bir çıktı elde etmeye başlıyorum. Bu katmanlar veriyi ardışık olarak işleyerek daha soyut özellikler ortaya çıkarıyor. Örneğin bir görüntü işlemede
11:46
Speaker A
ilk katmanda giren veri ilk katmanda aslında basit şekilde algılanabiliyor. İkinci katmana girdiğimizde karmaşık desenler haline geliyor. Son katmanda da artık nesneleri tanıyabildiği hale geliyor. Katmanın içerisinde var olan yapı bu katman sayısı ne kadar arttıkça ben daha doğru çalışan bir model elde
12:06
Speaker A
etmiş oluyorum. analiz etmekte de daha doğru sonuçlara ulaşmış oluyorum. Derin öğrenmenin içerisindeki bu katmanlı yapı sayesinde modeller daha karmaşık verileri daha doğru analiz edebilir ve öğrenebilir hale gelebiliyorlar. Genel olarak bu bölümde anlattıklarımızı özetlersek yapay zeka terimleri bir hiyerarşik yapı oluşturmakta. Yapay zeka
12:27
Speaker A
dediğimiz kavram canlının en iyi yaptığı görevleri gerçekleştirmeyi, bilgisayarlara gerçekleştirmeyi amaçlayan bilimsel bir alan. Bu alanın içerisinde makine öğrenmesi ise verilerden öğrenen sistemleri tasarlamak. Derin öğrenme ise bu verilerin katmanlı bir sinir ağı yapısı içerisinde öğrenmesini sağlayan daha gelişmiş bir sürecidir. Bütün içerisinde
12:49
Speaker A
bulunduğumuz modern yapay zeka uygulamaları daha yüksek veri, daha yüksek hesaplama gücü ile birlikte genellikle derin öğrenme modellerine dayanmaktadır. Bir sonraki bölümde üretken yapay zeka kavramına değineceğiz. Görüşmek üzere.
Topics:Yapay ZekâMakine ÖğrenmesiDerin ÖğrenmeGözetimli ÖğrenmeGözetimsiz ÖğrenmeKendi Kendine Denetimli ÖğrenmeYapay Sinir AğlarıVeri BilimiSpam FiltrelemeBeykent Üniversitesi

Frequently Asked Questions

Makine öğrenmesi nedir ve nasıl çalışır?

Makine öğrenmesi, veriden öğrenen sistemlerdir. Büyük veri setleri üzerinde örüntüleri keşfeder ve bu verilerden tahminler yapar. Verilen örneklerle model oluşturur ve yeni veriler üzerinde tahminlerde bulunur.

Derin öğrenme ile makine öğrenmesi arasındaki fark nedir?

Derin öğrenme, makine öğrenmesinin gelişmiş bir versiyonudur ve yapay sinir ağları kullanarak daha karmaşık verilerden anlamlı modeller çıkarır. Makine öğrenmesi ise daha genel bir kavramdır ve çeşitli algoritmaları kapsar.

Gözetimli ve gözetimsiz öğrenme arasındaki temel fark nedir?

Gözetimli öğrenmede model, etiketli verilerle eğitilir ve çıktı ile ilişki kurar. Gözetimsiz öğrenmede ise model, etiketsiz verilerde benzerlikleri bulur, verileri gruplandırır ve yapısal örüntüleri keşfeder.

Get More with the Söz AI App

Transcribe recordings, audio files, and YouTube videos — with AI summaries, speaker detection, and unlimited transcriptions.

Or transcribe another YouTube video here →