Eşyalarımızı Atarken Neden Zorlanırız? | Sinan Canan il… — Transcript

Sinan Canan, eşyalarımızı biriktirme ve atma zorluğumuzun evrimsel ve psikolojik kökenlerini inceliyor.

Key Takeaways

  • İnsanın evrimsel geçmişi, günümüzdeki aşırı eşya biriktirme davranışını anlamada temel oluşturuyor.
  • Yerleşik hayata geçişle birlikte eşya biriktirme alışkanlığı artmış ve günümüzde tüketim kültürü bunu daha da büyütüyor.
  • Eşyalar sadece maddi değer taşımıyor, aynı zamanda anılar ve kimlik ile ilişkilendirildiği için atılması zor oluyor.
  • Minimalizm, gereksiz eşyalardan kurtulmanın bir yolu olarak görülse de psikolojik ve sosyal zorluklar içeriyor.
  • Kontrol kaybı yaşayan bireylerde eşya biriktirme davranışı daha yoğun gözlemleniyor.

Summary

  • Prof. Dr. Sinan Canan, insanın evrimsel geçmişi ve biyolojik yapısı üzerinden eşyalarımızı biriktirme alışkanlığını ele alıyor.
  • İnsanın 300.000 yıllık tarihindeki avcı-toplayıcı yaşam tarzının, günümüzdeki aşırı eşya birikimine etkisi tartışılıyor.
  • 5.000 yıllık Ötsi örneğiyle, yerleşik hayata geçişin eşya biriktirme davranışını nasıl tetiklediği anlatılıyor.
  • Günümüzde tüketim alışkanlıklarımızın ve satın alma güdümüzün psikolojik ve sosyolojik nedenleri irdeleniyor.
  • Minimalizm ve fazla eşya biriktirmenin zihinsel etkileri, stüdyo konuklarının katkılarıyla değerlendiriliyor.
  • Eşyaların anılarla ilişkilendirilmesi ve kimlik parçası olarak görülmesi, atmayı zorlaştıran faktörler arasında yer alıyor.
  • Programda, evde gereksiz eşya birikiminin neden olduğu dağınıklık ve bunun üstesinden gelme yöntemleri konuşuluyor.
  • İnsanın kontrol duygusunu kaybetmesiyle eşya biriktirme davranışının artabileceği psikolojik perspektiften ele alınıyor.
  • Katılımcılarla interaktif şekilde izleyicilerin soruları ve yorumları programa dahil ediliyor.
  • Eşya biriktirme alışkanlığının hem bireysel hem de toplumsal boyutları kapsamlı şekilde tartışılıyor.

Full Transcript — Download SRT & Markdown

00:03
Speaker A
O seni sana anlatacak. Seninle birlikte insanın fabrika ayarlarına daha yakından bakacak. İşte karşınızda biyolog, sinir bilim uzmanı, akademisyen, araştırmacı yazar, gezgin ve rakçı Profesör Doktor Sinan Canan.
00:26
Speaker A
[müzik] [alkış] Merhaba sevgili dostlar. Hepiniz hoş geldiniz efendim. Siz de ekranlarınızın başına hoş geldiniz. Sinan Canan'la Açık Bey'in her cumartesi akşamı olduğu gibi yine NTV ekranlarında çok şükür sizlerle beraber 102. bölümümüze gelmişiz efendim. Vallahi bayağıdır bir tane mevzuda bu kadar lafı ezmek de kolay bir
00:48
Speaker A
şey değil ama sadece insanı konuşuyoruz. İnsanın dertlerini, insanın hayatını yani kendimizden bahsederek eee 102 bölümdür, 101 bölümdür buralara kadar geldik. Efendim bu bölümümüzde de yine sevgili stüdyo konuklarımızla nereye gideceğini çok kestiremediğim bir muhabbete başlayacağız. Çünkü bugünkü konu muhtemelen çok böyle su götürecek
01:06
Speaker A
bir hamur oluşturacak aynı zamanda. Siz de stüdyoda bizlerle beraber olmak istiyorsanız açıkbayin.com/ntv adresinde bir katılım formumuz var biliyorsunuz. Onu doldurarak en uygun zamanda burada misafirimiz olup sohbete katılabilirsiniz. Ama eğer gelemiyorum uzaktayım diyorsanız oradaki soru yorum bölümüne tıklayarak bize bütün
01:23
Speaker A
sorularınızı ve önerilerinizi de gönderebilirsiniz. Biz de onları programımıza dahil etmeye çalışıyoruz. Efendim bugün 102. bölümümüzün konu başlığı özellikle herhalde benim yaş grubumu ekstra ilgilendiren ama hemen hemen hepimizin derdi olan bir mevzu.
01:39
Speaker A
Neden bu kadar çok eşyamız var? Bu kadar çok eşya lazım mı? İnsan ne kadar eşyayla yaşar? Biz niye böyle deli deli alıp evlere biriktiriyoruz da eee arada bir onlardan kurtulmak için çok çaba sarf etmemize rağmen şu satın alma
01:52
Speaker A
güdümüze bir engel olamıyoruz. Şöyle çok incelikli bir zaafımızı konuşmak üzere hazırsanız başlayalım efendim. [alkış] [müzik] Katlana katlana artan bir harcama eğilimimiz var. Almalara doyamıyoruz. O da benim olsun. Bu da benim olsun. Bunu da alayım. Bu pantolon dursun. Benim de
02:18
Speaker A
var öyle bir sürü lüzumsuz eşya. Geçenlerde programa hazırlık yaparken attıklarım. Önce dedim ki oğlum ne yapıyoruz atalım da ya lazım olursan?
02:29
Speaker A
Sınırlı kaynakları olan bir dünyayı tüketmek akıllıca mı? Tüketici kertenkele gördünüz mü? Bir tek biz tüketiyoruz. Neyi? Dünyayı ve maalesef kendimizi. [müzik] Tam olarak hayatın bize ne söylediğini anlamak için elimizde fazla biriktirdiğimiz malzemeye dikkatli bakalım. Parayla en güzel yatağı satın
02:52
Speaker A
alabilirsiniz ama rahat bir uykuyu satın alamazsınız. [alkış] [alkış] Evet. Konu ilgimizi çekti mi sevgili arkadaşlar? Benim evde biraz fazla eşyam var diyenlerin ellerini görebilir miyim?
03:10
Speaker A
Çok fazla pıncık pıncık ortalık dolu falan. Evde eee hiç kullanmayacağı kablo çekmecesi olan kaç kişi var?
03:17
Speaker A
Kablo çekmeceleri, kablo ve adaptörler de bir türlü atamıyorsunuz. Tedavülden kalkmış cihazların falan hala şeyleri duruyor böyle. Efendim hiç giymediğiniz mesela kilo verince giyeceğim diye 15 yıldır sakladığınız pantolonunuz var mı?
03:32
Speaker A
Vardır. Vardır. Evet. Benim de vardı. Geçen aylarda bir kurtuldum kendisinden. 10 senedir bana eşlik ediyormuş.
03:39
Speaker A
Ya böyle bir tarafımız var. Yani görünce bir alasımız geliyor. Tamam işte bütçemiz falan da uygunsa bir kendimizi tutmamız zor oluyor. Ama çoğu zaman evimiz böyle aldığımız ve kullanmadığımız ve hiç de işimize yaramayan bir takım şeylerin mezarlığı gibi. Ama ona rağmen bu temel bir dert
03:57
Speaker A
olarak hepimizin hayatında. Şimdi ben bir biyolog ve sinir bilimci olarak her şeye önce insanın bir işte yaratılışından fıtratından temel özelliklerinden, evrimsel mirasından başlayarak bakmaya çalışıyorum. E böyle olunca da aslında insan kendi zaaflarını biraz daha farklı pencereden görebiliyor. Bugün de eğer sizlerin de
04:17
Speaker A
ilgisini çekerse efendim şu satın alma hastalığımıza, eşya biriktirme hastalığımıza biraz yakından bakacağız. Ama oraya gelmeden önce insan ne zamandan beri böyle acaba eşya yapıp biriktirip tutuyor? Şimdi biz biliyorsunuz 100 binlerce yıllık bir insanlık tarihinden bahsedip duruyoruz sürekli. Sanıyorum bu programın gedikli
04:37
Speaker A
takipçilerinin tamamı eminim stüdyo konuklarımızın çok büyük bir kısmı insanın fabrika ayarlarını çoktan okumuştur. Yoklama yapmayacağım şimdi bozulmayayım diye. Eee inşallah herkes okumuştur diye tahmin ediyorum. Mesela insanın fabrika ayarları bizim anlatımımızın temelini oluşturuyor ve o temele göre de biz aslında işte şu 50
04:54
Speaker A
yıldır falan çılgın gibi değiştirdiğimiz dünyada eee gözümüzü açtık buralara geldik. Ama insan 300.000 yıldır burada ve 300.000 yıldır tabiatın zorlu koşullarında hayatta kalmak için ayarlanmış bir yapısı var. O yüzden o gün tabiatta çok işimize yarayan bazı şeyler bugünün aşırı gelişmiş ve
05:12
Speaker A
imkanlarla dolu bu medeni dünyasında bize bir sürü problem çıkarabiliyor. Aslında temelde bu problemleri konuşuyoruz. Bugün konuşacağımız konu da aslında muhtemelen atalarımızın hayatta kalması için çok gerekli bazı zihinsel ya da psikolojik özellikleri ya da ihtiyaçlarının bugünkü bizde pek işe
05:32
Speaker A
yaramaz versiyonlarına dönüşmüş hali gibi gözüküyor. Mesela avcı toplayıcı duymuşsunuzdur insanlar özellikle yüz binlerce sene doğada bizimki gibi böyle yerleşik şehirler, yerleşimler, medeniyetler olmadan, endüstriyel üretimler olmadan hayatta kalmak zorundalardı. Ne yapıyorlardı?
05:49
Speaker A
Geziyorlardı, avlıyorlardı. Oradan oraya göçüyorlardı. İşte bulurlarsa karınlarını doyuruyorlardı. Bulamazlarsa muhtemelen sabrediyorlardı falan. Öyle bir yüz binlerce senelik bir macera var.
06:01
Speaker A
Ve bunun için de mesela düşünsenize bizim gibi pul koleksiyonu yapmaya kalksa bir atamız mesela şimdi göçerler insanlar ya göçecekler. E göçünce yanınızda malzemenin hafif olması lazım.
06:15
Speaker A
Öyle çok fazla kişisel eşya biriktiremezsiniz. Dolayısıyla avcı toplayıcılar genellikle çok hafif yaşarlar. Muhtemelen yüz binlerce yıl önce de atalarımız öyle pek kişisel mülkiyete kafayı takmış insanlar olamazlardı. Hayatlarını sürdürebilecek kadar malzemelerin olması yetiyor. Fakat bu antropolojik olarak insanın geçmişine
06:35
Speaker A
baktığımızda bu bir sürü 20 sene falan oldu galiba. Bir buz adam diye bir fosil bulundu. Hiç onu duyan oldu mu? Bir ara dünya basınında da çok meşgul etmiş.
06:44
Speaker A
Ötsi diye de bir isim koydular. Bulunduğu dağların isminden geliyor. Şimdi Ötsi denen bu arkadaş buzda donmuş vaziyette bulunan 5.000 senelik bir cenaze aslında. Bir şekilde ya kimine göre kaza sonucu kimine göre de biraz eee nasıl diyelim suikast sonucu
07:01
Speaker A
hayatını kaybetmiş birisi böyle hatta kolu altında falan bulunmuş internette resimlerinde görebilirsiniz. Mesela eee mesela ha bu arkadaşın bir filmde canlandırılmış hali. Bunu daha sonra hayat hikayesinde film yaptılar. Bu arada hayat hikayesinde kim nasıl öğrendi bilmiyorum ama tabii ki e
07:18
Speaker A
prodüksiyonun yaratıcılığı da var işin içinde. 5.000 sene önce Karlı Dağlar'da yaşayan bir eee insanın aslında kabaca görüntüsünü nereden bu kadar detaylı olarak biliyoruz? Bu arkadaşın yanında kıyafetleri, çantası, eşyaları, işte av aletleri falan her şeyi de onunla beraber bulundu zaten. Ve 5000 5500
07:40
Speaker A
yıllık bu cesede baktığımızda onun eşyalarına baktığımızda çantasının tıka basa malzeme dolu olduğunu görüyoruz ve çok fazla şey taşıyor aslında yanında.
07:50
Speaker A
Hatta diyorlar ki belki de bu mal varlığı yüzünden öldürülmüş olabilir. Yani oradaki eşkıyalar onun eşyalarına çökmek için muhtemelen saldırmışlar.
07:58
Speaker A
Çünkü kırık kemikleri falan filan da var. Bakın 5.000 sene önce daha bugün bildiğimiz medeniyetler doğru dürüst ortada yokken ve insanlık kabaca 10.000 seneden bu tarafa doğru işte tarım, hayvancılığı yavaş yavaş icat etmeye başladığında bu arkadaşın şu bel çantası
08:15
Speaker A
var aşağıda gördüğünüz orada eşyalar birikmeye başlamış. Demek ki insan yerleşik hayata geçip de bir şeyler üretmeye başlayınca eşyalar toparlamaya başlamış. Ondan önce Medeniyetler Müzesi'ne falan görmüşsünüzdür. İncik boncuklar, küçük heykeller. Ama bunların hepsi insanların yaşadığı yerlerde süs ya da dini ikona amaçlı olarak üretilmiş
08:36
Speaker A
şeyler. Artık o dönemde inançların ne olduğunu çok bilmiyoruz ama kişisel eşya ondan önce çok fazla yok. Derken hepiniz okulda duymuşsunuzdur. Bizim buralarda hem başımızın belası he
08:55
Speaker A
para denen bir kavramı icat ettiler. Bu bir Lidya sikkesi. Üzerine ilk defa işte bir arma basılmış ve altın gümüş karışımı malzemeden yapılmış. Bu nesne sayesinde artık insanlar işte doktorun kendilerini tedavi etmesi karşılığında iki çuval bilmem ne buğday vermekten
09:13
Speaker A
kurtuluyorlar. Her şey bu para denen nesneler aracılığıyla değiş tokuş eee sistemine giriyor ve paranız olduğu zaman da artık bir şeyler satın almaya başlayabiliyorsunuz. Satın almak niye lazım? Niye gerekli satın almak? Avcı toplayıcıyken ihtiyacınız olan her şey mecburi yanınızda olacaktı. Ama siz
09:34
Speaker A
şehirlere oturduğunuzda, diğer insanlarla yaşamaya başladığınızda kimisi doktor oluyor, kimisi psikolog oluyor, kimisi işte ne bileyim işçi oluyor, bir duvar ustası oluyor, bir şey oluyor. Herkes bir alanda uzmanlaşıyor ve uzmanlık alanıyla ilgili her şeyi yapabilecek alet edeviatı varken hayatta
09:53
Speaker A
kalmak için gerekli diğer şeyler de başka insanların yaptıklarına muhtaç hale geliyor. Dolayısıyla onlardan bir şey alıp satmak için etkin bir yöntem bulmak lazımdı. Lidyalılar bu işi ilk formüle edenlerden biri olmuş. Ondan sonra da her ne kadar Lidyalılar çok
10:07
Speaker A
kısa bir süre içerisinde tarih sahnesinden çekilse de bu para icadı bugüne kadar biliyorsunuz geldi. Hala da en büyük dertlerimizden bir tanesi bu para. İşte dünyada savaş mavaş oldu mu da herkesin gözü önce bir ekonomiye bakıyor. Para bizim için çok önemli
10:21
Speaker A
oldu. Niye? İstediklerimizi alabilelim. arzu ettiklerimize ulaşabilelim diye. Ama bir şey de söylerler. Biliyorsunuz parayla en güzel yatağı satın alabilirsiniz ama rahat bir uykuyu satın alamazsınız. Çok havalı laf değil mi?
10:37
Speaker A
Şimdi bunun hepsini biliyoruz da uykularımızı kaçıracak kadar da uğraşıyoruz para kazanmak için. O güzel yatakları alıyoruz belki. O se üzerinde uykusuz kalıyoruz. Yani Lidyalılar iyi mi yaptı, kötü mü yaptı bilmiyorum ama bizim eşyalarla olan ilişkimizi, satın alma ya da değişkuş yapma ilişkimizi
10:53
Speaker A
sonsuza kadar değiştirmiş bir şey icat etmişler. Sonra efendim sonra derken çok yakın bir zamanda sanayi devrimi diye bir şey patlamış. Batı ülkelerinde özellikle üç tane büyük sanayi devriminden bahsederler. Bu da gene kitabi bilgi. 1760'larda 1. Sanayi Devrimi var. Buharlı makineler çıkmış.
11:13
Speaker A
1870'te efendim fabrika ve üretim bantları çıkmaya başlamış. Bu da ik sanayi devrimi 100 yıl kadar sonra. Ve 1910'ların başında 1914'te falan da otomasyon, otomatik üretme ve plastikler çıkınca da artık bizler çılgın gibi üretmeye başlamışız. Hele ki gençler bilmez ama ben hatırlıyorum 70'lerde,
11:33
Speaker A
80'lerde ya Rabbim her şeyi almak istiyorum tarzında bir tüketim çılgınlığının bütün dünyayı sardığı zamanlardan da geçtik. Şimdi de artık evlerimize dönüp bakalım, hayatlarımıza dönüp bakalım. Milyonlarca, milyarlarca ürün çıkıyor her gün karşımıza.
11:50
Speaker A
İnternette, alışveriş sitelerinde bazen kendimizi kaybediyoruz. Ne alacağımızı şaşırmış vaziyetteyiz ve çok çok para harcıyoruz kendimize bir şeyler almak için. 4. görselimizde bir tane grafiğimiz vardı. Bu arkadaşlar 1970 yılından 2025 yılına kadar milyar dolar cinsinden tüketici harcamaları global dünya
12:15
Speaker A
düzeyinde şu grafiğe bakınca korkmamak elde değil katlana katlana artan bir harcama eğilimimiz var. Almalara doyamıyoruz. Bunun sonucu ne oluyor?
12:27
Speaker A
Hepimizin evlerindeki hal. Peki ben minimalist yaşıyorum diyen var mı? Benim hiç ihtiyacım olmayan bir şey yok. Evde her şey tertemiz. Bir lokma, bir hırka.
12:37
Speaker A
Bu pek kalmadı. Ona da geleceğiz birazdan da. Bir de öyle bir akım var. O da bir tuhaf. Ama artık çok fena bir durumdayız.
12:44
Speaker A
Sahip olmak. Sahip kelimesi bizde Arapçada sahabe diye de bildiğiniz arkadaş kelimesinden geliyor. Aslında biz sahip derken eşlik etmeyi kastediyoruz. Hiçbir şey bizim malımız, mülkümüz olmuyor aslında. Niye? Kefenin cebi yok. ölüp gideceğiz. Yani neyimiz varsa burada bırakacağız. O yüzden sahip
13:05
Speaker A
olmak bile bizim dilimizde mülk edinmeye hayır diyor. Öyle bir hayat değil aslında bu. Ama biz sahip olmanın anlamını biraz değiştirmişiz. O da benim olsun. Bu da benim olsun. Bunu da alayım. Bu pantolon dursun. Yanına bir tane daha koyayım. İşte şunları
13:18
Speaker A
atmayayım. Bunları biriktireyim. Devamlı böyle bir hale geldik. Ve bu bizim şu anda içinde bulunduğumuz dünya ekonomisinin temel işleme prensibi.
13:27
Speaker A
İhtiyacından fazla almasa kimse ne olurdu? Bir düşünün. Bittik. Bütün üretim durur. O telefonlar, melefonlar işte cihazlar, bilgisayarlar hepsi patladı gitti.
13:40
Speaker A
E demek ki bu iyi bir şey. Öyle mi acaba? İyi mi kötü mü? İyi diyenlerin ellerini göreyim. Tüketmek iyidir ya. Güzeldir.
13:49
Speaker A
Tüketmek lafı arkadaşlar bir tuhaf değil mi ya? Tüketmek İngilizces işte konsum diyorlar. yakarak tüketmek anlamından geliyor konsum İngilizcede. Bizde de bitirip tüketme.
14:02
Speaker A
Yani sınırlı kaynakları olan bir dünyayı tüketmek akıllıca mı? Kertenkeleler bunu yapıyor mu mesela? Tüketici kertenkele gördünüz mü? Zürafaların bir tüketim şeyi var mı derdi. Yiyorlar, içiyorlar.
14:17
Speaker A
Dengeç bir tek biz tüketiyoruz. Neyi? dünyayı ve maalesef kendimizi. [homurdanır] Tam bu noktada biz neden depoluyoruz arkadaşlar? Atalar yüz binlerce sene doğada yokluk için yaşamışlarsa çok üzgünüm ama hepimizde kıtlık bilinci var. Varsayılan olarak hepimiz bir kıtlık bilincindeyiz. Mesela bende
14:43
Speaker A
sofrada çok güzel gözüküyor. Ben mesela sofrada bir türlü kendime hakim olamıyorum. Hele iftar sofrası falan Allah vermesin. Sanki önümden kaçıracaklarmış gibi. Mesela birçok insan da benim gibi bu şikayetçi bundan.
14:55
Speaker A
[homurdanır] Ama bazıları yemekte kontrollü de alışveriş merkezlerinde kontrolü kaybediyor. Patron çıldırdı indirimlerini görünce 1 milyoncu da bilmem ne. Herkes aklını kaybedebiliyor.
15:06
Speaker A
Alayım lazım olur. Bu nereden geliyor acaba bize? Arkadaşlar bunu bize öğretmediler. Okullarda bunun dersi yok. Ama hemen hemen bütün dünya insanlarında bunu görüyorsanız diyeceksiniz ki işte bunların hepsi biyoloji, bunların hepsi insanın tabiatı, bunların hepsi atalardan aldığımız bir mirasla alakalı.
15:27
Speaker A
Daha evvel yemekle içmekle ilgili konuşurken niye çok şeker sevdiğimizi konuşmuştuk. Biz niye şekere dayanamıyoruz? Çoğumuz bayılıyoruz.
15:35
Speaker A
Doğada çok azdı. Atalarımız şekeri çok sevip, çok arar, çok bulurlarsa enerji sağlayıp hayatta kalabiliyorlardı.
15:43
Speaker A
Dolayısıyla şeker sevenler daha çok yaşayıp daha çok çocuk sahibi oldukları için bizler de şeker seven ataların torunlarıyız. Allah'ım şu anda çikolatacıda falan kendimizi kaybediyoruz mesela çoğumuz. Atalarımız için bir kuvvetli durum olan, avantaj olan şey çok çikolata üretilen bir
16:00
Speaker A
devirde bizim lanetimiz oldu. Dikkat edin. Ve hep ne dedik? İnsan yokluklar devri için yapılmıştı.
16:07
Speaker A
Şimdi çokluklar derdinde büyük azap çekiyor. Biraz moraliniz bozuldu mu? Hakikaten bizim durum böyle. Valla ben kendimden bahsediyorum. Bilmiyorum hiç size bir şey demiyorum ya. Aynı durum bende de var. Bu arada bu bölümü hazırlarken gerç gerçekten evde herhalde böyle 34 büyük poşet bir şeyleri eşe
16:25
Speaker A
dosta dağıttım. Bir kısmına attım. Yani kendimi hakikaten suçlu hissettim. Çıkıp televizyonda böyle bir konu konuşacağız.
16:31
Speaker A
Dedim önce bir ortalığı toplayalım. Sizin durumunuz nasıl? Evde böyle arada bir şeyler atıyor musunuz?
16:38
Speaker A
En son buyurunuz bir mikrofon alalım size. Merhaba hocam. Betül ben. Betül merhaba. Eee, şimdi ihtiyaçlarımız dahilinde bir şeyleri almakla yönlendirilmiş bir şekilde bir şeyleri satın almak arasında çok büyük bir farklılık var. Gerçekten hepimizin eee yer yer çok fazla şeye
16:56
Speaker A
ihtiyacı olabiliyor. İçinde bulunduğumuz hayat git gide kompleksleştiği için bizim ihtiyaç maddeleri de kendi içerisinde çok güzel. Gerçekten kompleksleşiyor mu hayatımız sence?
17:08
Speaker A
Eee kompleksleşiyor esasında. Evet. Valla ben şimdi o kadar şey atıyorum hayatımdan hiçbir şey eksilmiyor. Mesela benim evdeki ortalama bir Amerikanın evinde 300.000 tane nesne varmış.
17:20
Speaker A
300.000. Evdekileri hiç saydınız mı bilmiyorum. Biz de fena değilizdir. Bu 300.000in kaçını kullandığımıza bakalım.
17:27
Speaker A
Aslında sanki bizim alışveriş hastalığımız bizim hayatımızı kompleksleştiriyormuş gibi geliyor. Mesela sadece defter kalemin olsa aklına geleni gene yazarsın ama 30 tane defterin, 50 tane kalemin, 5 tane bilgisayarın bilmem ne olunca onu nereye yazdıydım, bunu ne yaptıydım? Her şeyi
17:44
Speaker A
karıştırmaya başlıyorsun. Bak gençlerde var o durum. Biliyorum. Nereye not aldıydım ben bunu? Not aldım ama unuttum falan filan diye. Gerçekten karmaşıklaşıyor mu yoksa biz mi yapıyoruz aslında biraz bunu?
17:55
Speaker A
E ihtiyacımız olmayan şeyleri satın almaya başladığımızda asıl problemle karşı karşıya kalıyoruz. Yani bazı şeylere ihtiyacımız var o komplekslikten dolayı. Bu doğru. İşte eskiden kömürle ısınıyordu. Ondan önce sobayla ısınıyordu. Şimdi doğalgazla ısınıyor.
18:08
Speaker A
Böyle bir geçiş içerisinde bizim nelere ihtiyacımız oldu? Neler değişti? Biz de odaklarımızı kaybettiğimiz için biz aslında neye ihtiyacımız olduğunu unuttuk. Yani bunun net olarak farkında değiliz. Eşyaları atarken yakında eşya atan var mı aranızda? Yani şöyle bir şeyler topladım, attım. Ne hissettiniz?
18:24
Speaker A
Bir mikrofon alalım mı size? Şöyle genel olarak hissiyatınız neydi? Daha sonra lazım olur diye bir kenara koydum. Koydum ya dedim artık bu bir işe yaramıyor. Akşam işte koca bir poşet doldurup gönderdim ve rahatladım.
18:38
Speaker A
He çok iyi. Bir rahatlama hissiyatı geliyor. Ama onları atma düşüncesi ilk geldiğinde kendinize dikkat ettiniz mi? Yani şimdi benim de var öyle bir sürü lüzumsuz eşe işte geçenlerde programa hazırlık yaparken attıklarım. Önce dedim ki oğlum ne yapıyorsun? Tamam atalım da ya lazım
18:53
Speaker A
olursa hemen böyle bir gerginlik başlıyor değil mi? Bak bu atalardan gelen bir şey. Ok bulamazsam ne yapacağım? Tamam mı? İşte şurada hazırlıksız yakalanırsam ne olacak falan filan gibi. Atalardan gelen o devre hemen bir çalışıveriyor. Ama onları elden çıkarttıktan sonra
19:09
Speaker A
bakıyorsunuz hayatta bir şey eksilmiyor ve bir hafiflik duygusu yaşıyorsunuz. Bu her seferinde bunu yaşamamıza engel olan şey o ilk başta ya lazım olursa duygusu.
19:19
Speaker A
Ama bir şey daha var arkadaşlar. Bizde psikolojik olarak şöyle bir şey varmış. Araştırmalar şunu söylüyor. Biz bir eşya aldığımızda o eşyayı zihnimiz kendi bedenimizin bir uzantısı olarak anlamsal olarak da fiziksel olarak da bir uzantımız olarak algılıyormuş. Otomobil kullananların iyi bildiği bir şey var.
19:37
Speaker A
Mesela ustalaştığınız zaman geri geri manevra yaparken ya da bir dar bir yerden geçerken bile bayağı vücudunuzla nasıl hareket ediyorsanız beyniniz öyle çalışır. Gerçekten de beyin görüntülemeleri yaptıkları zaman usta sürücülerin beyinlerindeki beden haritası arabaya bindikleri zaman arabayı da alacak şekilde genişliyor.
19:57
Speaker A
Yani arabaya bedenimiz gibi muamele ediyor beynimiz. O yüzden hani trafikte bazen tampona bir dokunuyorlar da savaş çıkıyor ya. Sanki insan bunu bedenine yapılmış bir müdahale gibi algıladığından olsa gerek. Öyle bir alan genişlemesi var. Ve sizdeki satın aldığınız her eşya ya ona yüklediğiniz
20:17
Speaker A
anlam ya işte size diyelim biri bıraktı onu birinden miras kaldı ya da hediye edildi onun hikayesi ya da sizin işinize yaramasından kaynaklı bir yetenek artışından dolayı beyniniz onu bir uzantı gibi algılıyor ve sanki parmağınızı kaybedecekmişsiniz gibi korkuyor o eşyayı atmaktan. Yani ben
20:38
Speaker A
kendim bunu çok iyi deneyimledim. bir şeyler aldığınızda aslında kendinize bir nevi protez bir şey ilave ediyorsunuz gibi düşünün. Sonra atması biraz zor olacak. Satın alırken iyi düşünmek, onu hayatımıza dahil ederken iyi düşünmek bu yüzden çok önemli. Çoğumuzun yaşadığı
20:56
Speaker A
çevrede aşırı miktarda eşya birikmesinin en önemli sebeplerinden bir tanesi bu hikaye. Bir de eşyalar diğer canlılar gibi e gelmiyor bize. Mesela maymunların alet kullandığını biliyor musunuz?
21:09
Speaker A
Termit yiyorlar onlar. Küçük karıncaları. Çubukları böyle termit yuvalarının içine. Çubukları böyle termitler toplanıyor. Sonra alıp kıt kıt diye böyle su şiar gibi onları yiyorlar falan. Ve bu aletleri de öyle çubuğu bulduğu gibi yapmıyor. Alıyor çubuğu uygun ölçüde kırıyor. Yani alet
21:26
Speaker A
yapıyor bayağı bayağı hayvan. Ama mesela hiçbir şempzeyi şöyle göremezsiniz. Bu çubuk dedemin de termit yediği çubuktu. O yüzden canım pahasına bunu kaç eşyaların anlamlandırılması, zihinde ona anlam vermek falan gibi bir şey görmüyoruz hayvanlarda. Ama bir de bizde o var. İşte küçükken kullandığım bilmem
21:48
Speaker A
neydi bu falan diye saklıyoruz. Öyle bir anlam verme zihnimizin anlam tarafının da genişlemesi söz konusu elimizdeki aletlerle. E peki evde, hayatımızda şu anda işe yaramayan binlerce şey varsa bizim zihnimiz kaç parçaya bölünüyor anlam olarak bir düşünelim. Ne kadar
22:07
Speaker A
dağınık, ne kadar böyle kenarları belirsiz bir varoluş anlamına geliyor bu bizim için. Aslında zihnimizi çok zorlayan da bir yükten bahsediyoruz.
22:16
Speaker A
Hepsi bizim bir uzantımız ama kullanacağımızı, nasıl kullanacağımızı hiç bilmediğimiz 30 tane kolumuz, bacağımız olduğunu düşünün. Her yerde bir şeyimiz var ve bunların bizim için bir anlamı yok. Bir sürü eşyamız var.
22:28
Speaker A
Niye orada olduklarını bile çoğu zaman bilmiyoruz ama bizim dediğimiz için onlardan kurtulmakta da çok zorlanıyoruz. Bilmem yeterince darlayabildim mi sizi? Yani şu anda eve ofise falan bakınca abi ne oluyor burada falan diyebilirsiniz. Azciğim merhaba.
22:44
Speaker A
Merhaba hocam. Uzman psikolog Alis Bey Putzade aynı zamanda doktor öğrenciyim. Hoş buldum hocam. Hocam fazla eşya biriktirmek bence zihinsel dağınıklığa neden oluyor ve Evet. Aslında eşyaları biriktirdiğimizde onlara yüklediğimiz anlam doğrultusunda aslında anılarımıza biriktiriyoruz.
22:58
Speaker A
Eşyaları biriktirmiz durumunda. O zaman bu durumda da yas yeni eşyalar almaya mesela teknoloji zam son dönemlerde bizi eski kalmamıza ikna ediyor ve sürekli yeni aşmaa ihtiyacı hissediyoruz. Ve bu durumda aslında eşyayı değil eşyanın bizde uyandırdığı duyguyu, hissiyatı ediniyoruz, alıyoruz ve ona yüklediğimiz
23:15
Speaker A
anlam doğrultusunda eşyalara sahip oynuyoruz. Hocam, o zaman bu bağlamda da yani bu hissiyat bizde bir nevi duygusal boşluk hissiyatına veya eşyalardan arınamamızın sebebi de bir nevi arka plandaki kendi benliğimizle yüzleşmekten korktuğumuzdan dolayı.
23:28
Speaker A
Tabii tabii. Çıplak kaldın mı ne yapacaksın? Yani bunu biz en iyi psikologlar bilir. Biz mesela çıplak halimizi hiç sevmeyiz. O yüzden kalı, kıyafet, aksesuar, malzeme, işte teknik aletler falan bunlar bir şekilde hayatımızı eğlendiriyor. Ama mesela şimdi o tüketime şöyle bir etki daha
23:43
Speaker A
eklenmiş vaziyette. İşte didero etkisi dedikleri bir şey var. Siz yeni bir şey alıyorsunuz. Bu illa teknik bir alet olmak zorunda değil ama bilgisayarcılar bunu iyi bilir. Yeni bilgisayar modeli alırsınız. Ona bir kap almanız gerekir.
23:55
Speaker A
Bir destek almanız gerekir. Uygun bir işte soketine bağlanacak bir şey almanız gerekir. Aksesuar telaşı başlar ya da eve bir halı alırsınız. Bu koltuk buna uymadı. Onun yerine yeni bir şey alayım.
24:05
Speaker A
Her satın aldığımız şey bizde artık yeni bir tüketim zincirini tetikliyor. Yani mobilyaları değiştirince halıları, halıları değiştirince sehpaları, onu da değiştir bari televizyonu en sonunda hanımı beyi de değiştirelime falan kadar giden böyle enteresan bir çılgın sirkülasyona girebiliyoruz maalesef. Bu
24:22
Speaker A
da bizim hiçbir zaman atalarımız gibi işe yarasın diye alet toplamadığımızı çok net gösteriyor. Biz aslında bir hikaye oluşturmaya, yeni bir dünya yaratmaya çalışıyoruz. Çünkü muhtemelen kendi olduğumuz halimizden ve dünyamızdan pek memnun değiliz gibi. Ki zaten arkadaşlar bütün anlatılar bize
24:40
Speaker A
diyor ki sen halinden memnun olma ki ben sana bir şeyler satayım. Sen tamam olmadığına ikna ol ki tamamlanmak için devamlı bir şeyler ara, bir şeyler harca. E bizim de çark dönsün falan diyor. Bence bunu bir daha düşünüp de
24:53
Speaker A
çok da ihtiyacımız var mı onu bir daha sorgulamakta fayda var. [müzik] Merhaba hocam. İsmet Nadir ben.
25:08
Speaker A
İsmet hoş geldin. Tek minimalizm azla yetinme değil mi? Hani öyle biliyorum ama. Evet. Şimdi mesela ona da gelim.
25:14
Speaker A
Minimalizm dedikleri en azla yaşama eee şeyi akımı. Ha bence ha bu minimalize acaba bir hani bir özgürlük göstergesi mi yoksa bir statü müdür? Hani onu bir merak ettim ve toplumda böyle insanlara ne kadar var ve bu insanlara bir ihtiyacımız var mı?
25:30
Speaker A
Önce bir yoklama yapalım. Burada var mı minimalist yaşanani az ne kadar az eşya o kadar iyi felsefesi diye bir şey var.
25:37
Speaker A
Mesela dolabınızda iki takım giyeceğiniz var. İşte bir eee resmi bir gayrimi iki ya da üç ayakkabınız var. Efendim dolabınızda sadece yiyecek kadar, mutfağınızda sadece basit bir aparat.
25:50
Speaker A
Böyle ortalık tertemiz bomboş falan. Böyle yaşayabilen var mı? pek bana denk gelmedi ya. Ben öyle değilim bir kere onu söyleyeyim. Şimdi mesela ben bir ara niyet ettim tek başıma yaşadığım dönemlerde dedim ki niyet ettim minimalizme ya eve misafir geliyor. Diyorlar ki o
26:08
Speaker A
yok mu bu yok mu ya ben mesela dedim yere bir tane böyle sedir atayım Anadolu Anadolu usulü değil mi yatayım oraya bir iki tane büyük yastık alayım kitabı mitabı da orada okuruz falan diye.
26:18
Speaker A
Dediler koltuk lazım masa lazım o lazım bu lazım. Başladık ufak ufak lazımları doldurmaya. Bir süre sonra ortalık çarşamba pazarına döndü. Şimdi sosyal baskı bir kere çok önemli bir etken.
26:31
Speaker A
Sizin daha azla yetinebilmeniz için. Çünkü komşuda var, sende niye yok diye soruyor biri. Yani mesela insan spor araba falan özlüyor arkadaşlar. Böyle bir şey arzuluyor.
26:44
Speaker A
Mesela doğar doğmaz spor araba arzular mı bir insan? Nereden arzuluyor bunu? Komşu da var da o yüzden. Komşuda bir tane varsa sen iki tane istiyorsun.
26:52
Speaker A
Mesela böyle bir sistem çalışıyor bizde. İnsan öykünür, özenir, imrenir. Bu yüzden etraftan bakarak yani diğer insanlarla yaşarken minimalizm biraz zor. Bir de birçok eşyaya kendi kimliğimizden bir anlam ataması yaptığımız için o gidince sanki bir yerimiz eksik gibi oluyor dedik ya.
27:11
Speaker A
Birçok eşyayı hayatımızdan uzaklaştırmakta bu sorunu yaşıyoruz. Bakın 10 küsur tane tişörtüm var. 20 202 senedir o tişörtleri. Bizim hanım da illallah dedi. Her gittiğim yere benimle gidiyor. Eski metalci günlerimden kalma tişörtler. Şimdi giyemiyorum da bir yönetmenime söyledim.
27:32
Speaker A
Bir gün giyeyim geleyim ziyan olacak bunlar falan diye. Hocam dedi şimdi olmaz. Burada böyle kanlı fışkılı falan bildiğin üzerinde albüm kapakları basılı var ya metalciler giyer. Bende çok var.
27:43
Speaker A
Atamıyorum. Niye? O eski günlerimi bırakmak istemiyorum. Yarın bir gün lazım olur. 4 senede bir konsere gidiyorum. O zaman giyeyim falan diye duruyor. Ama ben her taşınırken onları paket paket bir taraflara taşımak zorundayım. Bu kimliğin parçası olma meselesi minimalizmi çok zorlaştıran bir
28:00
Speaker A
şey. Orada bir karar vermek lazım. Ben hala bazı konularda karar veremedim. Karar vermek deyince biz bu devirde bilmem farkında mısınız karar yorgunuyuz. Her gün 1000 tane karar vermemiz gerekiyor. Artık evdeki eşyaları azaltma, hayat sadeleştirme kararı da öf ve bebe seninle mi
28:18
Speaker A
uğraşacağım diye kenara koyduğumuz bir şey oluyor. Yeter gayrı. Çoluğun çocuğun durumunu düşüneceksin. İşte eşinin dertlerini dinleyeceksin. Ekonomik işlerle uğraşacaksın. Günlük rutinini sürdüreceksin. Ondan sonra da eve geleyim sadeleşeyim. Vallah kimsenin buna zihinsel mecali de kalmıyor. Ama en önemlisi her zaman her zaman hiç
28:35
Speaker A
değişmez olanı. Ya bir gün lazım olursa biz eşyaları şu yüzden saklıyormuşuz. Bir gelecekte gerekebilir. İki hatırası var. 3. Atmak ayıp olur. Bunu bulamayan da var. Şimdi arkadaşlar evinizdeki, ofisinizdeki, hayatınızdaki nesnelere bir bakmanızı tavsiye ederim. Ben böyle bakıyorum. Bir şey buldunuz. Bu üç
28:58
Speaker A
soruyu ona sorabilirsiniz. Yani gerçekten eee o olmazsa hayatınız krize girecek mi? Gerçekten sizin için bir anlamı var mı? Eee, bu arada çöpe atmak çok iyi bir fikir değil. Onu ya geri dönüştürmek ya işi, işe yarayan birine vermek bu üç sorunun da sizdeki
29:16
Speaker A
karşılığını çok kolaylaştırıyor. Ben de işe yaramıyordum. Sana vereyim, sen kullan. İnşallah bir işine yarasın.
29:23
Speaker A
Böyle bir sisteme girebildiğimiz zaman çok daha rahatlayacağız diye düşünüyoruz. Bu minimalizm işi sıklıkla bir moda olur.
29:31
Speaker A
Modalar niye olur? Bir şey niye moda edilir arkadaşlar? Minimal ürünler tasarlarlar. Minimal üyelik, minimalistlerin üye olduğu gruplar kurarlar. Efendim çevrenizi, masanızı düzenleyeceğiniz birtım cin, fikir icatlar yaparlar. Yani siz minimalist olacağım diye bir sürü şey satın almak zorunda kalırsınız. Bir
29:55
Speaker A
sürü yeni çekmece açmak zorunda kalırsınız. Aslında bu modalarda tüketim kültürünün bir parçası. Minimalizmin gerçek samimi versiyonu bugün niyet ettim ortalığı bir sakinleştirmeye diyerek konuya girmek. Bu konuda başarılı olabilen var mı? Deneyip de başaran. Ben hayatımı büyük ölçüde sakinleştirdim. Bizimle bir yöntem
30:16
Speaker A
paylaşmak isteyen var mı diye özellikle soruyorum. Çünkü ben mesela çok zorlanıyorum. Atamıyorum. Bir mikrofon alalım size.
30:24
Speaker A
Merhaba Hacer. Ben isminiz Hacer. Hacer hoş geldin hocam. Evet sağlıkçıyım aynı zamanda. Şöyle aslında hani tüm anlattığınız şeyler eee işte iç dünyayı sadeleştirme e işte tüketim çılgınlıkları, bize dayatılan algı, ihtiyaç var mı yok mu?
30:42
Speaker A
eee geçmiş, gelecek, tasarılarımız, kararlarımız aslında tümüyle eee kendinize dönük yaşamaya başladıktan sonra eee ya da anınızı yaşamaya başladıktan sonra geçmişin o kargaşasından, geleceğin kaygısından, hayalinden ya da tasarısından tümüyle soyutlanıp sadece şu anda ne var hayatımda ne gerektiğe döndüğünüz zaman
31:06
Speaker A
size kendinize istedikleriniz ya da kendinizden istedikleriniz noktasında kendiniz lazım olanlara bakmaya başlıyorsunuz. Aşırı satın alma, aşırı biriktirme hep bir eksiklik hissiyle alakalıdır.
31:18
Speaker A
Hayatını doldurabilen bir şeyler yaptığını düşünen, buna inanan insanlar çok daha az şeye ihtiyaç duyarlar. Bu çok genel bir kuraldır. Eğer siz hayatınızda doyum sağlayan bir şey yapıyorsanız ürettiğinizi düşünüyorsanız, yardım ettiğinizi, fark yarattığınızı düşünüyorsanız, ne alayım ya Rabbim? Bugün de bir siteleri
31:38
Speaker A
gezeyim, AVM'lere takılayım da bir şey bulayım. hayatımı şenlendireyim diye düşünmüyorsunuz. İnsan sınırlarını aşma dediğimiz insanın fabrika ayarları 5 hatırlarsınız böyle bir güdüyle donatılmıştı. Devamlı kendinden büyük bir şeyler yapma ihtiyacı hissediyordu.
31:54
Speaker A
Bunun en ucuz yöntemi ne? Ucuz derken aslında kalite olarak ucuz yöntemi gidip bir şeyler almak değil mi? Parayı bastırıp almak. Ama en kıymetli yöntemine benim dışımdaki insanlığa, dünyaya, hayata fayda verecek bir şey yapıp kendimi açmak. Bunu yapan insanların,
32:15
Speaker A
benim de dönem dönem öyle şanslı zamanlarım oldu. Böyle bir şey tüketeyim, bir şey biriktireyim, büyük büyük şeyler satın alayım, ne bileyim zengin olayım da aklıma gelen her şeyi satın alabileyim gibi dertleri çok fazla olmuyor. Bu insanlar ürettikleri, yarattıkları işle zaten tatmin oldukları
32:33
Speaker A
için belki de aşırı biriktirmemizin, aşırı eşya içinde boğulmamızın bize böyle bir mesajı da olabilir. bizim hayatımızla ilgili bize bir şey söylüyordur. Abiciğim, ablacığım sen biriktiriyorsun da senin başka bir şey yapman lazım. Bırak bunları. Bırak bunları. Hayata belki bir şey katmamız
32:51
Speaker A
lazım. Merhaba hocam. Nasılsınız? İyisiniz. Sağ ol canım. İyiyim. Sen nasılsın? Teşekkür ederim. İşin özeti aslında bence gerçekten ihtiyacımız olan ile ihtiyaç olduğunu zannettiklerimiz arasında fark oluyor. Farkındalıkla, basit yaşamakla bunu sağlayabileceğimizi düşünüyorum. böyle bir yorumla katılmak istiyor.
33:11
Speaker A
Peki ben o örneği biraz marjinalize edeyim. İstiftçilik hastalığını duydunuz mu? İstiftçilik hastalığı, çöp evler falan var ya böyle çok marjinal versiyonlarında. Şimdi bu derece derece olan bir şey. Bazı insanlar akıllarına gelen her şeyin koleksiyonunu yaparlar.
33:27
Speaker A
Ben bir dönem öyleydim. Çok zor yırttım ondan. Kazara ara ilk sayısını aldığım bütün dergileri dergi kapanana kadar biriktirirdim mesela. Bir süre sonra ev böyle dergiden yürünmez hale geldi. Çok şükür. Sonra onları kütüphanelere bağışladık, yırttık. Ama bazı insanlarda bu durum çok daha ağır tablolar halinde
33:44
Speaker A
olabiliyor. Her şeyi, her şeyi biriktiren insanlar var. İşte süreli yayınlar burada en fazla gördüğümüz şeyler ama yani sokakta gördükleri herhangi bir atılmış nesneyi de eve getirip biriktirmeye varana kadar böyle bir durum var. Bu bir hastalık. bir nevi obsesif kompulsif bozukluğun farklı bir
34:01
Speaker A
versiyonu ve bu insanları incelediğinizde aslında her bozukluk ya da patoloji normal insanın bazı durumlarının abartılmış halidi burada da görüyorsunuz. Bizde olan bir şey var. Bu insanlarda çok daha fazla var. En önemlisi hayatlarında kontrol hissini kaybeden insanlarda çok gördüğümüz bir
34:21
Speaker A
şey istifçilik hastalığı. hayatında hiçbir şeyi kontrol edemediği için ya da öyle düşündüğü için biriktirdiği şeylerle kontrol etme ilüzyonu yaratmayı seviyor ve orada adeta kendi karmaşık cennetini kuruyor. Biriktirdikçe kendini iyi hissediyor. Beyni ödüllendirilmiş hissediyor falan filan ve dış dünyadaki
34:42
Speaker A
o bir türlü baş edemediğini düşündüğü hayattan bir kaçış sağlıyor ona. Ve istifleme hastalığının genel yapısına baktığınızda mesela eee işte eşyaları atamama, değeri olmayan nesneleri özenle saklama, yaşam alanını kendisini kısıtlayacak kadar eşyalarla doldurma ve eşyayı atma fikrini söylediğinizde bile
35:01
Speaker A
yoğun kaygı yaşaması. Bırakın onu düşünmeyi. Biri söylese bile çok büyük kaygı yaşıyor. Belki böyle tanıdıklarınız vardır. Bu insanların arka plandaki psikolojisi, ben bunu da yapmazsam hayatta tutunacak bir yerim kalmaz. Demek ki çoğumuzda bunun hafif bir versiyonu var.
35:21
Speaker A
Öyle her şeyi garanti altına alarak işte o kablo çekmecesinde 1000 tane kabloyu biriktirerek yarın bir gün savaş çıkarsa kablo sıkıntımız olmayacak. Oh Allah'a şükür en azından burayı kontrol ediyorum gibi garip bir hikayeyle kendimizi oyalıyor olabiliriz. O yüzden belki de
35:37
Speaker A
tam olarak hayatın bize ne söylediğini anlamak için elimizde fazla biriktirdiğimiz malzemeye dikkatli bakalım. Mesela dediğim gibi bende elektronik ekipmanlar ve onların parçaları çoktur. Müzik aletlerinin parçaları arkadaşlar Allah sizi inandırsın. Bu programı hazırlarken aklıma geldi. Hani bu istifleme hastalığı var ya gereksiz eşyaları
35:57
Speaker A
atamaz diyor. Bir büyük poşet kullanılmış ve çıkarılıp paslandığı için atılmış gitar teli sakladığımı hatırlıyorum ben. Arkadaşlar gitar çalan bilir. Gitar teli paslanınca çıkarırsın yenisini takarsın. Oteller atılır. Yani ben atamamışım. Anısı var.
36:16
Speaker A
Bir çuval çöp. Onlar duruyordu ve bir süre sonra fark ettim ben bunları niye biriktiriyorum diye. Bayağı da birikmiş böyle içine ata. Önce verecek birilerini aradım. Sonra dedim abi ne yapıyorsun bunu? Kim ne yapsın? Götürdüm. Uygun bir yerde bir çöpe karıştırdık onları. Bu o
36:32
Speaker A
dönemde gitar teliyle ilgili değil benimle ilgili bana bir şey söylüyor. Artık ben ne yapıyorsam, nasıl bir güvensizlik içindeys onları biriktirmek bana bir türlü iyi geliyor gibi.
36:42
Speaker A
Buyurunuz efendim. Merhaba Zia. Ben sizin verdiğiniz bu örnek Zeliha Zeliha hoş geldin. Sizin verdiğiniz bu örnekte hobi için yapılan tüketim sizin işte gitar için aldığınız pane olabilir işte bagetler olabilir bataristler için tüketimde yapılan bu şey aynı mı? Yani verdiğim
37:01
Speaker A
şimdi buradan benim yırtmam lazım. Yani o kadar çok seviyorum ki ve hiç gözüm kapalı o parayı verebiliyorum ve evimde kalsın istiyorum paylaşamıyorum. Tekrar bozuyorum.
37:11
Speaker A
Bu ne konuda oluyor daha çok size? Botonik. Botanik bitkiler. Evet. ik ve şey eee arabalar yani bu şey için sevdiğimiz hobi için yaptığımız harcamalarla ilgili ne düşünüyorsunuz?
37:23
Speaker A
Eee her şey bir şeyin bozukluk olabilmesi için işlevinizi engellemeye başlaması lazım. Şimdi mesela etraftaki eş dost bana diyor ki hocam gene mi gitar aldın?
37:34
Speaker A
Şimdi benim 12 tane gitarım var. Biri akustik gitar biri 12 telli gitar birisi perdesiz elektro gitar birisi perdesiz basisi normal bas gitar. Şimdi bunların hepsi aslında başka gitarlar ama dışarıdan baktığınızda insanların hepsi için bu gitar. Dolayısıyla siz onu ne
37:51
Speaker A
için aldığınızı biliyorsanız ben mesela evde kendime amatör kayıtlar yaparken onların hepsine ihtiyacım oluyor. Mesela eğer yaptığınız işi sürdürmeniz ve iyileştirmeniz için o harcama gerekiyorsa ölçü bu. [homurdanır] Eğer işinizi görüyorsa, eğer yaptığınız hobi için gerekiyorsa hani pulun sayısı sorulmaz. Öyle
38:11
Speaker A
söyleyeyim. Siz onu çünkü zaten belli bir amaçla yapıyorsunuz. Burada önemli olan işte kalıplardan ziyade insanın kendi iç değerlendirme mekanizmasını kullanabilmesi. Burada bozuk olan şey mesela istifçilik hastalığında beynin singulat cortex di bir yerinde bir devre bozukluğu oluyor. Bu hep ileriye yönelik
38:30
Speaker A
hesaplama yaparken endişe bazlı çalışıyor. Bu diyor bende olmazsa diyor kesin sorun çıkar. Şimdi bu normal insana da şöyle çalışır, bakar yani evet buna yarın bugün ihtiyacım olabilir ama şimdiye kadar çok olmadı. Bundan sonra olacağını zannetmiyorum. O zaman bunu
38:45
Speaker A
işte çıkarayım hayatımdan. Ama bu kişilerde endişe ağır bastığı için o kontrolsüzlük hissinin de beslediği bir panikle onu da tutayım, bunu da tutayım oluyor. Ve bu dışarıdan görülebilen bir şey. İşte patoloji dediğimiz ya da bozukluk dediğimiz şey bu zaman ortaya
39:01
Speaker A
çıkıyor. Kişinin hayatını engelliyor toplamak için. aşırı zaman ve para harcıyor. Diğer görevlerini, hayat sorumluluklarını ihmal etmeye başlıyor.
39:12
Speaker A
Böyle bir şey yoksa lütfen rahatınıza bakın. Çok da şey yapmamak lazım. Bizim ana kuralımız biliyorsunuz bu. Hepimizin bu davranışlarını ya da kararlarını belirleyen şey aslında arka planda ben kimim ya da ben neyim sorusuna verdiği cevap. O yüzden Sinan Canan'la Açık
39:31
Speaker A
Bey'in ilk bölümü öyle başladık. Sık sık da bunu tekrarladık. İnsanın en önemli projesi neydi efendim? Kendini bilmek, kendini tanımak. günahıyla, sevabıyla, eksisiyle, artısıyla, öyle ezberler olmadan, elalem benim için ne diyor meselesine bakmadan gerçekten ne istiyorum, ne yapıyorum ve yaşam tarzıma
39:54
Speaker A
uygun mu şu anda yaptığım şey diye bir sorgulama alışkanlığı geliştiren insanların erginleşmiş ve diğer insanlara da fayda üreten insanlara dönüştüğünü görüyoruz. Çünkü basit bir cihaz aldığınızda kullanım kılavuzunu okumazsanız, nasıl işler karışıyorsa, nasıl cihazı bozabiliyorsanız, insan kendi kullanım kılavuzunda ancak
40:14
Speaker A
kendisini tanıyarak bulabiliyor. Mesela ben bazı şeyleri niye yaptığımı yavaş yavaş öğrenmeye başladım. 50'li yaşlarımda cevaplar çok hoşuma gitmedi ama bu hoşuma gitmeyen cevaplar sayesinde de tavır değiştirmem mümkün oldu ufak ufak elimden geldiği kadar.
40:30
Speaker A
Ama çoğumuz bizim hoşumuza gitmeyecek sonuçları duymamayı tercih ediyoruz. Onlar yokmuş gibi davranıyoruz. Bunu da nasıl yapıyoruz? Dünyayı suçluyoruz.
40:39
Speaker A
Ekonomiyi suçluyoruz. Üreticiyi suçluyoruz. Küresel iklim değişikliğini suçl komşuyu suçluyoruz. Çocuğu suçluyoruz. Bir şeyi suçlayarak ve şikayet ederek buradan kendimiz yırtmaya çalışıyoruz. Benim hep söylediğim, benim hayatımdaki ana kriterim o şeyi öyle yapmamın sebebi benim. Bu dünyada başka hiçbir sebebi yok. Ben tavır
40:58
Speaker A
değiştirdiğimde dünyada bana olan her şey de değişecek. Bir el kalkmıştı demin. Siz bir şey daha mı diyeceksiniz?
41:04
Speaker A
Buyurun. Eee aslında burada bence eee bizdeki bu istek ve arzu bizim hayattaki azmemizin bir karşılığı. Yani şu ben memur çocuğuyum.
41:19
Speaker A
Dört dört kardeşim var. Evet. Hayatımda sizin dediğiniz dönemleri geçirdim. Yani bir işte eee bir medeni durum durumunda bir başka durumlarda bu arınmalara gidiyorsunuz. Ama şöyle o zaman şöyle kalırdık. Hiçbir şeyi tüketme değil de bir şey satın almasaydık o zaman fabrika
41:38
Speaker A
dururdu. Kaşık olmasay kaşık satın almasaydım tenceremi satın almasaydım o fabrika da dururdu. Bu olacak.
41:47
Speaker A
Bu arzularla ilgili bir bölümümüz vardı. Bilmiyorum ona denk geldiniz mi? Bizim en önemli paradoksumuz sonlu sınırlı ömre ve sonlu sınırlı kapasiteye sahip bir canlı olmamıza ve bunu biliyor olmamıza rağmen sonsuz arzulara sahip bir canlı olmamızdı. Bu büyük bir problem. Bak hepiniz
42:06
Speaker A
biliyorsunuz değil mi? İnsanın arzuları sonsuzdur. Dünyayı versem Mars'a göz dikersiniz. Güneş sistemini versem öbür galaksiye bakarsınız. İnsan böyle özetle seçim yapabilme hürriyeti gergedanlara değil de bize verildiği için seçim yaparak sonsuz arzuların arasından bize yararlı olanı seçiyorduk. 10 yıl 20 yıl
42:28
Speaker A
sonra ne olacağınızı zihninizde canlandırıp buna kararlı bir şekilde ilerliyorsanız ne gereksiz bir şey satın alırsınız, ne pişman olacağınız bir hata yaparsınız, ne yanlış yollara saparsınız. Çünkü siz rotası belli bir gemi gibisiniz. Fırtına çıkabilir, dalgalanabilir, arada bir yolunuzu kaybedebilirsiniz. Ama rota belliyse,
42:49
Speaker A
hedef belliyse siz bir şekilde sahili selamete çıkacaksınız. Birkaç tane terim paylaşmak istiyorum kapatırken. İsveçliler Lagom diye bir şey söylüyorlarmış. Lagom. Aşırılıktan uzak.
43:01
Speaker A
Ne az ne fazla tam kararında demek. Japonların Vabi Sabi diye bir eee anlayışı var. Bir felsefesi var.
43:09
Speaker A
Kusurlu, geçici ve eksik olanın güzelliğini kabul etmek. Yani kırıldı diye yenisini alayım falan yaptığımız medeniyetin tam tersi. Bir de yine Japonlarda monono avere diye bir şey var. Faniliğin hüznü. Ama bu güzel bir şey. Her şey fani. Her şey geçici. O
43:26
Speaker A
yüzden fani olana dikkat vermek. Onun hüznüyle yaşamın kıymetini bilmek. Şimdi niye Japonlardan şuradan buradan örnek verdik? Onlar güzel pazarlıyorlar bu işleri bu arada. Bizim kültürümüzde de bunun sayısız e hatırlatıcısı var. Bu da geçer yahular var mesela değil mi? Hani
43:47
Speaker A
azla kanaat etme. Ve en sevdiğim hikayelerden bir tanesi Sayki Yedim camiini duydunuz mu hiç? Daha evvel bir programda anlatmıştım. Adam aklına bir şey geliyor. İşte simit alacak atıyorum cepten parayı çıkarıyor. Sayki yedim diyor. Parayı eline koyup öbür cebine
44:02
Speaker A
atıyor. Ondan sonra işte bir başka bir şey çekiyor. Parayı çıkarıyor. Saki aldım diyor. Öbür cebine koyuyor. Öbür cepte biriktirdiği paralarla yaptırdığı caminin adı Sanki yedim camiyi. Yani almasan da oluyor ve almadığın zaman da ortaya çok güzel şeyler çıkarabiliyorsun. Zira ben demiyorum
44:19
Speaker A
popüler kültürde hepinizin muhtemelen çok yakından tanıdığı bir Tyler Durden var. Tyler 4en'ı tanıyan var mı? Dövüş kulübündeki Brad Pitt'in oynadığı efsane karakter. Ne diyordu efendim uçakta?
44:31
Speaker A
Sahip olduğun şeyler sonunda sana sahip olur. Hakikaten David Fincher'ın çok güzel bir senaryo cümlesi. Bence bunu bir düşünelim. Çünkü sahip ola ola yaşamaya çalıştığımız mutluluğu ve rahatlığı ve huzuru çok daha basit bir şeyle yaşayabiliyoruz. Aslında eşle, dostla, sevdiklerimizle şöyle bir
44:50
Speaker A
gülümsemek hatta bir kahkahalara bulacağımız bir ortamda bulunmak biliyorsunuz parayla satın alamayacak kadar büyük ve önemli bir şey.
44:59
Speaker A
Önümüzdeki hafta şu gülmek neden bir ihtiyaç ve niye bize bu kadar iyi geliyor onu konuşacağız. Lütfen o zamana kadar tebessümünüz eksik olmasın efendim. [alkış] [müzik] [müzik]
Topics:eşya biriktirmesatın alma güdüsüminimalizmSinan Cananevrimsel psikolojitüketim alışkanlıklarıpsikolojibiyolojiinsan davranışlarıNTV Açık Beyin

Frequently Asked Questions

Neden eşyalarımızı atmakta zorlanıyoruz?

Eşyalar sadece maddi değer taşımıyor, aynı zamanda anılarımıza ve kimliğimize bağlı olduğu için atmakta zorlanıyoruz. Ayrıca evrimsel geçmişimizde mal biriktirme davranışı hayatta kalmak için önemliydi.

İnsanın evrimsel geçmişi eşya biriktirme alışkanlığını nasıl etkiliyor?

İnsanın avcı-toplayıcı ataları hafif ve az eşya ile yaşarken, yerleşik hayata geçişle birlikte mal ve eşya biriktirme ihtiyacı arttı. Bu davranış günümüzde aşırı tüketim ve eşya birikimine dönüşüyor.

Minimalizm eşya biriktirme sorununu çözer mi?

Minimalizm gereksiz eşyalardan kurtulmayı hedeflese de, psikolojik bağlar ve sosyal faktörler nedeniyle herkes için kolay uygulanabilir değil. Kimlik ve anılarla bağ kurulan eşyaları bırakmak zor olabilir.

Get More with the Söz AI App

Transcribe recordings, audio files, and YouTube videos — with AI summaries, speaker detection, and unlimited transcriptions.

Or transcribe another YouTube video here →