Skip to content

SEMPA - ADG (AYHAN YASAN) 3. TOPLANTI

Siyaset ve strateji ilişkisi, ticaretin doğası ve ihtiyaçların ticaretteki yeri üzerine derinlemesine bir analiz.

Ask about this video. Answers come from its transcript only — with the timestamp, so you can check them.

Generated from the transcript and can be wrong — check the timestamp.

Key Takeaways

  • Siyaset olmadan strateji oluşturulamaz ve bu durum iş planlamasını olumsuz etkiler.
  • Ticaret, mal akışının yönetilmesi ve ihtiyaçların karşılanması üzerine kurulu dinamik bir sistemdir.
  • Eğitim ve diğer kamu politikalarında strateji belirlemeden önce siyaset netleştirilmelidir.
  • Stratejik planlama sahte olabilir, eğer öncesinde siyasi amaçlar belirlenmemişse.
  • İşletmelerde başarı, ihtiyaçların doğru anlaşılması ve karşılanmasına bağlıdır.

What the video covers

  • Siyasetin olmaması durumunda strateji belirlemenin mümkün olmadığı ve bunun iş planı ve bütçe çalışmalarını etkilediği vurgulanıyor.
  • Siyasetin, kaynakların dağıtımı ve beklentilerin tatmini için gerekli olduğu, stratejinin ise rekabet ortamında kaynakların etkin kullanımı için geliştirilen yöntemler olduğu anlatılıyor.
  • Eğitim alanında strateji belirlenmeden önce siyaset belirlenmesi gerektiği, aksi halde stratejinin başarısız olacağı örneklerle açıklanıyor.
  • Ticaretin Arapça kökeni ve mal akışı olarak tanımlanması, ticaretin insan tasavvurundan bağımsız bir akış sistemi olduğu belirtiliyor.
  • İnsanın mevcut durum ile olmak istediği durum arasındaki farkın ihtiyaç olarak tanımlandığı ve ticarette bu ihtiyaçların karşılanmasının önemine değiniliyor.
  • Eğitimde kitap okuma örneği üzerinden strateji ve siyasetin nasıl ilişkilendirileceği detaylandırılıyor.
  • Stratejik planlama yaparken öncelikle siyasetin belirlenmesi gerektiği, aksi halde stratejinin sahte olacağı ifade ediliyor.
  • Ticaretin temelinde beklentilerin karşılanması ve güvenin olduğu, karşılanmayan beklentilerin dolandırıcılığa yol açtığına dikkat çekiliyor.
  • İhtiyaçların karşılanma derecesinin, maliyet ve karlılıktan daha önemli olduğu, ticarette verimlilik ve pazar kontrolünün önemi anlatılıyor.
  • Video sonunda ticaret, strateji ve siyaset kavramlarının birbirine bağlı olduğu ve bunların doğru yönetilmesinin gerekliliği özetleniyor.

Answers

Questions about this video

Siyaset ve strateji arasındaki temel fark nedir?

Siyaset, kaynakların dağıtımı ve beklentilerin tatmini ile ilgilenirken, strateji rekabet ortamında kaynakların en iyi şekilde kullanılmasına yönelik yol ve yöntemlerdir.

Stratejik planlama yaparken neden önce siyaset belirlenmelidir?

Çünkü strateji, siyasi amaçlar ve kaynak dağılımı netleşmeden oluşturulursa, birlikte çalışılan kişiler arasında düşmanlık oluşabilir ve strateji başarısız olur.

Ticaretin doğası nasıl tanımlanmıştır?

Ticaret, mal akışının yönetildiği, insanların doğrudan tasavvur edemediği bir akış sistemidir ve bu akışı okuyabilenlere tüccar denir.

Full Transcript — Download SRT & Markdown

00:00
Speaker A
Bismillah. Şimdi geçen hafta siyasetten bahsettik. Yani şirket siyaseti. Bu siyasetin olmadığı bir yerde herhangi bir şekilde strateji belirlenemez. Stratejinin belirlenemediği bir yerde de kolay kolay işte plan bütçeye bu çalışmaları yapmak neredeyse mümkün değildir.
00:28
Speaker A
Siyaset olmadan strateji olmaz. Bu önemli bir husus. Bunu söyleyerek başlayalım. Bugünkü konumuz ticaret şeyimiz.
00:45
Speaker A
Neydi konuştuğumuz konu? Siyaset, bütünün hukukunu korumak için bütünü oluşturan parçaların beklentilerini belli bir tatmin aralığında tutabilme işidir.
00:56
Speaker A
Strateji ise herhangi bir rekabet durumunda hep neye rekabetten bahsediyoruz? Hilaflık vardı ya hatırlayın değil mi?
01:12
Speaker A
Hilaflık var. Hilaflığın olduğu bir yerde diğerlerine göre galebe çalabilmek, daha üstün olabilmek için kaynakları onlardan daha iyi kullanabilmeye yönelik geliştirilen yol ve yöntemlerdir strateji. Yani tamamen kaynak kullanımı ile ilgili bir şeydir. Tamam.
01:34
Speaker A
E şimdi şey ne peki? Siyaset neydi? Kaynakları nasıl dağıtacağız bütüne? Her istediklerini verirsek tamamını isterler. Hiç vermezsek kavga ederler.
01:47
Speaker A
Yine kaynak tüketiriz. Şimdi siyaseti önceden belirlemeden strateji üretmeye çalışırsanız bu sefer birlikte olduğunuz kişiler sizin düşmanınızmış gibi olur. Mesela bunu biz çok yaparız. Bizim kamu yöneticileri işte dönüyorlar mesela eğitimde strateji, eğitim politikası. Önce eğitimin siyasetini belirleyeceksin ki sonra stratejisini
02:16
Speaker A
belirleyebilirsin. Yani kaynakları önce nasıl dağıtacağını, kimin ne kadar kaynak alacağını, hangi ihtiyacı tatmin edeceğini başta bileceksin ki ondan sonra rekabetle ilgili alanda kaynak kullanabilin. Yani askerin aç.
02:36
Speaker A
Öyle şöyle düşünün. Elinde iyaşe var, yemek var vesaire. Asker aç. Ve sen dönüyorsun diyorsun ki gıdayı satacağız, silah alacağız. Asker aç.
02:47
Speaker A
Asker buraya asker seninle uğraşır. Sen istediğin ne yaparsan yap yani. Gidip de hani elimizde bir kaynak var. Bununla bir silah alacağız. Düşmanla savaşacağız diyorsun. En iyi silahları gideceğim alacağım da o kaynağın bir kısmını askere yedirmen lazım. Karnını doyurman
03:03
Speaker A
lazım değil mi? Barınma lazım. Sadece o da değil. Orduyla çalışan başka kişiler var.
03:13
Speaker A
Onların da beklentileri var. Eğer onları tatmin edemezsen, dünyanın en iyi silahını da alsan hiçbir işine yaramaz.
03:18
Speaker A
Yani strateji, siyaset olmadan hiçbir işe yaramaz. Olmaz. Hatta daha da kötüsü çevrende o bütünü oluşturan parçaları düşman gibi görmeye başlarsın. Bunun en güzel örneği bizde Milli Eğitimde yapıldı. Mesela bir eğitim stratejik planı hazırladılar.
03:40
Speaker A
Şimdi ne oldu? Öğretmen düşman. Kitap satan düşman. Herkes yani herkes düşman. Yani strateji hani var ya galebe kime galebe çalacaksın?
03:56
Speaker A
Öğretmene mi? Kitap satana mı? Servisçiye mi? Ya bir sürü konu var burada. O yüzden önce bir siyasetin şey çıkması, önce bir siyaset belirlenmesi, eğitim siyaseti ne? İnsanların beklentileri, bu beklentileri tatmin edecek aralık ne? Ona göre biz de
04:14
Speaker A
devletten kaynak ayıralım. Bir örnek vereyim. Mesela yine Milli Eğitim Bakanlığı'ndan geldiler. Dediler ki biz çocuklara kitap okuma ve kütüphaneleri sevdirme başkanlığı kurduk. Çocuklara kitap okutmak istiyoruz. Kütüphaneyi sevsinler. Her evde kütüphane olsun ufak da olsa ve kitap okusunlar.
04:35
Speaker A
Tamam. Bize bir stratejik plan hazırlayın bununla. Türkiye'deki ilk kamu stratejik planlarını biz hazırladık. O yüzden de şey var. Yani bizi şöyle ya da böyle bu işi yapmak isteyen birisi varsa gelip bizi bulur.
04:52
Speaker A
Dedim ki niye? Nasıl yani dedim çocuklar niye kitap okusun istiyorsunuz dedim. Şöyle durdu. Yani okusunlar dedi işte çocuk yani hani şimdi herkes biliyor ya kitap önemli bir şey. Çok önemli kitap okuma ya çok kitap okuyor bu. Hani kitap okuma çok önemli,
05:13
Speaker A
çok kutsal, çok kıymetli bir şey. Biz de eğitim olarak çocuklara kitap okutalım. Mesela biz çocuklara Das Kapital'i okutalım. Tamam mı? Çekuavera'nın şehir gerillasını okutalım falan. O olmaz. E tamam o zaman dönelim işte diyelim ki hurufilerin tanrısı ya o da olmaz. E ne
05:31
Speaker A
okutacağız? Amaç o değil yani. O zaman dedim ki bak bana bir siyaset söyleyin. Deyin ki bizim eğitim siyasetimizde liseyi bitiren çocuk 7.000 kelimeyle konuşacak.
05:45
Speaker A
Bak şey var değil mi burada? Niye 7.000 anlaşsınlar diye bütünü bir arada tutmak için dili kuvvetlendireceğiz.
05:52
Speaker A
O zaman peki biz bu 7.000 kelimeyi nasıl sağlayacağız? 7.000 kelime öğrenmeyi kitap okuyarak. Ha hangi kitapları okuyacak o zaman? İşte Yakup Kadri'yi okuyacak. Bilmem ki Türkçeyi işte Peyami Safa'yı okuyacak değil mi? Yani bir amaç olacak. Bir siyasetim var. O siyasete
06:09
Speaker A
göre ben strateji belirleyeceğim. Kelime hazinesini geliştirmek istiyorum diyorsam çocukların o zaman kimse bana şunu suçlayamaz. Sen niye çocuklara Yakup Kadri okutuyorsun? Peyami Safa okutuyorsun değil mi? Diyeceğim ki bunlar en çok kelime kullanan, kelimeleri en güzel kullananlar bunlar.
06:27
Speaker A
Veya dönüp dersiniz ki biz çocuklar liseyi bitirdiğinde dakikada 500 kelime okusun istiyoruz. Anlayarak.
06:36
Speaker A
E nasıl sağlayacağız bunu? Çok kitap okuyarak değil mi? Antrenmanla veya dönüp diyeceksiniz ki biz liseyi bitirenler bir tasavvuru olsun. Dünya tasavvuru yani hayal diyorlar. Öyle doğru değildir. Hayal yani tasavvur kabiliyetleri gelişsin. Yani tasarım yapabilsinler.
06:56
Speaker A
Bir yeri gördüklerinde onu çok iyi anlatabilsinler. Şu anda mesela birisi rapor yazmaya yani yurt dışından gelenlere diyorsun ki gördüklerini raporla.
07:07
Speaker A
Adam gördüğünü raporlayamıyor. Ha işte böyle tasarımlar falan. O zaman da dönüp diyeceğim ki sen Tolstoy oku bilmem ne oku falan. Tamam mı? Bunları okuduğumdan demiyorum ha. Yani sadece bildiğim şu var. Bu adamlar bunu yapıyor. Tamam mı?
07:21
Speaker A
Ya bir sebebim bir politikayı destekleyen bir şeydir strateji. Bugün biz strateji konusuna girmeyeceğiz şeylerde ama aklınızda bulunsun. Yani bu birisi gelip de size stratejik plan yapacağız, bu konuların stratejisine diyorsa eğer önceden bir siyaset de yoksa bilin ki sahtekardır.
07:42
Speaker A
Mesela Powell doktrini vardır bu şeyde güvenlikte. Körfez krizi sırasında generalleri suçladılar. Dediler ki bir stratejiniz yok. Irak'ta habire adam öldürüyor. 1 milyona yakın adam öldürdüler orada.
08:02
Speaker A
Generaller de dedi ki biz nasıl strateji yapalım? Bize bir tane Irak politikanız yok ki biz o politikaya göre strateji geliştirelim.
08:10
Speaker A
Yani bir siyasi amaç olmadan stratejik bir amaç kurgulanamaz. Özellikle şirketler için de böyledir. Burası tamam. Evet.
08:22
Speaker A
Şimdi geliyoruz ticarete. Ticaret Arapça bir kelime. Tecere diye kökü var ama Allah bilir doğrusunu.
08:34
Speaker A
Cereyanın şey halidir. Yani fiilleştirilmiş hali. Cereyan akış demek. Yani benim hep öyle diyesim geliyor.
08:45
Speaker A
Ticaret bir mal akışı, mal akış sistemidir. İnsanların kurabileceği bir şey değildir bu. Yani herkes insanların kurduğunu zanneder ama ben gemi mühendisiyim. Yani işte bu böyle bir insanın tasavvur edeceği, planlayacağı falan bir şey değil. Bu bir akış ve bu akışın
09:10
Speaker A
içerisinde yerini alabilenlere tüccar deniyor. Ya akışı okuyabilenlere tüccar deniyor. Şuraya bunları çizmeden anlatamayacağım.
09:30
Speaker A
Şöyle şöyle yapalım. Şimdi her insanın olmak istediği bir durum vardır. Yani insan sürekli kirlenen ve kirleten bir varlıktır.
09:49
Speaker A
Dolayısıyla temiz kalmak diye bir şey yoktur. Allah hiçbir yerde temiz kalın demiyor. Temizlenin diyor. Allah temizleneni sever diyor. Hatta temizlenme de birkaç çeşittir. Yani bir tane tahir var işte tezekkür var.
10:09
Speaker A
Zeki zekat. Bu da bir temizlenme biçimidir. Yani birkaç çeşit temizlenme biçimi var. Yani bedenen temizlenme, ruhen temizlenme, zihnen.
10:19
Speaker A
İnsan çünkü sürekli kirlenir ve insan mevcut durumunu asla o kirli durumundan hep farklı bir yere çıkmak ister. Yani bir mevcut durumu vardır.
10:31
Speaker A
Bir de olmak istediği durum vardır. Yani bu hep öyledir. Açsınız, tok olmak istersiniz. Susuzsunuz, kanmış olmak istersiniz. Üşüyorsunuz, ısınmış olmak istersiniz. Uykusuzsunuz, uyumuş olmak istersiniz. Yani bir mevcut durum var.
10:47
Speaker A
Bir de olunmak istenen. Bakın olunması gereken demiyoruz. Tamam. Çünkü kişiden kişiye gereklilik değişiyor. Yani alt tarafı bir elbise giyeceksiniz işte ne var yani dediğinizde benim için ceket başka bir şey ifade eder. Muzaffer
11:05
Speaker A
Tamam. Yani olunmak istenen bu aradaki farka biz ihtiyaç diyoruz. Y ihtiyacı nasıl tanımlarsınız diye sorduklarında kişilerin olmak istediği durumla mevcut durumun arasındaki farktır.
11:26
Speaker A
Bu ihtiyaç tatmin edilmediğinde buna itminan denir. Tamam mı? karşılanmadığında stres oluşur. Yani stresin eee ana sebebi budur. Kişi olmak istediği konumda, mevcut konumundan memnun değildir. Olmak istediği bir konum vardır. O konuma gitmek ister. Tamam.
11:54
Speaker A
şunu yapalım. Ve bunu tatmin edemezse, karşılayamazsa bu hep strese sebep olur. Yani çocuklarda da budur. Yani çocuklar mesela niye ağlar? Hep stresten. Hayvan niye kilo verir? Stresten. Hayvan hastalıklarının %90'ı strestir. Yani açıklayamazlar bir şeyler. Buna da ihtiyaç diyelim. Her
12:16
Speaker A
ihtiyaç mal veya hizmet tüketerek karşılanır. Buna mal diyelim. Yani ihtiyaçları böyle karşılarız. Bu mal veya hizmet diyorum. Tamam. Veya uyku diyorsunuz mesela. E uyumak için de ayakta uyuyamazsınız. Yani uyumak için mutlaka bir yatak lazımdır. Yani veya bir koltuk lazımdır. Yani su dediğiniz
12:45
Speaker A
yani en basit şeyde bile ihtiyaçta bile mutlaka bir mal veya hizmet bunu böyle yapın tüketilir. Bunun için de insanlar bir bedel eder.
12:56
Speaker A
Tamam. Bu anlaşıldı mı? Şimdi bu eee tatmin dediğimiz şey de şudur. Tatmin ve memnuniyet arasında fark vardır. Biz mesela müşteri memnuniyeti deriz. Bu doğru bir laf değildir. Doğru bir kelime değil. Müşteri tatminidir aslı olan. Yani memnuniyet sizden çok
13:28
Speaker A
memnundur ama aldığı ürünlerden cevap alamıyorsa, karşılık alamıyorsa çayını, kahvesini sizinle içer, sohbetini sizinle yapar.
13:38
Speaker A
İyi alışverişinde gider başka bir yerden yapar. Anlatabildim mi? O bir şey, yanlış bir şey var. Yani bunun aslı tatmin şöyle söyleyelim. Biraz matematiksel bir ifade.
13:53
Speaker A
Mevcut durum giderken istenen duruma sahip olunan malların toplamıdır diyelim. Tamam mı? Yani mal ve hizmetler. Ve bu limittir.
14:07
Speaker A
Hiçbir zaman insanoğlu mevcut durumuyla olmak istediği durumu aynı yere getiremez. Böyle bir şey mümkün değil. Yani siz bunu yukarıya çıkartırsınız biraz.
14:19
Speaker A
Küt diye bu daha da yukarı çıkar. Bunu yukarı çıkartırsınız daha yukarı çıkar. Yani bu mümkün değildir. Nefsi-i mutmain diye bir laf duydunuz mu hiç?
14:30
Speaker A
Nefsin tatmin olması. Nefsi mutmain. Evet. Yani bu tasavvufta vardır ya işte nefs-i emmare, nefsi-i bil levvame falan böyle gider. Nefs-i mutmain tabii tasavvuftaki gibi değil.
14:41
Speaker A
Burada aslında mevcut durumum olmak istediğim durumdur demek halidir. Ya benim mevcudum ne bu? Allah'a şükür ben zaten ne olmak istiyorsun? Daha başka bir şey olmak istemiyorum. İşte bu adama hiç mal satamazsınız.
14:56
Speaker A
Yani bir kadına gidiyorsunuz diyorsunuz ki ne istiyorsun? Hiçbir şey istemiyorum. Allah'ın verdiği her şeyden ben razıyım. Çoluğum çocuğum. Bu kadına hiçbir şey satamazsınız.
15:05
Speaker A
Tamam. O yüzden de bu şey eee bu fark hiç kapanmaz. bir şekilde büyük bir çoğunluk için ve pazarlamada da pazarlamayı da bugün konuşmayacağız ama istiyorsanız ayrı bir şey yapabiliriz. Pazarlamada da pazarlamanın dört aşamasının eee dört eee aşaması vardır. Yani dör
15:31
Speaker A
tane dört çeşidi vardır diyelim. Bunlardan bir tanesi mal bedel odaklı pazarlama. Yani millet bakıyorsunuz çarşıda su satıyor bir oğlan. Abi gidiyor musluğu dolduruyor getiriyor suyu veriyor. Kaç para? 1 lira ya da 10 lira alıyor. Ben de gideyim alayım getireyim su satayım
15:52
Speaker A
değil mi ya? Satılıyor yani bu su. Millet de buna bir bedel ödüyor. Tamam. E ben de gider yaparım.
16:01
Speaker A
Bu pazarlamadaki en alt seviye iştir. Pazara baktım. Ne satılıyor? Bu satılıyor. Ben de bunu yapayım.
16:10
Speaker A
Tamam. Pazarlamanın en temel konusu budur. Bitmiş malın pazarlaması olmaz. Bunu unutmayın. Ya mal bitmiş hadi bunu pazarlayalım. Öyle bir şey yok. Onu şey olduğunda konuşalım. Ya mal bedel ilişkisine odaklı pazarlamadır bu. Eee pazarda ne satılıyor abi? İşte ekmek
16:28
Speaker A
satılıyor. Ben de ekmek satayım. Pazarda işte ne satılıyor? Domates ben de satayım. Bir pazar var ve bu pazarda satılan bir şey var. Ben de bunu yapayım. Şimdi böyle yaparsanız mal bedel ilişkisinde piyasada siz de girdiniz, başkası da girdi, öbürü de
16:43
Speaker A
girdi. Ne oldu? Mal çoğaldı. Mal çoğalınca ne oldu? Bedel düştü. Bedel düştü. Değil mi?
16:52
Speaker A
İkinci bu birincisiydi. Yani en ilkeli ama en işler olanı. En hiç hiçbir şey bilmiyorsan bunu yap. Yani pazara gireceksen buna bakacaksın. Bunun bir üstü ihtiyaca odaklanma. Ya bu adamlar suyu niye içiyorlar ya?
17:13
Speaker A
İhtiyaç ne? İhtiyaç kanma. He kanmaysa abi ben ayran da satarım. Yani gerçekten ihtiyacı doğru tespit edebildiğinizde ürünü çeşitlendirme şansınız var. Ayran satarım, limonata satarım, değil mi?
17:29
Speaker A
Yani kışınsa salep satarım, çay satarım. yazınsa işte bunları satarım. Bak ne oldu. Eee, ürünü çeşitlendirdiniz ama ne yaptınız? Pazarı daralttınız.
17:41
Speaker A
Yani herkes içmez onu. Fakat ürünü çeşitlendirdiniz. Konu azaldı. Bedel kıskacından kurtuldunuz. Tamam abi. Bu adam ihtiyaç bu da olmak istediği durum ne? Yani kanıp ne olmak istiyor yani? Tamam suyu içti kandı. Ne olmak istiyor yani? Sonra ne olacak?
18:00
Speaker A
Kanınca ne olacak? Şu olacak. Vücut tazelenecek kuvvetlenecek. Daha iyi pazarlık yapacak. Pazarda daha çok belki yük taşıyacak. Hani tazelenecek yani. Ha abi ben o zaman şurada bir boş yer var. Belediye yeri şey ödeyeyim. 3 be kuruş 34 tane
18:19
Speaker A
sandalye koyayım oraya. Tamam mı? Bir tane de şey koyayım. Hani böyle gelene gidene hemen alabileceği iki çeşit yapayım onu. Dinlensin de. Bu da ihtiyaca odaklı şey eee olunmak istenen duruma son seviyesi bunun en üst gayrimeşru olanı. Bu üçü de meşrudur ve olması
18:40
Speaker A
gerekendir. Gayrimeşru olanı kişilerde olunmak istenen durum oluşturmaktır. Mesela Coca-Cola bunu yapar. L'Oreal bunu yapar. L'oral ne yapar? Devamlı çok güzel kadınlar, saçlar, bilmem ne falan falan. Bütün kadınlar ona bakar. Öyle olmak ister. aynaya bakar, mevcut durumu görür. Mevcut durumla yani o aradaki
19:02
Speaker A
farkı ne? Kapatıyor L'Oreal. Tamam. Bu çok nettir. Yani bu e olunmak istenen durum oluşturmakla ilgili bir konudur. İşte şimdi bu mal hani dedik ya ihtiyaç var ve mallar var. Mallar genelde bir pazarda durur.
19:24
Speaker A
Yani bu son 100 yılın hastalığıdır. Her yerde dükkan olmaz. Son 100 yıl da değil ya. Belki son 50 yılın. Yani köşe başı bakkal, köşe başı bilmem ne.
19:35
Speaker A
Her apartmanın altında bir şey. Bu doğru bir bu doğru bir şey değil. Yani fiyatların bu kadar yüksek olması, kontrolsüzlük, güvensizliğin ana nedeni budur. Çok dağınıktır. Pazar dağıldı.
19:45
Speaker A
Yani pazarın dağınık olması kontrolü kaybettirir. Meslek her şeyi bozar. Yani genelde bir pazarda oluyor.
19:54
Speaker A
Şimdi buradaki eee pazar dediğimiz yer şudur. Pazar eee ihtiyaç sahipleriyle o ihtiyacı karşılayacak mal sahiplerinin buluştuğu, birbirini etkilediği, eee, birbirini etkilediği, eee, alışverişin olduğu yani malların takas edildiği, mal veya para ne diyor? takas edildiği belirli kurallarla işleyen ortamlardır
20:19
Speaker A
pazar dediğiniz yer. Tamam. Burada alıcılar ve satıcılar pazarda buluşur. Bu pazar bir ortamdır. Bu ortam eee son diyelim 30 yıla kadar fiziki ortamlarda hep. Şu anda ortam sanal ortama doğru akmaya başladı. Bir dönem yani bu sanal ortam sadece internetle oluşmadı. Eee
20:40
Speaker A
belki 1970 yıl olmuş ya. E kataloglar ve katalog dağıtımları başladı. Yani 70'lerde ilk kez Otto diye bir firma böyle böyle kataloglar gönderirlerdi.
20:55
Speaker A
Yani şu anda internette bakıyoruz ya onun baskısını yapıyordu adamlar. Yani yüz binlerce basar gönderirlerdi. Millet de büyük özellikle kurumsal firmalar o kataloglardan bakar seçer. Telex'te siparişini verir falan. Yani ilk internette bugün gördüğümüz şeyler 1970'lerde kataloglar üzerinden olurdu.
21:18
Speaker A
Yani ne demek? Bu bir ortamdır. Bu ortam fiziksel olabilir. Fizik şey olabilir. Sanal olabilir. Pazarların özelliği bu.
21:26
Speaker A
bu pazarlara eee üretimden mal gelir. Bunu çok şey yapıyorum. Yani bu üretimin de mal aldığı pazarlar vardır. Bu döner gider. Hani bir insanoğlunun kurgulayamayacağı şey dediğim budur ya. Ve bu da bir eee sistemdir. Yani bu Cenabı Allah'ın kurguladığı bir şeydir.
21:56
Speaker A
İnsanoğlunun hakikaten kurgulayabileceği bir şey değil. Yani eee bilmiyorum hiç liman gördünüz mü? Şimdi ben eee buraları silin söyleyeyim. Gemi mühendisiyim. Gemicilerle de çalışıyorum. Limanlar vesaire falan filan. O yapıyı insanoğlunun kurması ve çevirmesi mümkün değil. Ya öyle bir öyle
22:18
Speaker A
bir şey yok. Yani bu başka bir yapı. Ayette de öyle geçer. O dağlar, e, denizlerde dağlar giden gibi giden gemiler sizin rızkınızı taşır. Bu, bu bir yapıdır yani. Evet. Burada da üretim var. Mal üretimden pazara gelir.
22:33
Speaker A
Pazardan tüketiciye gider. Akar yani. Sonra işte bu tüketici tüketir. Bu gelir tekrar doğaya içti suyu, tuvalete gitti. Ne yapıyorsa bu tekrar döner döner burada hammadde olur.
22:46
Speaker A
O hammadde tekrar pazar. Böyle bir döngüdür bu. Tamam. Ve mal sadece ve sadece yerinde değerlidir. Yani malı değerli yapan şey şu var ya istenen yerinde değerlidir. Sizin burada kaç tane pompa var? Ben geldiğimde gör belki 100'e yakın pompa var. Bu pompalar
23:07
Speaker A
burada çöpten başka bir şey değil. Nerede? Yerinde değerli. Tamam. Lokantada yemek kazanlarca durur orada.
23:19
Speaker A
Müşterisi yoksa çöptür. Akşama gider. Yani çaydanlıkta çay müşterisi yoksa çöptür. Yani müşterisiz malzidir diye bir laf vardır. Dolayısıyla malı mesela tarlada karpuz müşterisi yoksa çöktür. Yani sahibine tarla sahibine beladır. Yani bir ara birisi söyledi dedi ya tarlada 5
23:45
Speaker A
lira olan bir şey. Nasıl burada 50 lira oluyor kardeşim? Dedim ki tarlada bedava. Gel şimdi sen onu buraya getirmeye yani şu bizim evin önüne taşıyalım karpuzu. İşte bir kişi günde kaç ton karpuz? Ne ton canım? İşte bir günde en çok işte 500 kilo karpuz
24:01
Speaker A
Tamam. Kaç para veriyorsun YÖMiy? 3.000 L değil mi? Yani demek ki kilo başı 6 lira şey ödüyorsun.
24:12
Speaker A
Eee işçilik işçilik bir kere yaz 6 lira. Sonra işte bunu kamyona yükledin yaz 3 lira. Kamyon buraya taşıdı yaz 5 lira. Bir hesapladık 25 lira. Daha şey daha karpuza para vermedik yani. Çünkü karpuzu değerli yapan benim soframda duruyor olması.
24:31
Speaker A
Yani karpuzun kendi zatından bir değeri eee altın gibi bir şey değil bu yani. Tamam. Karpuzu oradan alıp buraya getirdiğinde karpuz değerli. Yoksa karpuz orada bedava. gidip alabilirsin.
24:45
Speaker A
Meyve için de aynı şey, sebze için de aynı şey. Yani şu masa bazen şeyi söylüyorlar. Malın fiyatını işte bulunabilirliği falan. Hayır, mal bedavadır. Malı Allah veriyor. Bedava zaten. Yani şunun kerestesi ormanda. Biz anlatabiliyor muyum? Eee, her bir işin
25:04
Speaker A
değerini o işle ilgili olan iki ana konu belirler. Bir tanesi eee kapital, bir diğeri de emek. Bu ikilem, kapitalizm, işte sosyalizm var ya bu tartışma.
25:22
Speaker A
Eee, şimdi batılıların çok kafası basmaz bu işlere de. O yüzden bu tip şeye giriyorlar. Kapital dediğiniz şey yani kapital capital sermaye demek değil.
25:36
Speaker A
Mesela başkente de kapital denir. Liderlik yapan şeye de kapital denir. Mesela captain dedikleri şey. Tamam mı?
25:44
Speaker A
Eee, yani tetikleyici, hareketlendirici bir şeyle bu bir irade deyin buna. Bir yerdeki potansiyel enerji.
25:57
Speaker A
Yani kahvede insanlar oturur, okey oynar, dedikodu eder. Ama oradan bir tane lider çıkar. Tamam mı? Bunlara belirli vaatlerde bulunur, bilmem neler yapar, şunu yapar, bunu yapar falan. O 100 tane adamla diyelim bilmem nereden su taşır şehre.
26:17
Speaker A
Ama o adamlar yani oturuyordu orada. Başka bir şey yapmıyorlardı ya. o enerjiyi alıp bir yere sevk eden yapıdır. Kapital dedikleri şey. Eee, yani şeyi budur, yapısı. Dolayısıyla bir malın değerini belirleyen ana unsur aslında onun üzerindeki işçiliktir.
26:39
Speaker A
Yani o işin harcadığınız enerjidir. Yani işçiliği harcarsınız. E işçiliği harcadınız. Abi o işçinin çalıştığı fabrika bilmem ne falan falan. E o fabrikayı yapan işçilikler var. Ya birisi o parayı ödedi. Fabrikanın yapılması için gerekli olan parayı birisi ödedi. Doğru mu? Fabrika oldu.
26:59
Speaker A
Orası için makineler lazım. O makinelerı yapan fabrikalardan gitti makinelerı aldı parasını ödedi. Yani bir yapı kurdu. İşte bu sermaye dedikleri şey değil. Bu kapital bu. Tamam mı? Bu bunu sonra bir de emek lazım, enerji lazım.
27:14
Speaker A
Ya malın fiyatını belirleyen ana unsur aslında budur. Yani yapı itibariyle. Şimdi ticaretin en temel şeyi şudur. Şuralarda değer ifade etmeyen ürünleri yani değer ifade etmiyor diyorsam dağınık halde duruyor orada. onları derleyip toplayıp pazara getirebilen ve pazarda da son kullanıcının
27:43
Speaker A
eee emrine sunma işidir ticaret. Ticaret çok kıymetli bir iştir. Herkesin yapabileceği bir iş değildir.
27:53
Speaker A
Tamam. Bir gün bir inşaat firması sahibi ile hikayesi çok uzun girmeyeyim oraya oturduk konuşuyoruz. Dedi ki 600 dairem var. Her birinden 1.000 L kazansam 600.000 liram olurdu. 5 kuruş param yok dedi. Çok dürüst bir adamdı ama. Abi dedim 1 liraya mal ettiğini 100 liraya
28:12
Speaker A
satar mısın? Allah'tan korkarım dedi ya. Böyle saçmalık mı olur dedi. Dedim senden tüccar mücar olmaz. Niye dedi yani bak iyi tüccar soruyu şöyle anlar.
28:24
Speaker A
1 liraya mal ettiğini 100 liraya satmak diye bir şey yoktur. Ama piyasası 100 lira olan malı 1 liraya mal etmek vardır. Yani piyasada malın değeri 100 lira. Ben bunu 1 liraya nasıl mal ederim diye uğraşır. Tamam. Tüccar dediğiniz
28:39
Speaker A
ticaretle uğraşan kişinin ilk konusu ne? Pazarı anlamak. Şunu anlamak. Yani buradan rastgele malı buraya getirdiğinde pazara satılır mı?
28:51
Speaker A
Şunu anlayacaksın. Az evvel siyaset neydi hatırlayın. İnsanların beklentilerini anlamak. Bu çok önemlidir. Yani şimdi geldi iyi tüccar şunu görür. Ya millette stres oluşturacak kadar temel ihtiyaçlar neler? Şunlar. Ha ben pazara bu malı getirip koyarsam bu mal sünger gibi emer malı. Yani pazar
29:14
Speaker A
satış diye bir derdim olmaz. Tamam. Yani ticaret malların döngüsünü sağlayan mekanizmanın adıdır. Ve ticaretin temeli neye dayanır? Beklentilerin karşılanmasına.
29:33
Speaker A
Siyasetin temel neye dayanıyordu? O da beklentilerin karşılanmasına. Siyasette e biat ne? Duydunuz mu hiç biatı? Biyat etti. Biyat etti. Biyat etti.
29:46
Speaker A
Biyat etme alışveriş demektir. Bey Arapça aynıdır. Yani yani biat bayi şeyiyle gelir. Ha bayi diyoruz ya satışçı ve yani biyat etmek abi sana ben tabi olacağım da sen bana ne vereceksin karşılığında? O der ki şunu şunu şunu şunu yapacağım. Tamam ben
30:07
Speaker A
de bunu yapacağım dediğimde biyat etmiş olursunuz. Aynı şekilde de eee biat pazarda da olur. Ne vereceksin, ne alacaksın. Tamam mı? Bunun adıdır. Beklentilerin karşılanmadığı ticaret dolandırıcılıktır.
30:26
Speaker A
Yani benim bir beklentim var. Bu beklentim karşılanmıyor ama bedel ödüyorum. Bu bu dolandırıcılıktır. Aynı şey siyasette de vardır.
30:36
Speaker A
Beklentiler karşılanmıyorsa ortada bir dolandırıcılık vardır. Bu oturuyor mu zihninize? O yüzden mesela çok iyi tüccarlar çok iyi siyaseti bilen insanlardır. Lüzumsuz konuşmazlar.
30:49
Speaker A
Yani bilip de lüzumsuz konuşan ne iş yapıyor? Danışmanlık bizim. Tamam mı? Yani onlar lüzumsuz yere konuşmazlar.
30:57
Speaker A
Dinlerler, pazarı anlarlar. İhtiyaçları görürler. o ihtiyacı nereden karşılayacağını bulur. Gider orayı dinler. O adamın da bir beklentisi var.
31:05
Speaker A
Çünkü o beklentiyi nasıl karşılayacağını görür. Tamam. Daha sonra her tarafı ikna eder. Yani ikna eder derken her tarafın tatmin olacağı bir yol bulur. Malı getirir pazara. Pazardan mal satılır. O alacağını alır, ücretini alır. Bu para olabilir, altın olabilir, başka bir şey
31:26
Speaker A
olur. O kazandığıyla ne yapar? şurada yeni mallar oluşturur kendine. Yani kapitalini güçlendirir. Tamam. Ve bu döngü devam sonra bir muhalifi çıkar bunun. Bunun bütün varlıklarına gelir çöker.
31:44
Speaker A
E adam ölmüştür. Yani çöker derken kötü manada söylemeyin. Yani çocukları gelir, yeğenleri gelir. Çoluğu çocuğu yeğeni yoktur. Bir başkası gelir. Bu döngü ama hep devam eder. Yani tüccar ölür, tüccarlık ölmez. Tamam. Y esnaf ölür, esnaflık ölmez. Bu döngü devam eder
32:04
Speaker A
gider. Bu anlaşıldı mı? Yani ticaretin temeli müşterinin beklentisini anlamaktadır. Müşterinin müşteriye bir şey dayatana yani müşterisine akıl verene tüccar denmez.
32:21
Speaker A
Tamam. Eee, şimdi bu bazı şeylerle çelişiyor gibi durur da yani mesela müşteri aradı ya benim şöyle bir pompa, hangi pompayı alayım dedi. E sen onun ihtiyacını anlarsan önerebilirsin değil mi? Ama ihtiyacını anlamadan ona akıl vermeye kalkarsan onu dolandırmış olursun. Onu
32:43
Speaker A
söylemek istiyorum. Yani neticede yine bir öneride bulunuyorsun. Abi ben sana işte şu pompayı vereyim, şöyle bir şeyi vereyim, şunu ama önce anlaman lazım beklentisini adamın. Tamam. Müşteri beklentileri anlaşılmadan yapılacak işlem batıl olur, yanlış olur.
33:01
Speaker A
Pazarlama dediğimiz şeyin, kavramın da özü budur aslında. Bugün konuşmayacağız. pazarlama ihtiyaçları anlama ve pazarın ihtiyaçlarını mal ve hizmete nüfuz ettirme sürecidir. Bizde tam tersini yaparlar. Yani yanlış bilirler pazarlamayı. Pazarlama malı pazara sürüp satma işlemine pazarlanma denmez. O satıştır zaten. Tamam.
33:27
Speaker A
Pazarlama bir nüfuz etme işidir. Yani şöyle düşünün. Tuzlama deyince ne geliyor aklınıza? Tuz isim. Tuzlamak fiil değil mi? Yemeğe tuzu döküyorsun.
33:37
Speaker A
Tuzu bir daha çıkartabiliyor musun yemekten? Bir kere girdi artık. Tamam. Sulama dediğinizde sulamak. Su isim sulamak fiildir. Suyu tarlaya sürdünüz toprağa nüfuz etti. Bir daha çekebiliyor musun? G nüfuz etti artık orada. Tamam mı? İşte ilaçlamak mesela. İlacı gittin
33:57
Speaker A
sıktın o geldi nüfuz etti. Hadi ben bunu bir daha geri çekeyim. Çekemezsin. Pazarlamakta da bak pazar isim.
34:04
Speaker A
Pazarlamak fiildir. Bir şey bir şeyin içine nüfuz edecek. Bir daha kolay kolay çekemiyorsun artık onu. Efendim mal pazara nüfuz edecek. Hayır. Malın pazara nüfuz etme sürecine pazarlanma denmez.
34:16
Speaker A
Pazarın mal ve hizmete nüfuz etme sürecidir. Pazarda ne var? ihtiyaç sahipleri, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacını anlayacaksın ve onun malına nüfuz ettireceksin.
34:31
Speaker A
Yani pazardaki beklentiyi mala nüfuz ettireceksin. Dolayısıyla sünger gibi mal daha piyasaya çıktığında satmak için bir derdin kalmayacak. Niye?
34:40
Speaker A
Çün yani ne istiyorsa o var. Çünkü sizin işiniz daha hem yani pazarınız dalama şeyiniz kolay. Çünkü tarifliyor zaten adam ne istediğini.
34:51
Speaker A
E bir de pazarda şey yok. Çok fazla oyuncu yok. Tamam. Yani onun istediğini en iyi anlayan ve onu karşılayacak hizmeti, malı üreten eee yani şu tatmini sağlayan değil mi? Eee bedelde diğerlerine göre daha avantajlı hale gelir. Pazar kavramı anlaşıldı mı?
35:15
Speaker A
Yani ticaret ve pazar. Evet. Şimdi çok şey de yapmak istemiyorum. Peki ticaretin amacı ne?
35:33
Speaker A
Para kazan. Bunu siliyorum. Ticaretin amacı ne? insanlar. Şimdi burada bir kavram çalışmamız lazım. Ticaretin amacını tutun aklınızda.
35:57
Speaker A
Ticaretin amacı para kazanmak değil. Şimdi burada hatırlayın konuştuk ne dedik? Her olgu bir kelime ile ölçülür değil mi? Şey kelimesi vardır. Eee ve her olgunun bir boyutu ve yönü vardır. Ve mutlaka olguların birbirleriyle olan ilişkisi vardır. Niye? Çünkü kainat
36:31
Speaker A
tümdür. Cenabı Allah ol dedi. Kainatı yarattı. Her şey birbiriyle mutlak bağlantılıdır. O bağlantının da bir büyüklüğü ve yönü vardır ve buna hikmet denir. Değil mi? Olguların birbirleri arasındaki bağa hikmet denir. Hüküm vermek de en az iki olgu arasındaki
36:49
Speaker A
ilişkiyi açıklamaktır. Tamam. Buraya kadar anlaştık bu kelimeler. Tamam. Şimdi burada ticareti anlayabilmemiz için bizim mutlaka anlamamız gereken ana iki kavram var.
37:01
Speaker A
Bunlardan biri usul. Diğeri esas. Tamam mı? Usul esas duymayan var mı? Sizde de vardır değil mi? Usul esaslar. Usul esaslar.
37:18
Speaker A
Usul ne? Esas ne? Tarif edebilecek var mı? Ticaret yapıyorsunuz mesela. Tarihte de çok iyi değilim ya. Nasıl?
37:34
Speaker A
Nasıl soruyorsun abi? Anlayamadım. Ya usul ne demek? Esas ne demek? Dökemiyoruz ya. Ticari usul nasıl yaptığınız?
37:42
Speaker A
Usul esasta yaptığınız. Ha abi bu kadar daha ne güzel tarif. Daha nasıl tarif edeceksin ya?
37:49
Speaker A
Doğru abi. Yani hiç çok iyi bir tarif oldu. Bir daha söyle. Ne dedin? Ha ona usul ve esas usul nasıl yaptığınız esasa yaptığınız dedim.
38:03
Speaker A
Vallahi tebrik ederim. Ne yaptığın nasıl yaptığın kim? Evet. Tamam. Bunun üstüne söyleyecek şey yok.
38:13
Speaker A
Siz düşün bir tanes ters Evet. Esas. Esasın manası temel demek. Bir şeyin üstünde oturduğu yani üst neyin üstünde oturduğuyla ilgilidir. Mesela bina neyin üstüne oturur? Temelin üstüne oturur. O esastır. Usul de onun nasıl yapıldığıdır.
38:39
Speaker A
Usulün usulün de şeyi asale asıl asıl çoğuludur usul. Mesela eee asil aile dedi ve kök demektir. Arapça manası da köktür.
38:55
Speaker A
Hani asil aile diyorlar ya. Asil aile köklü aile demektir. Yani dedesinin, dedesinin, dedesinin dedesi de buradaydı. Biz onu da biliriz. Asil aile bu şey demek yani kök demektir.
39:09
Speaker A
Eee usul bir şeyin yıllar içerisinde en doğru nasıl yapılacağına dair geliştirilmiş yöntemlerdir. Bu da yapılan şeyin kendisidir.
39:24
Speaker A
Mesela eee bir hastanın çalışmaması, hasta çalışması bu kadar net. değil mi? Hasta biri çalıştırılır mı? Bir sürü sebebi var. Hastalığı yayar, daha da kötüleşir. Yani iş yapamaz.
39:45
Speaker A
Verimi düşürür. Orada bir de milletin başına bela olur. Ya bir sürü şey sayıyoruz. Diyoruz ki bu işin esası şudur. Çalışmaz. Usulü nedir?
39:56
Speaker A
Rapor alır. Doktoraya gider. Raporunu alır, gönderir. Değil mi? İşletme için. Tamam. usul de şeydir. Yani o çalışmamasını bize sağlayan bu işletme için yöntem.
40:11
Speaker A
Raporu alır gönderir. Birinci problem ticarette ve işletmelerde birinci problem usul esasın yerini almasıdır. Yani bürokrasi diyorlar ya. Yani bürokrasi, bürokrasi. Bürokrasi dedikleri şey usulün esas yerine geçmesidir.
40:30
Speaker A
Yani bizim mesela niye biri çalış eee rapor geldi? Çünkü hastaydı. Ama şu anda ne diyoruz? Mesela gidiyorsunuz bir yere abi nerede bu çalışan arkadaş? Raporlu diyorlar.
40:48
Speaker A
Raporlu olması işe gelmemesi için yeterli oldu. Oysa işe gelmemesinin esası neydi? Hasta olması. raporlu olması değil ama öyle bir noktaya geldi ki şu anda raporluysa çalışmıyor oldu. Yani bu anlaşıldı değil mi? Yani adamın raporlu oğlum raporlu da düğünü mü var, hastası mı var, cenazesi
41:12
Speaker A
mi var, kendi mi hasta, çocuğu mu doğdu? Tamam. Birinci tehlike budur ve bu suistimale yol açar. Yani usul esasın yerini alırsa suistimale yol açar. Çok tehlikeli bir konudur.
41:30
Speaker A
Evet. Esas işin üstüne bina edildiği temeldir. Peki sorayım size. Ticaretin esası nedir? Kar etmek.
41:50
Speaker A
Ticaretin temeli esası kar etmediği zaman ticaret ayakta kalır mı? Kalmaz. Yani bir binanın temeli yoksa bina ayakta kalır mı? Kalmaz.
42:03
Speaker A
Peki biz binaları temel yapmak için mi yaparız? Yook. Binanın bir amacı vardır. Ticaretin de kar ticaretin esasıdır.
42:14
Speaker A
Amacı değildir. Tamam. Yani ticarette amaç kar etmek değildir. Bu çok tehlikeli bir konudur. Bakın bu bu her şeyi birbirine katan memlekette özellikle hem üniversitelerde her tarafta bu böyle geliyor. Eee ticaretin amacı diyor kar etmektir.
42:38
Speaker A
Hayır ticaretin amacı kar etmek değildir. Ticaretin tabiatı kar etmektir. Yani esası kar etmektir. Bu ne demektir biliyor musunuz?
42:48
Speaker A
Ticarette kar sorgulanabilir bir şey değil. Yani niye temel yapıyorsunuz binaya? Niye bu kadar beton harcıyorsunuz? Niye bu kadar demir harcıyorsunuz? Niye buraları kazıyorsunuz? Değil mi? Yani sorgulanır mı bir binanın temeli?
43:07
Speaker A
Bir binanın temeli nasıl sorgulanamazsa bir tüccarın da karlılığı sorgulanamaz. Efendim, aşırı kere ediyorsun, çok büyük kere ediyorsun. Haksız kazanç. Bunlar doğru laflar değil.
43:20
Speaker A
Çünkü o demin bahsettiğimiz yapı içerisinde ticarette karlılık sorgulanabilen bir şey değil ama dolandırıcılık sorgulanan bir şeydir.
43:34
Speaker A
Tamam mı? Yani tüccarım diye piyasaya girip de insanların beklentilerini karşılamayan, mal veya hizmetleri satarak piyasayı dolandıranları tüccar olarak veya ticaretin bir parçası olarak görmüyoruz. Tamam. Ben daha şimdiye kadar eee tüccarlık yapıp da piyasayı dolandıran bir tane adama rastlamadım.
43:58
Speaker A
tüccarlık yapıp da ama tüccarmış gibi davranıp pazara girip dolandırıcı çok yorum. Bunlar tüccar değil. Tamam.
44:08
Speaker A
Çünkü hiçbir tüccarın amacı kar etmek değildir. Bir daha söylüyorum. Tüccarlığın, ticaretin amacı kar etmek değildir. Kar etmek işin esasıdır.
44:23
Speaker A
Tamam mı? Yani bu işin eee tabiatında vardır. Yani esas olan şey esas olan şey amaç olmaz. Usul zaten amaç olmaz. Yani ticaretin bir esası ve usulleri var. Ticaretin esası kar etmektir. Bu anlaşıldı mı?
44:47
Speaker A
Şimdi eee birileri işte şunu söylüyorlar. Eee kar amaçlı kurulan örgütlere şirket denir. Hayır bu yanlış tanımır. Bu tanımı yaptığınızda her şey birbirine girer. Şirk yani. E bir insan bir örgüt kuruyor. Ticaret yapacak şirketler kuruyor, fabrikalar kuruyor, bilmem neler kuruyor. Amacın ne? Kar etmek.
45:15
Speaker A
çılgın ya aptalca bir şey bu yani. Tamam. Çünkü bağlandığında usulleri yerine oturtamazsınız. O zaman amaca dedik ya hani usul ne? Esas dediğin ne? Bu da nasıl? Şimdi kar etmek dediğinde nasıla çıktığında şimdi amaç kar etmek ya esas.
45:38
Speaker A
Oh, bu sefer başlıyorlar işte verimlilik, yalın yönetim 1000 tane mevzu geliyor ard arda. İşin siyaseti kayboluyor. Müşteri sana oluyor. Şey stratejide ondan nasıl daha çok alırım?
45:53
Speaker A
Tedarikçiden nasıl, çalışandan nasıl daha çok? Saçma sapan bir yere gidiyor iş. Tamam. Hepsini yine yapıyorsunuz. Yani benim söylediklerimde yani verimlilik kötü bir şeydir. Yalın yönetimden uzak durun falan. Bunu söylemiyorum. Amaç değişirse bütün kullandığınız araçlar başınıza bela olmaya başlar. Tamam. Yani savaş
46:14
Speaker A
gibi. Az evvel söyledim ya. Şimdi eee adam diyor ki kardeşim ben bir yeri savaşacağım. Siyasi beklentim ne? Onu söyleyin bana. Lüzumsuz yere gidip adamı öldürmeyeyim. Ben katil değilim diyor.
46:26
Speaker A
Yani ya katil bunları savunmak için söylemiyorum. Hepsi şey de tamam yani eee mesela eee Türkler 300 yıl deyin ya.
46:39
Speaker A
A Osmanlı'yı söyleyeyim mesela. Osmanlı 600'de toplam savaşlarda 1 milyon insan ölmemiştir. Yani Osmanlı'nın bütün savaşlarında 600 yılda 1 milyon insan ölmemiştir. En kalınlı savaş Muhaç Meydan Muharebesi. 20.000 kişi mi 30.000 kişime ölmüş. Osmanlı devreden çıkıyor.
46:59
Speaker A
Sadece . Dünya Savaşı'nda belki işte 100 milyona yakın ya da 50 milyon insan ölüyor. Yani şeyi yok yani kıyas kabul etmez. Niye? Çünkü bir tanesi de esas ne? Ben bir ülkeyi niye yani gidiyorum?
47:13
Speaker A
Macaristan'ı niye alıyorum? Cihat. Amaç o. Doğru. Doğru. Yani İslam biliyor yani onun şey ertesi o ama büyümek.
47:24
Speaker A
Tamam. Yani esas olan şu. O bölgede büyük varlıklar var. Bu varlıkları da kontrol eden büyük aileler var. Halk zaten o ailelere vergi veriyor. O aileler de onları ya o ailelerin kölesi zaten onlar yani. E Osmanlı'da geldiğinde gidip amaç ne? O bölgeyi ele
47:45
Speaker A
geçirmek. E tamam o bölgeyi ele geçireceksen ben halkı niye öldüreyim abi? Giderim kralın tepesine çökerim. Konuyu kapatırım.
47:56
Speaker A
Anlatabildim mi? Vergiyi de ben toplarım. Şimdi yani esası doğru anlamazsanız usuller şeyi eee usullerin her biri bir dolandırıcılık veya zulüm mekanizması haline dönüşür. Öyle söyleyelim. zulüm daha doğru. Tamam.
48:18
Speaker A
Yani esas nedir? Hasta birinin çalışmaması. Esas nedir? Sosyal olarak diyelim ki düğünü olan, derneği olan kişinin izin alması. Annesi hastaysa izin alması, babası hastaysa değil mi?
48:30
Speaker A
Yani sosyal öncelikler, toplumsal öncelikler eee iş önceliklerinden üstündür. Tamam. Bu bir esastır mesela. Hayır derseniz ne olur? Toplumdaki düzen bozulur. Toplum düzeni bozulduğunda şey de bozulur. E siz de o toplumun içindesiniz işte yani yani işçi bulamazsınız vesaire gibi sorunlar
48:53
Speaker A
oluşmaya başlı. Ticarette de siz ticarette kar ticaretin esasıdır demezseniz o zaman kar patronun kazancı haline dönüşür. Patronun amacı haline dönüşür.
49:11
Speaker A
Ve bu sefer kim o kardan daha çok pay alacağın kavgası başlar. Tamam. Yani ne oldu? Oluşandan kim pay alacağı döndü kavga.
49:24
Speaker A
Tamam. Oysa herkesin bakması gereken ne? Abi bu temeli sağlam tutmamız lazım. Yani şirket kar edecek ki temel sağlam olacak ki bina ayakta dursun. Şirket kar edecek ki yapı ayakta dursun. Bakın burası önemli. Bu anlaşıldı değil mi?
49:45
Speaker A
Bir tanesi temel korunması gereken temel öbür türlü baktığınızda paylaşı kim ne kadar alacağını söylediği bir ödül.
49:57
Speaker A
Tamam. Bu çok tehlikelidir. Yani Türkiye'de ben bence hani benim işletmelerde gördüğüm işletmelere atılmış en büyük kazık bu.
50:10
Speaker A
Bazen anlatıyor. Ticaretten amaç kar etmektir. Çok kötü esasıdır kar etmek. Tamam. Yani kar etmeyen bir ticaret olmaz zaten ya. Bir ticaret düşünün ki amaç kar etme yani şey yok. Orada kar yok. Eee yani her şey için aynı olan şey esastır. Amaç
50:32
Speaker A
değildir. Bu çok iyi zihnimizde oturması lazım. Ben daha şimdiye kadar para kazanayım diye ben bu şirketi kurdum diyen bir tane patrona rastlamadım ben. Yani 1000 yakın adamla çalıştım.
50:47
Speaker A
Bir tane bile rastlamadım. Çok adice zevkleri olan adamlara rastladım. Yani o zevkleri için şirketler kurmuş adamlara rastladım. Ya ben mankenlerle tanışayım, gezeyim, tozayım diye ben bu şirketi kurdum diyenlere rastladım ama ya çok para kazanayım falan. Böyle bir şey yok.
51:11
Speaker A
Bu şu manaya gelmesin ya. Adamlar yalan söylüyor. Hayır öyle değil. Zaten üretilen kar yani bir kar üretildiğinde nereye harcayacaksan bunu senin amacın odur.
51:25
Speaker A
Yani üretilen karı nereye yönlendiriyorsan amacın odur. Bir vak vakıfla bir dernekle bir şirketle veya bir kamu kuruluşuyla aynı amaç olabilir mi? Yani bir kamu kuruluşunun amacıyla bir şirketin amacı, bir vakfın amacı, derneğin amacı aynı olabilir mi?
51:47
Speaker A
Olabilir mi? Vallahi öyle yapıyorlar yani. Ahblık mı? Hayır. Olabilir mi? Olamaz. Olur, olur, olur, olur, olur. Bir devletin amacıyla yani devlette bir kamu kurumunun amacıyla ticari bir şirketin amacı aynı olabilir.
52:03
Speaker A
Kaynakları farklıdır. Kamu o amaca ulaşmak için gerekli olan kaynağı vergiden kullanır. Ticaret o amaç için gerekli olan kaynağı şeyden ticar eee kardan, sermayenin ürettiği kardan eee getirerek kullanır.
52:24
Speaker A
Vakıf kendisine hasredilen mallardan gelirle o amacı sağlar. Dernek de o amaca inanmış insanların aidatlarıyla o kaynağı üretir. Yani amaçlar aynı olabilir, kaynaklar farklıdır.
52:43
Speaker A
Tamam. Mesela niye bu işi yapıyorsun? Ben ailemi ayakta tutmak için yapıyorum. Çoluğumu çocuğumu kimseye muhtaç etmemek için yapıyorum. Ailemin iyi bir hayat sürmesini istiyorum. Yani buradan başlar.
53:03
Speaker A
Tamam. Kimseye muhtaç olmak istemiyorum. Toplumda saygın biri olmak istiyorum. Tamam. Bu buradan başlar. Yani amaç bu daha da ileriye doğru gider. Şehrimi kalkındırmak istiyorum. Bizim aile geniş. Ailenin bütün yükünü mecburen buradan çekiyoruz. Bu bu gelir. İşte bazıları da çıkıp der ki işte var ya
53:24
Speaker A
dünyada bunu yapabilen yok. Biz yapacağız. Yani biz bu bunu yapması lazım birilerinin. Bizim üstümüze düşüyor bu görev. Bunu yapmalıyız. İşte bazısı çıkar ya bir sürü sebep çık.
53:35
Speaker A
Kimisi çıkar işte bu Allah için yapmak lazım bunu. E oğlum hem Allah için yapmak lazım diyorsun hem de kar ediyorsun. Şimdi salak neyle yapacak?
53:44
Speaker A
Hangi gelirle yapacak bunu? Anlatabildim mi? Yani eee bu çok önemli bir şeydir. Ticaretin bunu da duyun başka yerde söylemeyin. Eee haram ticaret, helal ticaret diye bir şey olmaz. Ticaret ticarettir.
54:02
Speaker A
Haram ticaret dedikleri şey ticaret değil. Mesela uyuşturucu bir ticaret değildir. Tamam mı? Uyuşturucu ticareti diye bir şey olmaz. Çünkü buradaki şey bir ihtiyaç değil, hastalıktır.
54:19
Speaker A
Tamam. Yani bağımlılık eee bir arizi durumdur ve insan bağımlılığına bağlı yapılan şeylere ticaret denmez. Bu başka bir şey. Yani dolayısıyla ticaretin haramı olmaz. Söylüyorlar işte haram yok. Allah ticareti helal rivayı haram kılmıştır. Tamam. O zaman ticaret az evvel söylediğimiz gibi insan
54:45
Speaker A
beklentileri ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurgulanmış mekanizmanın, akışın adıdır. Tamam. Eee, ya bu lafları dediğim gibi sağda solda söylediniz de birileri ters bir şey söyleyebilir. Eee, mesela işte bir arsayı aldınız, belediyeye rüşvet verdiniz.
55:09
Speaker A
Bir gece de imarını değiştirdiniz. Oranın değeri birden 20 katına çıktı. Bu ticaret değildir. Tamam. Bu dolandırıcılıktır.
55:19
Speaker A
Yani ticaret dediğiniz yapı bir akışir. Tamam. Peki işte o yıllar içerisinde oluşmuş. yıllar içerisinde oluşmuş.
55:34
Speaker A
Binler, yüz binler, milyonlarca kişinin aklıyla, emeğiyle örgülenmiş bir akış vardır. Ve bu akışta oluşan usuller doğru. Bu usullerle yürüdüğünde ticaret meşru olur ve bu usuller ve esaslar biline biline biline binlerce yıl içerisinde bir örf oluşturur. Ticaretin bir örfü oluşur.
56:06
Speaker A
İşte bir gecede yani ticaret dediğiniz şey usul, esas, örf bu çemberde döndüğünde ticarettir. Aksi ne olur?
56:16
Speaker A
Aksi aksi dolandırıcılık. Evet. Allah ne buyuruyor? Örf arefe kökünden gelir. Oturmuş örfe maruf denir. Öyle söyleyelim. Maruf. Allah ne emrediyor? Emri bil maruf. İşlerinizi bilinen, açık, sarih yani yüzyıllar içerisinde oturmuş biçimde yapın.
56:38
Speaker A
Neyhanil münker. Münker tanımsız, bilinmez, kaypak demektir. Bu tip şeyleri de nehyedin diyor. Tamam. İyiliği emret, kötülüğü nehyet manası yoktur orada. Yani o şeylerin anlattığı eee tabiatıyla ticaret bir örfle yürür. Ve batıda da bu böyledir. Mesela niye derler? Business
57:01
Speaker A
administration derler. Değil mi? Business. Business management denmiyor yani. Çünkü administration kurallar örfe işaret eder. Ticaret bir örf işidir. Bir administration işidir. Tamam.
57:18
Speaker A
Eee ve ticaretin amacı her bir şirket için, her bir aile için, her bir tüccar için farklılık arz edebilir. Ben Türkiye'de y ben mesela şirketi kurduğumda ben şeyim eee 35 yaşındaydım.
57:42
Speaker A
Amacınız neydi hocam? Ben eee şöyle söyleyeyim size. Bir eski eser restorasyonu yapıyorum. Ben gemi mühendisiyim. Eski eser restorasyon ben millet mimar olarak bilirdi.
57:53
Speaker A
Dünyanın ikinci büyük rotundasının restorasyonunu yaptım mesela. Tamam mı? Onu yaparken bir hocayla beraber çalışıyoruz. Hoca Lyon kulüpleri genel başkanıymış.
58:04
Speaker A
Bir gün evinde tabii ben doğalar şeyle uğraşıyorum. Hasan Cel Güzel'in danışmanlığını da yapıyorum. İşte seçimler yaklaşıyor. 94 yerel seçimleri yaklaşıyor. Kasım falandı.
58:18
Speaker A
Yani 5 ve ay falan var seçim veya da Aralık bilmiyorum. A bir baktım Fransızca bir rapor var. O zaman Spritler yeni çıkmış. Çeviriyorum raporu. Aa RP + MHP art bilmem ne şu oy diyor. Fransızca bir rapor. Çeviriyorum işte SHP artı bilmem ne artı bil o zaman
58:36
Speaker A
hangi parkı bir siyasi analiz var. Bu ne dedim ya? Tabii hocanın da Lyon kulüplerin genel başkanı olduğunu sonradan öğrendim. Yani bizim danışmanlığımızı yapıyordu şeyde yani iyi bir adamcağızdı. Şey değil.
58:53
Speaker A
Geçenlerde rahmetli olmuş. Allah rahmet eylesin. Bosna Savaşı'nda bu 1000'e yakın Lyons kulübünden sonra öğrenince biz onu protesto Birleşmiş Milletlere protesto telgrafı çektirdi. Şey bir adamcağız.
59:06
Speaker A
Ona dedim ki yani elin adamı geliyor Türkiye'de bu işleri yapıyor. Sonra şeyi öğrendim işte yabancı şirketler var.
59:13
Speaker A
Danışmanlık şirketleri. O zaman işte 5 milyon dolar, 7 milyon dolar böyle kamudan büyük paralar çekiyorlar.
59:20
Speaker A
Dedim ki ya bizden birinin bunu yapması lazım. Ben öyle girdim. Ben mesela bütün ne kazandıysam hepsini koydum. Hiç benim şu anda hiçbir şeyim yok. Mesela ne kazandıysam hepsini içine koydum ya. Ki yani bak 35 kaç sene olmuş? 30 seneye yakındır yapıyorum bu
59:37
Speaker A
işi. 30 senede ondan önceki 15 senede ne kazandıysam hepsini harcadım. Hiçbir şey bırakmadım yani. Hepsi gitti. Gitti diye üzülmüyorum yani. Anlatabiliyor muyum?
59:47
Speaker A
Çünkü benim yapmak zorunda olduğum şey eee yani Türkiye'de bu yapılmalı. Mecburuz biz bunu yapmaya. Elhamdülillah hiçbir sıkıntım yok. Paran yok. Kıymeti yok ki. Yani elde edilen kar yetmediğinde dışarıdan destekliyorsunuz.
60:06
Speaker A
Yetmediğinde dışarıdan destekliyor. Bir zaman sonra o kendini çeviriyor. Yani amaç, benim amacım buydu. Mesela bir sürü kavram, yeni kavram soktuk literatüre. Yani eee şurada serim var.
60:20
Speaker A
Onlar bana şey dediydi. Abi biz seninle tanışıncaya kadar bizim işletmeye Allah girmiyordu. Tövbemuz billah. Hep herkes şey zannediyor yani ticaret deyince başka bir şey. Eee, üç kağıt öyle bir şey değil bu yani.
60:35
Speaker A
Yani bu mesela bir eee bazı firmalar vardı tanıdığım ya bu adamlar mesela Türkiye'nin savun ya işte şey işte Baykar mesela olağanüstü büyük karlar elde ettiler ama adamların amacı buydu yani. eee, onlardan, o aileden, eee, şeyleri var, katledilenler var. Yani söylemiyorlar
60:56
Speaker A
ama yani adamlar giriyorlar bir yapının içerisine. Bunun yani ben daha abi çok para kazanayım da param olsun falan böyle bir şey yok yani. Eee, işte bazılarıyla çalışıyorum mesela yedi sülalesine yetecek paraları var ama amaç para kazanmak değil ki
61:13
Speaker A
yani. Tamam. Öldüğü zaman adamın zenginliği ortaya çıkıyor. Tamam. Yani ölmeden önce çünkü herkes şuna bakıyor.
61:21
Speaker A
Niye çalışıyor ki bu adam? Para kazanmış da daha niye devam ediyor? Veya bu kadının derdi ne ya? Yani gelmişte böyle hanımlar var mesela 55 60 yaşında. Yani neyin mücadelesini veriyorsun? Hani torununu torbanı sev artık.
61:38
Speaker A
Ona o eee şeyi veren, enerjiyi veren, azmi veren şey o amacı. O amaç para kazanmak değil. Para var çünkü zaten.
61:50
Speaker A
Tamam. Buraya kadar anlaştıysak bir ara verelim. Şimdi ticaret kelimeler dedik yaani kelimeler ve kelimeler arasındaki bağ önemlidir.
62:12
Speaker A
Eee bu bunu nasıl anlatayım? Burada mühendislik okuyan kim var? Siz okudunuz ikiniz. Tamam. O merkez lisede iyi kötü matematik okumuştur değil mi?
62:29
Speaker A
0 faktöriyel nedir? Kaçtır? Sonsuz mu? 0 faktöriyel 1 değil mi? N -1 1 bak 1 0 faktöriyel 1'dir.
62:43
Speaker A
Niye? Çok önem söyledik. Tamam. Neden 0 faktöriyel neden 1dir? Hiçbir şey 0 olamaz. Yok.
62:58
Speaker A
Bence çok saçma. Şimdi bakın bir konuyu incelerken kelimelerinden yola çıkmalısınız. Şu anda 0 nasıl ya? 0 1 ne? Tamam. Şimdi faktöriyel diye bir şey tanımlıyoruz, değil mi?
63:23
Speaker A
Faktöriyel ne demek bu? Diyor ki şu gördüğünü geriye doğru 1'e kadar çarp sırayla. Yani eğer n faktöriyelse bu de ki buna n x n -1 x n -2 x git 1 doğru mu? Yani 5 ise 5 x 4 x 3 x 2 x 1 yap.
63:58
Speaker A
Doğru mu? Tamam. bölü kendine bölersek bunu n'ye bölersek ne olur sonuç? Yani n faktöriel b/ nir n faktöriyel buydu. Böl N.
64:18
Speaker A
Evet. O zaman n faktöriel/ N olur? N - 1 faktöriyel değil mi? Doğru mu?
64:28
Speaker A
Tamam. Peki 5 faktel böl 5 nedir? 5 faktöriyel demeyelim. 1 faktöriel bö 1 nedir?
64:42
Speaker A
1 1 formüle göre ne olur? Yani 1 - 1 faktöriyel 0 faktöriyel. Aslında biz 0 faktöriyel dediğimiz şey 1 faktöriel/ 1'dir.
64:58
Speaker A
Mecburen tanımdan gelir bu. Anladınız mı? 1 faktel/1 mecburen 0 faktöriyeldir. Eğer tanımları doğru anlamazsanız yani kelimeler, faktörler, olgular hani dedik ya her olgunun bir faktörü, bir işlevi vardır. Bunları doğru anlamazsanız eğer o zaman bu olgular arasındaki ilişki de
65:24
Speaker A
zihninizde tam olarak oturmaz. Sonra bazı şeyler saçma gelir. Tamam mı? Yani 0 faktöriyel abi bunu bize matem yüksek matematikte bir tane hoca 0 faktöriyele 0 yazdı. Kıyamet koptu sınıfta tabii hepimiz. Olur mu lan dedi. 0 faktöriyel bir saçma yüksek matematik dersi veriyor
65:43
Speaker A
adam İTÜ'de. Tamam. Onun üzerine oturdum. Lan bu hakikaten yani böyle bir şey olmazdı. Mesela herhangi bir sayının 0 kuvveti kaçtır?
65:56
Speaker A
1. 1. Niye? Öyle öğrettiler. Yook aynısı. Doğru. Herhangi mesela n üzeri k/ n üzeri k kaçtır?
66:15
Speaker A
1. n üzeri k/ n üzeri k = 1. Nasıl yazılır bu? n üzeri k - k. O da eşittir n üzeri değil mi?
66:26
Speaker A
mecburdur. Yani o yüzden cebir denir. Mecburdur buna. Şimdi ticarette de şimdi ticaret bir usul işidir. Örf işidir.
66:40
Speaker A
Tabiatıyla usul ve örf dışında yapılmış çalışmalara ticaret denmez. Tamam. Allah ticareti helal yani alışverişi helal. ribayı haram kılmıştır dediğinde şimdi gidiyorsun ve haram ticaret, haram kazanç diyorlar. Yani sebebi kavramları anlamamış olmalarından. Ticarette haram kazanç diye bir şey olmaz.
67:10
Speaker A
Olur mu canım? Dolandırıyor işte. Dolandırıcı dedim daha. Bak o ticaret değil. Heh. O ticaret değil.
67:19
Speaker A
Kelimeleri eğer doğru yerli yerinde kullanmazsanız bu durumda eee hakla batıl yani doğru olanla gerçekle hikaye olan birbirine karışır. Bunlar birbirine karıştığında da karar veremezsiniz. Yanlış karar verirsiniz. Algı yönetimi dedikleri şey de budur. Algı yönetiminin amacı toplumun algısını değiştirmek değildir.
67:42
Speaker A
Algı yönetiminin amacı karar vericilerin karar verme düzenini bozmaktır. Tamam. Evet. Burada bir ıslak mendil olursa iyi olur ya.
68:08
Speaker A
Sileyim şöyle. abla biz 5 ders mi yapacaktık hocam 6 mı? Tamam. Bugün ayın kaçı? Ay sonuna kadar yapacağız. Niye? Şey ders ders 17 ticaret var.
68:38
Speaker A
eee tedbir var konuşacağımız. Yani dur ben de bir yerden sileyim. Benim tahtalarla imtihanım bu. Benim şirketteki de silinmiyor.
69:07
Speaker A
Üst yu ama bu bildiğin tahta yani bu gören şey tamamen mi siliyorsun? A sen çıktı bu sefer ha. Yok çıkmadı burada.
69:18
Speaker A
O çıkmaz o silinmez. Evet. Tamam. Böyle şey yaparız. Evet. Şimdi ticarette kavramlarımız neler? Dedik ki he bu da kuruyacak. Ticarette kavramlarımız şunlar. Bir eee ticaret hemen yanında usul ve esas. Usul ve esası olmayan, daha doğrusu usulü olmayan ticaret ticaret değildir. Mutlak
70:21
Speaker A
suretle bu usulü olmalı. Dolayısıyla hani usul bilmeden ticaret yapılamaz. Ticaretin esasını tekrarlıyorum. Esası kardır.
70:34
Speaker A
Yani bir ticaret yapıyorsanız ve temelinde problem varsa onun ayakta kalma ihtimali yoktur. Dolayısıyla amacınızı gerçekleştirme ihtimaliniz de yoktur. Yani ev yapıyorsunuz. Temeli, temelini iyi yapmanız lazım. Peki evi yapma amacımız nedir? İşte içinde barınalım, eğitim yapalım. Bir sürü amacı olabilir. Bir
70:59
Speaker A
bina yapmanın pek çok amacı olabilir. Yani güvenlik amacı olabilir, eğitim olabilir, sağlık olabilir, eğlence olabilir, konaklama olabilir, üretim olabilir.
71:08
Speaker A
Sayabilirsiniz her birinin kendi içinde ama hepsinin esası temeldir. Biz temel yapmak için bina yapmayız.
71:18
Speaker A
Ticareti de kar etmek için yapmayız. Tamam. Ticaretin mutlaka bir amacı vardır. Esasını bildik. Ticaretin amacını konuşmuyoruz şu anda. Esası kar etmek ve bu tartışılabilir bir şey değildir. Çok kar edebilirsiniz, az edebilirsiniz. Onun onun bağlı olduğu şey de ne? Az evvel konuştuğumuz var ya
71:39
Speaker A
piyasadaki ihtiyacı karşılama dereceniz. İnsanların ihtiyacını ne kadar karşılıyorsunuz ve o karşılanan mal veya hizmet piyasada ne kadar çok? Tamam. bu e şeyi budur. Karlılığı belirleyen unsur budur. Efendim maliyet karlılığı belirler derler. Eee hayır maliyet karlığı belirlemez. Çünkü zaten maliyeti
72:04
Speaker A
kurtarmıyorsa o ticaret yapamazsın zaten. Yani kapanır yap. Eee ikincisi ise esası konuştuk. Diğer bir konusu ise usul.
72:18
Speaker A
usul nasıl yapıldığı ile ilgilidir. Şimdi ticarette usul maruf olmalıdır. Yani usulü tanımlayan en önemli unsur maruf olması.
72:36
Speaker A
Maruf ne demek? Bilinen, açık, sarih, üzerinde şüphe yok. ortak bilgi olarak yıllar içerisinde dede de aynısını biliyor, torun da aynısını biliyor. Tamam.
72:56
Speaker A
Bir usul düşünün ki insanlar bilmiyorlar. Kavga olur değil mi? Kaos olur. Mesela trafikte karşıdan karşıya geçerken usul nedir? Bekleyeceksin.
73:10
Speaker A
Kırmızı yanacak değil mi? Kırmızı yandığında araçlara biz geçeceğiz. Yeşil yandığında araçlara biz bekleyeceğiz. Veya işte eee tır şoförlerinin bir mesajlaşma usulleri varmış. Eee Türkler iki kere sinyal yapınca karşıdakine gel demekmiş bu. Ama onlar onu bilmiyormuş.
73:37
Speaker A
Onlar iki kere deyince de bekle ben gel şey eee ya da bir seferine de öbür taraf gel demek oluyor. Birisi iki tane sinyal veriyor, biri bir tane ikisi de gaza basıyor, kafa kafaya vuruyorlar. Yani eğer usulleri bilmezlerse her iki taraf
73:55
Speaker A
eee taraflar usulü aynı usul üzerinde işlem yapmazlarsa eee ticaret yürütülemez. Mesela ihracat yapıyor musunuz? Siz yapıyorsunuz değil mi? akreditif bütün dünyada bilinen bir usuldür. Yani işte akreditif işte mal mukabili bu bu usul bellidir. Yani paranın nasıl ödeneceği usulü bellidir. Formlar nasıl tutulacak
74:19
Speaker A
usulü bellidir. İşte defter nasıl tutulacak değil mi? Bu usulü bellidir. Bu usuller usuller zaman içerisinde nereye dönüşür?
74:32
Speaker A
Standartlara. Değil mi? Standart bir esas değildir. Standartlar artık usullerin yazılı hale gelmiş halidir ve toplumları bir arada tutan toplumların anlaşmasını, iş yapışını, ticaretini, akışını kolaylaştıran unsurlar haline gelir.
74:56
Speaker A
Avrupa Birliği dediğiniz yapı bir standartlar birliğidir. Usuller birliğidir. Yani usuller oturduğunda artık şeyler eee mal ticareti kolaylaşmaya başlar. Değil mi insan? Yani diyor ki mesela şey biz diyor İsviçre'den diyor Fransa'ya geçtik diyor. İsviçre'den Fransa'ya geçerken diyor sınırı geçtik diyor. Yani hiç ya
75:22
Speaker A
kimse durdurmadı diyor. Alım şu ehliyetinize bakalım pasaporta bakalım. Niye? Aynı standartta çalışıyor çünkü her şey. Ya usuller oturmuş ya maruf hale gelmiş bir sürü şey. Çünkü diyor ben oteli kiralarken diyor zaten pasaport numaramı giriyorum. Buradaki pasaport numarasıyla İsviçre'deki
75:41
Speaker A
pasaport numarası aynı. Yani buranın emniyetine giden bilgiyle oranın emniyetine giden bilgi aynı. Tabiatıyla ne oldu? Bilgi gizlenmedi.
75:53
Speaker A
Gizil kalmadı. Eee, insanlar yapıyı görüyorlarsa, biliyorlarsa tehdit unsuru bilgi arttıkça tehdit unsuru ne olur?
76:03
Speaker A
Azalır. Tamam. Yani ne diyelim? Usul. Bu bilinmek zorundadır. Şöyle diyelim. Örf veya maruf. Örf maruf. Bunun şey mastar ali, ismi alim, şey mi? aynı kök. Yani şimdi bunları niye söylüyoruz?
76:31
Speaker A
Ailede biri yetişecekse mühendis olarak yetişmeyecek. O mühendisliğin başka bir şeyi var değil mi? Alttan gelenler.
76:43
Speaker A
Eee, şirket için söylüyorum. Neyi öğrenecek? ticaretin usullerini, ticaretin standartlarını, ticaretin yapısını öğrenecek. Tamam. Yani herhangi bir şekilde ticaret yapan bir şirket, bir kişinin standartları bunlardır.
77:07
Speaker A
Nereden başlıyor bu? Bir müşteri ihtiyaçlarını anlar. Müşteri, müşteri ihtiyaçlarını anlamak neyle olur? Müşteriyi dinleyerek olur. Neyle olur piyasada? Müşteriye mal satanları dinleyerek olur. Neyle olur?
77:23
Speaker A
Gözlemleyerek olur. Neyle olur? Raporlarını okuyarak olur. Değil mi? Yani bunları görmeniz, bilmeniz lazım. Eee, başka müşteri ihtiyaç.
77:36
Speaker A
Bunun tatmin olacağı aralık. Niye? En iyisini yaptığım zaman bedelini ödeyemeyecek. Çok klimadan. Klimadan mı?
77:51
Speaker A
Klimadan. Tamam. İşte tatmin aralığı ödeyebileceği bedel. Sonra bunun pazarı nerede? Bu pazara nereden kimler mal getiriyor? Bu böyle uzuyor. Yani bunların hepsi hiçbiri gizli değil. Hepsi açıktır.
78:08
Speaker A
Yani eee bu malın ortalama standartları neler? Ömrü ne? Pek çok konu var burada. Şimdi pazar dediğiniz yer neydi? Belirli kurallarla işleyen yerler. Ayakkabıcılık sektöründe vadeler kaç ay biliyor musunuz?
78:31
Speaker A
Evet ya. Al 1 bu5 senelik vade var. Ben orada peşin mal satacağım diye. Ne olur girseniz çökersiniz yani. Kimseye almaz ya.
78:41
Speaker A
Oranın bir usulü var. O usul öyle yürüyor. E 1 bu5 senelik çeklerle siz mal satar mısınız?
78:49
Speaker A
Mümkün değil yani. Tamam. 1 bu5 senelik çeklerle mal satılıyorsa böyle bir enflasyonist ortamda yani nereye ya bu niye böyle olabilir hiç düşündünüz mü?
79:02
Speaker A
alışmış öyle ama karlılığı da ona göre demek ki daha doğrusu net kar değil çarpanlarını ona göre ayarlamışlar evet fiyatları düşürmek yerine vadeleri uzatıyorlar tamam ve sürekli ayakkabı firmaları batar sürekli batar. E en son işte flon muydu neydi o da battı. Bir başkası
79:25
Speaker A
vardı o da battı. Çünkü eee şey değil. Standartları doğru standartlar değil. Tamam. Yani sürekli batarlar birileri çıkar, öbürü batar birileri çıkar. Onlar yani benim ayakkabıcı müşterilerim de var. Şu tabanlar var ya para değil yani bunlar yani. Çok köpük ya
79:47
Speaker A
yani. Tamam mı? He yani bir şey makinesi, teknolojisi eski bir teknoloji. Yani teknolojik maliyetleri çok yok. enerji maliyetleri çok yok.
79:57
Speaker A
Eee, parçaları kullanabilirseniz acayip bir şeyiniz var. İşte marka üretmen lazım diyorlar falan. Böyle bir şeyleri var. Yani 18'e ay diyelim ki mobilya sektöründe işte bir yıl değil mi? Beyaz eşya sektöründe çeşitli şeyler var. Ya altın sektöründe, mücevherat sektöründe vade olmaz. Nerede
80:20
Speaker A
olur? işçilikli gruplarda eee verirler. Yani şeyi söylemek istiyorum. Sadece müşterinin ödeme tarzı bile şeyi değiştirir.
80:33
Speaker A
Yani ticaretin çerçevesini değiştirir. Ben Çemberliş'ta eee işte 50 yıllık diyelim bir mobilyacıda mağaza müdürlüğü yaptım.
80:45
Speaker A
90'ların başıydı yani. Eee, hanım ve validenin hani sigortalı bir işin olsun diye bir sene bile dayanamadım yani.
81:02
Speaker A
Eee, şimdi patron tıp doktoru ama babasının yani yapmıyor doktorluğu. Gelmiş orada dükkanda duruyor. Bana dedi ki, "Çembertaşı biliyor musunuz? İstanbul'da Kapalı Çarşı. Sırtınızı çember taş verin. Önünüz Aksaray böyle büyük bir cadde iner." dedi ki, "Caddenin sol tarafından gelenlere kesinlikle çek mal,
81:29
Speaker A
çekle mal vermeyeceksin. Sağ tarafından gelenlere çekle mal verebilirsin." 17 tane madde yazdırdı bana. Tamam mı?
81:40
Speaker A
Ve ben sol tarafından gelen çok güvenilir birine çekle mal verdim ve çek ödenmedi. Sonra dedi ki oğlum ben bunları keyf olsun diye söylemiyorum. Yılların birikimidir bu. Çünkü sol taraftakiler Ruslara mal satar, turistlere mal satar.
81:56
Speaker A
Turist bunlara çek mi veriyor ki? Adamın kasasında nakit var. Adamın çeki yok ki. Ama sağ taraf sağ taraf Tahtakale, yeşil direk. Buradaki esnaf da Anadolu'ya mal verir. Onlar da buraya nakitle gelmezler. Çek verirler. Bu adamın elinde çek olur. Bu adamın elinde nakit
82:13
Speaker A
olur. Sen elinde nakit olan bir adam sana çek veriyorsa hangi kafayla çeki kabul ettin? Tamam. Bakın yani abi ben dükkan açtım mal satacağım. Hani az evvel söylüyorsun ya işte çekip sağlam da acaba.
82:30
Speaker A
Tamam. Yani usuller belirli bir zaman sonra örf olarak toplumda yürür. Fakat modern zaman yani geçtiğimiz son eee 50 yılda askeri standartlar daha öncesidir. Yani çok çok daha öncesidir ama ticari anlamda yeni bu eee örf yani usullerin örf haline gelmiş usullerin yazılı hale
82:59
Speaker A
getiriyorlar. Standartları da oluşmaya başlıyor. Mesela ISO 9000 bir standart değil mi? İşte sizde kaç tane standart var?
83:08
Speaker A
56 tane 5 iş sağlığı güvenliği vardır değil mi? Çevre vardır. Çok var ya 14.
83:15
Speaker A
Tamam. Evet. Bir zaman sonra da bunun da ticaret olmaya başladığını söyleyeceğim. Yani bir zaman sonra usul ne oldu? Şimdi kötü olan ne? Esasa dönüşmeye başladı.
83:29
Speaker A
Ben şimdi ISO 9000, ben ISO 9000 baş denetisiyim. Uluslararası bir kurulda da hakem heyetindeydim. Bilmiyorum yani epeydir ses seda çıkmıyor. Şimdi biz ISO 9000 ilk 2000'lerin başında sadece eğitimleri için 10.000 dolar alıyorduk. 3 ay sürüyordu yani ISO 9.000'le ilgili. Ama hakikaten
83:51
Speaker A
işte e formlara hazırlanması bilmem nesi falan. Sonra baktım 500 dolara şeyi veriyorlar. Belgenin kendisini veriyorlar.
84:02
Speaker A
Tamam mı? Sonra konu yani standart dediğiniz şey bir usul olmaktan çıktı. Devletin aradığı bir şeye döndü. Yani ISO 9.000 belgesi abi falan. Bir gün bir yere çağırdılar beni. Gittim neyse onları anlatmayayım. Çok uzur. Bir gün bir ara abi Ayhan he ISO 9.000 diye
84:23
Speaker A
bir şey varmış. Evet biz de alsak ne olur abi? Senin ne işin var ISO 9.000'le diyorum. Yani yaptığın iş ya. Alalım bu duvara koyalım bir tane de biz. abi ne renk istiyorsun dedim en sonunda. Tamam.
84:35
Speaker A
Mesela bizim sağlık şey meclis ISO 9.000 almış Türkiye Büyük Millet Meclisi. Açtım oradakilere. Dedim ki hanım siz deli misiniz? ISO 9000 dediğin dünyadaki en adi, en basit standartlardan biridir.
84:52
Speaker A
Nevzuhur bir standarttır. Lan biz devletiz. 2000 senelik örfümüz var bizim. Yani 2000 senelik bir şeyimiz var. Kaldı ki o standardın geçerli olup olmayacağına karar veren de bakanlıkta Örtçüler Tartılar Genel Müdürlüğü diye bir yer var. Orası karar veriyor. Yani
85:10
Speaker A
senin bakanlıkta yani herhangi bir bakanlığın bir genel müdürlüğünün karar verdiği geçerli olsun mu olmasın diye karar verdiği bir standardı senin meclisin alıyor.
85:23
Speaker A
Bu da neyi getiriyor? Aslında standartlar. standartlar usulün eee yazılı resmiyet kazanmış haline dönüştü. Bir zaman sonra bu yürümedi. Şu anda eee bir prosedür haline geldi. Tamam.
85:48
Speaker A
Onun da bir şey oldu. Yani bir dolandırıcılık alanı haline dönüştü buradan yapı itibariyle. Fakat bunlar dağılıyor. Fakat bu hala yürüyor.
86:01
Speaker A
Örf yürüyor. Akıllı olan yani işte o demin söylediniz yaani devletle ilgili. Yani mesela bize geliyorlar bazen işte şunu şöyle standart yazalım. Avrupa'dan bunu getir. Ben de diyorum ki ya kardeşim girin piyasada bunun köklü aileler var tüccarlar var. Bu adamlar
86:19
Speaker A
ticareti nasıl yapıyorlarsa bunu öğrenin. Bunu standart haline getirin. Tamam. Yani yürüyeni standart haline getirin.
86:30
Speaker A
Yeni bir şey dayatmayın. Tamam. O da nereye geliyor? Emri bil maruf. İşlerinizi maruf biçimde yapın. Neyh anil münker. Bilinmez tanımsız kaypak şeyleri nehyedin.
86:44
Speaker A
Tamam. Biz Allah affetsin yaklaşık bir 5 sene falan eee 2000 96 desek bir 10 sene 96'dan 10 sene kadar bu münker tarafında durduk hep gidiyoruz değişim dönüşüm yeni bir şey yapacağız artık yenileyeceğiz işte dünya değişiyor değişmeyen tek şey
87:07
Speaker A
değişimdir aslında ne yapıyorsun gidiyorsun işletmede yüzyıllar içerisinde oturmuş yapının içerisine adamların hiç hiç anlamadığı, bilmediği, depocusunun asla anlayamayacağı saçma sapan şeyleri firmaya çakmaya çalışıyorsun.
87:24
Speaker A
Tamam. Yani Allah'tan güçlüler de ciddiye almıyorlar. Bir zaman sonra tabii hiçbiri uygulanmıyor. Niye uygulanmıyor? Çünkü kabul edilemeyecek şeyler. Örfe aykırı. Tamam.
87:40
Speaker A
Dünyada işleyen ticaret o kadar güçlüdür ki dışarıdan gelen bozucu unsurların hepsini bertaraf ediyor. Bunu eee bu önemli bir şey yani. Eee neyi söylüyoruz? Dışarıdan bozmak üzere bir şey sisteme dahil olduğunda, ticaret yapısına dahil olduğunda ama bir kavram ama bazen bir taşıma biçimi, ama bazen
88:12
Speaker A
ödeme biçimi neyse dahil olduğunda eee o ticari sistem onu dışlıyor, atıyor. Belirli bir dönem zarar veriyorlar.
88:20
Speaker A
Belirli bir dönem türbülansa neden oluyorlar. Belirli bir dönem kaoslara neden oluyorlar. Ama neticede ticari akış kendi düzenini şöyle ya da böyle koruyor. Tabiatıyla ticaret bir daha şeye dönüyoruz. Eee usulü bir usulle yapılır ve bu usulü öğrenmek eee örfü öğrenmek, maruf olanı
88:47
Speaker A
öğrenmekle başlar. Çıraklığı da budur bunun. Tamam. eee yani üniversite bitirerek eee tahsil sahibi olarak bunlar dönmez.
89:01
Speaker A
Son dönemlerde bazı arkadaşlar yaşlandım artık işte 60 yaşıma geldim. Eee bizim arkadaşların da son dönem dediğim işte son 15 senedir belki çocukları üniversite sınavına girecek.
89:14
Speaker A
Bana soruyorlar iş adamları çocuğa ne hangi üniversiteye gitsin? Diyorum ki ne iş yapacaksın oğlum kızım? Ben babamın işini yapacağım. Tamam. Açık öğretim fakültesine git kaydını yaptır. Babanın yanında hemen işe başla diyor. Çünkü şunu üniversitede öğrenemez.
89:33
Speaker A
Bunu ticaretin içinde öğrenir. Üniversitede ne öğrenir? Üniversitede işte mühendislik okuyorsa mühendislikle ilgili konuları öğrenir. İşte efendim ticaret öğrensin. Öyle bir dünya, öyle bir üniversite yok.
89:49
Speaker A
Tamam. Yani eee bu yaparak öğrenilen bir şeydir. Görerek öğrenilen bir şeydir. Dinleyerek öğrenilen bir şeydir. Ve mutlak suretli usta çırakla ilgilidir.
90:06
Speaker A
Şunu gördüm ben. İyi tüccarlarla iş yapan adamlar iyi tüccar oluyorlar. Piyasadaki çakallarla iş yapan adamlar iyi tüccar olamıyorlar. Çünkü batıyorlar.
90:19
Speaker A
Ya da çakallaşıyorlar. Onlar da zaten tüccar demiyoruz biz onlara da. Evet. Sorusu olan var mı burada?
90:31
Speaker A
Siyasetle ticareti bağlayabildiniz mi? Evet. He tamam. Eee, ikisinin en şeyi şudur. Yani bağlantı noktası anlamakla ilgilidir.
90:56
Speaker A
Beklentileri anlamakla ilgilidir. Beklentileri anlayamadığınız an eee ticaretiniz yürümez. Beklentileri anlayamadığınız an siyaset yapamazsınız. Yani zalimleşmeye başlarsınız, sahtekarlaşırsınız. Yani örneklerini görüyoruz yani işte şeyde. Tamam. Eee, evet.
91:28
Speaker A
Bir sonraki şeyimiz, eee, tartışacağımız konu, eee istikamet istikamet ve tedbir. Yani haftaya bunları konuşacağız. Özeti de söyleyeyim kısaca.
91:49
Speaker A
Eee hani ticaret bir akış ya fakat bu akış şöyle bir akış şöyle bir akış yani ne böyle gidiyor ne de böyle yerinde dönüyor. Hani diyorlar ya hani işte dünya kendi eksen etrafında dönüyor, güneş etrafında dönüyor, güneş işte bilmem nerede dönüyor, öbürü de
92:15
Speaker A
böyle dönüyor, böyle dönerek akıyor bir yapı. Hayat böyle yani ticarette de eee bir döngü vardır. Fakat bu döngü eee aynı zamanda bir akışla beraber yürür. Eee işte burada istikamet kavramını konuşacağız.
92:34
Speaker A
Eee istikamet ve tedbir kavramını konuşacağız. ilgili olarak da altındaki kavramlarda basiret ve ya basiret ve nezaret diyelim.
92:57
Speaker A
Tamam. Haftaya bunu konuşacağız. sorusu olan tamam bugün biraz şey böyle ağırlık var herkesin üstünde uzatmayalım.
93:15
Speaker A
Burada sorular olursa ta yani ilk şeyden itibaren aklınıza takılan öğrenmek istediğiniz bilmek istediğiniz konular söyleyin tekrar tekrar bakalım.
93:33
Speaker A
Kapattınız mı? Kapatmadım. Soru bekliyorum. Soru yok. Ben bir şey söyleyeyim. Şimdi mesela ticarette şöyle bir şey vardır.
93:43
Speaker A
Kapatalım mı? Kapat. Yok. Yok. Kalsın. Şey değil. Cenabı Allah şunu söylüyor mesela mal, mülk ve rızk baştan beri konuştuğumuz şey bunlar. Cenabı Allah dilediğine dilediği kadar verir. Bunlar kespedilecek konular değildir.
93:58
Speaker A
Yani şimdi ticaret de bir araya getirin. E ticaret yapıyoruz. Ticareti bir amaç için yapıyoruz. Mal kazanmak için yapmıyoruz. Kar bizim amacımız değil.
94:07
Speaker A
Kar işin tabiatında var. çok büyük ticaretler yapıp da eee yani hakikaten fakir yaşayan insanlar da görüyorsunuz.
94:17
Speaker A
Yani var bu tip adamlarda. Eee hiç ticaretle uğraşmadığı halde çok zengin tipler de olabiliyor.
94:25
Speaker A
Bu bir zenginlik kaynağı değildir ticaret. Yani ticaretin, ticareti yaparken temel amaç zenginleşmek veya zengin olmak değildir.
94:37
Speaker A
Eee çünkü Cenabı Allah şey diyor mesela eee Allah'ın sizi başına diktiği malları aklı ermezlere vermeyin. Onları yedirin, onları giydirin. Onlara maruf söz söyleyin. Bak tamam. Yani gizli kapaklı şeyler söylemeyin. Yani açık net konuşun yani. Niye? Çünkü e nasıl oluyor yani?
95:00
Speaker A
aklı er malı vermeyin diyor. Demek ki malda onların payı var. Ya aklı ermiyor. Hatta sefih ifadesi kullanıyor. Sefih Kur'an-ı Kerim'de bizim konuştuğumuz gibi böyle şey değil. Yani sefa yani şey değil yani. Gücü yetmiyor, aklı ermiyor, yapıyı yapamayacak veya eee bugünkü
95:21
Speaker A
tabiriyle motivasyonu yeterli değil veya eline para geldiğinde başka yarar. Bunlara diyor sizi başına diktiğimiz malları bunların bunlara vermeyin.
95:30
Speaker A
Onları yedirin giydirin. İçirin de değil yedirin giydirin. Yani giydirinden ifadesi barınmasını yani şey ve onlara maruf söz söyleyin.
95:42
Speaker A
Burada eee ticarette eee malları çekip çevirirken, işleri çekip çevirirken eee oluşabilecek eee hilaflıklar nereden gelir? Ağırlıklı olarak eee ortaklığın içinden gelir.
96:05
Speaker A
Yani müşteriden size bir hilaflık gelmez. Tamam. Yani niye? Müşterinin sana ihtiyacı var çünkü. Anlatabildim mi?
96:14
Speaker A
Adamın istediği ne vardır? Zamanında olsun. Kalite dolandırılmamak ister yani müşteri. Eee, tedarikçiden de hilaflık gelmez.
96:23
Speaker A
Sen de seni dolandırmasın istersin veya işte o da dolandırılmamak ister. Hilaflık eee şirket içinde ortaklıktan gelir.
96:33
Speaker A
Tamam. eee ve eee ticarette eee yani oluşan kardan daha yüksek pay istemek adına gelir. Bu eee bu ortaklıklarda eee temel kural şudur.
96:55
Speaker A
bütünün hukukunu korumak için bütünü oluşturan parçaların beklentilerini anlayacak ve onu belli bir tatmin aralığında tutabilecek bir grup olması lazım. Ayette diyor kiizden emri bil maruf neh anil münker yapan bir ümmet olsun. Yani bir grup olsun mutlaka. Tamam. Eee, işte bu eee
97:19
Speaker A
aile içerisinde büyük yapı yani sizin de yapı büyüdüğünde hani size daha somut hale getirelim. Büyüdüğünde aile içinde örfü bilen, ticareti bilen, yapıyı bilen, sorumluluk sahibi hani emri bil maruf neyhil münker yapabilecek bir grubun yetişmesi ve bunların emanete üstlenmesi lazım.
97:44
Speaker A
Tamam. Ve şu tartışmasız yani tartışılacak bir şey değil. Aile fertlerinin her birinin hakkı nereden gelir?
97:58
Speaker A
Aile üyesi olmasından gelir. Aile mensubu olma. Allah onu orada yaratmış. Tamam. eee tabiatıyla da bir eee ticari yapıda eğer amacı kar etmek üzere kurgularsanız bu sefer yöneticilerin amacı kar etmek olur. Kardan daha çok pay isterler.
98:25
Speaker A
Tabiatı kar etmektir dediğinizde yöneticiler karlılığı gözetmek zorundadır. Çünkü karlılığı gözetmezlerse yapı çöker. karlı ve ondan sonra iş çok daha kolay oluyor. Niye abi? Yapı var. Bu yapıda kimin ne kadar payı var? Herkesin şu herkes o payını alır.
98:42
Speaker A
E yönetici, yönetici yönettiği için yönetimden dolayı ayrı bir ücret alır, kar alır. Onun bir çözümü var. Ama amaç kar etmek dediğinizde her şey birbirine giriyor. Her şey. Eee şeyimiz bu.
99:02
Speaker A
eee yani bu işin hani işte tabiatında bu var. Eee, eğer bu böyle yapamazsak, bunu böyle yapmazsak bu sefer, eee, şirketlerde mesela sizlerle biz toplantılar yaparken eee Ferahkaya ailesi şu ana kadar gördüğümüz en eee, Abdurrahman Bey de bizim Mustafa
99:26
Speaker A
Bey de işte bizde bir Ahmet Bey var, bir var yani bu şey, eee, onlar dediler ki anladığımız kadarıyla şu ana kadar yaptığımız en rahat proje olacak bu.
99:37
Speaker A
Aile içerisinde şey yok çünkü yani çok eee bütünlük var. Biz yani bir sürü yerde çok farklı şeyler de çalışıyoruz ama işte temel paradigmayı karlılık üzerine kurguladığınızda, amaç kar etmektere kurguladığınızda eee çalış başarılı ol elde ettiğini keyfini çıkarı kurguladığınızda çözüm bulamıyorsunuz.
100:04
Speaker A
Yok. Yani eee var olan çözümler de çok vahşi çözümler. Fakat eee şunu getirdiğinizde evet bu Cenabı Allah'ın verdiği bir haktır. Yani bu hak Allah'tan gelen bir haktır. Bizim kespettiğimiz bir şey değildir.
100:24
Speaker A
Eee içimizde bunu bilen kişiler, bu sorumluluk Allah'ın onlara yüklediği bir sorumluluktur. Ve biz bu sorumluluğu yerine getirmek için ticaretin tabiatına, esasına ve usullerine uyarak ticaretimizi yaparız.
100:41
Speaker A
E sonra e sonra elde edilen de kimin ne Cenabı Allah kimine ne hak tanıdıysa o hak çerçevesinde de yapı bölüşülür.
100:51
Speaker A
Tamam. Şimdi dönüyoruz tekrar buraya. Abi biz bu işi kime emanet edeceğiz? Çok belli ya. Usulü kim biliyor? Yapıyı kim çözebilir? Anlatabildim mi? O çok belli.
101:04
Speaker A
Yani baştaki şeyleri kabullenirseniz yani Allah'la mücadele etmeyip de anlatabildim mi? Eee aslında bu da var.
101:14
Speaker A
Aslında bu da var dediğinizde ki o asıl değil. Yani aslında bu da var dediklerinde aslında yok o. Yani uydurma bir şey. Bunlar şeyi bozuyor. Eee, eee, ortaklar arasındaki ilişkiyi bozuyor.
101:29
Speaker A
Eee, güven unsurunu zedeliyor. O bir kere zedelendiğinde konu çıkara dönüşüyor. Yani çıkarlarımızı korumayızı hatırlayın siyasette ne dedik? Hukukun korunması.
101:40
Speaker A
Hukuktan konu çıkara dönüşüyor. Çıkara dönüştüğünde de insan vahşileşmeye başlıyor. Ondan sonra zaten ne önü geliyor ne arkası geliyor.
101:49
Speaker A
O yüzden ilk nereden başladık? Kelimelerden. Kelimeleri yerli yerinde kullanırsanız ondan sonrasında şeytan çok yer bulamıyor.
102:02
Speaker A
Evet. Çok teşekkür. Sağ olun hocam. Teş
Topics:siyasetstratejiticaretkaynak yönetimieğitim politikasıstratejik planlamaihtiyaçlarmal akışıticaretin doğasıişletme yönetimi

Get More with the SozAI App

Transcribe recordings, audio files, and YouTube videos — with AI summaries, speaker detection, and unlimited transcriptions.

Or transcribe another YouTube video here →