12 Eylül Belgeseli | 32.Gün Arşivi — Transcript

12 Eylül askeri darbesi öncesi Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve toplumsal krizleri detaylıca anlatılıyor.

Key Takeaways

  • 12 Eylül darbesi, Türkiye'nin derin siyasi ve toplumsal krizlerinin sonucu olarak ortaya çıktı.
  • Sağ-sol çatışmaları ve ideolojik kamplaşma ülkeyi uçuruma sürükledi.
  • Ekonomik kriz ve dış borçlar halkın yaşamını zorlaştırdı, IMF anlaşması tartışmalıydı.
  • Devlet içi gizli örgütlenmeler ve kontrgerilla iddiaları siyasi ortamı daha da gerdi.
  • Maraş katliamı gibi olaylar devletin yetersiz müdahalesiyle toplumsal yaraları derinleştirdi.

Summary

  • 12 Eylül askeri müdahalesinin yaşandığı günün ve öncesindeki siyasi ve toplumsal kaosun anlatılması.
  • 1970'lerde Türkiye'de artan anarşi, siyasi şiddet ve ekonomik krizlerin ülkeyi nasıl etkilediği.
  • Üniversitelerden mahallelere kadar yayılan sağ-sol çatışmaları ve kamplaşmanın derinleşmesi.
  • Milliyetçi Cephe hükümetlerinin ideolojik cephe mantığıyla hareket etmesi ve toplumsal tansiyonu artırması.
  • Ekonomik krizin derinleşmesi, döviz kıtlığı, karaborsa ve IMF ile yaşanan anlaşmazlıklar.
  • Ecevit hükümetinin uluslararası tefecilere başvurması ve bunun halkta yarattığı tepki.
  • Kontrgerilla iddiaları ve devlet içindeki gizli yapılanmaların tartışılması.
  • Kenan Evren'in Genelkurmay Başkanlığına geliş süreci ve askeri otoritenin yükselişi.
  • Maraş katliamı ve Alevi-Sünni çatışmasının derinleşmesi, devletin müdahale etmemesi.
  • Türkiye'nin 1980 öncesi siyasi istikrarsızlık, terör ve ekonomik krizle iç içe geçmiş karmaşık durumu.

Full Transcript — Download SRT & Markdown

00:28
Speaker A
25 yıl önce bugün Türkiye tarihi bir gün yaşıyordu. Demokrasi üçüncü defa kesintiye uğruyor.
00:36
Speaker A
Rengarenk ülkeye haki rengi bürünüyordu. Sizlere 12 Eylül askeri müdahalesinin olduğu o güne götüreceğiz.
00:49
Speaker A
O günün baş aktörleri, tanıkları ve mağdurlarının arşivlerde kalan hatıralarıyla bir askeri darbenin üç yüzünü anlatacağız.
01:51
Speaker A
1970'lere damgasını vuran iki şey vardı. Birincisi o zamanlar anarşi diye tabir edilen siyasal şiddet eylemleri.
02:04
Speaker A
İkincisi ise ekonomik kriz ve Türk halkının yeni tanıştığı enflasyon kavramıydı. Öyle bir Türkiye'ydi ki önce üniversitelerde başlayan çatışmalar giderek bütün ülkeye yayılmıştı.
02:16
Speaker A
Türkiye mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev bölündü. Ülke sağ ile sol tarafından adeta bir pasta gibi ortadan ikiye ayrılmıştı.
02:30
Speaker A
Sokağın soldaki ismi devrimciler, sağdaki ülkücülerdi. Solda devrimciler de ülkücüler de kendilerini savunduklarını söylüyorlardı.
02:40
Speaker A
Her iki görüşte kendi çıkarlarına göre ülkeyi kurtarma telaşına düşmüştü. Üniversiteler kaleydi.
02:50
Speaker A
Fakülteler baskınlarla el değiştiriyor, hatta saldırılarla geri alınıyordu.
03:00
Speaker A
Cepheleşme ve çatışma liselere, hatta ortaokullara kadar yayıldı.
03:10
Speaker A
Sokaklar gibi mecliste bölünmüştü. Bir yanda Cumhuriyet Halk Partisi, diğer yanda kendine milliyetçi cephe adını veren Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhuriyetçi Güven Partisi koalisyonu vardı.
03:20
Speaker A
73'ten 12 Eylül'e giden süreçte iktidar Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Cephe arasında gidip değişti.
03:30
Speaker A
Aslında koalisyonun adındaki cephe sözcüğü tehlikeli gidişin dönüm noktalarından biriydi.
04:11
Speaker B
MC kurulurken bütün Türkiye'nin partisi olmak, tansiyonu düşürmek gibi bir rasyonellikte değildi.
04:20
Speaker B
Ecevit'le birlikte yükselen solu durdurmak, solun karşısında bir baraj oluşturmak gibi negatif bir duyguyla kurulmuştu.
04:30
Speaker B
Dolayısıyla yükselen solun peşindeki milyonlar bu hükümeti kendisine karşı düşman olarak gördüler.
04:40
Speaker B
O düşmanlık da bu hükümeti, bu MC'leri, MC'deki bütün partileri etkiledi.
04:50
Speaker B
Ve giderek baktık ki MC sanki MC hükümetleri bütün Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten.
05:00
Speaker B
Türkiye Cumhuriyeti'ndeki bütün vatandaşlara güven vermeye çalışan, gergin tansiyonu düşürmeye çalışan bir hükümet değil.
05:10
Speaker B
Bir ideolojik mücadele heyeti haline dönüştü. MC'nin temel hatası cephe olmasıydı, cephe mantığıyla hareket etmesiydi.
05:41
Speaker A
70'lerin sonunda ise Ecevit döneminde bayrak açan sol artık savunmaya geçmişti.
05:50
Speaker A
Milliyetçi Cephe solu durdurmak için hükümete yerleşmiş, sokaklar ülkücülere emanet edilmişti.
06:00
Speaker A
Ülkücüler ise solun tamamını komünist olarak damgalıyordu.
06:10
Speaker A
Cumhuriyet Halk Partisi'ni de içine komünistlerin yuvalandığı bir parti olarak düşünüyorlardı.
06:20
Speaker A
CHP'yi komünistlere destek olmakla suçluyorlardı. Bu yalnız ülkücülerin değil sağ partilerin de yorumuydu.
06:30
Speaker A
Sol ise ülkücüleri faşist olarak nitelendiriyor, ülkücülerin otoriter bir diktatörlük peşinde olduklarını düşünüyordu.
06:40
Speaker A
Hareketin Amerika Birleşik Devletleri tarafından desteklendiğini iddia ediyorlardı.
07:02
Speaker A
Bir yanda terör, diğer yanda siyasi istikrarsızlık altındaki Türkiye'de ekonomik kriz de kaçınılmazdı.
07:10
Speaker A
70 sente muhtaç olunan yıllardı. 1977'ye gelindiğinde ekonomi artık felce uğramıştı.
07:20
Speaker A
Döviz kıtlığı inanılmaz boyuttaydı. Bulgaristan parasını alamadığı için elektriği kesmiş.
07:30
Speaker A
Kısıntılar günde 11 saate çıkmış, benzin ve tüp gaz kuyrukla dağıtılır olmuştu.
07:40
Speaker A
Margarin ise ancak karaborsada bulunuyordu. Kuyruklar her yıl daha da uzadı, uzadı.
07:50
Speaker A
1980'e bir kalaysa halk kriz ve terör ortamından artık yorgun düşmüştü.
08:00
Speaker A
Elektrik yoktu, kömür yoktu, petrol zaten uzun zamandır yoktu.
08:10
Speaker A
Türkiye köşeye sıkışmıştı. Batı Türkiye'nin uluslararası para fonu denetimine girmesini istiyordu.
08:20
Speaker A
Ve IMF ile anlaşma yapmasını istiyordu. Ecevit hükümeti ise bağımsızlık elden gidecek diye korkuyordu.
08:30
Speaker A
Ecevit son çare olarak uluslararası tefecilere başvurdu. Türkiye'nin silolarında bulunan bütün tarım ürünleri.
08:40
Speaker A
150 milyon dolarlık kredi karşılığında Belçika adı verilen bir Amerikan bankasına rehin edildi.
08:50
Speaker A
Ekmeğini topraktan çıkaran tarım ülkesi Türkiye için haber manevi yıkımdı.
09:00
Speaker A
Hükümet karıştı, Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki ipler arttı.
09:10
Speaker A
Ve 13 Mayıs 1979 günü Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği TÜSİAD tarihi bildirisini yayınladı.
09:20
Speaker A
TÜSİAD'a göre ekonomik krizin tek sorumlusu hükümetti. Ecevit sinirlendi, savcıları göreve çağırdı.
09:30
Speaker A
Ama gerçeği çok geç bir kitaptan öğrendi.
09:40
Speaker B
Sayın Mehmet Ali Birand'ın bu 12 Eylül'le ilgili bir kitabını yıllar sonra okudum.
09:50
Speaker B
Bazı üst düzey sermaye gruplarının önde gelenleri Washington'a gitmişler veya çağrılmışlar.
10:00
Speaker B
Ve orada Brezinski o sırada Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı veya önde gelen bir üyesi.
10:10
Speaker B
Amerika Birleşik Devletleri'nde varmış, çağırmış, siz böyle bir başbakanı nasıl başınızda tutarsınız diye.
10:20
Speaker B
Ve onun hemen ardından da o ekonomik sermaye gruplarından çevrelerinden bizim hükümetimizi düşürmeye yönelik paralı duyurular gelmiş oldu.
10:30
Speaker A
Türkiye sanki bir kısır döngünün içine girmişti. Ambargo, ekonomik kriz ve terör.
10:40
Speaker A
Terör arttıkça kamplaşma hızlanıyor, kamplaşma hızlandıkça da terör artıyordu.
10:50
Speaker A
Çatışmalar önce eylemlerle sınırlıyken sonra siyasi bir iç savaşa dönüştü.
11:00
Speaker A
Öyle ki gazeteler her gün anarşi raporları adı altında ölen gençlerin isimlerini yayınlıyordu.
11:10
Speaker A
Anarşi raporları 70'lerin ikinci yarısından itibaren hava durumu yolunu tutmuştu.
11:20
Speaker A
Ecevit meydanlarda halka kontrgerilla denilen bir oluşumdan bahsetmeye başladı.
11:30
Speaker A
Ecevit'e göre kanlı 1 Mayıs'ın arkasında da kontrgerilla vardı.
11:40
Speaker B
Ve dedim ki işte aldığım bilgilere göre Türkiye'de devlet içinde ama devletin denetimi dışında.
11:50
Speaker B
Bir örgütlenme var deyip bunun bundan duyduğum kaygıları anlattım.
12:00
Speaker B
O arada tabii kontrgerilla açıklamaları geldi. Tabii kontrgerilladan kastedilen büyük bir olasılıkla.
12:10
Speaker B
O özel harp dairesinin sivil uzantısıydı.
12:20
Speaker A
CHP liderinin kontrgerilla ile ilgili görüşleri Güneş Motel'de 11 Adalet Partili milletvekillerine.
12:30
Speaker A
Bakanlık koltuğu vererek başbakan olduktan sonra değişecekti.
12:40
Speaker A
Demirel ve tabanın baskılarıyla kontrgerilla adını verdiği özel harp dairesini.
12:50
Speaker A
Kara Kuvvetleri Komutanı Kenan Evren'e sordu. Evren yok öyle bir şey dedi.
13:00
Speaker A
Ecevit de yokmuş diyerek kamuoyuna duyurdu.
13:10
Speaker A
1978'de Silahlı Kuvvetler'de ise bayrak değişimi vardı.
13:20
Speaker A
Herkes Başbakan Ecevit'in dönemin Genelkurmay Başkanı süresini uzatmasını beklerken.
13:30
Speaker A
Ecevit uzatmadı ve emekliliğine hazırlanan Kara Kuvvetleri Komutanı Kenan Evren.
13:40
Speaker A
Kendini apoletlerini değiştirirken buldu.
13:50
Speaker B
Siyasetle ilgilenmeyen bir komutan olduğu izlenimini edinmiştim.
14:00
Speaker B
Hatta o kadar yumuşak üslubu vardı ki Genelkurmay'da Silahlı Kuvvetler'de acaba yeterince otoritesini kurabilecek mi diye de biraz kaygı duyuyordum.
14:10
Speaker B
O günü akşam gittik evde apoletlerimizi değiştirdik ama içimde hep bir şey var.
14:20
Speaker B
Tedirginlik var. Çünkü öyle bir görev üstlendim ki omuzlarımda hissettim ki.
14:30
Speaker B
Büyük bir ağırlık var. Çünkü Türkiye'de anarşi günden güne tırmanıyor.
14:40
Speaker B
Günden güne tırmanıyor. İyi değil.
14:50
Speaker A
Maraş dinle oynamanın ne gibi sonuçlar doğuracağının en tipik örneğiydi.
15:00
Speaker B
Önce sağcı solcu kavgasıydı. Sağcı solcu kavgasıydı. Biz burada tabii 50 seneden beri babamız, dedemiz Atatürkçü partilere.
15:10
Speaker B
Rey veriyorduk. Maraş olayından başladığı gün Alevi Sünni davasına çevirdiler.
15:20
Speaker B
Gelenler yani Allah Allah diye gelenler camilerde vaaz verdiler. Alevi öldüren cennete gider diye.
15:30
Speaker B
İmamlar falan. Böylece halkı kışkırttılar.
15:40
Speaker A
Evler yıkılıp yıkılıyor, insanlar hunharca katlediliyordu. Yaşanan tam bir vahşetti.
15:50
Speaker A
Maraş mezbahaya dönmüş, Alevi avı başlamıştı. Karnı kesilen hamile kadınlar.
16:00
Speaker A
Ağaçlara asılan gençler, diri diri yakılanlar.
16:10
Speaker B
Sedat Celasun Paşa gitmişti oraya. Raporu vardır bende. Geldiği zaman anlattı.
16:20
Speaker B
Komutanım dedi, tasavvur edemezsiniz dedi. Tasavvur edemezsiniz dedi.
16:30
Speaker B
Yeni doğmuş çocuk dedi, birkaç aylık çocuk dedi. Bacaklarından almışlar, iki bacağından ayırmışlar dedi yani.
16:40
Speaker A
Katliam bir türlü bitmek bilmedi. Geceli gündüzlü tam üç gün sürdü. Üç gün boyunca Maraş'ta.
16:50
Speaker A
İnsanlık da devlet de yoktu.
17:00
Speaker B
Ateş ediliyor karşılıklı. İnsanlar ölüyor. Bazı evler yanıyor.
17:10
Speaker B
Polis yok, jandarma yok, asker yok. Müdahale eden yok.
17:20
Speaker B
Ben telefon ettim jandarmaya. Dedim ki yukarı taraftan bu şey.
17:30
Speaker B
İmam Bağı derler bir mahallemiz var yukarıda. Onun içerisinden bazı dumanlar yükseldiğini evimin üstünden görüyorum dedim.
17:40
Speaker B
Müdahale edin, asker gönderin. Bana verilen cevap askerimiz yok.
17:50
Speaker B
Çoluğu çocuğu ev barkı yaktılar. Asker de gelmedi.
18:00
Speaker B
Asker 12 saat sonra geldi.
18:10
Speaker A
26 Aralık günü ortaya çıkan tabloda 120 ölü, binlerce yaralı, yerle bir olmuş ev ve iş yerleri vardı.
18:20
Speaker A
Maraş katliamından sonra Başbakan Ecevit 13 ilde sıkı yönetim ilan etmek zorunda kaldı.
18:30
Speaker B
Sıkı yönetim yok ki. Daha sıkı yönetim ilan edilmiş değil Türkiye'de.
18:40
Speaker B
Onun için oradaki emniyet güçleri ancak bunlarla ilgileniyor. Vali, emniyet kuvvetleri falan onlar ilgileniyor.
18:50
Speaker B
Ben bizi sıkı yönetim ilanına icbar etmek için o olayın çıkarıldığı kanısındayım.
19:00
Speaker B
Ve acı bir gerçek şu ki vilayet binasına bile içinde İçişleri Bakanımız varken vilayet binasına bile eylemciler.
19:10
Speaker B
Yürürken saldırgan bir şekilde yürürken civarda bulunan silahlı kuvvetler birlikleri bir türlü bizim yetkimiz yok gerekçesiyle.
19:20
Speaker B
Olaya karışmak istemediler.
19:30
Speaker A
1979'daki anarşi raporlarında 1252 ölü, 5400 yaralı kaydedildi.
19:40
Speaker A
12 Eylül 1980'e kadar anarşi raporları günlük olarak yayınlanmaya devam edecekti.
19:50
Speaker A
1980'de sırada toplumun ona bir şey olmaz diye düşündüğü isimler vardı.
20:00
Speaker A
İlk hedef Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısıydı. 27 Mayıs 1980'de MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak öldürüldü.
20:10
Speaker A
Sazak'ın ölümünün ardından yurdun dört bir yanında başlayan çatışmalar Çorum'da katliama dönüştü.
20:20
Speaker A
Bize telefon geldi. Alaattin Cami yanmıştı. İsmimi zikretmek istemiyorum.
20:30
Speaker A
O zamanki bulunduğum yerde. Ama biz vardığımızda arası 200 veya 300 metre olan bir mesafede cepheler zaten kurulmuş.
20:40
Speaker A
Otomatik silahlar bize doğrultulmuştu. Demek ki buradan daha evvel bizden evvel geçen bir rüzgar vardı.
20:50
Speaker A
Orada bizden evvel bu kavgayı, bu savaşın, bu cihadın artık adı neyse her neyse.
21:00
Speaker A
Adını ne koyarsak koyalım bu savaşın daha önce oraya bildirgesi vardı.
21:10
Speaker A
Ki o cepheler kurulmuş, beton duvarlar çekilmişti. Bu beton duvarları biz atmadık.
21:20
Speaker A
Onlar da atmadı. Yani biz şimdi Çorum'un Çorum'da işte o zaman 60 veya 50 bin kişilik nüfusu olan bir Çorum'da.
21:30
Speaker A
Böyle bir güçlü bir sol örgüt de yoktu yani. Bunu atan duvarları biz de hala merak ediyoruz.
21:40
Speaker A
Ancak şimdi adını koyduk. Adı belli. Ancak adını sistem koydu.
21:50
Speaker A
O zaman sistemi bizi veya o kardeşlerimizi o cepheleri örmeye veya bize bu barikatları örmeye mecbur eden sistemdi.
22:00
Speaker A
Çorum'da yaşananlar Malatya, Kahramanmaraş'ın kopyası gibiydi.
22:10
Speaker A
Yine o bildik senaryo uygulanıyor fakat kimse yaşananlardan ders almıyordu.
22:20
Speaker A
Çorum'da çoğu Alevi ve solcu 33 kişi yaşamını yitirdi.
22:30
Speaker B
Mesela öldürülen bir kişinin üzerine bir partinin kızgın demirle isimleri baş harfleri yazılmış.
22:40
Speaker A
Çorum katliamı da ardında yanıtlanmamış sorular bıraktı.
22:50
Speaker A
ABD Büyükelçiliği ikinci katibi Alexander Pekin katliamdan kısa bir süre önce.
23:00
Speaker A
Çorum'u neden ziyaret ettiği bu sorulardan biriydi.
23:10
Speaker A
Zira 12 Eylül öncesi tüm katliamlardan önce kimi Amerikalılar sahnede boy göstermişti.
23:20
Speaker B
Bu dönemde her gittiği yerde olaylar çıkmasıyla bilinen Amerikan Büyükelçiliği ikinci katibi.
23:30
Speaker B
Alexander Pek denilen kişinin CIA ajanı olduğu biliniyor.
23:40
Speaker B
Kahramanmaraş, Malatya gibi Çorum ve Amasya'da da görüşmeler yaptı.
23:50
Speaker B
Bu görüşmelerinde gerek MHP'den gerek CHP'den gerek AP'den gerek Çorumlu Belediye Başkanına kadar.
24:00
Speaker B
Değişik insanlarla temasta bulundu. Bu insanlara da genellikle Çorum'daki gelişmelerin olayların bir sağ sol ekseninde mi yoksa bir Alevi Sünni ekseninde mi oluşup oluşamayacağı.
24:10
Speaker B
Bu konudaki tahminlerini sorarak araştırma yapmıştır Alexander Pek ve Çorum'da da uzun zaman kalmış bu araştırmanın sürdürmüştür.
24:20
Speaker A
1980'de ise artık terör hedef büyütmüş, devletin en tepesine kadar ulaşmıştı.
24:30
Speaker A
1960'lı tura gelindiğinde hala ülkenin başında Cumhurbaşkanı seçilememişti.
24:40
Speaker A
Artık Kenan Evren daha da sertleşiyordu ve Evren ikinci başkan Haydar Saltık'ı çağırarak düğmeye basılması emrini verdi.
24:50
Speaker B
Haydar Paşa müdahale için efendim gerekli hazırlıkları yapın.
25:00
Speaker B
Radyoda okunacak bildiriler, bildiriler her şey hazır olsun.
25:10
Speaker B
Ben Brüksel dönüşünde İstanbul'da efendim gene kuvvet komutanları ve ordu komutanı, kolordu komutanlarıyla görüşeceğim.
25:20
Speaker B
Onların fikirlerini alacağım. Bu işi artık bitirelim.
25:30
Speaker A
Ülkede kan akmaya devam ederken Genelkurmay'da müdahale günüyle ilgili tartışmalar artık sona ermiş.
25:40
Speaker A
İhtilal planı netleşmişti. Bayrak adını verilen harekat 11 Temmuz'da yapılacaktı.
25:50
Speaker A
Ecevit 3 Temmuz'da hükümeti devirmek için gençleri vermişti.
26:00
Speaker A
Hükümeti Kerhan destekleyen Erbakan ise ünlü açıklamasını yapmıştı.
26:10
Speaker B
Kadaif'in altının kızarmasını bekleyeceğiz. Bunu beklemekte fayda var.
26:20
Speaker B
Evet bir ay daha. Ancak Demirel hiç beklenmedik şekilde meclisten güvenoyu aldı.
26:30
Speaker B
Bu haber ülkede istikrar isteyenleri sevindirirken Genelkurmay'da planlar değişti.
26:40
Speaker B
Ankara'daki zırhlı tümenler bir tank taburu Mamak'ta Amerikalıların bulunduğu yeri seçmişler.
26:50
Speaker B
Oraya gelmiş. Saat 2 miydi, 3 müydü neydi efendim.
27:00
Speaker B
Amerikalı telefon etmiş. Demiş ki bir tank taburu geldi buraya. Niçin geldi? Bana geldiler soruyorlar.
27:10
Speaker B
E zaten bir saat, iki saat kaldı söyleyin dedim yani. Müdahale edeceğiz dedim.
27:20
Speaker B
Yapılan açıklamanın ardından Amerikalılar hiç vakit kaybetmeden haberi Washington'a ulaştırdı.
27:30
Speaker B
Başkan Carter Türkiye'deki darbeyi haber aldığında damdaki kemancı müzikalini izliyordu.
27:40
Speaker B
Haber kulağına fısıldandıktan sonra da izlemeye devam etti.
27:50
Speaker B
Ancak Başkan Carter pek şaşırmış görünmüyordu.
28:00
Speaker B
Darbeyi Milli Güvenlik Konseyi'nden darbe gecesi gelen bir telefonla haber aldım.
28:10
Speaker B
Ama burada gece yaşanırken Türkiye'de çoktan sabah olmuştu.
28:20
Speaker B
Hatırladığım kadarıyla Başkan Carter Kennedy Center'daydı ve ben de özel ulağa.
28:30
Speaker B
Başkanı acilen iletilmek üzere bir mesaj bıraktım. Ama Başkan merkezden ayrılmadı.
28:40
Speaker B
Ayrılması için bir sebep de yoktu ve bu son derece olumlu bir gelişmeydi.
28:50
Speaker B
Ertesi gün Washington'da hissedilen duygu ferahlamaydı.
29:00
Speaker A
Saat 04.00'ü gösterdiğinde yollar açık parolasıyla Bayrak Harekatı tüm Türkiye'de başlamıştı.
29:10
Speaker A
Sıra ihtilalin radyo ve televizyondan duyurulmasına geldi.
29:20
Speaker B
Mesut Mertcan'ı aradık telefonla. Evine o sıralarda gelmiş yani gece 1 gibi falan aradık.
29:30
Speaker B
Sesinden de biraz alkollü olduğu anlaşılıyordu. Sonra kendisini bir araba göndererek askeri bir araç göndererek aldırdılar.
29:40
Speaker B
O da geldi. Geldiğinde tabii biraz da hafif sallanıyordu.
29:50
Speaker B
Sonra aldık kendisini işte tuvalete götürdük. Biraz başını suyun altına soktuk, yıkadık, mıkladık falan.
30:00
Speaker B
Şoföre nereden geldiklerini sordum. Genelkurmay'dan geliyoruz dedi.
30:10
Speaker B
Ben de o zaman belki bir Paşa'nın çocuğunun düğünü vardır diye düşündüm.
30:20
Speaker B
Gökçen geldi. Genelkurmay'a gittik. Bir zemin katlarına indik, bodrum katlarına indik.
30:30
Speaker B
Bir odaya girdik. Hep subaylar var. Muammer Yaşar ve Doğan Bey orada, Özlem vardır orada, Ertan Karasu orada.
30:40
Speaker B
Şaşırdım ve biraz da bir panikledim. Ne oluyoruz diye.
30:50
Speaker B
Paşalardan birisi evde o sırada ne yaptığını sordu. Yemek yiyecektim dedim.
31:00
Speaker B
Hemen bana pasta ve limonata söyledi. Ardından da Mesut'a okuyacağı bildiriyi verin dedi.
31:10
Speaker B
Ve ekledi. Biz bu kez asker okutmak istemiyoruz diye.
31:20
Speaker B
Aldım bir bildiri Milli Güvenlik Konseyi'nin 1 numaralı bildirisi diye.
31:30
Speaker A
Milli Güvenlik Konseyi'nin 1 numaralı bildirisi. Yüce Türk milleti.
31:40
Speaker A
Büyük Atatürk'ün bize emanet ettiği ülkesi ve milletiyle bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti.
31:50
Speaker A
Son yıllarda izlediğiniz gibi dış ve iç düşmanların tahrikiyle varlığına, rejimine ve bağımsızlığına yönelik.
32:00
Speaker A
Fikri ve fiziki haince saldırılar içindedir. Devlet başlıca organlarıyla işlemez duruma getirilmiş.
32:10
Speaker A
Anayasal kuruluşlar tezat veya suskunluğa bürünmüş, siyasi partiler acizdir.
32:20
Speaker A
Bildirinin okunmasından sonra radyoda kahramanlık türküleri çalınmaya başlanmıştı ki.
32:30
Speaker A
General Servet Bilgi elinde tabancasıyla hiddetle stüdyoya girdi.
32:40
Speaker B
Neden Ulusu'dan bir bant çalıyorsunuz falan dedi. Biz de dedik ki efendim bu Ulusu değil.
32:50
Speaker B
Hasan Mutlucan'dan bant çalıyoruz. Durdurduk, baktılar, kontrol ettiler.
33:00
Speaker B
Tekrar yerine taktık ve yayına devam ettik.
33:10
Speaker A
Bayrak Harekatı'nın en önemli hedeflerinin başında siyasiler vardı.
33:20
Speaker A
Evren siyasilerle bu darbede kibar davranılmasını istiyordu.
33:30
Speaker A
Siyasileri evlerinden almaya tanıdıkları isimlerle gidilmesini emrini verdi.
33:40
Speaker A
Demirel'i almaya Nahit Menteşe, Ecevit'i ise İrfan Özaydınlı ile gidilecekti.
33:50
Speaker A
Menteşe Demirel'e Genelkurmay'dan gelen zarfı uzattı. Tutuklanmıştı.
34:00
Speaker B
Alt kattan üst kata çıktım. Eşime söyledim böyle böyle bir durum var.
34:10
Speaker B
Sen burada kal çünkü bu çeşit hareketlerde sonra ne olacağı belli olmuyor.
34:20
Speaker B
Kesinlikle kalmam dedi. Kalmam sabahleyin kalktım. Toparlan gidelim.
34:30
Speaker A
Ecevit'e evinin kapısını açtığında Özaydınlı da aynı zarfı uzattı. Tutuklanmıştı.
34:40
Speaker A
Erbakan da aynı özenle evden alındı. Siyaset sahnesindeki dört isimden üçü tutuklanırken.
34:50
Speaker A
Türkeş evinde bulunamamıştı. Tüm bunlar olup biterken Türkiye 12 Eylül sabahı radyolardan çalan.
35:00
Speaker A
Kahramanlık türküleriyle uyandı. Sokağa çıkma yasağı konmuş, caddeler tanklara ve askeri araçlara kalmıştı.
35:10
Speaker A
Halk gelişmeleri radyo ve TV'den canlı yayında öğrenmeye çalışıyordu.
35:20
Speaker A
Evren Paşa bir konuşma yaparak darbenin nedenini televizyonda anlatmaya karar verdi.
35:30
Speaker B
Tabii ilk defa böyle televizyon karşısında tüm millete hitap edeceğim için biraz heyecanlıydım.
35:40
Speaker B
Heyecanlıydım. Onun için bir nopyum aldım. Bir nopyumu içtim. Öyle öyle gittim.
35:50
Speaker A
Silahlı Kuvvetler aziz Türk milletinin hakkı olan refah ve mutluluğu.
36:00
Speaker A
Vatan ve milletin bütünlüğü ve gittikçe etkisi azalmaya çalışılan.
36:10
Speaker A
Atatürk ilkelerine yeniden güç ve işlerlik kazandırmak.
36:20
Speaker A
Kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak.
36:30
Speaker A
Kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek için yönetime el koymak zorunda kalmıştır.
36:40
Speaker A
Demirel ve Ecevit ise Evren bu konuşmayı yaparken sürgün yerlerine Hamzaköy'deki askeri kampa toplanmışlardı.
36:50
Speaker A
27 Mayıs'tan ders alan komutanlar her iki lidere nazik davranıyordu.
37:00
Speaker A
Üst düzey komutanların lojmanları liderler ve eşlerine tahsis edilmişti.
37:10
Speaker B
Tek katlı bir motel tipi binanın bir küçük dairesinde biz kalıyorduk.
37:20
Speaker B
Araya bir boş daire bırakarak ondan sonraki daireye de Sayın Demirel'leri yerleştirmişlerdi.
37:30
Speaker B
Ve dışarı çıkıp dolaşmamız da yasaktı. Ancak balkona çıkabiliyorduk.
37:40
Speaker B
O yüzden kendisiyle görüşemiyorduk. Biz dördüncü günümüzü dolduruyoruz.
37:50
Speaker B
Bizi burada büyük bir nezaketle ve büyük bir misafirperverlikle karşılamıştır.
38:00
Speaker B
Silahlı Kuvvetlerimizin mensupları bütün yurttaşlarıma mutluluklar, esenlikler dilerim.
38:10
Speaker B
Özgürlük içinde, birlik içinde, barış içinde mutluluklar dilerim.
38:20
Speaker B
MHP lideri Necmettin Erbakan ve MHP lideri Türkeş'in ise yeni adresi Uzunada olacaktı.
38:30
Speaker B
Askeri yönetim 12 Mart'ta yapılan hataları tekrarlamak istememiş.
38:40
Speaker B
Milletvekillerine Ankara'daki Dil Okulu'nu cezaevi olarak tahsis etmişti.
38:50
Speaker B
Ancak Genelkurmay Başkanı Kenan Evren meclisi tatile çıkarıp milletvekillerine boşuna para ödemek istemiyordu.
39:00
Speaker B
12 Eylül'de meclis tamamen kapatıldı.
39:10
Speaker B
Ertesi gün 12 Eylül'de siyasiler cezaevindeyken millet meclisinde de bir tören vardı.
39:20
Speaker B
Milli Güvenlik Konseyi ilan edilecekti.
39:30
Speaker B
Yemin töreni tıpkı milletvekillerininkiki gibiydi.
39:40
Speaker B
Konsey üyesi komutanlar tek tek kürsüye çıkarak yemin ediyor.
39:50
Speaker B
Fonda ise Gürer Aykal ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Beethoven'ın Eroika'sını çalıyordu.
40:00
Speaker B
Ancak Eroika senfonisinin bir hikayesi vardı.
40:10
Speaker B
Beethoven Napolyon'u kendi gibi biliyor yani cumhuriyetçi, özgürlükçü.
40:20
Speaker B
Yenilikçi bir insan olarak biliyor ve Napolyon'a biliyor ki ezilen kitleleri koruyacak.
40:30
Speaker B
Fransız devrimlerini yaşamak, kazandıracak, Cumhuriyeti getirecek bir lider olarak biliyor.
40:40
Speaker B
Onun için bu bu çağ açan senfoniyi onun adını ona itaf ediyor, atıyor.
40:50
Speaker B
Ancak yine biliyoruz ki Napolyon bunların yerine tahta geçti.
41:00
Speaker B
Evet diktatör oldu. Bu Beethoven buna çok sinirlendiğini de biliyoruz.
41:10
Speaker B
Hemen şöyle söyler aşağı yukarı o da diğerleri gibi.
41:20
Speaker B
Basit bir insanmış. Hemen diğerleri gibi diyor. Bakınız basit bir insanmış.
41:30
Speaker B
O da insan haklarını çiğneyecek, kendi çıkarları uğruna bir zalim olacak.
41:40
Speaker B
Hemen böyle söylüyor. Tabii ki senfonisini bu birinci sayfada yazılır ya bu bunu hemen yırtıyor.
41:50
Speaker B
Aykal darbenin ertesi günü kimsenin cesaret edemediği tepkiyi sanatçı duyarlılığı ve estetikle.
42:00
Speaker B
Güvenlik Konseyi'nin yemin töreninde Beethoven'ın yardımıyla verdi.
42:10
Speaker B
Aykal'a göre hiçbir şef değneğini boşuna indirmezdi.
42:20
Speaker B
Orkestra şefinin elindeki değnek aslında 10-15 gram olmasına karşın.
42:30
Speaker B
Tonlarca beyin ağırlığındadır o. O çok başka bir şeydir.
42:40
Speaker B
Ben o gün tekrar özlemini duyduğum aynı Beethoven gibi.
42:50
Speaker B
o düşüncelerle tabii ki o eseri alıyorum. Ülkeme Cumhuriyeti, demokrasiyi tekrar getirecek.
43:00
Speaker B
Ben de onu düşünüyorum. Çok ilginçtir. Eee Saltık Paşa bunu bunu anlamış.
43:10
Speaker B
Bu senfoniyi biliyormuş ki bana haber gönderdi. Ne dedi? Eee Sayın Aykal'dan.
43:20
Speaker B
Gürer Aykal'dan öyle bilinen şeyleri çaldırmamasını rica ederiz gibi.
43:30
Speaker B
Bir eee bir haber aldık ondan.
43:40
Speaker B
Ben de bunu yazdım. Yani bir törenden orada ne izlenim nasıl neyi yazacaksınız? Nasıl yazacaksınız?
43:50
Speaker B
Yani demokrasiye inanmışsanız ve askeri yönetimin eee iş başına geldiği bir ana da tanıklık ediyorsanız.
44:00
Speaker B
Ne yazacaksınız ve yazmak da zorundaysanız. Bunu yazdım.
44:10
Speaker B
Ertesi gün eee Milli Güvenlik Konseyi'nden bir telefonla bir uyarı aldım ve ne demek istediğini soruldu.
44:20
Speaker B
Ben de bunu anlattım sadece. Sonra aynı gün öğrendim ki eee Eroika yasaklanmış askerler tarafından.
44:30
Speaker B
Bir daha çalınmadı zannediyorum hiçbir biçimde.
44:40
Speaker A
14 Eylül'de yönetime el koyanlar Beethoven'ın 200 yıldır yorumlanan Eroika senfonisini bile yasaklamıştı.
44:50
Speaker A
Beethoven yasağını hayatın birçok alanındaki diğerleri izledi.
45:00
Speaker A
Türkiye'de haklar ve özgürlüklerin askıya alındığı 12 Eylül darbesinin izleri uzun süre silinmedi.
45:10
Speaker A
Danışma Meclisi'nin hazırladığı anayasa 1982 yılında referanduma sunuldu.
45:20
Speaker A
Anayasayı eleştirmek yasaktı. Tartışmalı referandum sonucu anayasa %92'ye yakın oyla kabul edildi.
45:30
Speaker A
Anayasanın kabulü Kenan Evren'in devlet başkanı olması demekti.
45:40
Speaker A
Evren 1989 yılına kadar Türkiye'nin 7. Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.
45:50
Speaker A
12 Eylül öncesinde komutanlar meclise gelen idam kararlarının onaylanmamasını eleştiriyordu.
46:00
Speaker A
Kenan Evren gençlerin idam edilmesini asmayalım da besleyelim mi diyerek savundu.
46:10
Speaker A
12 Eylül'den sonra hakimler işte bu anlayışla çalıştı. Peş peşe kararlar çıktı.
46:20
Speaker A
Bu dönemde yargılananların 7000'i hakkında idam cezası istendi.
46:30
Speaker A
517'sine idam cezası verildi. 49 kişi ise asıldı.
46:40
Speaker A
Asılanlar ülkücü ve sol görüşlülerdi. Askerler idam cezalarında adil davranmaya çalışmışlardı.
46:50
Speaker A
Zeki Okan Kol dedi ki sağcı solcu yok. Mümkünse bir sağcı bir solcu.
47:00
Speaker A
İki sağcı, iki solcu neyse kaç tane çıkmışsa ikisini beraber yapalım.
47:10
Speaker A
Sonra demesinler ki bize bu gelen yönetim efendim sağ tutuyor, solu tutuyor gibi töhmet altında kalmayalım.
47:20
Speaker A
12 Eylül askeri müdahalesi bir karanlık dönemi kapatırken Türkiye için yeni bir karanlık dönemi açtı.
47:30
Speaker A
Bilanço ağırdı. 12 Eylül'ün uygulamaları inançlı bir kuşağın üzerinden silindir gibi geçti.
47:40
Speaker A
İhtilalden sonra 650 bin kişi gözaltına alındı.
47:50
Speaker A
1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Nüfus 42 milyondu.
48:00
Speaker A
98 bin kişi örgüt üyesi olmaktan yargılandı.
48:10
Speaker A
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten çıkarıldı.
48:20
Speaker A
388 bin kişiye pasaport verilmedi. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
48:30
Speaker A
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına gitti.
48:40
Speaker A
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin işkencede öldüğü belgelendi.
48:50
Speaker A
973 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
49:00
Speaker A
23677 derneğin faaliyeti durduruldu.
49:10
Speaker A
400 gazeteciye 4000 yıl hapis cezası verildi.
49:20
Speaker A
39 ton gazete ve dergi imha edildi.
49:30
Speaker A
299 kişi cezaevlerinde yaşamını yitirdi.
49:40
Speaker A
Bugün Türkiye hala 12 Eylül'ün izlerini taşıyor.
49:50
Speaker A
Hala 12 Eylül'de kendisine dikilen elbiseyi giyiyor.
50:00
Speaker A
Meydanlarda binlerce genç 12 Eylül'den hesap sorulması gerektiğini söylerken.
50:10
Speaker A
Kimileri de ülkenin bir iç savaştan kurtulduğu için 12 Eylül'ü tarihi bir gün olarak anıyor.
50:20
Speaker A
Bugünü anlamak için tarihi unutmamak ve tarihle yüzleşmek gerekiyor.
50:30
Speaker A
Ülkenin o dönemki kanlı günlerini anlamak ve bundan ders çıkarmak gerekiyor.
Topics:12 Eylülaskeri darbeTürkiye tarihisiyasi krizekonomik krizsağ-sol çatışmasıMilliyetçi CepheKenan EvrenMaraş katliamıkontrgerilla

Frequently Asked Questions

12 Eylül askeri müdahalesi öncesinde Türkiye'de hangi sorunlar vardı?

Türkiye'de 1970'lerde artan siyasi şiddet, sağ-sol çatışmaları, ekonomik kriz ve enflasyon gibi ciddi sorunlar vardı. Üniversitelerden mahallelere kadar yayılan çatışmalar toplumsal bölünmeyi derinleştirdi.

Milliyetçi Cephe hükümetlerinin siyasi ortam üzerindeki etkisi neydi?

Milliyetçi Cephe hükümetleri ideolojik bir cephe mantığıyla hareket ederek toplumsal tansiyonu düşürmek yerine artırdı. Solun karşısında bir baraj oluşturmak amacıyla kurulmuş ve bu durum kamplaşmayı derinleştirdi.

Maraş katliamı nasıl gerçekleşti ve devletin tepkisi nasıldı?

Maraş'ta Alevi-Sünni çatışması şiddetli bir katliama dönüştü, hamile kadınlar öldürüldü, gençler yakıldı. Devlet ve güvenlik güçleri müdahale etmedi, olaylar üç gün boyunca sürdü ve büyük bir vahşet yaşandı.

Get More with the Söz AI App

Transcribe recordings, audio files, and YouTube videos — with AI summaries, speaker detection, and unlimited transcriptions.

Or transcribe another YouTube video here →