12 Eylül askeri darbesi öncesi Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve toplumsal krizleri detaylıca anlatılıyor.
Ask about this video. Answers come from its transcript only — with the timestamp, so you can check them.
Generated from the transcript and can be wrong — check the timestamp.
Key Takeaways
- 12 Eylül darbesi, Türkiye'nin derin siyasi ve toplumsal krizlerinin sonucu olarak ortaya çıktı.
- Sağ-sol çatışmaları ve ideolojik kamplaşma ülkeyi uçuruma sürükledi.
- Ekonomik kriz ve dış borçlar halkın yaşamını zorlaştırdı, IMF anlaşması tartışmalıydı.
- Devlet içi gizli örgütlenmeler ve kontrgerilla iddiaları siyasi ortamı daha da gerdi.
- Maraş katliamı gibi olaylar devletin yetersiz müdahalesiyle toplumsal yaraları derinleştirdi.
What the video covers
- 12 Eylül askeri müdahalesinin yaşandığı günün ve öncesindeki siyasi ve toplumsal kaosun anlatılması.
- 1970'lerde Türkiye'de artan anarşi, siyasi şiddet ve ekonomik krizlerin ülkeyi nasıl etkilediği.
- Üniversitelerden mahallelere kadar yayılan sağ-sol çatışmaları ve kamplaşmanın derinleşmesi.
- Milliyetçi Cephe hükümetlerinin ideolojik cephe mantığıyla hareket etmesi ve toplumsal tansiyonu artırması.
- Ekonomik krizin derinleşmesi, döviz kıtlığı, karaborsa ve IMF ile yaşanan anlaşmazlıklar.
- Ecevit hükümetinin uluslararası tefecilere başvurması ve bunun halkta yarattığı tepki.
- Kontrgerilla iddiaları ve devlet içindeki gizli yapılanmaların tartışılması.
- Kenan Evren'in Genelkurmay Başkanlığına geliş süreci ve askeri otoritenin yükselişi.
- Maraş katliamı ve Alevi-Sünni çatışmasının derinleşmesi, devletin müdahale etmemesi.
- Türkiye'nin 1980 öncesi siyasi istikrarsızlık, terör ve ekonomik krizle iç içe geçmiş karmaşık durumu.
Full Transcript — Download SRT & Markdown
Speaker A
25 yıl önce bugün Türkiye tarihi bir gün yaşıyordu. Demokrasi üçüncü defa kesintiye uğruyor.
Speaker A
Rengarenk ülkeye haki rengi bürünüyordu. Sizlere 12 Eylül askeri müdahalesinin olduğu o güne götüreceğiz.
Speaker A
O günün baş aktörleri, tanıkları ve mağdurlarının arşivlerde kalan hatıralarıyla bir askeri darbenin üç yüzünü anlatacağız.
Speaker A
1970'lere damgasını vuran iki şey vardı. Birincisi o zamanlar anarşi diye tabir edilen siyasal şiddet eylemleri.
Speaker A
İkincisi ise ekonomik kriz ve Türk halkının yeni tanıştığı enflasyon kavramıydı. Öyle bir Türkiye'ydi ki önce üniversitelerde başlayan çatışmalar giderek bütün ülkeye yayılmıştı.
Speaker A
Türkiye mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev bölündü. Ülke sağ ile sol tarafından adeta bir pasta gibi ortadan ikiye ayrılmıştı.
Speaker A
Sokağın soldaki ismi devrimciler, sağdaki ülkücülerdi. Solda devrimciler de ülkücüler de kendilerini savunduklarını söylüyorlardı.
Speaker A
Her iki görüşte kendi çıkarlarına göre ülkeyi kurtarma telaşına düşmüştü. Üniversiteler kaleydi.
Speaker A
Fakülteler baskınlarla el değiştiriyor, hatta saldırılarla geri alınıyordu.
Speaker A
Cepheleşme ve çatışma liselere, hatta ortaokullara kadar yayıldı.
Speaker A
Sokaklar gibi mecliste bölünmüştü. Bir yanda Cumhuriyet Halk Partisi, diğer yanda kendine milliyetçi cephe adını veren Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhuriyetçi Güven Partisi koalisyonu vardı.
Speaker A
73'ten 12 Eylül'e giden süreçte iktidar Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Cephe arasında gidip değişti.
Speaker A
Aslında koalisyonun adındaki cephe sözcüğü tehlikeli gidişin dönüm noktalarından biriydi.
Speaker B
MC kurulurken bütün Türkiye'nin partisi olmak, tansiyonu düşürmek gibi bir rasyonellikte değildi.
Speaker B
Ecevit'le birlikte yükselen solu durdurmak, solun karşısında bir baraj oluşturmak gibi negatif bir duyguyla kurulmuştu.
Speaker B
Dolayısıyla yükselen solun peşindeki milyonlar bu hükümeti kendisine karşı düşman olarak gördüler.
Speaker B
O düşmanlık da bu hükümeti, bu MC'leri, MC'deki bütün partileri etkiledi.
Speaker B
Ve giderek baktık ki MC sanki MC hükümetleri bütün Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten.
Speaker B
Türkiye Cumhuriyeti'ndeki bütün vatandaşlara güven vermeye çalışan, gergin tansiyonu düşürmeye çalışan bir hükümet değil.
Speaker B
Bir ideolojik mücadele heyeti haline dönüştü. MC'nin temel hatası cephe olmasıydı, cephe mantığıyla hareket etmesiydi.
Speaker A
70'lerin sonunda ise Ecevit döneminde bayrak açan sol artık savunmaya geçmişti.
Speaker A
Milliyetçi Cephe solu durdurmak için hükümete yerleşmiş, sokaklar ülkücülere emanet edilmişti.
Speaker A
Ülkücüler ise solun tamamını komünist olarak damgalıyordu.
Speaker A
Cumhuriyet Halk Partisi'ni de içine komünistlerin yuvalandığı bir parti olarak düşünüyorlardı.
Speaker A
CHP'yi komünistlere destek olmakla suçluyorlardı. Bu yalnız ülkücülerin değil sağ partilerin de yorumuydu.
Speaker A
Sol ise ülkücüleri faşist olarak nitelendiriyor, ülkücülerin otoriter bir diktatörlük peşinde olduklarını düşünüyordu.
Speaker A
Hareketin Amerika Birleşik Devletleri tarafından desteklendiğini iddia ediyorlardı.
Speaker A
Bir yanda terör, diğer yanda siyasi istikrarsızlık altındaki Türkiye'de ekonomik kriz de kaçınılmazdı.
Speaker A
70 sente muhtaç olunan yıllardı. 1977'ye gelindiğinde ekonomi artık felce uğramıştı.
Speaker A
Döviz kıtlığı inanılmaz boyuttaydı. Bulgaristan parasını alamadığı için elektriği kesmiş.
Speaker A
Kısıntılar günde 11 saate çıkmış, benzin ve tüp gaz kuyrukla dağıtılır olmuştu.
Speaker A
Margarin ise ancak karaborsada bulunuyordu. Kuyruklar her yıl daha da uzadı, uzadı.
Speaker A
1980'e bir kalaysa halk kriz ve terör ortamından artık yorgun düşmüştü.
Speaker A
Elektrik yoktu, kömür yoktu, petrol zaten uzun zamandır yoktu.
Speaker A
Türkiye köşeye sıkışmıştı. Batı Türkiye'nin uluslararası para fonu denetimine girmesini istiyordu.
Speaker A
Ve IMF ile anlaşma yapmasını istiyordu. Ecevit hükümeti ise bağımsızlık elden gidecek diye korkuyordu.
Speaker A
Ecevit son çare olarak uluslararası tefecilere başvurdu. Türkiye'nin silolarında bulunan bütün tarım ürünleri.
Speaker A
150 milyon dolarlık kredi karşılığında Belçika adı verilen bir Amerikan bankasına rehin edildi.
Speaker A
Ekmeğini topraktan çıkaran tarım ülkesi Türkiye için haber manevi yıkımdı.
Speaker A
Hükümet karıştı, Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki ipler arttı.
Speaker A
Ve 13 Mayıs 1979 günü Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği TÜSİAD tarihi bildirisini yayınladı.
Speaker A
TÜSİAD'a göre ekonomik krizin tek sorumlusu hükümetti. Ecevit sinirlendi, savcıları göreve çağırdı.
Speaker A
Ama gerçeği çok geç bir kitaptan öğrendi.
Speaker B
Sayın Mehmet Ali Birand'ın bu 12 Eylül'le ilgili bir kitabını yıllar sonra okudum.
Speaker B
Bazı üst düzey sermaye gruplarının önde gelenleri Washington'a gitmişler veya çağrılmışlar.
Speaker B
Ve orada Brezinski o sırada Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı veya önde gelen bir üyesi.
Speaker B
Amerika Birleşik Devletleri'nde varmış, çağırmış, siz böyle bir başbakanı nasıl başınızda tutarsınız diye.
Speaker B
Ve onun hemen ardından da o ekonomik sermaye gruplarından çevrelerinden bizim hükümetimizi düşürmeye yönelik paralı duyurular gelmiş oldu.
Speaker A
Türkiye sanki bir kısır döngünün içine girmişti. Ambargo, ekonomik kriz ve terör.
Speaker A
Terör arttıkça kamplaşma hızlanıyor, kamplaşma hızlandıkça da terör artıyordu.
Speaker A
Çatışmalar önce eylemlerle sınırlıyken sonra siyasi bir iç savaşa dönüştü.
Speaker A
Öyle ki gazeteler her gün anarşi raporları adı altında ölen gençlerin isimlerini yayınlıyordu.
Speaker A
Anarşi raporları 70'lerin ikinci yarısından itibaren hava durumu yolunu tutmuştu.
Speaker A
Ecevit meydanlarda halka kontrgerilla denilen bir oluşumdan bahsetmeye başladı.
Speaker A
Ecevit'e göre kanlı 1 Mayıs'ın arkasında da kontrgerilla vardı.
Speaker B
Ve dedim ki işte aldığım bilgilere göre Türkiye'de devlet içinde ama devletin denetimi dışında.
Speaker B
Bir örgütlenme var deyip bunun bundan duyduğum kaygıları anlattım.
Speaker B
O arada tabii kontrgerilla açıklamaları geldi. Tabii kontrgerilladan kastedilen büyük bir olasılıkla.
Speaker B
O özel harp dairesinin sivil uzantısıydı.
Speaker A
CHP liderinin kontrgerilla ile ilgili görüşleri Güneş Motel'de 11 Adalet Partili milletvekillerine.
Speaker A
Bakanlık koltuğu vererek başbakan olduktan sonra değişecekti.
Speaker A
Demirel ve tabanın baskılarıyla kontrgerilla adını verdiği özel harp dairesini.
Speaker A
Kara Kuvvetleri Komutanı Kenan Evren'e sordu. Evren yok öyle bir şey dedi.
Speaker A
Ecevit de yokmuş diyerek kamuoyuna duyurdu.
Speaker A
1978'de Silahlı Kuvvetler'de ise bayrak değişimi vardı.
Speaker A
Herkes Başbakan Ecevit'in dönemin Genelkurmay Başkanı süresini uzatmasını beklerken.
Speaker A
Ecevit uzatmadı ve emekliliğine hazırlanan Kara Kuvvetleri Komutanı Kenan Evren.
Speaker A
Kendini apoletlerini değiştirirken buldu.
Speaker B
Siyasetle ilgilenmeyen bir komutan olduğu izlenimini edinmiştim.
Speaker B
Hatta o kadar yumuşak üslubu vardı ki Genelkurmay'da Silahlı Kuvvetler'de acaba yeterince otoritesini kurabilecek mi diye de biraz kaygı duyuyordum.
Speaker B
O günü akşam gittik evde apoletlerimizi değiştirdik ama içimde hep bir şey var.
Speaker B
Tedirginlik var. Çünkü öyle bir görev üstlendim ki omuzlarımda hissettim ki.
Speaker B
Büyük bir ağırlık var. Çünkü Türkiye'de anarşi günden güne tırmanıyor.
Speaker B
Günden güne tırmanıyor. İyi değil.
Speaker A
Maraş dinle oynamanın ne gibi sonuçlar doğuracağının en tipik örneğiydi.
Speaker B
Önce sağcı solcu kavgasıydı. Sağcı solcu kavgasıydı. Biz burada tabii 50 seneden beri babamız, dedemiz Atatürkçü partilere.
Speaker B
Rey veriyorduk. Maraş olayından başladığı gün Alevi Sünni davasına çevirdiler.
Speaker B
Gelenler yani Allah Allah diye gelenler camilerde vaaz verdiler. Alevi öldüren cennete gider diye.
Speaker B
İmamlar falan. Böylece halkı kışkırttılar.
Speaker A
Evler yıkılıp yıkılıyor, insanlar hunharca katlediliyordu. Yaşanan tam bir vahşetti.
Speaker A
Maraş mezbahaya dönmüş, Alevi avı başlamıştı. Karnı kesilen hamile kadınlar.
Speaker A
Ağaçlara asılan gençler, diri diri yakılanlar.
Speaker B
Sedat Celasun Paşa gitmişti oraya. Raporu vardır bende. Geldiği zaman anlattı.
Speaker B
Komutanım dedi, tasavvur edemezsiniz dedi. Tasavvur edemezsiniz dedi.
Speaker B
Yeni doğmuş çocuk dedi, birkaç aylık çocuk dedi. Bacaklarından almışlar, iki bacağından ayırmışlar dedi yani.
Speaker A
Katliam bir türlü bitmek bilmedi. Geceli gündüzlü tam üç gün sürdü. Üç gün boyunca Maraş'ta.
Speaker A
İnsanlık da devlet de yoktu.
Speaker B
Ateş ediliyor karşılıklı. İnsanlar ölüyor. Bazı evler yanıyor.
Speaker B
Polis yok, jandarma yok, asker yok. Müdahale eden yok.
Speaker B
Ben telefon ettim jandarmaya. Dedim ki yukarı taraftan bu şey.
Speaker B
İmam Bağı derler bir mahallemiz var yukarıda. Onun içerisinden bazı dumanlar yükseldiğini evimin üstünden görüyorum dedim.
Speaker B
Müdahale edin, asker gönderin. Bana verilen cevap askerimiz yok.
Speaker B
Çoluğu çocuğu ev barkı yaktılar. Asker de gelmedi.
Speaker B
Asker 12 saat sonra geldi.
Speaker A
26 Aralık günü ortaya çıkan tabloda 120 ölü, binlerce yaralı, yerle bir olmuş ev ve iş yerleri vardı.
Speaker A
Maraş katliamından sonra Başbakan Ecevit 13 ilde sıkı yönetim ilan etmek zorunda kaldı.
Speaker B
Sıkı yönetim yok ki. Daha sıkı yönetim ilan edilmiş değil Türkiye'de.
Speaker B
Onun için oradaki emniyet güçleri ancak bunlarla ilgileniyor. Vali, emniyet kuvvetleri falan onlar ilgileniyor.
Speaker B
Ben bizi sıkı yönetim ilanına icbar etmek için o olayın çıkarıldığı kanısındayım.
Speaker B
Ve acı bir gerçek şu ki vilayet binasına bile içinde İçişleri Bakanımız varken vilayet binasına bile eylemciler.
Speaker B
Yürürken saldırgan bir şekilde yürürken civarda bulunan silahlı kuvvetler birlikleri bir türlü bizim yetkimiz yok gerekçesiyle.
Speaker B
Olaya karışmak istemediler.
Speaker A
1979'daki anarşi raporlarında 1252 ölü, 5400 yaralı kaydedildi.
Speaker A
12 Eylül 1980'e kadar anarşi raporları günlük olarak yayınlanmaya devam edecekti.
Speaker A
1980'de sırada toplumun ona bir şey olmaz diye düşündüğü isimler vardı.
Speaker A
İlk hedef Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısıydı. 27 Mayıs 1980'de MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak öldürüldü.
Speaker A
Sazak'ın ölümünün ardından yurdun dört bir yanında başlayan çatışmalar Çorum'da katliama dönüştü.
Speaker A
Bize telefon geldi. Alaattin Cami yanmıştı. İsmimi zikretmek istemiyorum.
Speaker A
O zamanki bulunduğum yerde. Ama biz vardığımızda arası 200 veya 300 metre olan bir mesafede cepheler zaten kurulmuş.
Speaker A
Otomatik silahlar bize doğrultulmuştu. Demek ki buradan daha evvel bizden evvel geçen bir rüzgar vardı.
Speaker A
Orada bizden evvel bu kavgayı, bu savaşın, bu cihadın artık adı neyse her neyse.
Speaker A
Adını ne koyarsak koyalım bu savaşın daha önce oraya bildirgesi vardı.
Speaker A
Ki o cepheler kurulmuş, beton duvarlar çekilmişti. Bu beton duvarları biz atmadık.
Speaker A
Onlar da atmadı. Yani biz şimdi Çorum'un Çorum'da işte o zaman 60 veya 50 bin kişilik nüfusu olan bir Çorum'da.
Speaker A
Böyle bir güçlü bir sol örgüt de yoktu yani. Bunu atan duvarları biz de hala merak ediyoruz.
Speaker A
Ancak şimdi adını koyduk. Adı belli. Ancak adını sistem koydu.
Speaker A
O zaman sistemi bizi veya o kardeşlerimizi o cepheleri örmeye veya bize bu barikatları örmeye mecbur eden sistemdi.
Speaker A
Çorum'da yaşananlar Malatya, Kahramanmaraş'ın kopyası gibiydi.
Speaker A
Yine o bildik senaryo uygulanıyor fakat kimse yaşananlardan ders almıyordu.
Speaker A
Çorum'da çoğu Alevi ve solcu 33 kişi yaşamını yitirdi.
Speaker B
Mesela öldürülen bir kişinin üzerine bir partinin kızgın demirle isimleri baş harfleri yazılmış.
Speaker A
Çorum katliamı da ardında yanıtlanmamış sorular bıraktı.
Speaker A
ABD Büyükelçiliği ikinci katibi Alexander Pekin katliamdan kısa bir süre önce.
Speaker A
Çorum'u neden ziyaret ettiği bu sorulardan biriydi.
Speaker A
Zira 12 Eylül öncesi tüm katliamlardan önce kimi Amerikalılar sahnede boy göstermişti.
Speaker B
Bu dönemde her gittiği yerde olaylar çıkmasıyla bilinen Amerikan Büyükelçiliği ikinci katibi.
Speaker B
Alexander Pek denilen kişinin CIA ajanı olduğu biliniyor.
Speaker B
Kahramanmaraş, Malatya gibi Çorum ve Amasya'da da görüşmeler yaptı.
Speaker B
Bu görüşmelerinde gerek MHP'den gerek CHP'den gerek AP'den gerek Çorumlu Belediye Başkanına kadar.
Speaker B
Değişik insanlarla temasta bulundu. Bu insanlara da genellikle Çorum'daki gelişmelerin olayların bir sağ sol ekseninde mi yoksa bir Alevi Sünni ekseninde mi oluşup oluşamayacağı.
Speaker B
Bu konudaki tahminlerini sorarak araştırma yapmıştır Alexander Pek ve Çorum'da da uzun zaman kalmış bu araştırmanın sürdürmüştür.
Speaker A
1980'de ise artık terör hedef büyütmüş, devletin en tepesine kadar ulaşmıştı.
Speaker A
1960'lı tura gelindiğinde hala ülkenin başında Cumhurbaşkanı seçilememişti.
Speaker A
Artık Kenan Evren daha da sertleşiyordu ve Evren ikinci başkan Haydar Saltık'ı çağırarak düğmeye basılması emrini verdi.
Speaker B
Haydar Paşa müdahale için efendim gerekli hazırlıkları yapın.
Speaker B
Radyoda okunacak bildiriler, bildiriler her şey hazır olsun.
Speaker B
Ben Brüksel dönüşünde İstanbul'da efendim gene kuvvet komutanları ve ordu komutanı, kolordu komutanlarıyla görüşeceğim.
Speaker B
Onların fikirlerini alacağım. Bu işi artık bitirelim.
Speaker A
Ülkede kan akmaya devam ederken Genelkurmay'da müdahale günüyle ilgili tartışmalar artık sona ermiş.
Speaker A
İhtilal planı netleşmişti. Bayrak adını verilen harekat 11 Temmuz'da yapılacaktı.
Speaker A
Ecevit 3 Temmuz'da hükümeti devirmek için gençleri vermişti.
Speaker A
Hükümeti Kerhan destekleyen Erbakan ise ünlü açıklamasını yapmıştı.
Speaker B
Kadaif'in altının kızarmasını bekleyeceğiz. Bunu beklemekte fayda var.
Speaker B
Evet bir ay daha. Ancak Demirel hiç beklenmedik şekilde meclisten güvenoyu aldı.
Speaker B
Bu haber ülkede istikrar isteyenleri sevindirirken Genelkurmay'da planlar değişti.
Speaker B
Ankara'daki zırhlı tümenler bir tank taburu Mamak'ta Amerikalıların bulunduğu yeri seçmişler.
Speaker B
Oraya gelmiş. Saat 2 miydi, 3 müydü neydi efendim.
Speaker B
Amerikalı telefon etmiş. Demiş ki bir tank taburu geldi buraya. Niçin geldi? Bana geldiler soruyorlar.
Speaker B
E zaten bir saat, iki saat kaldı söyleyin dedim yani. Müdahale edeceğiz dedim.
Speaker B
Yapılan açıklamanın ardından Amerikalılar hiç vakit kaybetmeden haberi Washington'a ulaştırdı.
Speaker B
Başkan Carter Türkiye'deki darbeyi haber aldığında damdaki kemancı müzikalini izliyordu.
Speaker B
Haber kulağına fısıldandıktan sonra da izlemeye devam etti.
Speaker B
Ancak Başkan Carter pek şaşırmış görünmüyordu.
Speaker B
Darbeyi Milli Güvenlik Konseyi'nden darbe gecesi gelen bir telefonla haber aldım.
Speaker B
Ama burada gece yaşanırken Türkiye'de çoktan sabah olmuştu.
Speaker B
Hatırladığım kadarıyla Başkan Carter Kennedy Center'daydı ve ben de özel ulağa.
Speaker B
Başkanı acilen iletilmek üzere bir mesaj bıraktım. Ama Başkan merkezden ayrılmadı.
Speaker B
Ayrılması için bir sebep de yoktu ve bu son derece olumlu bir gelişmeydi.
Speaker B
Ertesi gün Washington'da hissedilen duygu ferahlamaydı.
Speaker A
Saat 04.00'ü gösterdiğinde yollar açık parolasıyla Bayrak Harekatı tüm Türkiye'de başlamıştı.
Speaker A
Sıra ihtilalin radyo ve televizyondan duyurulmasına geldi.
Speaker B
Mesut Mertcan'ı aradık telefonla. Evine o sıralarda gelmiş yani gece 1 gibi falan aradık.
Speaker B
Sesinden de biraz alkollü olduğu anlaşılıyordu. Sonra kendisini bir araba göndererek askeri bir araç göndererek aldırdılar.
Speaker B
O da geldi. Geldiğinde tabii biraz da hafif sallanıyordu.
Speaker B
Sonra aldık kendisini işte tuvalete götürdük. Biraz başını suyun altına soktuk, yıkadık, mıkladık falan.
Speaker B
Şoföre nereden geldiklerini sordum. Genelkurmay'dan geliyoruz dedi.
Speaker B
Ben de o zaman belki bir Paşa'nın çocuğunun düğünü vardır diye düşündüm.
Speaker B
Gökçen geldi. Genelkurmay'a gittik. Bir zemin katlarına indik, bodrum katlarına indik.
Speaker B
Bir odaya girdik. Hep subaylar var. Muammer Yaşar ve Doğan Bey orada, Özlem vardır orada, Ertan Karasu orada.
Speaker B
Şaşırdım ve biraz da bir panikledim. Ne oluyoruz diye.
Speaker B
Paşalardan birisi evde o sırada ne yaptığını sordu. Yemek yiyecektim dedim.
Speaker B
Hemen bana pasta ve limonata söyledi. Ardından da Mesut'a okuyacağı bildiriyi verin dedi.
Speaker B
Ve ekledi. Biz bu kez asker okutmak istemiyoruz diye.
Speaker B
Aldım bir bildiri Milli Güvenlik Konseyi'nin 1 numaralı bildirisi diye.
Speaker A
Milli Güvenlik Konseyi'nin 1 numaralı bildirisi. Yüce Türk milleti.
Speaker A
Büyük Atatürk'ün bize emanet ettiği ülkesi ve milletiyle bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti.
Speaker A
Son yıllarda izlediğiniz gibi dış ve iç düşmanların tahrikiyle varlığına, rejimine ve bağımsızlığına yönelik.
Speaker A
Fikri ve fiziki haince saldırılar içindedir. Devlet başlıca organlarıyla işlemez duruma getirilmiş.
Speaker A
Anayasal kuruluşlar tezat veya suskunluğa bürünmüş, siyasi partiler acizdir.
Speaker A
Bildirinin okunmasından sonra radyoda kahramanlık türküleri çalınmaya başlanmıştı ki.
Speaker A
General Servet Bilgi elinde tabancasıyla hiddetle stüdyoya girdi.
Speaker B
Neden Ulusu'dan bir bant çalıyorsunuz falan dedi. Biz de dedik ki efendim bu Ulusu değil.
Speaker B
Hasan Mutlucan'dan bant çalıyoruz. Durdurduk, baktılar, kontrol ettiler.
Speaker B
Tekrar yerine taktık ve yayına devam ettik.
Speaker A
Bayrak Harekatı'nın en önemli hedeflerinin başında siyasiler vardı.
Speaker A
Evren siyasilerle bu darbede kibar davranılmasını istiyordu.
Speaker A
Siyasileri evlerinden almaya tanıdıkları isimlerle gidilmesini emrini verdi.
Speaker A
Demirel'i almaya Nahit Menteşe, Ecevit'i ise İrfan Özaydınlı ile gidilecekti.
Speaker A
Menteşe Demirel'e Genelkurmay'dan gelen zarfı uzattı. Tutuklanmıştı.
Speaker B
Alt kattan üst kata çıktım. Eşime söyledim böyle böyle bir durum var.
Speaker B
Sen burada kal çünkü bu çeşit hareketlerde sonra ne olacağı belli olmuyor.
Speaker B
Kesinlikle kalmam dedi. Kalmam sabahleyin kalktım. Toparlan gidelim.
Speaker A
Ecevit'e evinin kapısını açtığında Özaydınlı da aynı zarfı uzattı. Tutuklanmıştı.
Speaker A
Erbakan da aynı özenle evden alındı. Siyaset sahnesindeki dört isimden üçü tutuklanırken.
Speaker A
Türkeş evinde bulunamamıştı. Tüm bunlar olup biterken Türkiye 12 Eylül sabahı radyolardan çalan.
Speaker A
Kahramanlık türküleriyle uyandı. Sokağa çıkma yasağı konmuş, caddeler tanklara ve askeri araçlara kalmıştı.
Speaker A
Halk gelişmeleri radyo ve TV'den canlı yayında öğrenmeye çalışıyordu.
Speaker A
Evren Paşa bir konuşma yaparak darbenin nedenini televizyonda anlatmaya karar verdi.
Speaker B
Tabii ilk defa böyle televizyon karşısında tüm millete hitap edeceğim için biraz heyecanlıydım.
Speaker B
Heyecanlıydım. Onun için bir nopyum aldım. Bir nopyumu içtim. Öyle öyle gittim.
Speaker A
Silahlı Kuvvetler aziz Türk milletinin hakkı olan refah ve mutluluğu.
Speaker A
Vatan ve milletin bütünlüğü ve gittikçe etkisi azalmaya çalışılan.
Speaker A
Atatürk ilkelerine yeniden güç ve işlerlik kazandırmak.
Speaker A
Kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak.
Speaker A
Kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek için yönetime el koymak zorunda kalmıştır.
Speaker A
Demirel ve Ecevit ise Evren bu konuşmayı yaparken sürgün yerlerine Hamzaköy'deki askeri kampa toplanmışlardı.
Speaker A
27 Mayıs'tan ders alan komutanlar her iki lidere nazik davranıyordu.
Speaker A
Üst düzey komutanların lojmanları liderler ve eşlerine tahsis edilmişti.
Speaker B
Tek katlı bir motel tipi binanın bir küçük dairesinde biz kalıyorduk.
Speaker B
Araya bir boş daire bırakarak ondan sonraki daireye de Sayın Demirel'leri yerleştirmişlerdi.
Speaker B
Ve dışarı çıkıp dolaşmamız da yasaktı. Ancak balkona çıkabiliyorduk.
Speaker B
O yüzden kendisiyle görüşemiyorduk. Biz dördüncü günümüzü dolduruyoruz.
Speaker B
Bizi burada büyük bir nezaketle ve büyük bir misafirperverlikle karşılamıştır.
Speaker B
Silahlı Kuvvetlerimizin mensupları bütün yurttaşlarıma mutluluklar, esenlikler dilerim.
Speaker B
Özgürlük içinde, birlik içinde, barış içinde mutluluklar dilerim.
Speaker B
MHP lideri Necmettin Erbakan ve MHP lideri Türkeş'in ise yeni adresi Uzunada olacaktı.
Speaker B
Askeri yönetim 12 Mart'ta yapılan hataları tekrarlamak istememiş.
Speaker B
Milletvekillerine Ankara'daki Dil Okulu'nu cezaevi olarak tahsis etmişti.
Speaker B
Ancak Genelkurmay Başkanı Kenan Evren meclisi tatile çıkarıp milletvekillerine boşuna para ödemek istemiyordu.
Speaker B
12 Eylül'de meclis tamamen kapatıldı.
Speaker B
Ertesi gün 12 Eylül'de siyasiler cezaevindeyken millet meclisinde de bir tören vardı.
Speaker B
Milli Güvenlik Konseyi ilan edilecekti.
Speaker B
Yemin töreni tıpkı milletvekillerininkiki gibiydi.
Speaker B
Konsey üyesi komutanlar tek tek kürsüye çıkarak yemin ediyor.
Speaker B
Fonda ise Gürer Aykal ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Beethoven'ın Eroika'sını çalıyordu.
Speaker B
Ancak Eroika senfonisinin bir hikayesi vardı.
Speaker B
Beethoven Napolyon'u kendi gibi biliyor yani cumhuriyetçi, özgürlükçü.
Speaker B
Yenilikçi bir insan olarak biliyor ve Napolyon'a biliyor ki ezilen kitleleri koruyacak.
Speaker B
Fransız devrimlerini yaşamak, kazandıracak, Cumhuriyeti getirecek bir lider olarak biliyor.
Speaker B
Onun için bu bu çağ açan senfoniyi onun adını ona itaf ediyor, atıyor.
Speaker B
Ancak yine biliyoruz ki Napolyon bunların yerine tahta geçti.
Speaker B
Evet diktatör oldu. Bu Beethoven buna çok sinirlendiğini de biliyoruz.
Speaker B
Hemen şöyle söyler aşağı yukarı o da diğerleri gibi.
Speaker B
Basit bir insanmış. Hemen diğerleri gibi diyor. Bakınız basit bir insanmış.
Speaker B
O da insan haklarını çiğneyecek, kendi çıkarları uğruna bir zalim olacak.
Speaker B
Hemen böyle söylüyor. Tabii ki senfonisini bu birinci sayfada yazılır ya bu bunu hemen yırtıyor.
Speaker B
Aykal darbenin ertesi günü kimsenin cesaret edemediği tepkiyi sanatçı duyarlılığı ve estetikle.
Speaker B
Güvenlik Konseyi'nin yemin töreninde Beethoven'ın yardımıyla verdi.
Speaker B
Aykal'a göre hiçbir şef değneğini boşuna indirmezdi.
Speaker B
Orkestra şefinin elindeki değnek aslında 10-15 gram olmasına karşın.
Speaker B
Tonlarca beyin ağırlığındadır o. O çok başka bir şeydir.
Speaker B
Ben o gün tekrar özlemini duyduğum aynı Beethoven gibi.
Speaker B
o düşüncelerle tabii ki o eseri alıyorum. Ülkeme Cumhuriyeti, demokrasiyi tekrar getirecek.
Speaker B
Ben de onu düşünüyorum. Çok ilginçtir. Eee Saltık Paşa bunu bunu anlamış.
Speaker B
Bu senfoniyi biliyormuş ki bana haber gönderdi. Ne dedi? Eee Sayın Aykal'dan.
Speaker B
Gürer Aykal'dan öyle bilinen şeyleri çaldırmamasını rica ederiz gibi.
Speaker B
Bir eee bir haber aldık ondan.
Speaker B
Ben de bunu yazdım. Yani bir törenden orada ne izlenim nasıl neyi yazacaksınız? Nasıl yazacaksınız?
Speaker B
Yani demokrasiye inanmışsanız ve askeri yönetimin eee iş başına geldiği bir ana da tanıklık ediyorsanız.
Speaker B
Ne yazacaksınız ve yazmak da zorundaysanız. Bunu yazdım.
Speaker B
Ertesi gün eee Milli Güvenlik Konseyi'nden bir telefonla bir uyarı aldım ve ne demek istediğini soruldu.
Speaker B
Ben de bunu anlattım sadece. Sonra aynı gün öğrendim ki eee Eroika yasaklanmış askerler tarafından.
Speaker B
Bir daha çalınmadı zannediyorum hiçbir biçimde.
Speaker A
14 Eylül'de yönetime el koyanlar Beethoven'ın 200 yıldır yorumlanan Eroika senfonisini bile yasaklamıştı.
Speaker A
Beethoven yasağını hayatın birçok alanındaki diğerleri izledi.
Speaker A
Türkiye'de haklar ve özgürlüklerin askıya alındığı 12 Eylül darbesinin izleri uzun süre silinmedi.
Speaker A
Danışma Meclisi'nin hazırladığı anayasa 1982 yılında referanduma sunuldu.
Speaker A
Anayasayı eleştirmek yasaktı. Tartışmalı referandum sonucu anayasa %92'ye yakın oyla kabul edildi.
Speaker A
Anayasanın kabulü Kenan Evren'in devlet başkanı olması demekti.
Speaker A
Evren 1989 yılına kadar Türkiye'nin 7. Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.
Speaker A
12 Eylül öncesinde komutanlar meclise gelen idam kararlarının onaylanmamasını eleştiriyordu.
Speaker A
Kenan Evren gençlerin idam edilmesini asmayalım da besleyelim mi diyerek savundu.
Speaker A
12 Eylül'den sonra hakimler işte bu anlayışla çalıştı. Peş peşe kararlar çıktı.
Speaker A
Bu dönemde yargılananların 7000'i hakkında idam cezası istendi.
Speaker A
517'sine idam cezası verildi. 49 kişi ise asıldı.
Speaker A
Asılanlar ülkücü ve sol görüşlülerdi. Askerler idam cezalarında adil davranmaya çalışmışlardı.
Speaker A
Zeki Okan Kol dedi ki sağcı solcu yok. Mümkünse bir sağcı bir solcu.
Speaker A
İki sağcı, iki solcu neyse kaç tane çıkmışsa ikisini beraber yapalım.
Speaker A
Sonra demesinler ki bize bu gelen yönetim efendim sağ tutuyor, solu tutuyor gibi töhmet altında kalmayalım.
Speaker A
12 Eylül askeri müdahalesi bir karanlık dönemi kapatırken Türkiye için yeni bir karanlık dönemi açtı.
Speaker A
Bilanço ağırdı. 12 Eylül'ün uygulamaları inançlı bir kuşağın üzerinden silindir gibi geçti.
Speaker A
İhtilalden sonra 650 bin kişi gözaltına alındı.
Speaker A
1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Nüfus 42 milyondu.
Speaker A
98 bin kişi örgüt üyesi olmaktan yargılandı.
Speaker A
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten çıkarıldı.
Speaker A
388 bin kişiye pasaport verilmedi. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
Speaker A
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına gitti.
Speaker A
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin işkencede öldüğü belgelendi.
Speaker A
973 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
Speaker A
23677 derneğin faaliyeti durduruldu.
Speaker A
400 gazeteciye 4000 yıl hapis cezası verildi.
Speaker A
39 ton gazete ve dergi imha edildi.
Speaker A
299 kişi cezaevlerinde yaşamını yitirdi.
Speaker A
Bugün Türkiye hala 12 Eylül'ün izlerini taşıyor.
Speaker A
Hala 12 Eylül'de kendisine dikilen elbiseyi giyiyor.
Speaker A
Meydanlarda binlerce genç 12 Eylül'den hesap sorulması gerektiğini söylerken.
Speaker A
Kimileri de ülkenin bir iç savaştan kurtulduğu için 12 Eylül'ü tarihi bir gün olarak anıyor.
Speaker A
Bugünü anlamak için tarihi unutmamak ve tarihle yüzleşmek gerekiyor.
Speaker A
Ülkenin o dönemki kanlı günlerini anlamak ve bundan ders çıkarmak gerekiyor.
Topics:12 Eylülaskeri darbeTürkiye tarihisiyasi krizekonomik krizsağ-sol çatışmasıMilliyetçi CepheKenan EvrenMaraş katliamıkontrgerilla











