Tâhâ Sûresi 111-115. Ayetler Tefsiri | Abdurrahman Ateş… — Transcript

Abdurrahman Ateş, Tâhâ Suresi 111-115. ayetlerin tefsirini yaparak kıyamet, iman ve salih amel konularını detaylıca açıklar.

Key Takeaways

  • Kıyamet günü herkes ya cennet ya cehennemle karşılaşacaktır, arada kalma durumu yoktur.
  • İman ve salih amel birbirini tamamlayan unsurlardır; biri olmadan diğerinin değeri yoktur.
  • Zulüm yapanlar kıyamette hüsrana uğrayacak, mümin olarak salih amel işleyenler ise karşılığını tam alacaktır.
  • Kur'an-ı Kerim farklı surelerde aynı konuları farklı üsluplarla tekrar ederek insanları takvaya davet eder.
  • Amelsiz iman ve imansız amel faydasızdır; gerçek iman amel ile kendini gösterir.

Summary

  • Tâhâ Suresi 111-115. ayetlerin tefsiri yapılmaktadır.
  • Kıyamet günü Firavun ve Musa'nın karşılaşacağı durumlar anlatılmaktadır.
  • Zulüm yapanların kıyamette hüsrana uğrayacağı vurgulanmaktadır.
  • Mümin olarak salih amel işleyenlerin karşılığını tam alacağı belirtilmektedir.
  • İman ve salih amel arasındaki ilişki Kur'an ayetleriyle açıklanmaktadır.
  • Amelsiz imanın ve imansız amelin faydasızlığı üzerinde durulmaktadır.
  • Kıyamette insanların ya cennette ya cehennemde olacakları kesinlik kazanmıştır.
  • Kur'an-ı Kerim'in Arapça olarak indirildiği ve farklı surelerde konuların tekrarlandığı ifade edilmektedir.
  • Kur'an'ın üslubu ve indiriliş gayesi detaylandırılmaktadır.
  • Peygamber kıssalarının farklı surelerde farklı yönleriyle anlatılması Kur'an'ın özelliği olarak açıklanmaktadır.

Full Transcript — Download SRT & Markdown

00:00
Speaker A
Elhamdülillahi rabbil alemin vessalatü vesselamü ala Resulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Rabbişrahli sadri ve yessirli emri ve halul ukdeten min lisani yefkahu kavli ve efvudu emri ilallah innallaha basirun bil ibad. La havle vela kuvvete illa billahil aliyil azim.
00:25
Speaker A
Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdü senalar olsun. Onun Resulüne, al ve ashabına, ehlibeytine salatü vesselam olsun. Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, mağfireti, selamı ve selameti hepinizin, hepimizin üzerine olsun.
00:44
Speaker A
Taha Suresi ile birlikteyiz. Rabbimiz Firavun ve yardımcılarının kıyamet günü karşılaşacağı tablolarla Musa ve gerçekten samimiyetle beraber olanların kıyamette karşılaşacakları tabloları bir sahne içerisinde Rabbimiz bize anlatıyordu. Kıyamet bahsine gelmişti.
01:50
Speaker A
Firavun ve avanesinin dünyada yaptıkları yanlarına kar kalmayacağı gibi Musa ve beraberinde çile çekenlerin de yaptıkları, yaşadıkları boşa gitmeyecek anlamında Rabbimiz sözü kıyamete, ahirete getirmişti. 111. ayet-i kerimede kalmıştık.
02:40
Speaker A
Kıyamet tablolarında birkaç ayet daha Rabbimiz bizi o günle baş başa bırakacak. Karşılaşacağımız gün mutlaka iki gruptan birisi içerisinde olacak insanlar. Biz bu kitabın, bu ayetlerini okuyan insanlar olarak elbette mutlu olanlardan, cennet ehli olanlardan ümit ediyoruz. Rabbim mahrum etmesin.
03:21
Speaker A
Bismillahirrahmanirrahim. Ve anetil vücuhu lil hayyil kayyum. O gün herkes, bütün yüzler Hay ve Kayyum olan yani gerçek hayatın sahibi ve hakimiyetin tam sahibi olan Allah'a boyun eğmiştir.
04:10
Speaker A
Boyun eğmek zorunda kalmıştır. Ve kad habe men hamele zulma. Zulüm yüklenen ise, bu zulüm ile kastedilen nedir? Şirk başta olmak üzere Allah'ın hukukunu yerine getirmemekten tutun kulların hukukunu yerine getirmemeye varıncaya kadar ya da insanların hayvanları ve bitkileri haksızlık yapmasına varıncaya kadar zulüm kavramı içerisinde değerlendirilir.
05:15
Speaker A
Bu veya bu şu veya bu şekilde zulüm yüklenen ise, zalimlik vasfını hak kazanmış olanlar ise mutlaka o gün hüsrana uğrayacak yani kaybedenlerden olacak. Allah muhafaza. Ve sonraki ayet de bunun mukabili. Ve men ya'mel minas salihati ve hüve mü'minun.
05:59
Speaker A
Kim de salih amellerde bulunursa ama mümin olarak. Mümin olarak salih amellerde bulunursa ne bir haksızlığa uğramaktan endişe eder ne de hak ettiği karşılıktan mahrum kalmaktan endişe eder. Veya kötülüklerin arttırılmasından da endişe etmez bu kişi. Mümin olarak ameli salih işleyip gelenler ne kötülüklerinin arttırılması neyse o kadar onun dışında bir şey arttırılmayacağı bu konuda da endişe etmez. İyiliklerin eksiltilmeyeceğinden de eksiltilmesinden de endişe etmeyecektir. Ne ondan ne bundan bir zulme uğramayacaktır mümin olarak salih amel işlemiş olanlar da böyledir. Rabbim bizi de bunlardan eylesin.
07:00
Speaker A
Bu surenin 112. ayetinde kim mümin olarak salih amellerde bulunursa ifadesi geçti şimdi. Daha önce okuduğumuz 75. ayet-i kerimede ise bu konu bir başka cepheden gündeme getirilmişti. Ve men ye'tihi mü'minen kad amiles salihati. Salih amel işlemiş olarak mümin olarak gelirse. Mümin olarak geliyor ama salih amel işlemiş olarak gelirse.
08:21
Speaker A
Onlar için de gerçekten yüksek dereceler vardır demişti aynı surenin 75. ayet-i kerimesinde. Burada mümin olarak salih amelde bulunursa orada ise kim salih amelde bulunmuş mümin olarak gelirse birbirini tamamlayan ifadelerdir. Kur'an-ı Kerim'de 57 ayette bir arada zikredilen iman ve salih amel.
09:22
Speaker A
Amenu ve amilus salihati, amene ve amile salihan gibi 57 ayette müstakil olarak yan yana zikredilen ayrı onun dışında iman ve salih amelin birbirinden ayrı zikredildiği onlarca ayeti saymıyorum. 57 ayette bu ikisi birlikte bitişik olarak zikredilmesinden hareketle diyebiliyoruz ki imansız amel boşa gider, çabalar boşa gider. Aminetün nasıbetir. Raşiye suresindeki ifadesiyle Rabbimizin uğraşmıştır, didinmiştir, terlemiştir ama boşa gitmiştir imansız olduğu için.
10:45
Speaker A
Velev ki bütün insanlığa büyük icatlar sunmuş olsun dahi olsa yine boşa gitmiştir mümin değilse şayet. Aklı her şeye yetmiştir, çok zekidir, kafası çalışıyordur, müthiş icatlar yapmıştır ama Rabbini bulamayacak kadar kafası çalışan birisi ise tırnak içinde evet bu evet bunun imanı olmadığı için ameli boşa gider ama buna mukabil amelsiz bir imanın da yararı yoktur.
11:44
Speaker A
O bize göre mümin sayılır, Allah'a göre kıyamet gününde mümin mi değil mi o gün ortaya çıkacaktır. Ama işin tabiatı gereği amelle beslenmeyen imanın son nefese kadar iman olarak kalması da imkansızdır. Kendi kendimizi kandırabiliriz, birilerini kandırabiliriz, birileri mümin diyebilir, birileri iman olarak bunu niteleyebilir ama Allah'ın nezdinde bu iman olarak tanım görmez.
12:39
Speaker A
İman ameli gerektirir, amel de imanın gereğidir ve sonucudur. Bu ayetler bize bunu hatırlatır. Onun için mümin olarak kim de salih amel olarak işlemiş olarak gelirse elbette ne zulmedilmekten endişe eder ne de amellerin eksiltilmesinden endişe eder ne de işlediği günahlardan daha fazlasının yüklenmesinden endişe eder. Neyse odur. Güzel amellerinin kat be kat arttırılması Allah'ın lütfudur, fazlı keremidir, bu Allah'ın vaadidir. Ama işlenen kötülüklerin birebir karşılığını vermek de Allah'ın vaadidir. Allah bunun üstüne çıkmaz belki ekstradan bunu affedebilir, affeder, affetme ihtimali olabilir kötülükleri.
14:03
Speaker A
Tövbe etmemiz vasıtasıyla affedebilir. Tövbe etmemiş olduğumuz halde Rabbimizin huzuruna vardığımız zaman kendi lütfu keremiyle affedebilir ama bir şekilde affedebilir ama hiçbir zaman işlediğimiz kötülüklerin bir milim dahi fazlasını üstlenmez ya da üstümüze koymaz ya da cezasını bize çektirmeyecektir. Bu da Allah Teala'nın koymuş olduğu bir yasadır. İşte böyle kıyamette insanların bulunacağı durum bundan ibarettir. Ya öyledir ya böyledir. Üçüncü bir ihtimal yoktur.
15:00
Speaker A
Arada derede kalmak yoktur. Yani tırnak içinde Araf'ta kalmak ne orada ne burada ne cennette ne cehennemde böyle bir grup yok. Böyle bir grup olmayacaktır. Herkes mutlaka eninde sonunda varacağı yer ya cennettir ya da cehennemdir. Rabbim bizi cennetliklerden eylesin. Allah kitabında bunu söyledikten sonra kitabın kitabın indiriliş amacını bize bu ayetleri anlatış amacında Rabbimiz hemen peşinden tekrar hatırlatır.
15:54
Speaker A
Defalarca hatırlattığı gibi. Ve kezalike enzelnahu kur'anen arabiyyen. İşte biz bu kitabı Arapça bir Kur'an olarak Arapça okunacak bir metin olarak bir hitabe olarak indirdik. Ve sarrafna fihi minel va'idi leallehum yettekune. İnsanlar sakınsınlar diye, insanlar daha takvalı olsunlar diye, Rablerine karşı gelmekten sakınsınlar diye elbette biz orada tehditlerimizi, uyarılarımızı çok farklı üsluplarla, çok farklı tarzlarla anlatmaya çalıştık, anlattık bu kitapta.
17:00
Speaker A
Benzer konuların aynı konu demeyelim de benzer konuların çok farklı surelerde Fatiha'dan Bakara'dan başlayıp Nas'a gelinceye kadar çok farklı surelerde çok farklı yöntemlerle çok farklı bir üslupla anlatılma yöntemidir Kur'an'ın yöntemi. Bir defa konuyu bizim yazdığımız kompozisyonlar gibi, bizim yazdığımız kitaplar, metinler gibi değildir Allah'ın kitabı. Bakara'da anlatır, bir süre sonra geçersiniz Araf'ta tekrar gündeme gelir.
18:04
Speaker A
Okursunuz Kehf'te gündeme gelir, okursunuz sonra Enbiya'da Hac'da gündeme gelir. İnşikak'ta okursunuz, İnfitar'da gündeme gelir tekrar ya da Buruc'ta gündeme gelir. Yani bitmiyor ki. Baştan sona sürekli dönüp dolaşan bir metin olarak bir hatırlatma olarak Kur'an-ı Kerim'in üslubu budur. Kur'an-ı Kerim'in indiriliş gayesi de budur. Yoksa bizim oluşturduğumuz kitap metinleri gibi bir konuyu bir yerde anlatıp bitirebilir. Hayır Allah böyle yapmıyor.
19:10
Speaker A
Allah bir konuyu bir yerde anlatıp taraf bitirmiyor. Peygamber kıssalarından bahsederken de hakeza aynı şekilde aynı peygamberden söz edildiğini zannediyoruz ama bir bakıyorsunuz bir peygamber belki 7 belki 8 tane surede çok farklı yönleriyle ya da bir kavim çok farklı yönleriyle anlatılır. Neden? Çünkü her biri farklı bir yöntemle. Allah'ın kitabının özelliği budur. Kur'an'ı okumak budur. Ama peygamberler tarihini okursanız alırsınız bir peygamberler tarihi bir kıssasül enbiya okursunuz, bir biyografi okursunuz. Nuh'un hayatını doğumundan ölümüne kadar okursunuz. Buna da kronolojidir, buna da tarihtir. Kur'an değildir. Bu bilgi devşirmedir. Kur'an bunu böyle anlatmaz.
20:52
Speaker A
Allah rızası için bu derslerde zaman zaman söyleriz, hatırlatıyoruz, yeniden hatırlatayım. Bir peygamber tanıyacaksanız kıssalardan, tarihten peygamber tanımayın. Kur'an'ın tanıttığı bir şekilde peygamber tanıyalım. Çünkü öbürü bilgidir, bu bilinçtir. Kavimleri anlatırken de öyledir. Ad kavmini özellikle alt alta sıralayabilirsiniz. Bu bilgidir ama Ad kavmini 8-10 surede farklı yönleriyle ele alırsanız Kur'an'ın anlatışı şekilde okursanız bu bilinçtir.
21:48
Speaker A
Şuura ihtiyacımız var. Evet bilgiye ihtiyacımız var ama o bilgi şuurdan yoksunsa bir yere kadar bizi götürür ve bizi yarı yolda bırakır. Bu dönem modern dönem bilgi dönemi olabilir ama bilince daha fazla ihtiyacımızın olduğu dönemdir. Kur'an'ı böyle okumak lazım. Allah Teala da bu kitapta böyle anlatır. Sarrafna. Tasrif ettik. Farklı farklı üsluplarla, farklı farklı yöntemlerle, farklı açılarla, bakış açılarıyla bunları tekrar tekrar hatırlattık.
22:32
Speaker A
Kur'an'ın birçok yerinde Arapça Kur'an diye ifade edilir. Kur'anen arabiyyen. Arapça Kur'an. Evet bu Kur'an Arapça olarak indirilmiştir. Arapça Kur'an'ın ya da Kur'an'ın Arapça indirilmesinin Arap olmayan bir topluma yönelik mesajı olmayacak mı? Elbette Kur'an'ın indirildiği günden bugüne kadar gördüğümüz üzere kıyamete kadar da göreceğiz ki bütün dillere Kur'an-ı Kerim çevrilecektir, anlaşılan bir kitap haline dönüştürülecektir elbette. Ama hiçbir meal, hiçbir tercüme başka dillere yapılan hiçbir tercüme Arapça lafzını yerini tutma imkanına sahip değildir.
24:10
Speaker A
Allah'ın muradının Arapça olarak ifade edilmesi başka dillerde söz konusu olmuyor, olma imkanı da yoktur. Basit bir cümle söyleyeceğim. Fatiha Suresi'ni okursunuz. Elhamdülillahi rabbil alemin. Türkçe meallerde bakarsınız. Bu ayetin tercümesi nedir? Bütün övgüler alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir. Övgü dediniz. Oysa hamd övgüdür, şükür hamd gibi değerlendirilir, sena övgüdür vesaire. Hangisi acaba yuvarlamış gitmiş oluyoruz. Alem Arapçadır, hamd Arapçadır, Rab Arapçadır. Hepsi Arapçadan Arapçaya latinize ettik, tercüme etmedik.
25:45
Speaker A
Bunun bir izahı gerekecektir. Bu basit bir örnektir tabii ki. Rahman Rahim Allah'ın adıyla ne o besmelenin tanımı. Hangisi yani? Errahmanir Rahim Allah zaten hepsi Arapça. Tercüme Kur'an'ın yerine geçmez. Tercüme Kur'an'ın yerine geçmez demek yani tercümeden Kur'an öğrenilmez mi? Öğrenilir ama eksiktir. Bir tercümeyi, bir meali eline alan bir kardeşimiz bunun üzerinden ahkam kesemez. Muradı ilahiyi tam yansıtamaz. O yüzden her bir tercüme ayrı bir bakış açısıdır. Bir tane, üç tane tercüme etmiş olsaydı Türkiye'de 150-200 civarında meal ve tercüme olmazdı.
26:53
Speaker A
Her cemaatin, her yayınevinin takip ettiği bir tercüme, bir meal olmazdı. Dolayısıyla bu Kur'an'ın Arapça olması, Arapça olarak indirilmiş olması gerçeğini hiçbir zaman değiştirmez. Meal ayrıdır, Arapça ayrıdır, Arapça Kur'an ayrıdır. Elbette bu kitabın çok güzel tercümeleri, çok güzel tefsirleri elbette yapılabilecektir, yapılmaya devam ediyor zaten. Evet bütün bunlarla birlikte bilelim ki hiçbir tercüme Kur'an'ın orijinal yani Arapça olarak Rabbimiz tarafından Cibril vasıtasıyla Muhammed Aleyhisselam'a indirdiği lafızların yerine geçme imkanı ve ihtimali yoktur. Bunu özellikle ifade edelim. Allah kitabı bunun için indirdi. Fetealallahul melikul hakk. Gerçek hükümdar, gerçek melik olan Allah gerçekten çok yücedir, herkesten ve her şeyden yücedir. Ve la te'cel bil kur'ani min kabli en yuhda ileyhi vahyu. Özelde peygambere genelde her birimize diyor ki Allah Teala sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce vahiy bitmeden önce vahyin okunması bitmeden önce acele etme.
28:56
Speaker A
Okumak için acele etme. Ve kul Rabbi zidni ilma. Ve de ki Rabbim ilmimi arttır. De ki Rabbim ilmimi arttır. Hangi ilmini? Elbette vahiyden söz eden bir bağlamda ilim gerçek ilim vahiy bilgisidir. Diğerleri ilim değil midir? Diğerleri de bilgidir ama arttırılması istenen bilgi asıl budur. Bu bilgi yoksa diğer bir bilgilerin katsayısı yoktur, çarpanı yoktur. Vahiy bilgisi olsun fizikte öğrenin, kimyada öğrenin, biyoloji tıp öğrenin problem değil ama vahiy bilgisi yoksa geçmiş olsun. Ve kul Rabbi zidni ilma. İlim budur. Yoksa ilim diğerleri ilim değil anlamına gelmez ama arttırılması istenen ilim de budur. Allah Teala ne diyor burada? Peygamber Aleyhissalatu vesselam'a özelde dedik hem bu ayet bu ayetin hem bir tarihsel mesajı hem de bir evrensel mesajı vardır.
30:46
Speaker A
Nüzul döneminde, nüzul ortamındaki bir karşılığı ve bugün biz burada okurken bize yönelik bir karşılığı var bu ayet-i kerimenin. Ve la te'cel bil kur'ani min kabli en yuhda ileyhi vahyu. Vahiy bitmeden Kur'an'a acele etme. Vahyin nüzul dönemi ilk başlangıç. Taha Suresi de nispeten Mekke'nin ilk yarısına inen surelerdendi zaten. Vahyin yeni geldiği dönemde yazıyla yazılmıyor henüz. Vahiy sözlü olarak geliyor. Allah Resulü'nün elinde bilgisayar, kağıt, matbaa, kalem şu bu yok. Cibril ona arz ediyor ve Peygamber Aleyhissalatu vesselam da dinliyor ve bunu ezberliyor. Nasıl mı? Bilmiyorum ki.
32:36
Speaker A
Hani birer cümle halinde olsa hani mesela şu ayetleri okuduğumuz gibi ben bir cümle söyledim yavaş yavaş. Peygamber de tekrar etti. Cibril söylüyor o tekrar öyle değil. Mesela En'am Suresi neredeyse ittifak edilen bir görüş olarak söylüyorum. 165 ayetlik bir suredir En'am Suresi. Yani 25-30 sayfa tutar. Sayfalarını saymadım da 165 ayet. Uzun ayetler. Bir defada nazil olan bir suredir. Aslında diğer uzun sureler hep pasaj pasaj nazil olmuştur. Ama En'am Suresi bir bütün halinde bir defada nazil olmuştur.
34:10
Speaker A
Ve nüzulüne sahabe de tanıklık ediyor. Allah Resulü bir devenin üzerindeyken devenin ayakları titriyor. Peygamber de bir ter boşalıyor. Biz fark ettik ki diyor vahiy geliyor. Konuşmadık, dinledik, sustuk. Bir süre sonra, saatler sonra değil, birkaç dakika sonra Allah Resulü dedi ki bana En'am Suresi nazil oldu ve vahiy katiplerine bunu yazdırdı. 165 ayet. Yani şu telefona kaydet ve telefon birden söyleyecek. İnsan vahiy bu. Allah Resulü'ne böyle vahiy ediliyor. İlk vahiy dönemlerinde özellikle vahiy böyle gelince Allah Resulü acele etti. Yani kaçırmamak için.
35:09
Speaker A
Cibril bir şeyler anlat okuyor, anlatıyor. Acaba ben unutabilir miyim? Arada bir yanlışım olabilir mi düşüncesiyle o da dilini hareket ettiriyor. Unutmamak adına, ezberi muhafaza etmek adına vahyin ilk dönemleri böyledir Aleyhissalatu vesselam. İşte bu Peygamber Aleyhissalatu vesselam'a gelen bir uyarı. Öyle acele etmeye gerek yok. Veya onlar için Kur'an'da bahsedilen bir tehdit zaman zaman tehditler var ya. Özelden Mekke genelde bütün coğrafyadaki insanlara yönelik tehditler ama ilk muhatapları Mekkeliler. Kur'an'da bu tehditler söz konusu olduğu zaman o tehdit zamanı gelmeden söylemekte acele etme.
36:43
Speaker A
Allah sana söylediği zaman söyle onları hemen kendin tehdit etme. Acele etme bu anlamda. Vahiy bitmeden bunu yapmayacaksın. Mekke döneminde ilk vahiy pasajlarında bunu görebiliyoruz. Sebbi isme diye başlayan Ala Suresi'nde de bu var. Senukriuke fela tense. Öyle acele etme, heyecana kapılma, tedirgin olma, unutacağım diye endişe etme. Biz sana okutacağız ve unutmayacaksın. İlla maşallah. Allah dilerse ayrı ama biz sana okutacağız ve sen unutmayacaksın. Kıyamet Suresi'nde de aynı şekilde. La tuharrik bihi lisaneke li ta'cele bih. İnne aleyna cem'ahu ve kur'ane. Fe iza kara'nahu fettebi' kur'ane. Sümme inne aleyna beyane. Diyor.
38:21
Speaker A
Aynı vahyin ilk dönemleriyle alakalı bir ayet. Öyle dilini hareket ettirme, acele etme. Onu toplamak, onu okumak bize aittir. Biz onu okuduğumuz zaman sen bize tabi ol, bizi dinle sadece. Onun beyanını açıklamasını biz sana getireceğiz elbette. Niye bu kadar acele ediyorsun ki? Birkaç defa Allah Resulü bu konuda uyarıldı. İşte o uyarılardan bir tanesi de Taha Suresi'nin bu ayetiydi. Tarihsel anlamda bu. Yani Kur'an'ın nazil olduğu dönemde bu ayetin karşılığı buydu. Allah Resulü'nün acele etmesini Allah Teala istemedi. Bize aittir. Niye acele ediyorsun? İndiren biziz, hafızana yerleştiren de biziz. Bitti bu kadar. Bugün bunu konuşan ve dinleyen siz biz mahiyetini anlamakta zorlanırız, çözemezsiniz. Ben anlattım siz konuştunuz, dinlediniz veya bir yerde okudunuz. Nasıl oluyor bu yani? Bilmiyorum ki. Cibril 165 ayeti okuyacak bir çırpıda vahiy bitecek 3-5 dakika içerisinde aynısını peygamberin ağzından çıkacak ve sahabe ile sahabe bunu yazdırmış olacak.
40:27
Speaker A
Sahabe bunu peygamberden Aleyhissalatu vesselam'dan dinledikten sonra yazacak, yazdıklarını bize Kur'an olarak aktaracak. Tırnak içinde bir şey söyleyeyim mi? Kur'an-ı Kerim bu yönüyle sahabenin yazmasıyla bize rivayet olarak naklediliyor dememin nedeni bu. Allah ile peygamber arasında bizi ilgilendiren bir metin değildir Kur'an. Biz bilmiyoruz onu. Allah ve peygamber arasında o süreçte bizim alakadar olduğumuz bir yönü yok. Bizi alakadar eden yönü ne tarafı? Allah Resulü'nün dinledikten sonra zihnine girdikten ve dilinden dökülüp sahabe tarafından kayda geçirildikten sonra işte Kur'an denilen metin bu. Beğenirseniz beğenmezsiniz bu. Kimin rivayetiyle? Sahabenin rivayetiyle. Canınız isterse.
42:00
Speaker A
Bunun başka izahı yoktur. Çünkü bunu peygamberden ben duymadım. Bana da inmedi ve bunu bir yerden yazarak getirdi. Bugüne kadar böyle geldi. İlk duyan kim? Diyelim ki Abdullah bin Mesud yazdı. Diyelim ki Abdullah bin Abbas yazdı. Yazdılar ve onlar da işte kağıtlara, derilere, kaya, taş, tahta parçalarına yazdılar ve bugüne kadar Kur'an olarak bize geldi. Kur'an budur, bundan ibarettir. Onun için yasak ağaç neydi? Problem değil ki bunun peşine düşeceğiz. Allah Teala bir yasak koydu. Bitti bu yasağa yaklaşmayacaksınız. Adem'in yasağı da buydu. İradeye sahip çıkıyor mu, çıkmıyor mu bunu ortaya koymanın adıydı. Ve Adem Adem bir hata yaptı. Hatası nedir? Bilerek isyan etmedi. Allah'ın yasaklarını tanımama değil ya unutması ve kararlı olmaması. Unutmak. Hatasını itiraf etmesi ve tövbe etmesi de bunu gösteriyor. Ama unutmanın iki şekli var. Unutmak var, unutmak var. Bu faslı söyleyip bitireceğim. Unutmak var ama unutmak var.
43:46
Speaker A
Unutmak bazen ihmalin adı olabiliyor. Kendi kendimizi kandırmaya gerek yok. Kişinin bir şeyi gaflet veya başka bir şeyle meşgul olduğu için unutması ihmaldir. Sorumluluklarının idrakinde değil, çok da önemsemiyor. Yani tırnak içinde söyleyeyim unutmak istediği için unutabilir. Bu bahane değil, bu mazeret de olmaz. Böyle bir unutma kınanır ve cezalandırılır. Bu unutma sayılmaz. Ama beşeri özelliklerin gereği kişi kendisinden kaynaklanan bir sebep söz konusu olmadan unutabilir. İşte bu kınanma ve cezalandırma gerektirmeyen bir unutmadır. İkindi namazı geldi. Bir örnekle söyleyeyim bunu. İkindi vakti geldi. Vakit girdi, ezan duyuldu. Namaz kılınacaktı, kılmanız gerekiyordu. Aklınıza geldi ama işler yoğundu. Mesai saati yetiştirmeniz gerekiyordu. Memurdunuz, esnaftınız, pazarcıydınız, çarşıda tüccardınız neyse. İşi bitirmeniz gerekiyordu. Akşam olmadan, karanlık girmeden bitirmeniz gerekiyordu. Habire bitireyim dediniz.
45:25
Speaker A
Sonra bir baktınız ki akşam ezanı okundu. Tüh ya unuttum. Bu unutma değil, bu ihmaldir. Bu ihmaldir. Unutma hiç aklınıza gelmedi. Olabilir mi? Büyük konuşmayın. Büyük konuşmaya gerek yok. Hiç aklımıza ya bir insan namazla haşır neşir olur da unutmaz, unutması mümkün olabilir mi? İnsandır, beşerdir, unutabilir işte. Adem'i bana niye anlatıyor Allah Teala? Unutabiliyor demek ki. Böyle bir unutma evet mazeret nedenidir. Adem'in unutması böyledir. Kararlı olmadı demek ki. Çünkü arkasından gelen cümle ve lem necid lehu azma. Kararlı görmedik. Hangi konuda? Allah'ın kendisine verdiği emri tutma konusunda azimli görmedik. Bir kararlılık gerekiyormuş demek ki. Bir yere not alacaktı, kafasına mı not yazacaktı, gözünün önüne bir tablo mu koyacaktı ama bir yere koyacak bunu unutmaması gerekiyordu. Kafasına kazıyacaktı bunu. Niye insanlar işlerine gelen konuları unutmazlar?
47:00
Speaker A
İşlerine gelenler unutulmuyor. Hele para ticaret söz konusu olduğu zaman asla unutulmaz. 60 sene geçse de unutulmuyor. Hele alacağını hiç unutmaz. İnsanın hali budur. İşte Rabbimiz bizi bize Adem üzerinden anlatmış olacak. 116. ayetten itibaren inşallah kendimizi tanımaya devam edeceğiz. Sübhanekallahümme ve bihamdik. Eşhedü en la ilahe illa ente estağfiruke ve etubu ileyk.
Topics:Tâhâ SuresiAbdurrahman AteşKıyametİmanSalih amelKur'an tefsiriZulümCennetCehennemKur'an üslubu

Get More with the Söz AI App

Transcribe recordings, audio files, and YouTube videos — with AI summaries, speaker detection, and unlimited transcriptions.

Or transcribe another YouTube video here →